Gecenin yerini almaya başlayan kızıllık gökyüzünü sarmaya başlamıştı. İlkbaharın son günleri olsa dahi şafak sökerken soğukluk içimde ürpertiye neden olmuştu. Çatı katında teresta iki arkadaşımın puflarda uyuyuşu diğerinin ise bilgisayar üstünde uyuyuşuna baktım. Bugün sunum günümüz olması son bir haftadır olduğu gibi bizim sabahlamamıza neden olmuştu.
Mimarlık okumanın zorlukları olacağını bilerek seçmiştim bu bölümü ama günlerce uykusuz kalarak proje hazırlamak hepimizi mahvetmeye yetmişti.
Üzerime giymek yerine sırtıma attığım hırkayı kalktığım sandalyeye bıraktım. Puflarda uyuyakalmış arkadaşlarımı geçip kızarmaya devam eden gökyüzüne baktım. Yeni ve birbirinin aynısı bir gün daha başlıyordu benim için. İnsanlardan önce uyanan çatılardaki küçük yuvalarından çıkan kuşların cılız sesleri gelmeye başlamıştı kulağıma. Karşımda kalan parkta her zamanki gibi saatinde gelen amca yanına gelen köpeklere elindeki poşetteki mama ve ekmekleri döküyor onlarla sanki arkadaşıymış gibi sohbet ediyordu.