İzleniyordum. Birkaç aydır bunun farkındaydım fakat yine her zamanki gibi yanıldığımı düşünmüştüm. Hayır Sierra, kimse seni izlemiyor sadece yine her zamanki yanılmaların. Ama hayır izleniyordum. Birisi gideceğim yerleri, çalıştığım kafeyi ve hatta adresimi dahi biliyordu. Onu her gün görüyordum, hissediyordum.
Her gün birinin beni takip ettiğini hissetmemle beraber aynı koku yayılıyordu. Yoğun odunsu bir koku.
Onu ilk kez çalıştığım kafede vitrin camlarından içeriye bakarken görmüştüm. Sıradan bir müşterinin kafeyi incelemek için durup baktığını düşünerek çok umursamamıştım ta ki iş çıkışında birinin beni takip ettiğini fark edene kadar.
Derin bir nefes alarak etrafıma bakındım. Bugün kafe fazlasıyla doluydu. Genelde buraya çok insan gelmezdi, ufaktı ve sakin bir yerde bulunuyordu. Burayı şans eseri bulmuştum, ders çalışmak için geldiğim bir gün çalışmaktan uyuyakalmıştım ve sahibi beni uyandırıp o güzel kahvesinden ikram etmişti. Şu zamana kadar içtiğim en güzel kahve olduğunu düşünüp her gün buraya gelmeye başladım ve en sonunda dayanamayarak nasıl yapıldığını öğrenmek istediğimi söyledim. Başta ufak bir kafe olduğunu ve birine ihtiyacı olmadığını söylese de ona o kadar çok ısrar etmiştim ki sonunda kabul etmek zorunda kalmıştı. Kafede genelde ikimiz ve onun sevgilisi olurduk.
Bu kafe günden güne aile gibi hissettirmeye başlamıştı. Her gün yeni kahve tarifleri dener hepsini oturup beraber içerek uzun uzun yorumlardık. Elisa kahve denemeyi severdi, çizgi romanı için günlerce uykusuz kalırdı, her kahvenin onun için altın değeri taşıdığını söyler zevkle içerdi. Frank'in sevgilisi Rose ise zor beğenirdi, en ufak sevmediği tatta bile geliştirmemiz gerektiğini söyleyerek hoşnutsuzca kenara koyardı. Zor bir kadındı.
Bugün kafede sadece Elisa ve yanından hiç ayırmadığı çizim tableti vardı. Frank ve Rose randevuya çıkmıştı ve ufak kafeyi bana bırakmışlardı. Hem de en kalabalık günde.
Oluşan ufak gecikmeleri affettirmek adına Elisa'ya yalvararak kahve bardaklarına ufak resimler çizmesini rica ettim. Başta kabul etmese de koca bir bardak kahve teklifimi reddedemedi. Üzerinde küçük hayvan figürleri çizili olan bardakları müşterilere heyecanla tepkilerini izliyordum. Bazıları fark etmiyordu bile ama bazıları fotoğrafını çekerek sosyal medya hesaplarına yüklüyordu, bu iyiydi ne kadar paylaşım o kadar müşteri demek. İnsanlar şu zamanlarda kafelere kahve içmekten çok fotoğraf çekmek için gelirdi. Onlara çekebilecekleri ne kadar şey verirseniz o kadar memnun ayrılırlardı ki bugün şanslı günleriydi.
Son kalan şipariş için Elisa'dan bardağı alıp istenilen kahve yapmaya koyuldum. Robusta. Çok fazla tercih edilmiyordu kafein oranı daha yüksek ve acı olduğu için genellikle sadece Elisa içerdi. Kahveyi özenle hazırlayarak servis etmek için masaya doğru ilerledim. Bardağın üzerinde beyaz bir tavşan vardı, oldukça şirin çizilmişti. Bardağı incelemeyi bırakıp masaya ulaştığımda karşımda duran oldukça iri, siyah takım elbisesi ve önündeki bilgisayarla iş üzerinde olduğu oldukça belli olan adamın önüne kahvesini nazikçe bıraktım. Arkamı dönüp gülmemek için dudaklarımı dişleyerek tezgaha geri döndüm. Bildiğin kocaman adama beyaz tavşanlı bardak vermiştik. Kendimi tutamayarak Elisa'ya dönerek gülmeye başladım. İşindeki odağı bozup bana bakarak ne olduğunu sorarcasına baktı. "Elisa, senin şu çizdiğin sevimli tavşan şuradaki adama gitti." Elisa anlamayarak çatık kaşlarıyla bana baktı. "Ee ne varmış bunda?" Ona bakarak gülmemi biraz daha bastırıp yanına yaklaşarak arkası dönük adamı işaret ettim. "Oh s*ktir onu o adama vermiş olamazsın Sierra."
"Artık çok geç, verdim bile"
Elisa da daha fazla dayanamayarak ağzını kapatarak gülmeye başladı. "Umarım mafya lideri falan çıkmaz, yoksa bizi kimse kurtaramaz.
"Saçmalama Elisa bu kafede mafyanın ne işi olsun, hem işini yapıyor adam bardağı bırak kahvenin rengini bile görmüyordur eminim."
"Umarım dediğin gibidir, ölmek için daha gencim."
"Kimse ölmeyecek."
"Hayır ben öleceğim ama bu herif yüzünden değil, bu çizgi roman yüzünden, beni ve sırtımı öldürüyor."
"Biraz ara vermelisin."
"Zamanım yok Sierra, bu hafta teslim etmem istendi, daha yarısını bile bitiremedim. Ah ben bittim."
"Sana yardım etmek isterdim ama yapabileceğim tek yardım sana kovalar dolusu kahve yapmak."
Elisa gülümseyerek eksik olma dercesine bakıp kulaklığını takarak çizimine geri döndü. Bense müşterilerin yavaşça eksilmesini izlerken biraz dinlenmeyi umarak tezgaha yaslandım. Farkında olmasam da gözüm sürekli tavşan bardaklı adama takılmıştı. Yorgun ve yoğun gözüküyordu, derince iç çekerek etrafa bakındım. Eğer bu işi alamasaydım ben de mi bu halde olacaktım?