--- Bölüm 4: Kelimelerden Bir Ev Daisy, o gece başlığını attığı yazıya uzun süre dokunmadı. “Kapının Ardındaki Sesler”… Cümleye başlamak zordu. Çünkü ne yazarsa yazsın, ya eksik kalacaktı ya da fazla ağır. Bazı anılar insanın içine kazınır; onları dile dökmek, bir nevi tekrar yaşamak gibidir. Yatağının ucuna oturdu, defteri kucağına aldı ve gözlerini kapattı. Gecelerin o tanıdık soğukluğunu düşündü. Kapının ardında biriken öfkeyi. Bazen sinen alkol kokusunu, bazen de bastırılmış çığlıkları… Derin bir nefes aldı ve kalemini oynattı: >“Ben bu evde hep ayak sesleriyle büyüdüm. Sessizken korkutan, geldiğinde titreten, gittiğinde içimi boşaltan ayak sesleriyle…” Yazdıkça, geçmiş sayfalardan çıkıp bugünün tam ortasına oturdu. Cümleler onu hem yordu hem rahatlattı. Çünkü artık kendini anlatabildiği bir dili vardı. O dil, kelimelerle inşa ettiği görünmez bir ev gibiydi. Gerçek evinin aksine, bu evde bağırışlar yoktu. Kimse onu aşağılamıyor, korkutmuyor, incitmiyordu. Ertesi gün ödevini öğretmenine teslim ettiğinde, defterin kapağını son kez okşadı. İçinde ne olduğunu kimse bilmeyecekti belki. Ama o artık içinde ne olduğunu biliyordu. Yazdıkları sadece kâğıtta değildi artık; kalbinin köşelerinde yer etmişti. Öğretmeni birkaç gün sonra yazıyı geri verdi. Üzerinde kırmızı kalemle sadece bir cümle vardı: >“Okurken sustum. Teşekkür ederim.” Daisy o cümleye uzun uzun baktı. Kimseye teşekkür edecek kadar bir şey yaptığını düşünmemişti. İlk kez bir yetişkin onun sessizliğini anlamıştı belki de. Belki de ilk defa, bir yetişkin bir çocuğun kelimelerine eğilmişti. O günden sonra yazmaya daha çok zaman ayırdı. Artık yalnızca günlük değil, küçük hikâyeler, şiirler, mektuplar yazıyordu. Hepsi birer iç döküş, birer hayatta kalma biçimiydi. Yazmak, onun morluklarını gizlemiyor ama taşımasını kolaylaştırıyordu. Ve her yazdığında, biraz daha büyüyordu. Biraz daha iyileşmiyordu belki ama biraz daha ayakta kalmayı öğreniyordu. ---
5.Bölümün Tahmini Yazılma Süresi: Yarın