İçeriğe geç

RUHLARI YAKILMIŞLAR KILISESI

Bölüm 1 · 3 dk okuma

RUHLARI YAKILMIŞLAR KILISESI

Bölüm 1

1: KAYIP ELMA

Mezarlığın başında saatlerim geçmişken boş boş baktığım mezar taşından kaldırdım sonunda bakışlarımı. Kasımın 1'ini gösteriyordu takvimler şimdi. Doğumum bugündü. Hayır. Doğumum ve ölümler bugündü.

Ben Zera Atalay. Hayır. Zarar ve ziyan. Doğarken ilk cinayetimi işledim. Hem annemi, hem babamı öldürdüm. Bunlar ilkti ama asla son olmadı.

Ayağı kalktım aniden. Aklıma dolan şeylerin birazdan sebep olacağı şeyleri bildiğim için uzaklaşmam gerekiyordu hem mezarlıktan hem düşüncelerimden. Hızlı adımlarla çıkışa doğru ilerledim. Kapıda iki koruma ve benim arabam duruyordu. Beni gördükleri gibi biri arabanın kapısını açtı. Diğeri ise arabaya binip arabayı çalıştırdı. Onlar da biliyordu. Yapacaklarımı onlar da öğrenmişti. Arabaya bindim. Diğer koruma da öne geçtikten sonra araba hızla ordan uzaklaşmaya başladı. Koruma yolu sorma gereği duymadan eve doğru sürmeye başladı. Hep olduğu gibi.

Eve vardığımda evdeki hizmetliye çoktan haber verilmiş, evin kapısının önünde beni bekliyor haldeydi. Ben eve adımımı atar atmaz o da hızla ayrıldı burdan. Zarar görmek istemiyor diye düşündüm. Bende öyle yapardım. Kim benim yanımda kalmak isterdi ki.

Çalışma odama çıkıp işlerin başına geçtim. Birkaç düzenlemeyle yeni gireceğimiz ihalenin raporlarını da hallettikten sonra çalışma odasında çıkıp kendi odama ilerledim. Yine kış geldi diye düşündüm. Yine kış geldi ve yine kan kokuyor. Beyazlığa zıttım, ben kırmızıydım. Kan damlıyordu ellerimden, dillimden. Ben korkulandım, asla yanında olunan değil. Yıllarca bu evde kaldım yanımda kimsem olmadan. Bunun son bulacağını,yıllar geçtikçe yanımda birilerinin olacağını düşünmüştüm. Yanılmışım. Ev hâlâ aynı, ben hâlâ yanlızdım. Ama sorun değildi. Kimse kan kokan birinin yanında olmak istemezdi. Rahatsız ederdi onu. Beni bile iğrendiriyorken onların böyle düşünmesi normaldi. Anlıyordum.

Kendimi yatağa atıp tavanı izlemeye başladım. Tavanlar. Tavan. Okuduğum bir kitapta şöyle bir cümle vardı; Tavanlar bakmasını bilene çok şey anlatırmış. Sen bakma, kaldıramazsın. Ben o tavanın altında kaldım ama ne tek bir gören ne tek bir işiten oldu. Ruhum o enkazın altında bedenimden ayrıldı. Şimdi ruhsuz bir canavarım. Ama. Bu sorun değil ruhumu ilk kaybedişim değil.

Mezarlığın başında saatlerim geçmişken boş boş baktığım mezar taşından kaldırdım sonunda bakışlarımı. Kasımın 1'ini gösteriyordu takvimler şimdi. Doğumum bugündü. Hayır. Doğumum ve ölümler bugündü.

Ben Zera Atalay. Hayır. Zarar ve ziyan. Doğarken ilk cinayetimi işledim. Hem annemi, hem babamı öldürdüm. Bunlar ilkti ama asla son olmadı.

Ayağı kalktım aniden. Aklıma dolan şeylerin birazdan sebep olacağı şeyleri bildiğim için uzaklaşmam gerekiyordu hem mezarlıktan hem düşüncelerimden. Hızlı adımlarla çıkışa doğru ilerledim. Kapıda iki koruma ve benim arabam duruyordu. Beni gördükleri gibi biri arabanın kapısını açtı. Diğeri ise arabaya binip arabayı çalıştırdı. Onlar da biliyordu. Yapacaklarımı onlar da öğrenmişti. Arabaya bindim. Diğer koruma da öne geçtikten sonra araba hızla ordan uzaklaşmaya başladı. Koruma yolu sorma gereği duymadan eve doğru sürmeye başladı. Hep olduğu gibi.

Eve vardığımda evdeki hizmetliye çoktan haber verilmiş, evin kapısının önünde beni bekliyor haldeydi. Ben eve adımımı atar atmaz o da hızla ayrıldı burdan. Zarar görmek istemiyor diye düşündüm. Bende öyle yapardım. Kim benim yanımda kalmak isterdi ki.

Çalışma odama çıkıp işlerin başına geçtim. Birkaç düzenlemeyle yeni gireceğimiz ihalenin raporlarını da hallettikten sonra çalışma odasında çıkıp kendi odama ilerledim. Yine kış geldi diye düşündüm. Yine kış geldi ve yine kan kokuyor. Beyazlığa zıttım, ben kırmızıydım. Kan damlıyordu ellerimden, dillimden. Ben korkulandım, asla yanında olunan değil. Yıllarca bu evde kaldım yanımda kimsem olmadan. Bunun son bulacağını,yıllar geçtikçe yanımda birilerinin olacağını düşünmüştüm. Yanılmışım. Ev hâlâ aynı, ben hâlâ yanlızdım. Ama sorun değildi. Kimse kan kokan birinin yanında olmak istemezdi. Rahatsız ederdi onu. Beni bile iğrendiriyorken onların böyle düşünmesi normaldi. Anlıyordum.

Kendimi yatağa atıp tavanı izlemeye başladım. Tavanlar. Tavan. Okuduğum bir kitapta şöyle bir cümle vardı; Tavanlar bakmasını bilene çok şey anlatırmış. Sen bakma, kaldıramazsın. Ben o tavanın altında kaldım ama ne tek bir gören ne tek bir işiten oldu. Ruhum o enkazın altında bedenimden ayrıldı. Şimdi ruhsuz bir canavarım. Ama. Bu sorun değil ruhumu ilk kaybedişim değil.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.