“Sisteme giriş sağlandı ne yapacaksan çabuk yap.”
“Aranan sabıkası olan kim varsa hepsini al.”
“Aria sen delirdin mi? Emniyet veri tabanını çökerttik bir de bilgi mi çalacağız?”
“Çökertmedik, çökerttin ayrıca ne bekliyordun kalpli çiçekli notlar mı ekleyecektik sisteme!”
“Sen kafayı yemişsin!”
“Bende seni seviyorum canım arkadaşım. Ha bir de yirmiye yakın cinayet kaydı olan isimsiz bir suçlu var onunla ilgili bütün kayıtları yok et.”
“Sen iyice delirdin bir de seri katil mi kurtaracağım!”
“Rhino emin ol o katili çok yakından tanıyorsun pişman olmadan sil hemen!”
“Tanıyorum? Benim senden başka tanıdığım mı var Aria.”
“O yüzden sil hemen!”
“Ne?! Aria s-sen naptın?”
“Şu siktiğimin verilerini sil artık! Sonra şaşırmaya devam edersin.”
Duyduklarının şokuna girmiş arkadaşım monitöre dönüp titreyen parmaklarıyla birlikte kayıtlı verileri yok etmeye başladı.
“Onun yanında bir kaç suçluyu da yok et ki anlaşılmasın mesela kocası onu dövdü diye öldürenler olabilir çocuk dövüyor diye öldürülenlerin katilleri olabilir.”
Sessizce onaylayıp dediklerimi yapmaya başladı zaten şuan ne diyorsam sorgusuz yapabilcek hâle gelmişti. Hızlıca dediklerimi yapıp sistemden çıktığında oda ölüm sessizliğine döndü.
“Aria o sabıkalı suçlu sen değilsin beni kandırıyorsun değil mi, neye bulaştın?”
“Rhino o aranan kişi benim.”
Hırsla ayağa kalktı sinirden gözleri doluyor ama bunu umursamadan öfkeyle bana bakıyordu. “Nasıl yaptın, nasıl yaparsın böyle bir şeyi gece rahat uyumana izin veriyor mu bari öldürdüğün onca insan! Kaç kişinin hayatını kararttığından haberin yok senin! Belki bizim gibi çocukları vardı onların yaşarken korktuğun her şeyi şimdi onlar yaşayacak! Hem de senin yüzünden!”
Sakinlikle ona baktım hızlı nefes alıp veriyor elleri titriyordu. Benden değil benim için o kadar korkuyordu ki göz bebeklerinin titrediğine bulunduğum uzaklıktan bile şahit olabiliyorum.
“Rhino inanır mısın mışıl mışıl uyuyorum çünkü bunu bana yaptıran onların azıllı birer suçlu olması!”
“Psikopatsın sen! Kafayı yemişsin! Bilmeden beni bu işe soktun sen sayende bende bir suçluyum!”
“Rhino ölen herkes suçluydu. Ceza almak yerine ödül alan birer suçlu! Kendileri dışında çevresinde ne varsa narsist benliğini tatmin etmek için acı çektiren varlıktan başka bir şey değillerdi.”
“Sende öldürdün yani öyle mi? Sana da ödül verirler o zaman Aria!”
“Ödüle gerek yok canım daha o kadar ilerlemedim ileride olur ama.”
Sinirle güldü, damarlı kolları yumruk haline gelen elleri yüzünden sanki daha da mümkünmüş gibi damarlanmıştı. Kendini sıktığı için titriyordu. Hırsla saçlarını kaşıdı ve etrafta dolanmaya başladı. O öfkeden delirirken ben minik bir çocuk gibi oturum benden daha katil duruyor ne tuhaf! Kısık nefeslerle güldüğünü duydum.
“Delirmiş gibi davranıyorsun Rhino.”
“Burada bir deli var zaten bulmak için aynaya bakman yeterli Aria!”
“Abartıyorsun.”
“Abartıyorum, ben abartıyorum lan yirmi adam öldürmüşsün konuşuyorsun karşımda boş boş!”
“Rhino onlar ölmeyi hak ediyordu diyorum sana anladın mı? Yetimhane müdürünü hatırladın mı bize yaptıklarını ya da. Onu her gördüğünde öldürmek istediğini söylüyordun ya. İlk onu öldürdüm cam çekişe çekişe geberdi o ve diğer on dokuz kişi de!”
“Çözümü bu değil. Sen avukatsın ya sen adaleti temsil ediyorsun küçükken bile adalet için savaşacağım diye dolanıyordun bu mu çözümün, öldürmek.”
“Adalet yok ki Rhino. Olmayan bir adalet için savaşamazsın bende kendi adaletimi yazmaya kadar verdim. Şimdi karar verme sırası sende ya benimlesin, ya da hiçbir şey bilmeyen bir yabancı.”
Bir süre yüzüme baktı verdiği tepkiyi anlıyordum ama o da beni anlamalıydı. Dolan gözlerine inat hırsla kuruladı yüzünü sert ifadesine büründü tekrardan.
“Aria çık evimden bir süre seni görmek istemiyorum.”
Duyduğum cevapla kalakaldım. Ne yani beni yalnız mı bırakıyordu? Yüz ifademi sabit tutmaya zorladım ve eşyalarımı alıp evden apar topar çıktım. Nefes alıyordum ama anladığım şey hava mıydı zehir miydi bilmiyorum ciğerlerime kadar yandığımı hissediyorum. Benim dostum dediğim adam beni geri çevirmişti.
Ne bekliyordum ki bir katil olduğumu bilerek benimle hayatına devam edemezdi sonuçta ama belki demiştim, belki beni kabullenir ve yoluma onunla devam ederim. Çalan telefonla kendime gelip durduğum kaldırımda hareketlendim.
“Efendim Laura?”
“Listeyi hallettin mi?”
“Hallettim mâliyeti pahalıya geldi ama olsun.”
“Nasıl Maude fiyat mı arttırdı?”
“Yok, boşver neredesin sen geleyim.”
“Meydanda büyük bir kafe açılmış oradayım bekliyorum.”
Telefonu cebime sokup yoldan geçen bir taksiye bindim.
🔪
“Evet listeye bakayım.”
Belleği ona uzatıp beklemeye başladım. Gözlüklerinin üstünden bana bakıp laptopa geri döndü.
“Biraz durgunsun, noldu?”
“Önemli bir şey değil ya. Şuna bakıp bir an önce kalkalım serginin açılışı var geç kalacağız.”
Gözlerindeki kurnaz parıltıların benim gözlerimde de olduğuna emindim. Laptopu kapatıp ayaklandı.
“Bir an önce gidelim listeye sonra da bakabiliriz.”
Peşinden bende ayaklandım ve birlikte kapıda bekleyen araca bindik. Serginin olacağı otele vardığımızda bize hazırlanmamız için tutulan odaya geçtik. Serginin adı gibi iddalı kırmızı elbiselerimiz ve iddalı makyajlarımızla sergi salonuna indik.
“Efendim hiçbir eksik yok yine kontrol etmek isterseniz size eşlik etmek isterim.”
“Teşekkürler Sofia ama her şey hazırsa sana ve ekibine güvenerek kontrol etmemeyi seçiyorum.”
Kız tebessüm ederek yanımızdan ayrıldığında Laura’ya dönüp kızı işaret ettim. “Ne kadar da kibarsınız kontrol manyağı Laura Carpenter!”
“Sessiz ol şuanda içten içe deliriyorum kontrol etmemek için ama bunu duymaya ihtiyacı vardı. Kocası olacak canavar kızı sürekli kontrol ediyor yaptıklarını beğenmiyormuş falan.”
“Sen bunu nereden öğrendin ya?”
“Öğrenirim ben. Konuklar geliyor açılış konuşması yapacağız hazır mısın?”
Onun gibi gülerek gelen misafirlerimize doğru adımladım. Konuklardan bazıları sergiyi bazıları bizim arkadaşlığımızı överken sessizce tebrikleri kabul ediyorduk. Gelen magazin ekibi sergi hakkında bir röportaj istediğinde çekilecek fotoğraflar için uygun bir alan bulup yerleştik.
“Bu sergide ilk defa birlikte çalıştınız değil mi? Nasıl bir deneyimdi birlikte uyum yakalayabildiniz mi?”
“Tabi ki Aria çok iyi bir sanatçı.” Birbirimize baktığımızda aklımızda aynı karelerin oynadığına emindim.
“Sanki biraz yamuk oldu?”
“Ne demek yamuk oldu aynı şekilde kestim göğsünü!”
“Gel bak istersen.”
Laura’nın yanına gidip karşımdaki baygın bedendenin göğsünde çizili duran güneşlere baktım.
“kandan seçemiyorum ama biri daha büyük olmuş evet, tüh!”
“Ya ben diyorum ki biraz soyut çalışalım mesela parmakları olmasa güzel durur değil mi?”
“Harika fikir!”
Yeni sorulan soruyla kafamda oynayan görüntüler bir süreliğine durdu.
“Yirmi tablo görüyoruz ve hepsi kırmızı tonlarıyla yapılmış soyut insan figürleri sizler için özel bir anlam ifade ediyor mu?”
“Aslında buradaki tüm eserler bir üzerine şekillenmeden tamamen doğaçlama olarak bir araya geldi. Daha sonra fark ettik ki hem günümüz dünyası sorunlarından hem de Pablo Picasso’nun yaptığı ünlü tablo Guernica eserinden esinlenmişiz. Biliyorsunuz o tablo İspanya’nın iç savaşı sırasında Nazi Almanyası’na ait uçağın İspanya’daki Guernica şehrini bombalamasını anlatıyor. Bir nevi bizde Picasso gibj günümüzdeki kadına çocuğa hayvana siddet vakalarını temsil eden tablolar yapmışız kırmızı renk kullanmamızın en büyük sebebi budur.”
“Yani bir nevi bu sergi vahşetleri temsil ediyor diyebilir miyiz?”
Laura ile bakışlarımız kesiştiğinde yine aklımda bir kaç görüntü belirdi. Ölmeden önce kurbanlarımızdan aldığımız tüp tüp kanlar ve öldürdükten sonra görünüşlerini çektiğimiz görüntüler. Aklıma gelen şeyler kanımı kaynatmaya yetmişti. Başkalarını acizce yalvartan bedenlerin kendileri için umarsızca af dilemesi insanda inanılmaz bir tatmin duygusunu uyandırıyordu.
“Evet tam olarak bunu temsil ediyor.”
🔪
Röportaj sonrası gelen misafirlerle kurulan diyaloglar o kadar bayık geçmişti ki kendimi salondan kaçmış bir hâlde terasta buldum. Karşıdaki uçsuz bucaksız gökdelenleri ve şehirden yükselen sesleri dinlemeye o kadar dalmıştım ki kapanan kapının sesiyle yerimde sıçradım.
“Laura ödümü koparttın!”
Arkamı döndüğümde Laura yerine başka bir kadının geldiğini gördüm.
“Kusura bakmayın sizi arkadaşım sandım.”
“Sorun değil Aria hanım, serginiz ve tablolar eşsiz bir uyum halinde tebrik ederim.”
“Teşekkür ederim hanımefendi.”
“Adım Scarlett, aslında sizinle bir iş hakkında konuşmak istiyorum.”
“Sizi dinliyorum.”
“Maude. Bu ismi tanıyorsunuz değil mi?”
İstemsizce gerildim polis miydi yakalandık mı yoksa? Yüz ifademi sabit tutmaya çalıştım. Karşımdaki kadın eğer bir polisse her hareketimden bir anlam çıkartabilirdi.
“Maude? Hiç yabancı gelmedi ama tanımıyorum sanırım niye sormuştunuz?”
“Öyle mi. Yazık oldu desenize siz bir düşünün tanıyor musunuz diye ben sizinlr tekrar iletişim kurarım iyi günler avukat hanım!”
Kadın terastan çıkarken panikten gözüm seğiriyordu. Avukat olduğumu nereden biliyordu. Tek bilgisi bu muydu yoksa her şeyi biliyor muydu? Bittik biz. Telefonu çıkartıp rehberden direkt Rhino’yu buldum. İkinci çalışta açtığında ona fırsat tanımadan konuşmaya başladım.
“Beni görmek istemiyorsun biliyorum ama yardım etmezsen zokayı yutacağım!”
Sesimdeki tedirginlik onun sesine de yansımıştı.
“Bana gel hemen!”
Telefonu kapattığım gibi koşar adım içeriye girdim. Yakalanmıştım işte napacağım yirt dışına mı kaçmalıyım yok yakalarlar daha havalimanındayken gemiyle kaçak olarak gitsem of nereye gideceğim ki?
“Aria nereye kayboldun dakikalardır yoksun.”
“Bittik biz!”
Kaşları çatıldı ve beni kolumdan kenara çekti.
“Ne saçmalıyorsun sen?”
“Bittik diyorum! Terasa bir kadın geldi benim avukat olduğumu, Maude’yi biliyor ima etti. Rhino’nun yanına gidiyorum şimdi.” Cümlemi bitirip koşar adım çıkışa ilerlemeye başladığımda arkamdan bağırdı.
“Bekle bende geliyorum!”
🔪
Saatlerdir Rhino’nun bilgisayarının önünde tarif ettiğim kadını bulmaya çalışıyorduk. Ama hiçbir sonuca varamamıştık. “Veri tabanında böyle bir yüz yok emin misin böyle biri olduğuna hayal falan görmüş olabilirsin.”
“Deli miyim ben Rhino niye olmayan birini göreyim?”
“Yani yaptıkların çok aklı yerinde birinin yaptığı şeyler değil bilemeyeceğim.”
Göz devirip robot resime döndüm kadının aynısıydı işte niye bulamıyorduk.
“Birbirinize laf sokmak yerine mantıklı düşünüp Maude üzerinden kadın hakkında bilgi alabilirsin.”
Oha çok mantıklı.
“Daha önce niye söylemedin ki?”
“NE! Saatlerdir bunu söylüyorum ama kavga etmekten beni duymuyorsunuz ki?”
“Neyse ne ben şunu arayayım bir.”
Telefonu alıp kuru temizleme diye kaydettiğim numarayı aradım.
“Kırmızı skokin.”
“Dinlemedeyim.”
“Direkt konuya gireceğim bugün yanıma Scarlett adında bir kadın geldi ve seni tordu benimle ilgili bir şeyler biliyor belli ki o kadını bulmamız lazım polis olabilir.”
“Kahretsin! Anlamışlar.”
“Neyi?”
“Dışarıya veri sattığımı.”
“kim anlamış ya ne diyorsun?”
“o kadın lider benim üzerimden sana ulaşmış muhtemelen sizi istiyor.”
“Ne için istiyor peki?”
“Üst kıdemlilerden oluşan bir ekip kuruyor tebrikler ressam kendini onun radarına soktun.”
Telefonu kapatıp bana merakla bakan iki göze döndüm.
“Örgüt lideri ekip kuruyormuş bizi istiyormuş muhtemelen.”
“Ne!”
“Aferin sana, bok vardı da gittin mesleğini bırakıp katil oldun al artık resmi olarak kiralık katilsin! Salak.”
“Ya ne bu öfke yeter! Tamam anladım beni artık hayatında istemiyorsun o zaman sus sadece işini yap Rhino.”
“paramı da verecek misin o zaman Aria. Paralı askerin miyim ben senin!”
“artık evet, sadece paramla yanımda duran birisi gibi davranıyorsun çünkü.”
“Salağın tekisin.”
“Sen sanki çok farklısın.”
“Ya bir sakin olsanıza.”
“SEN KARIŞMA!”
Ikimizin aynı anda bağırarak konuşması üzerine Laura sıçrayarak geriledi. Daha sonra yiyin birbirinizi der gibi bakarak odadan çıktı.
“Sadece bilişim işlerinde tek güvendiğim sen olduğun için geldim sana muhtacım sanma ücretini veririm.”
“ücret istemiyorum size yardım edeceğim ama bu seni affettiğim anlamına gelmiyor.”
“Aman iyi be!”
“Kahve yapıyorum.”
Minik bir sırıtışla ona yaklaşıp sarıldım. Omzumu sıvazlayıp geri çekildi ama yüzünde rahatlamış bir ifade vardı. “Kimseyi öldürmem ben yalnız.”
“Sen öldürmeyeceksin zaten sakin ol biraz.”
“Her gün birilerini öldürdüğünü yeni öğreniyorum bana hak verirsin ki garip hissediyorum ve gerginim.”
“Hak veriyorum ama her gün birini öldürmediğime emin olabilirsin planlamak uzun sürüyor.”
“Tanrım neyin içine düştüm ben!”
“Alışırsın! Kahveleri ben yaparım.”
Sessiz kalıp bilgisayarının başına geçti. Kapıyı açtığımda Laura merakla bana bakıyordu. Gülüp içeriyi işaret ettiğimde sırıtıp içeri girdi.