İçeriğe geç

Return Of Souls

Bölüm 10 · 11 dk okuma

Return Of Souls

Bölüm 10

Karanlıkla Yüzleşme

...

Dışarı çıkış saatimiz bittiğinde kafeden çıkmış ve tesisin yolunu tutmuştuk tabii bunun için tesise varışın süresini de içine katarak ona göre hareket etmiştik ve son bir dakika kala tamamen tesisin kapısının önündeydik . Güvenliği geçip binaya girdikten önce önce Mr. Brown'a daha sonrasında da kat görevlilerine haber verdik . Ben dördüncü kattaydım , birinci katın kat görevlisi Lewister olsa bile oda değişikliğinden sonra kat görevlim değişmişti .Dördüncü katın kat görevlisi Mrs. Anderson olmuştu . Neyse ki bu sefer kat görevlim nazik bir kadın olmuştu . Artık daha da rahat ediyordum . Katlarımıza dağılıp ders süresinin gelmesini beklerken üstümü değiştirmiş ve aldığım şeylere bakınmıştım . Sonrasında onlara çekmeceye koyarak onlardan ayrıldım . Zaman geldiğindeyse odamdan çıkarak sınıfın yolunu tutmuştum , bugün sadece sözel olarak dersler vardı , güç dersleri yoktu . Bu bir nebze iyi olmuştu , daha yeni kendime geliyorken ki Lenora da aynı şekilde bu ders fazla zorlayıcı olurdu ayrıca daha yeni dışarıdan gelmiştik ! Böyle bir şey yapmamaları gayet yerinde bir karar olmuştu .

Akşama kadar süren sözel derslerin ardından nihayet özgürdük ve akşam yemeği saati gelmişti .

Peki ne bu sözel dersler diye meraktan soranlar olursa diye hemencecik bahsedeyim . Bunlar bizden daha basit insanların daha doğrusu bizim gibi fantastik insan olmayanların gittiği liselerde görülen dersler ; coğrafya , tarih , edebiyat , dil bilgisi , İngilizce , Yabancı dil ... Bugün ise yabancı dil (İtalyanca) , coğrafya ve de tarih vardı . Ve tüm bunlar bittikten sonra da bugünkü derslerin sonu gelmiş sonrasında da akşam yemeği saatine girmiştik . Ders çıkışı yemekhanede toplanarak tüm tesis aynı anda yemek yedikten sonra başımın ağrıması ,üzerine ek olarak zonklaması , yorgun bir bünye etkisi ile dinlenmek için odama çekilmiştim .

Ne zaman uyuya kaldığımı bilmesem de ne zaman uyandığımı gayet iyi hatırlıyor ve şu an o anı yaşıyordum hiçbir zaman , hiçbir şekilde unutamayacağım ve hafızama kazınacak olan o olayı !.. Asla aklımdan çıkmayacak ve beni sürekli diplere sürükleyecek anıyı !.. Kimine göre fobi denen kimilerine göre de travma denebilecek o anıyı !..

Saat gece yarısı üçü on yedi geçerken ve herkes uykudayken !..

Gözlerimi bir anda açıp tavana diktim . Sonrasında da yataktan doğrularak oturur pozisyona geldim . Bir süre etrafı dinleyip odanın içine göz gezdirerek bir süre vakit geçirdim . Sonrasında da yavaşça yataktan çıkarak odanın kapısının ödüne parmak uçlarında yürüdüm . Kapıyı olabildiğince yavaş açtıktan sonra odadan çıktım ve aynı yavaşlıkta kapıyı tekrar kapatarak karanlık koridorlarda yürümeye ve teker teker üst kata doğru merdivenleri çıkmaya başladım . Neden merdivenlerden çıktığımı bir türlü anlamazken bütün katları yavaş yavaş hiç yorulmaksızın çıktım . Bir nevi ayaklarımın götürdüğü yeri takip ediyordum , nedenini bilmeksizin !..

...

Çatının kapısını açıp kendimi dışarı attığımda yüzüme vuran rüzgarla sendeledim . O sırada kafamın içindeki ses her tarafında ileri doğru gitmemi söylüyordu . Ben de ne yaptığımı bilmeksizin içimdeki sese uyarak ilerledim .

Çatının en kenarında durarak aşağıya ufak bir bakış attım . Rüzgar yüzüme vurmaya devam ederken orada öylece kalakalmıştım . Öylece kapkaranlık boşluğa bakmaktan gözlerimi alıkoyamıyorken arkamda duyduğum ayak sesiyle o tarafa döndüm . Gördüğüm şey simsiyah bir silüetten ibaretti . Gördüğüm şapkası adeta sabah karşılaştığım adamı andırıyordu . Sadece öyle gözlerime bakarak çekip giden adama ... Çatının köşesinde durmuş ona bakarken hatta ona doğru bir adım atarken başıma giren keskin ağrı her şeyi altüst etmişti .

Acının geçeceğine inanırcasına başımı avuçlarım arasına almış sağa sola sallanırken tam bahçeden buraya kalabalık sesini duymuştum . Herkes benim için toplanmıştı . Geri dönüp onlara bakındığımda kulağıma ilişen ses sadece boğuk sesleri idi . Arkadan kulağıma çarpan rüzgar titrememe sebep olurken aklım sürekli aşağıda dolanıp duruyordu . Atlamam gerekiyordu , bunu yapmalıydım , bunu istiyordum , atlamalıyım , atlayacağım !..

Ayağımı boşluğa doğru uzattığım sırada her şey bir anda gerçekleşti . Ne yaptığımın farkına daha yeni varabildim . Ne oluyordu böyle , uyur gezer miydim , benim çatıda ne işim vardı !? Daha geç olsaydı ... Daha geç olsaydı ölecek miydim , ya hiç kendime gelmeseydim !? Ayağımı geriye atarak boşluktan çektim . Tam o sırada tenimde hissettiğim beni tir tir titreten o nefes sesiyle bir anda arkamı döndüm .

Kapkara gözleri , simsiyah saçları , bembeyaz teni , siyah şapkası ve siyah kıyafetleriyle tam karşımdaydı . Karanlığın ta kendisi !.. Arkamda hissettiğim nefesiyle bir anda döndüğümde onu tam da karşımda gördüm sonrasında ise yok olmuştu tam da ben onu görür görmez ayağımın boşluğa basmasıyla dengemi kaybedip düşerken !..

Bedenim yerçekiminin etkisiyle ışık hızında düşerken dumana dönüşmüş ve yok olmuştu .

Umutsuzca havada çırpınırken ve bunun hiçbir şeye yaramadığını bilmeme rağmen yaparken aşağıdaki insanların çığlıkları çığlığıma karışırken gözlerimi sımsıkı yumdum . Kaç bin parçaya ayrılacağımı , ölümün çabuk ve acısız mı gerçekleşeceğini düşünürken belimde ve sırtımda iki tane el hissettim ve kulağıma dolan o nefesinin sesi . Sıkıca kavranmış vücudum vücuduna değerken ellerim istemsizce boynuna sıkıca dolandı . Gözlerim hala sımsıkı yumukken aşağı düşmek yerine az önce düştüğüm çatıya geri dönüyordum .

Ayaklarım yere değdiğinde gözlerimi araladım ama adeta boşluğa düşmüştüm . Ayaklarımın üstünde duramamıştım. Ayaklarım tir tir titrerken sırtım zeminle buluştu . Başımın zonklaması bir türlü gözlerimi tamamen açmama engel olsa da o sırada aklımda bir şeyler hızlı hızlı yerine oturmaya başlamıştı bile. Sonrasındaysa bir anda gözlerimi açtım .

Nefret değildi bu asla , aşık olmuştum !

Daniel tam karşımda duruyordu , korkmuş gözleri , benim gibi titreyen elleriyle kollarımı tutuyordu . Hafifçe gülümseyerek elimi ona doğru uzattım . Elim gözyaşı ile ıslanmış yanağına değerken gözlerim yavaşça yine kapandı ve o gece bir daha da hiç açılmadı .

...

Gözlerimi açtığımda ilk hatırladığım şey birer çift kahverengi gözdü . Daniel'in gözleri ... Beni ölümün kıyısından çekip çıkaran , ölümden döndüren , hayatımı kurtaran insana ait bir çift kahverengi göz ! İstemsizce yaptığım bu intihar girişimi ağır katlayacak olacaktı ki beni muayene eden hemşire bile sert bakışlarıyla adam öldürecek gibi duruyordu yanımda .

Daha sonrasında içeriye kat görevlimiz , Mr. Brown , güç öğretmenimiz ve genç , dinam,k bir kadın girdi , otoriter !.. Yani buranın sahibi , okulun da müdürü olan kadın , Lady Margaret !

Hepsinin gözü bendeydi ve hepsinin bakışları fazlasıyla serti . Hepsi içeri doluşur doluşmaz Lady Margaret o tiz sesiyle konuştu diğer bir deyişle bağırdı !

- Ne yaptığının farkında mısın sen !? Bunun için ceza alacaksın ! Kadim gücü nasıl riske atarsın !?

Her şeyi hatırlıyordum olup biteni . O dışarıda kalabalığın içinde gördüğüm adam yaptırmıştı bana bunları zihnime girmiş ve beni kontrol etmişti isteyerek yapmamıştım neden isteyerek yapayım !? Daha onlara anlatamadan onlar kendi aralarında tartışmaya başlamış hemşire kolumdaki serumu çıkarmıştı . Daha sonra tekrar Lady Margaret'ın sesi yankılandı odanın içinde .

-Değerlerin normal , tabii Daniel sayesinde ! O olmasaydı yerden parçalarını kazıyor olurduk ! Neyse , ikinci gücünü açtırdığın için minnet duymalıyız değil mi ? Ama hayır !.. Şu andan itibaren biz cezanı sonlandırana kadar ceza odasında kalacaksın , tek başına ve kapkaranlık odada ! Artık düşünmek için fazlaca vaktin olacak .

Lady Maragret son sözlerini de eder etmez arkasına kurulunu da alarak odayı terk etti . Sonrasındaysa içeri hiç tanımadığım iki adam girmiş ve yaklaşmışlardı .

'' Hayır benim bir suçum yok . Bile isteye olmadı , ayağım kaymıştı ... ''

- Gecenin bir vaktinde genç bir kızın çatıda başka ne amacı olabilirdi ki yıldızları mı seyretmeye çıktın . Gece vakti koridorlarda dolaşmak da yasak ! O yüzden bizimle geliyorsun en azından Lady Margaret bu durumu sonlandırana kadar o odada kalacaksın !

...

Ellerimi bile zor gördüğüm en son kattaki ve camları da korkuluklu o ceza odasında yatakta, yorganın altında öylece yatıyordum . Nasıl çıkacaktım buradan , nefes almadan yaşanır mıydı ki böyle !?Bırak inanmayı kimse beni dinlemiyordu . Şu an o kadar çok ihtiyacım vardı ki derdimi anlatmaya ama hiçbir kimseye ulaşamıyordum kimse yüzünü dönüp konuşmaya tenezzül etmiyordu . Uydurdukları bir gerçeğe inanıp böyle dosdoğru yürüyorlardı .

Gözlerimi kırpıştırıp duvarın kenarındaki siyah bir noktaya odaklanmış gözlerimi sürekli kırpıştırmaya devam ederken bir anda bir hareketlenme oldu odak noktamda . Korkarak iyice olduğum yere sinerken sesler iyice yaklaştı ve oda resmen ayak sesleri ile yankılandı .

Tüm bu korkularıma rağmen bir şey görebilmek için etrafıma bakınırken görüş açıma giren büyük bir gölge ile irkilerek örtüyü üstümden attığım gibi yataktan kalktım ve duvarın en uzak köşesine giderek sindim . Gelmeye devam ediyordu .

'' Git ! ''

Yere çökerken gelmeye devam ediyordu . Tek bir kelimeyi uzun bir süre tekrar etsem de nafile gelmeye halen devam etmekteydi . Hızlıca doğrularak kendimi yatağın sütünden karşı tarafa atıp kapıdan tarafa geçtim .

Kapıyı durmaksızın yumruklarken ve açmaları için çığlık çığlığa bağırırken kapının arkasındaki iki başımı bekleyen adam çığlıklarım karşısında hiç mi hiç bir şey yapmıyor , hiç umursamıyordu .

Kapıya vurmayı bırakarak sırtımı kapıya dayadım . Gölge benim ol dercesine üzerime doğru geliyordu . Neredeyse tam önüme kadar geldiğinde şekil alarak dönüşmeye başladı , o gün ve o gece gördüğüm adam ölüvermişti . Durmadan , usanmadan gelmeden devam ediyordu . Gözleri , dudakları , yüz hatları ne istediği hakkında hiçbir şekilde bilgi vermiyordu . Bu da beni iyice tedirgin ediyordu . Dün beni öldürmeye çalışan bugün ne yapardı ki , tabii ki de yeniden öldürmeye çalışacaktı !?

" Uzak dur benden , gelme! "

- Ah Rachel , Rachel... Güçlerini bana vereceksin!..

" Tamam senin olsunlar al onları ve git ! "

Adamın kahkahası odada yankılandı. Kafamda mı kuruyordum yoksa hepsi gerçek miydi anlayamıyordum . Bana doğru bir adım attığında arkamdaki kapıya iyice sindim .

- Bunun için yok olman gerekiyor! Merak etme fazla acıtmayacak işini hızlı bitireceğim !

" Uzak dur benden! "

Ellerimi önüme siper ederek sakinleşmeye çalışırcasına nefes alıp verdim . Nefes alışverişlerim o kadar düzensizdi ki sakinleşmeme bu egzersiz bile yetmiyordu . Başım dönmeye başlamış ve vücudum istemsizce titrerken adam elini bana doğru uzatmış ve yaklaşmıştı .

Tam o sırada nefes alış verişim durdu . Bir anda nefesim kesildi . Gözlerimin önünden zincirin parçalara ayrılıp yok olması geçip gitti . Arkasında bıraktığı mavi ışık ise her yeri gör edici ışınlarıyla aydınlatmıştı . Yere düşen bir zincir sesiyle dizginlenemez gücün yükselişi aynı anda oluvermişti . Korkularım kadim gücü tamamiyle serbest bırakmıştı . Artık kolyeden de eser yoktu , kadim güç özgürdü !..

İçimden adeta güç fışkırmıştı ve fışkırmaya da devam ediyordu . Güç ne kadar artarsa o kadar korkmuş, o kadar çığrından çıkmış gibi hissediyordum . Gölgeden çıkan adam çoktan kaybolmuş ama ben hala kendimi durduramamıştım . Kapıdan ayrıldıktan bir süre sonra içeriye kapının önünde duran iki güvenlik kilidi açarak hızlıca girdiler . Ne kadar uzak durmalarını söylesem de nafileydi . Onlar yaklaştı ve bende kendime engel olamadım . İçimden doğru patlayan ikinci bir güç dalgası güvenlikleri iki tarafa fırlatmış arkalarında daha duvar olmasa daha ileri fırlatmaya da devam edecekti . Odanın duvarına çarpıp duran güvenlik görevlilerini görünce adeta nutkum tutuldu . Öylece olduğum yerde kalakalmışken içeri başka biri daha girmişti .

" Uzak dur ! "

Elimi öne doğru tutarak kapıdan tarafa döndüğümde gelen kişinin aslında Daniel olduğunu yeni fark etmiştim .

━ Korkma ve sadece sakin ol . Kontrolünü kaybetmemeye çalış.

Daniel bir adım daha atarken ve bir bir bana doğru gelirken kalp atışlarımın kontrolünü git gide yitiriyordum . Bu durumdan rahatsız olarak ona elini doğrultmaya devam ettim .

" Sana yaklaşma dedim !!"

━ Dayanabilirsin , direnebilirsin . Kendini kaptırma. Sakinleş Kendine zarar vereceksin ...

Ne kadar dirensem de vücudum , bedenim kontrolden çıkmış adeta kendimi okyanusun derin dalgalarına kaptırmıştım . Nasıl çıkacağım ise .. işte orası meçhuldü .

━ Rachel !

Kendimi bir anda bırakmış ve bedenimi hareket ettiremez hale gelmiştim o an . Kollarım kendiliğinden düşmüş bacaklarım ise ateş gibi yanıyordu. Bedenim tir tir titriyorken bunun benim başıma neden geldiğini sorguluyordum . Tam o sırada kendimi Daniel 'in kollarında bulmuştum. Yere , yanıma çömelerek halimi inceliyordu . Bir kaç kişinin de sesini duymuştum ancak nafile ..! Duymam o an için imkansızdı. Bayılacak gibiydim ve başım hiç durmaksızın dönüyordu . Ancak dinlenirsem kendimi toparlayacaktım .

━ Daha iyi misin ?

Daniel beni yatağıma kadar taşıdı . Daha doğrusu ben söylemedim. O kendisi çok ısrar etti . Ben normalde inecektim ancak bacaklarım öyle yanıyordu ki bedenim resmen bana ihanet etti . 1 2 kat indikten sonra gerisini Daniel üstlenmişti. Beni kucağında taşıyarak , hem de 10 15 kat ... Buna normal birinin gücünün yeteceğini sanmıyorum, o çok güçlü olmalı. Ne diyorum ben yine . Her neyse !..

" Evet , daha iyiyim . Peki nasıl yetiştin ? "

━ Zaten yakınlardaydım . Daha doğrusu hiç ayrılmadım sayılır.

" Neden , burada ne işin olabilir ki ?"

━ Çünkü...

Daniel utangaç ve sevimli bir çocuk edasıyla gözlerime baktı. Gözleri öyle güzel parlıyordu ki onlara bakmamak çok zor . Kesilen nefesimle beraber ve Daniel 'in gittikçe yaklaşan bedeniyle irkildim .

" Çünkü..."

━ Çünkü ben seni merak ettim . Iyi olup olmadığından emin olmalıydım .

" Neden Daniel , bunu niye yapıyorsun? "

━ Ben ...

Daniel 'in gittikçe yaklaşan nefesi boynuma ilişti. Gözümün önüne düşen iki tutam saçı alıp kulağımın arkasına attı ve nazikçe dudağıma yaklaştı. Bir kaç saniye durup gözleri kısık bir şekilde gülümsedi ve bir anda geri çekildi.

━ Bence şimdi nedenini anladın . Seni çok zorlamayacağım . İyi dinlen .

Bunları söyleyerek odadan çıkıp gitti . Ne , ben az önce ne yaşadım ? Bu benim kalbimi nasıl bu kadar hızlı attırabilir , bu benim hoşuma gitmiş olamaz değil mi !? Öpecek miydi ... Kibarlık mı gösterdi , bu bir teşekkür

müydü ? Benimle dalga mı geçmişti yoksa ... Tüm bunlar ile kafamı karıştıran Daniel için tüm gün boyunca düşüncelere dalmıştım .

...

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

11. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.