İçeriğe geç

RENKLİ ACILAR

Bölüm 1 · 4 dk okuma

RENKLİ ACILAR

Bölüm 1

Ufak Bir Tesadüf

Onur Kılıç, geçmişin acı dolu izlerini taşıyan bir adamdı. Henüz çocuk yaşlarda yitirdiği masumiyetin yerine, sorumluluklar ve karanlık gerçekler yüklenmişti. Babasının kirli mirası ona sadece bir şirket değil, aynı zamanda karanlık bir gölge bırakmıştı.

O, bu gölgeden sıyrılıp ışığa ulaşmak için mücadele etti. Yazılım mühendisliğini en iyi üniversitelerden birinde, birincilikle bitirdi. Babasının yolundan gitmek istemese de kaderin kalemi başka türlü yazmıştı. Şirketin başına geçti, istemeyerek ama kararlılıkla. Ve o şirketi bir enkazdan alıp, dünya çapında bir dev haline getirdi.

Onur, herkesin yarasına merhem olurken, kendi kanayan içini hep sakladı. Ta ki… bir gün, siyah elbisesiyle kalabalığın içinde sessizce parlayan o genç kadını görene dek. Neva Yıldırım… Onur’un kalbine yıllardır dokunulmamış bir yeri hatırlattı: şefkatin, merhametin ve belki de aşkın varlığını.

Şirket için çok önemli bir gündü. Kazandıkları büyük ihaleyi kutlamak üzere herkes mekânda toplanmıştı. Onur dolabını açtı, içinden şık bir siyah takım çıkardı. Ona uygun kravatı ve zamansız saatini yatağın üzerine bıraktı. Üzerini giydi, saçlarını banyoda özenle şekillendirdi. Son dokunuş olarak sevdiği o tanıdık parfümü sıktı. Evden çıkarken siyah deri ayakkabılarını giydi, bir an için aynada kendine baktı. Yüzünde alışıldık soğuk ifade, ama gözlerinin derininde bir kıpırtı vardı. Belki bir huzursuzluk, belki de adını henüz koyamadığı bir beklenti.

Kapıyı açtı, arabasına yürüdü. Direksiyona geçtiğinde motorun homurtusu kulaklarında yankılandı. Şirket etkinliğinin düzenlendiği mekâna vardığında arabasını valeye teslim edip içeri adım attı.

"Her şey hazır mı Kerem? Bir eksik var mı?"

Kerem, genç ama tecrübeli bakışlarını ona çevirdi. "Her şey yolunda Onur Bey. Sizi bekliyorduk biz de."

"Bir sorun mu var Kerem, ne oldu?"

"Yok Onur Bey, sorun yok. Sadece… ihalenizdeki karşı şirketin CEO’su tebrik için gelmiş, onu haber vermek istedim."

Onur başıyla onayladı. "Anladım. Ben de şimdi içeri geçiyorum."

Balo salonunun dışındaki oturma alanına geçti. Karşı şirketin CEO’su Mira Hanım onu görünce ayağa kalktı. Göz göze geldiler. Soğuk ama kibar bir el sıkışma gerçekleşti.

"Onur Bey, tebrik ederim. İhaleyi siz kazanmışsınız."

"Rica ederim Mira Hanım. Hoş geldiniz şirket etkinliğimize."

"Hoş buldum. Burası çok güzel olmuş, çok beğendim. Ben de şirket yemeklerinde burayı tutmayı düşündüm. Siz ne düşünüyorsunuz?"

"Burası farklı bir atmosfer sunuyor. Biz genelde burayı tercih ederiz. Size de tavsiye ederim. Şimdi isterseniz içeri geçelim. Kalabalık arttı, sanırım başlamak için beni bekliyorlar."

Salon kalabalık ve canlıydı. Çalışanlar mutluydu, eğleniyorlardı. Onur için bu küçük sevinçler çok değerliydi. Belki başkalarının kahkahaları, kendi sessizliğini bastırıyordu. Belki de o gülüşlerin ardında, kendi içindeki boşluğu bir anlığına unutabiliyordu.

Sahneye çıkıp mikrofonu eline aldığında, sesi salonu doldurdu:

"Merhaba herkese! Umarım keyfiniz yerindedir. Bu ihaleyi kazanmak, bu başarıyı elde etmek yalnızca benim değil, hepimizin emeği. Her bir çalışanımıza, en ufak katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Umarım bundan sonra daha nice başarıları birlikte kutlarız. Etkinliğe katılan herkese de ayrıca teşekkür ederim. İyi eğlenceler diliyorum!"

Sahneden indiğinde müzik başlamıştı. Diğer şirket sahipleriyle kısa ama gerekli sohbetler yaptıktan sonra kalabalıktan uzak, sessiz bir köşeye çekildi. İnsanlarla sık iletişim kurmaktan hoşlanmazdı. Soğuk görünüyordu belki ama o soğukluk, içinde bir zamanlar yanan yangınların külleriydi.

Altın rengiyle yıkanmış balo salonu, neşeyle dolup taşıyordu. Onur elindeki köpüklü içecekle etrafı izlerken, bir anda gözleri ona takıldı: Neva Yıldırım.

Zarif, minyon ve beyaz tenli bu genç kadın, salonun loş ışığında adeta başka bir zamandan çıkıp gelmiş gibiydi. Gözleri kahkaha atan bir grup insana odaklanmıştı ama Onur’un bakışlarını fark ettiğinde kısa bir anlık bakışma yaşandı. Neva başını hafifçe yana eğerek, "ne bakıyorsun?" der gibi bir mimik yaptı. Onur hemen gözlerini kaçırdı. İçinden bir şey kıpırdadı. Gözle görülmeyen ama kalpte hissedilen bir şey.

Ayağa kalktı, sessizce girişteki oturma alanına geçti. Kendi kendine mırıldandı: "Bu kızda bir şey var… Tanıdık ama yabancı, uzak ama yakın… Sanki geçmişten gelen bir yankı gibi."

Eğlence sona yaklaşırken, tekrar onu gördü. Neva, birkaç kişiyle gülüyordu. Gülüşü içini ısıttı. Gamzeleri, belirgin elmacık kemikleri ve kısılmış gözleri… Gözlerinin önünden gitmiyordu.

Tekrar göz göze geldiler. Bu sefer bakışlarını daha uzun tuttu ama sonra hızla başka tarafa çevirdi ve mekândan çıkmak üzere hareket etti. Valeden arabasını istedi, aracına binip eve doğru sürdü. Ama zihninde hâlâ o vardı.

Eve vardığında arabayı bahçeye park etti, Asım’a anahtarları uzattı:

"Bunu garaja götür, sonra yanıma gel."

"Tamam abi. Park edip geliyorum."

Asım, Onur’un en güvendiği adamıydı. Bir zamanlar karanlık bir hayatın eşiğinden çekip çıkardığı, artık sağ koluydu.

Onur içeri girdi, üzerini değiştirip mutfağa geçti. Kendine bir Americano yaptı. O, kahveyi sadece içmek için değil, yaşamak için severdi. Koltuğa geçip oturdu. Az sonra Asım geldi.

"Buyur abi, bir şey mi oldu?"

"Eğlenceye katılan herkesin listesini istiyorum. Fotoğraflarıyla birlikte."

"Kötü bir şey yok değil mi abi? O adam mı bir şey yaptı?"

"Hayır Asım. O bir daha hiçbir şey yapamaz. Mal varlıklarının hepsi benim üstümde. Sadece… birini gördüm. Detaya girme, birini bulmak istiyorum sadece."

"Anladım abi. Hemen hallediyorum."

Kahvesini bitirdi, bardağını lavaboya bıraktı. Üst kata çıktı. Mavi tonlarla dekore edilmiş odasına girdi. Balkonuna kısa bir göz attı. Sıcak bir duş aldıktan sonra üzerine rahat kıyafetlerini giydi. Nemlendirici krem, tanıdık parfüm… Her şey yerli yerindeydi ama içinde bir eksiklik vardı.

Yatağa uzandığında gözlerini kapadı. Ama gözlerinin arkasında hâlâ o vardı. O gülüş… O gözler… O his…

Ve Onur Kılıç, tanımadığı ama sanki hep bildiği o kızı düşünerek uykuya daldı.

Bu benim ilk kurgumm.. uzun zamandır yazmak istiyordum kurgu bu zamana kısmetmiş... kurgumu okumaya başladığınız içinn teşekkür ederim..

Yeni bölümde görüşmek dileğiyle.🙏✨

Yorum yapmayı unutmayın......

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.