Ilk yazışım yani cring olabilir ve lutfen hatalarımı mazur görün
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Sabah gözlerimi alarm sesi ile açtım. Her zaman olduğu gibi okula gitmek için okul kıyafetlerimi giydim ve geceden hazırladığım çantamı alıp mutfağa indim. Bir şeyler atıştırıp evden çıktım. Annem ben daha çocukken hayatını kaybetmiş ve o zamandan beri babamla tek yaşıyorum. Okulda pek popüler biri değilim ama ders notlarım gayet iyi öğretmenlerim beni çok sever anlayacağınız sınıf içinde pek sevilen bir tip de değilim.
Okula vardığımda telefonumu sessize alıp çantama koyarken birinin bana bakıp güldüğünü fark ettim başta çok fazla umursamadım her zaman olan şeyler bunlar. Okul kapısından girerken biri beni çekip yüzümün ortasına yumruğu geçirmesiyle yere düştüm "demek jimin denen piç sensin" ne olduğunu anlayamadan üzerime çıkıp "senin yüzünden sevgilimi kaybettim" okul kıyafetimin yakalarından tutup beni sarsıyordu. Eun Ji sevgilisi varken benden hoşlanmış ve teklifte bulunmuştu ama ben reddedince sinirlenip iftira atmış olabilir. Yüzüme yediğim ikinci yumrukla kendime gelip karşılık vermeye çalıştım neyse ki çok geçmeden hocalar gelip bizi ayırdı.
Babamla müdürün odasındaydık resmen sinir küpüne dönmüştü müdüre bağırıyordu "bu yaşananlar da ne demek ben çocuğumu buraya eğitim alsın diye gönderiyorum dayak yesin diye değil" mudur babamın her dediğini onaylıyordu "haklısınız efendim ama çocuk bunlar" "bunlar nasıl çocukmuş böyle çocuk dediğin koşar oynar " müdür babamı sakinleştirmeye çalışıyordu ama babam asla sakinleşmiyordu eh üzerine titrediği çocuğunun dayak yemesi onu çok sinirlendirmiş olmalıydı. En son babam kaydımı okuldan aldı.
Arabayla eve dönerken camdan dışarıyı izliyordum sessizliği babam bozdu "canın çok acıyor mu eve gidince krem süreriz merak etme" kafamı ona çevirip "çok fazla ağrımıyor sadece biraz sızlıyor o kadar, endişelenme" sakin bir şekilde konuşarak babamı bir nebzede olsa rahatlatmaya çalışıyordum fakat pek de rahatlıyor gibi görünmüyordu.
Eve vardığımızda direk odama çıkıp üstümü değiştirdim aynada kendime baktığımda o kadarda kötü görünmüyordum hala yakışıklıyım. Çekmemeden çıkardığım kremi yüzümün sızlayan kısımlarına sürdüm ve yanaklarımı ellerimle iki kere pat patladım. Elime telefonumu alıp mutfağa indim dolaptan ramen paketini çıkarıp masanın üstüne koydum. Su ısıtıcısına suyu koyup kaynamasını bekledim. Kaynayan suyu ramen kabına dikkatlice döküp biraz bekledim ardından çekmeceden çıkardığım çubuklarımı elime alıp ramenle birlikte odama çıktım. Masamın üstünde rameni yerken bir yandan da yeni gideceğim okula bakıyordum eskisinden daha güzel görünüyordu özel okuldu ama ben tam burslu kayıt oldum hani notlar her kapıyı açmazdı.
Rameni bitirip yatağa uzandım netflixte dizi izlerken gözlerime çöken uykuyla kendimi uykunun kollarına bıraktım umarım bilinç altım bana güzel bir senaryo hazırlamıştır. Sabah babamın beni dürtmesiyle uyandım "günaydın minik civciv" " yaahh baba bana böyle deme" babam bir anda üzerime çıkıp beni gıdıklamaya başladı benimse gülmekten gözlerimden yaş gelmeye başlamıştı "benim minik civcivimsin sen kaç yaşına gelirsen gel öyle kalacaksın" babam durduğunda nefesimi düzene sokup "baba yeter karnım ağrıyor" dememle ikimizde güldük "forman dolabında giyin ve mutfağa gel seni okula bırakıp işe gidicem" ellerini yanaklarıma getirip "aynı annen gibisin her sana baktığımda gözümde canlanıyor siması" babam odadan çıktığında üstümden yorganı atıp yataktan kalktım ve dolaptan formayı çıkardım siyah dar pantolon bol sayılabilecek bir beyaz gömlek klasik özel okul forması işte daha fazla oyalanmadan giyinip mutfağa indim "vay vay oğluma bak be çok yakışıklı olmuş simdi ordaki bütün kızları tavlarsın" gözlerimi devirerek cevap verdim "sonrada dayak yiyip okuldan atılırım dimi" babam bana gülerek cevap verdi "bende senin yaşındayken çok yakışıklıydım ayni bana çekmişsin" kahvaltımızı ettikten sonra evden çıktık ve arabayla babam beni okula bıraktı.
Dersin başlamasına yaklaşık 15 dakika daha vardı etrafa bakarak müdürün odasına dolap anahtarımı ve kitaplarımı almak için çıktım iki kat çıktıktan sonra buldum kapıyı tıklayarak içeri girdim "merhaba ben dolap anahtarımı ve kitaplarımı almak için geldim" "kitaplar şu dolapta oradan al" kitapları teker teker alıp çantama tıkıştırıp müdürden anahtarımı aldım "ah şey efendim acaba sınıfımı öğrenebilir miyim" "adın ne bakalım genç delikanlı" "Park Jimin efendim" "ne kadarda saygılı bir delikanlısın böyle... sınıfın 12/B bu koridorun sonunda bu da ders programın" teşekkür edip çıktım dolabımın yanına gelip ihtiyacım olmayan kitapları dolaba dizdim.
Sınıfa girdiğimde herkes kafasını kaldırıp bana bakmışlardı bende nezaketen onlara baş selamı verip önlerden boş olduğunu düşündüğüm bir sıraya oturdum sınıfa giren insan topluluğu ile herkes dikkatini onlara vermişti kızlar aralarında ne kadar mükemmel olduklarını tartışıyorlardı önemsemedim bana bulaşmasınlar yeter derken içlerinden kediye benzeyen biriyle göz teması kurdum içlerinde en kısaları oydu ve sanırım en dikkatimi çekende oydu tekrar dikkatimi telefonuma verdiğimde elimden telefonumun çekilmesi ile kafamı kaldırdığımda Felixi görmemle yüzümde kocamak bir gülümseme oluştu "vayy Jimin bey siz buralara gelirmiydiniz" alaycı bir şekilde konuştuğunda oma gülerek cevap verdim "hiç sorma başıma neler geldi bir bilsen" yanıma oturup konuşmaya devam etti "o değil de kizlar senin hakkında konuşuyor okula gelir gelmez popüler oldun" ben? popüler olmak? "ow" Felix sırasından çantasını alıp yanıma oturdu "Jimin kız tavlayınca bana da bir tane ayarlarsın dimi" Felixin bu hallerini özlemişim felixle orta okulda tanışmıştık okullarımınız ayrılınca çok fazla görüşemedik ama şimdi yine birlikteyiz.İlk ders ingilizceydi ve Namjoon denilen çocuk çok fazla ilgiliydi ve ilginç yanı hocada ona ilgiliydi neyse çok beni bağlamaz.
Felixle kantine iniyorduk sohbet edip gülüyorduk bir an sert bir bedene çarpıp tökezledim kafamı kaldırdığımda bunu kedi suratlı olduğunu fark ettim "ah şey görmemişim kusura bakma" tam ilerleyecekken beni bileğimden tutup kendine çekti "yeni nakil olmuşsun duyduğuma göre o yüzden anlayış göstericem" "özür diledim ya vahşi misin nesin ya" kolumu ondan çektiğimde gözlerine baktım hala kediye benzetiyorum ama ev kedisi değil.
