İçeriğe geç

Ruh Gecesi

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Ruh Gecesi

Bölüm 1

Elektrik Kesintisi

Bugün okul çıkışı eve ile buluşacağım, gerçi her okul çıkışı eve ile buluşuyorum. Ondan başka bir arkadaşım olmadığından bu gayet normal ama daha fazla arkadaş da istemiyorum zaten, eve bana her haliyle yetiyor. Şuan onun bana doğru koşan adım seslerini duyabiliyorum. Arkamı döndüm, eve sonunda kapıya varıp kapıyı aceleyle açtığında nefes nefese kalmıştı. “Yine geç kaldım!” dedi biraz bıkkın sesle. “Sorun değil, bekleyebilirim.” diye karşılık verdim. İkimiz de merdivenlerden aşağı inip yürümeye başladık. “Amy, bu akşam bende kalacaksın değil mi? Ailenden izin alabildin mi?” Evet, bu akşam onlarda kalacağım. İlk defa böyle bir şey yapıyorum bu yüzden ailemin izin vereceğini pek düşünmüyordum ama neyse ki biraz ısrarla tek bir günlüğüne izin almayı başardım. “Evet, izin verdiler kalacağım.” dedim. Eve heyecanla gülüp ellerini birleştirdi. “Harika!” dedi neşeyle. “Çok eğleneceğiz, yapacağımız her şeyi listeledim yani hiç ne yapalım diye düşünmeyeceğiz.” Yolun diğer yarısını sohbet ederek geçirdik. Eve ile sohbet etmek bana çok eğlenceli geliyor. Kendi evime ulaştığımda eve ile vedalaşıp kapıyı çaldım. Annem kapıyı açınca beni yine o soğuk yüz ifadesiyle karşıladı, duygusuz bir sesle “Hoş geldin” deyip uzaklaştı. Onun bu haline alıştım ve buna rağmen annemi seviyorum. Annemin en yakın arkadaşı bana onun bu halinin kendince nedenleri olduğunu söylemişti bu yüzden fazla takılmıyorum. Sırt çantamı askılığa asıp odama geçtim, kendimi yatağa atıp boş tavanı izlemeye başladım. Bu akşam evenin evinde kalacağım ve bunun için biraz gerginim. Daha önce hiç başkasının evinde kalmadım ama evenin beni yabancı hissettirmeyeceğine eminim. Onun annesiyle tanışmıştım, benim anneme göre o çok daha güler yüzlü ve sevecen bir kadın bu yüzden bir sorun olacağını zannetmiyorum. Annemin seslenişine uyandım. Yatakta uzanırken uyuyakalmış olmalıyım. Ayrıca çoktan akşam olmuş ve odam karanlık. Karanlıktan korkmuyorum ama o karanlıkta sağda solda gördüğüm silüetlerden korkuyorum. Neden öyle şeyler gördüğümü bilmiyorum ve gerçek olmadıklarını biliyorum ama yine de içimi ürpertiyorlar. Annem hala bana sesleniyordu. Muhtemelen eve geldi ve şu anda beni bekliyor. Bu yüzden yataktan kalkıp önceden hazırladığım bavulumu aldım. Tek gece için bavul hazırlamak saçmalık ama yine de götürmek istediğim çok şey vardı. Odamdan çıkıp kapıya doğru yürüdüm. Annem de oradaydı, yine aynı duygusuz sesiyle “Eve seni bekliyor” deyip uzaklaştı. Demek ki vedalaşmak da istemiyor. Kapıyı açtığımda eve ayakta telefonuyla ilgileniyordu. Beni görünce telefonu bırakıp “Sonunda gelebildin, ağaç olduk burada!” dedi şakasına kızarmışçasına. Ben ise gülerek karşılık verdim. İkimiz de yürümeye başladık. İkimizin evi birbirinden o kadar da uzakta değildi, yürüyerek kısa bir süre içinde ulaşabilirdik. Bu yürüyüşümüzde sohbet etmedik, eve sürekli benim önümde koşturuyordu ben ise sakin yürüyüşümü bozmuyordum. Eve ile kişilik olarak çok benzemiyoruz ama önemli olan anlaşabilmemiz sanırım. Evine vardığımızda eve hemen cebinden anahtarı çıkarıp kapıyı açtı. Evden kurabiye kokusu geliyordu. Eve neşeyle “Anne biz geldik!” dedi. Annesi mutfaktaydı, bizi gördüğünde gülümsedi ve sıcakkanlı bir ses tonuyla “Hoş geldiniz kızlar” dedi. Hala kurabiyeleri yapmakla meşguldü. Eve ile beraber onun odasına geçtik. Eve hemen masanın üzerindeki bilgisayarı yatağının üzerine koydu. “Önce bir film izlemek istiyorum, annemin yaptığı kurabiyeleri de yeriz!” dedi. “Olur, bana uyar.” dedim. “Ne izleyelim diye düşünmemize gerek yok, ben önceden ikimizin de sevebileceği bir film seçmiştim merak etme.” Eve bu gibi durumlarda çok planlı bir kızdır, her şeyin yolunda gitmesini ister ve çoğu şeyi önceden planlar. “Bu arada içeride erkek kardeşim var ve kendisi çok seslidir, rahatsız olursan söyle olur mu, ben onu uyarırım.” Ve sanırım haklı, çünkü oyun sesleri fazlasıyla geliyor. İkimiz de yatağa oturduk. Eve bilgisayarda filmi açmakla uğraşırken ben de biraz odasına bakıyordum. Odası gerçekten güzeldi. Yerde kalp şeklinde pembe bir halı vardı, duvarlarda çiçek posterleri vardı, bilgisayarına bile çıkartmalar yapıştırmıştı. Eve filmi açtıktan sonra ayağa kalktı. “Kurabiyeleri alıp geliyorum, biraz bekle.” deyip odadan çıktı. Annesiyle konuşma seslerini duyabiliyordum. Sonra ışıklar aniden kesildi. Artık her yer kapkaranlıktı. Bir anlığına duraksadım, bu beklemediğim bir şeydi. Bilgisayarın da kapandığını varsayarsam elektrikler kesilmişti. Hemen cebimden telefonumu çıkarıp telefon ışığıyla odadan çıktım, mutfağın yolunu bulmaya çalışırken “Eve!” diye seslendim. “Efendim..” dedi mutfaktan çıkarken. Sesinde biraz hayal kırıklığı vardı. “Elektrikler kesildi..” dedi biraz hüzünlü bir ses tonuyla. “Film izleyecektik.” diye devam etti. Annesi de mutfaktan çıkınca “Üzülme eve, birazdan gelir.” dedi. “Yetkilileri arayacağım şimdi, nedenmiş öğreniriz.” evenin erkek kardeşi de odasından çıkmıştı. Annesi üçümüzü de el feneri verdi. Eve ile beraber tekrar onun odasına geçtik. “Tüm planlarım mahvoldu.” dedi eve. “Bir şey olmaz, biz de başka şeyler yaparız.” dedim. İkimiz de yatağa oturup el fenerini yanımıza koyduk. Dışarıda annesi telefonla konuşuyordu, yetkilileri aramıştı. Eve ile beraber odadan çıkıp yanına gittik. “Nasıl yani? Burada elektrikler kesik ve bir sorun gözükmüyor mu?” dedi. Telefondan gelen ses: “Maalesef öyle hanımefendi, bölgenizde elektriklerin kesik olduğu görünmüyor.” dedi. Bu nasıl olabilir? Bir hata falan mı? Eve ile birbirimize baktık, ikimiz de neler olduğunu anlamamıştık. Annesi telefonu kapattı ve bize döndü “Burada elektrikler kesik olduğu görünmüyormuş, çok ilginç, halbuki elektrikler kesik…” “Ama nasıl?” diye sordu eve. “Bilmiyorum ama umarım en kısa zamanda düzelir.” diye cevap verdi annesi. Eve iç çekip bana döndü. “Her neyse, bari balkona çıkalım, hava çok sıcak.” Evet haklıydı, yaz mevsimindeydik ve hava cidden sıcaktı. “Olur.” dedim ve balkona çıktık. Balkonda karşı karşıya iki sandalye vardı, sandalyelere oturduk. Gökyüzü turuncu renkteydi ve neredeyse hiç bulut yoktu. “Ben böyle kasvetli havaları çok severim.” dedi eve. “Öyle mi? Sen daha çok güneşli havaları sevebilecek bir kızsın.” dedim. Eve güldü ve “Evet biraz öyle ama bu havalar benim için çok ayrı.” dedi. “Yani korku filmi gibi hissettiriyor.” dedim. Eve gülümsedi. “Korku filmlerini severim.” “Kişiliğinle sevdiğin şeyler hiç uyuşmuyor.” dediğimde eve bir kez daha güldü. Konuşmamız ortasında gözüm karşımızda ki binanın balkon penceresine takıldı. Pencerede ki perde hareket ediyordu. İlk başta bunu normal karşıladım ancak o dairede birinin yaşamadığını hatırlayana dek eveye dönüp “Eve şuraya bak.” dedim. “O dairede biri yaşıyor mu?” diye sordum. Eve ise oraya bakıp “Hayır o daire boş, neden sordun?” dedi. “Orada ki perde hareket ediyor baksana.” dedim. Eve oraya tekrar döndü. Ben de oraya bakıyordum. Balkon penceresinde ki perde hareket ediyordu sanki biri gözükmemeye çalışarak dışarıya bakmaya çalışıyordu. “Tamam da orada biri yaşamıyorsa neden perde var?” diye sordum. Eve hala orayı izliyordu, yüzünde bir korku yoktu sadece merak vardı. “Haklısın, belki yeni taşınmışlardır.” dedi. “Ama o perde hep oradaydı.” dedim. Güldüm. “Bu biraz ürkünç çünkü orada her kim varsa bizi izliyor gibi.” O da güldü “Hangimiz lanetlendik acaba.” İkimiz de bu tarz şeyleri ciddiye almayıp eğlenceye çeviren tiplerdeniz ama bu korkamadığımız anlamına da gelmiyor tabi. “Baksana perde daha çok hareket ediyor!” dedi eve. Kalbimin hızlandığını hissedebiliyordum, izlenmek bana fazlasıyla korkutucu geliyor. Midemde garip bir sıkışma oturdu. Bu işi şakaya alsak da bu beni korkutuyordu. Gözümü bir an perdeden alamadım. Eve bu halimi fark edince “Aman ya, bir şey olacağı yok, önemli değildir.” diyerek durumu geçiştirmeye çalıştı. Ben de zoraki bir gülümsemeyle “Haklısın.” dedim. Birkaç dakika süren bir sessizlikten sonra evenin biraz endişeli, biraz da anlamlandırmaya çalışan bir yüz ifadesiyle bir yere baktığını fark ettim. Başımı baktığı yere doğru çevirdim.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Eve özel isimse büyük yazabilir misin :) bu arada çok güzel kalemin çok güzel olmuş 💖

    1Yanıt