Jimin'den:
Sabah başımdaki keskin ağrı ile uyandım ve bir kaç saniye kendime gelmeye çalıştım, gözlermi ovuşturup, yatakda iki seksen gerildim.
Yatakdan kendimi güç bela kaldırdım. Uyuşuk adımlar ile banyoya doğru ilerledim aynanin karşısında kendimi inceledikden sonra yüzüme su çaldım günlük bakımlarımı yapip banyodan ayrıldım.
Hızlı bir şekilde okul formalarımı giydim saçımı tarayıp şekil verdim kendime ayna karşısında övgüler yağdıracak kadar vaktim yoktu ne yazıkki. Mutfağa inip babamin bana bıraktığı kahvaltıyı yemeye başladım ve o sırada instagramdan mesajlara yanıt veriyordum.
FelixX
Knk ne zaman çıkıyon. Ben
sizin oraya yakınım gelince
yazarım.
Chimmy
Kahvaltımı bitirdim sayılır.
ha bide okula gitmeden markete
uğrayalım.
FelixX
tamamdır knkss.
(Görüldü)
Ben geldim çık hadi
(Görüldü)
Felixin mesajını görür görmez çantamı ve babamın bıraktığı parayı alıp çıktım kapıyı açar açmaz "aNyoNg~" bana aegyo yapan Felixi görmemle hayatim 3 saniye güzelleşti. "Jiminiee~" onun bu hallerine kahkaha atarak cevap verdim. Felixin sesini incelterek yapması bunu daha da komik hale dönüştürüyordu. "Jiminiee hadi gidelim~" aman tanrım çoook tatlı ona kafamı sallayarak cevap verdim aynı zamanda gülmeye de devam ediyordum. Yol boyunca birbirimize aegyo yaparak gülüştük okul kapısına geldiğimizde Jelixin modu bir anda değişmişti ve bana o kalın sesiyle "buyurmazmısınız ekselansları" diyerek eğilmişti bende bir prenses edası ile gömleğimin eteklerinden tutup parmak uçlarımla diğer elimle ağızımı kapattım "çok nazik bir beyfendisiniz" Felix doğrulup elimi tuttu ve beni bir prenses edası ile okul kapısına kadar eşlik etti taa ki bu oyunumuz kedi suratlının bize laf etmesiyle son buldu. "prensescilik oyununu genelde kızlar oynar erkekler ile, diye biliyorum ben" göz devirip okul kapısından içeri girdik. Sınıfa sıramızda otururken yine Felixle şakalaşıp gülüyorduk ardından sınıfa siyah saçlı sırık boylu bir oğlan girdi ve "dans gösterisi yapacağız katılmak isteyen var mı?" diye bütün sınıfa sordu. Felixle bakışıp el kaldırdık uzun boylu çocuk yanımızı gelip isimlerimizi yazdı. "Adın ne?" diye sordum bana gülümseyerek "benim adım Soobin dokuzuncu sınıfım" woah o boy o pos benim rızkımı yiyor olmaz böyle şey resmen Allah benden almış Soobine vermiş "başka varmı?" "Ben" arkalardan bir ses yükseldi haliyle herkes dönüp de baktı Soobin arkalara doğru ilerledi çocuğuna adını yazdı ve sınıftan çıktı. Ders Kore dili ve edebiyatıydı son 15-20 dakika vardı. "bu günlük bu kadar olsun çocuklar notunuzu iyi alın tahtayı da silmeyin tenefüste yazın çünkü yer değişikliği yapıcam" sınıftan bir toplu hayır çıktı "merak etmeyin sadece görme problemi olan arkadaşlarınızı öne alacağım". Hoca teker teker öğrencileri tahtaya aldı "se mi sen jiminle yer değiştir jimin sende" hoca sınıfa göz gezdirdi "hoseokun yanı boş oraya geç" arkamı dönüp hoseoka baktım elini kaldırıp yerini işaret ediyordu hemen eşyalarımı toplayıp çantama koydum se mi de başımda bekliyordu. Sıramdan ayrılıp arkalara doğru ilerlerdim. Hoseokun sırasına geldiğim çantası ile diğer sandalyeye geçip bana yer vermişti yanına oturdum ve cebimdeki telefonum titredi elime alıp bildirimlerle baktım mesaj Felixdendi
FelixX
Laan kız var yanımda
baya baya canlı kanlı elini falan
hareket ettiriyo çok
heyecanliyim.
Chimmy
Senin devreler yanmış yine
Su iç kendine gel korkutup kaçırma
kızı
(görüldü)
Göz devirip telefonumu çantama koydum gözlerim bir anlığına Hoseokun gözleri ile buluşunca şaşırdım bana niye bakıyor ki sıramda doğrulup "merhaba ben Jimin seninle aynı gösteride olacak olmamız ne güzel" gülümseyerek şirin bir imaj yaratmaya çalıştım oda aynı şekilde "bende memnun oldum" dedi gülümseyerek elleriyle elimi tuttu "fazla memnun olmayın okuldayız daha" Hoseok sesin sahibine dönüp "yaa Seokjin-ah" diye karşılık verdi gülerek bu adam her şeye gülüyor mu böyle "istersen ben seninle memnun olabilirim Seokjin-ah~" herkes sesin sahibini ilk okul çocuğu gibi tezahüratladı biri hariç oda kedi suratlı "banamı halleniyorsun lan hoşt " karşılık verdi Jin "durun lan önce Jimine kendimizi tanıtalım" bana döndü ve boğazını temizleyip devam etti "ben Jungkook ve şuradaki uzaylıya benzeyen kıvırcık Taehyung, buradaki hırçın kedi Yoongi, yanında oturan papatya Hoseok birbirine hallenen kafirlerde Namjoon ve Jin" Namjoon, Jungkookun dediğine karşılık olarak Jungkookun koluna sert olmayan bir yumruk attı "vurma lan göt" Namjoon karşılık verecekken sözü hoca tarafından kesildi "değişiklik bu kadardı çocuklar çıkabilirsiniz" ayağa kalkacakken hoseok bileğimden tuttu "biraz konuşsaydık" gülümsemesi hiç yüzünden ayrılmıyordu maşallah neyse yerime geri oturdum ve Hosekun konu başlatmasını bekledim "ee Jimin kız arkadaşın var mı" aklıma dayak yediğim gün geldi "yok ya yüzüm bir dayağı daha kaldıramaz" dediklerine karşılık bana sorar gözle bakıyordu Hoseok"ne dayak yemesi? Jimin kim yaptı?" neden bir anda bu kadar endişelendi ki "eski okulumdayken ya eski olay çok takma" gözlerim Felixi bulduğunda Se Mi ile ilgileniyordu "Felixi nerden tanıyorsun?" Hoseoka dönüp "ortaokul arkadaşıyız" gülümsememi hiç eksik etmeden konuşuyordum. "takılacak başka arkadaşlarınız yok mu sizi hep 6 kişi görüyorum da" gülümsemesi düşmüştü yanlış bir şey mi dedim "yok biz böyle iyiyiz" dikkatlice dediklerini dinliyordum bir insan bu kadar mı güzel olur ona dalıp gitmiştim ve ağızımdan yanlışlıkla "çok yakışıklısın" ne dediğimi fark edince hemen kendime geldim ve bizi izleyen yoongiyi gördüm ruhsuz bir surat ifadesi vardı.
Okulda pratik yapacağımız salonu arıyordum umarım kaybolmam. koridor boyunca ilerledim ardından alkış sesleri gelmeye başladı acaba gösterimi var büyük salon kapısına doğru yaklaştım yaklaştıkça alkış sesleri artıyordu kapıyı sessizce araladım ve göz ucundan bakmaya başladım önce bir kafa gördüm bir dakika bu Jungkook lan bu Taehyung lan onlar lan ne yapıyor gördüklerimin şokunu hala üzerimden atamadan kapıyı yavaşça kapatıp yumuşak adımlarla arkama bakarak ilerlemeye başladım ama bir bedene çarptım Jiminin günü hiç normal geçer mi aslaa kafamı kaldırıp baktım hassiktir...