Gece olmuş ve saat epey ilerlemişti ama ben uyuyamıyordum, belki de odam da bir erkeğin olması rahatsız etmiştir diye düşünsem de ondan rahatsız olmadığımı biliyordum ama işte nedenini pek anlayamıyordum.
Merak? Ne tuhaf bir kelimeydi bu böyle, bunca zaman sonra ilk hissedeceğim duygunun kesinlikle acı veya hüzün olduğunu düşünmüştüm ama hissede hissede merak duygusunu hissetmiştim.
Aklıma ailemin ölüm haberini aldığım gün geldi, hastane odasında uyandığım da başımda bekleyen teyzem ve eşiyle zaten bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım ama sorgulamak gelmemişti içimden sonraysa yavaş yavaş alışmam için annem ve babam gömüldükten 1 hafta sonra söylemişlerdi bana.
Hiçbir tepki vermemiştim ve teyzemler bunu garipsese de bir şok geçirdiğimi düşünerek pek üstünde durmamışlardı, sonra beni onların mezarına götürdüler, acı yoktu, hüzün hiç yoktu durdum ve annemle, babamın mezarını öptüm, ağlamak istedim, hüngür hüngür ağlamak onları benden alanları bulmak istedim ama zaten bize çarpan arabada ki adam da olay yerinde hayatını kaybetmişti ve ben istediğim gibi ağlayamamıştım.
Sonrasında zaten olaylar peş peşe geldi teyzem durumumu fark etti ve beni tekrardan doktora götürdü, doktor Aleksitimi dedi, hastalığım buydu, sonrası zaten bir curcunaydı.
Gözlerimi tavandan ayırarak sağ tarafa döndüm, uyuyordu, ses çıkarmamaya gayret ederek onun tarafına döndüm, bana doğru uyuduğu için yüzünü izliyordum, bir erkeğin olabileceğinden çok güzeldi, o bir insan olmamalıydı.
O son konuşmamızdan sonra hiç konuşmamıştık ve ikimizde kendi köşemize çekilmiştik, bütün gününü bir elinde sigarası diğer elindeyse daha ortalarında olduğu kitabını okuyarak geçirmişti ama ben sanki bir sapık gibi onu izlemiştim oysa umurunda bile olmamıştı tabi buda benim işime gelmişti.
Uykum olmadığı için yine aynı sessizliğe özen göstererek yatakta doğruldum ve oturur pozisyon aldım, güzel gördüğüm her şeyi vücuduma çizme gibi bir takıntım olduğu için hemen yatağımın yanında ki tükenmez kalemimi elime alarak uyumadan önce giydiğim kazağımı yukarı sıyırdım, kazak tarzı şeyleri giymeyi sevmesem de kış ayında olduğumuz için maalesef ki giymek zorunda kalıyordum.
Sağ koluma onu çizmeye başladım, ilk başta karanlıkta zorlansam da sonrasında alıştım ve onu karış karış çizmeye başladım, ilk gözlerini sonra ağzını, burnunu, her zaman çatık duran kaşlarını, çene gamzesini ve en sonun dağınık saçlarını çizdim.
Ben çizimimi bitirmeye yakan güneş doğmaya başlamıştı ama hemen ardından yağmur yağmaya başladığı için hava pek aydınlanmamış hala aynı kasvetini koruyordu.
Çizimim sonunda bitmişti ve bu beni mutlu etmişti heyecanla Dağhan'a doğru döndüğümde onun hala kısa kollu olduğunu ve üstünün açıldığını gördüm, üzerini örtmek istedim ama ya uyanırsa ve beni azarlarsa diye yapmadım.
Büyük bir şefkatle koluma çizdiğim seni izledim ama sen sanki umurumda değil dermiş gibi sırtını çevirdin, o gün sana çok kırılmak istedim ama yapamadım.
Kalemi ses çıkartmamaya çalışarak masaya bırakıp yatakta uzanır pozisyonu aldım, sol kolumun üzerine yatamadım sanki yatarsam silinecekmişsin gibi gelmişti, ama sağ kolumun üzerine yatarak sol koluma bakarak uyuyakaldım.