Çocuk garaj kapısına vardigimizda cebinden renginin uzun zaman önce altın sarısı olduğunu tahmin ettiğim, pastan görünmeyen bir anahtar çıkardı ve asma kilidini anahtar deliğine soktu.
Anahtarı yavaşça sağa döndürdü ve kilit açıldı. Garaj kapısını olabildigince gicirti çıkararak ittirdi.
İçeriyi bir gözden geçirince, diyorum ki benim yetimhane odası buraya kıyasla suit odaymıs.
İçerisi çer çöp ve eski, birkaç yerinden yirtilmaya yüz tutmuş kocaman hamaklardan ibaretti.
Çocuğa dönüp " Siz buraları hiç temizlemez mısınız?!" diye bagırdım.
Hamaklarda uyuyan pislik ve kan içindeki çocuklar hiç oralı olmadı.
Ya sabır
Temiz olduğunu düşündüğüm köşedeki hamaga geçtim.
- Bir şey değil ya!
- Teşekkür ettiğimi sanmıyorum.
- Aman, odun!
- Sen bana odun diyeceğine buraları temizle!
- İnan bana, benimle ters düşmek istemezsin.
- Hah! Niyeymis o?
- Buranın lideri benim de ondan!
- Lider olman gözümdeki değerini hiç yükseltmiyor yalnız.
- Gözünde değer kazanmak isteyen kim!?
- Ha, arkadaşlarına benim mukemmelligimden bahsetmek istersen diye söylüyorum, adim Tina.
- Ne?
- ?
- Ha, adım James.
- Klasik bir isim. Aman, neyse ne! İyi geceler.
Ne dedigimi ben de bilmiyordum çünkü bugün yaptığım şeyin ağırlığı üzerime yeni çökmüştü. Başım ağrıyordu. Korkuyordum. Korkuyordum.
Hamaktaki çöpleri üstünkörü etrafa attim. Tam yatacakken hamagin üzerinde parlayan bir hançer gördüm. Işık üzerine yansimasaydi-aman boşver!
Elime aldım. Tüm dikkatim dağılmıştı. Hancerin sapı fazla şaşaalıydı.
Ama en önemlisi, bana feci tanıdık geliyordu.
"Şuan bunun üzerine düşünemeyecek kadar yorgunum" dedim kendi kendime.
Kendimi hamaga saldigimda şaşırtıcı bir şekilde epey rahat olduğunu farkettim.
~~~~~
Sabah uyandığımda etraftan neşeli sesler geliyordu. Bu benim için bir ilkti.
Hemen gözlerimi açtım. Etrafımda 3 tane (geçen günkü gıcık mikroorganizmayi saymıyorum) yaşıt çocuk vardı.
İstemeden de olsa gozlerim James'i aradı.
Kahvalti hazırlıyordu.
"Eh, gideri varmis" dedim kendi kendime.
Kahvalti masasında birbirimizle tanıştık.
Size kolaylık olsun diye isimlerini ve fotoğraflarını aşağıya bırakıyorum. (James de dahil)
Aşağıdaki Lilith

Bu da Sarah

Bu William

Ve son olarak da James

~~~
Gun gectikce birbirimizi daha iyi tanımaya başladık. Yaklaşık bir hafta sonra Lilith "HEY, ÇOCUKLAR! BUNA BİR BBAKMALİSİNİZ" diye çığlık ciglika koşarak hepimizi uykudan uyandırdı.
- Ne var Lilith?(Sarah)
- Oyle deme Sarah! Uzun zamandır aradığımız kaçağın bilgilerini ele geçirdim. (Lilith)
- NE?! CİDDİ OLAMAZSIN. (William)
- Evet! (Lilith)
- KESİN SESİNİZİ!
James'in bagirmasiyla herkes sustu.
- Ver şunları. (James)
- Aman! Biraz nazik ol be. Seni bir haftadır tanıyorum hiç degismiyorsun. İnsan bari biraz nazik olmaya çabalar! (Ben)
- Peki prenses
- BANA BAK SENİ ŞURACIKTA OLDURU-
- Tamam, tamam! Çok özür dilerim. Bağışlayın beni leydim.
- CANINA Mİ SUSADİN?!
sessizlik
Dosyalari malum kutugumuzun elinden çekip aldım.
Sinirimden gelen hışımla kapağı hızla çekip açtım.
TANRIM! BU DA NE BOYLE? BEN BU ADAMI TANIYORUM.
