Sınıfa girdim ve boş olan bir sıraya oturdum. Sınıfa giden çocuk dikkatimi çekti daha önce hiç bir insanda bu rengi görmemiştim siyah.
Öğretmen sınıfa girdi masasına oturdu ve kendimizi tanıtmamızı istedi "Amy LAROSA, 4 yaşındayım ve mavi renk aldım umarım iyi anlaşırız" yerime oturdum ve diğerlerini dinlemeye başladım. Sıra o çocuğa gelmişti " Julian Mangus 4 yaşındayım, siyah renk aldım ve burada olmak istemiyorum" saçmalamıştı öğretmen çok şaşırmıştı ama sıra bitene kadar susmayı tercih etti.
Herkes kendini tanıttıktan sonra renkleri ve anlamlarını öğrenmeye başladık;kımızı=ATEŞ, sarı= ELEKTİRİK, turuncu=ZİHİN OKUMA, yeşil=BİTKİ, mavi=SU, mor=ŞİFACI, pembe =HİPNOZ. Bu kadarmı öğretmen siyah hakkında tek kelime bile etmedi , merakıma yenik düşüp parmak kaldırdım, öğretmen sevecen bir şekilde gülümsedi ve "arkadaşlar Amy arkadaşınız birşey sormak istiyor"dedi . Ben onlara değil size sormak istemiştim diye geçirdim içimden. Herkes bana bakarken Julian durumu anlamış olmalıki gülmeye başladı" Öğretmenim buradaki herkesin renginden bahsettiniz ama siyah hakkında birşey söylemediniz neden? "Julian bana ters bir bakış attı (belki biraz korkmuş olabilirim) " Bunu sormakta gayet haklısın Amy ama siyah yeni keşfedilen bir renk olduğu için çok nadir var yani gücünün ne olduğunu bilmiyoruz" yani sadece Julian'a gücünün ne olduğunu sorması gerek niye bu kadar abarttı ki. Zil çalmaya başladı TENEFÜS. Yanıma gelen pembeli kız bana gülümsedi ve " Meraklı insanları severim arkadaş olmaya ne dersin" o pembeydi onun gücü hipnozdu. "Amy LAROSA" dedim sessizce elini uzattı ve " Jessica LORD" dedi benim tersime sesli ve kendinden emin bir şekilde. Zil çalmadan önce eşyalarını toplayıp yanıma oturdu.
Öğretmen tekrardan sınıfa geldiğinde neredeyse herkesyeini değiştirmişti bir kişi hariç
Julian, en arka duvar kenarında tek başına oturuyordu sonra bir anda ayağa kalktı ve önümüze oturdu. Hayatta hiç bu kadar meraklanmamıştım ama gücü bilinmediği için ondan korkoyordum.
Okul çıkışı anneme olayları anlattım
"Anne siyah renk tehlikeli mi? "
"Hiçbir renk tehlikeli değildir, asıl tehlikeli olan onu kullanan insandır" biraz sustu ktan sonra
"Sınıfınızdaki çocuk Julian dı de mi adı"
"Evet anne "
"Ondan korkuyormusun? " " Hayır anne ondan korkmuyorum sadece bilinmeyen bir renk ile olduğu zaman korkuyorum"
Eve kadar sessizce yürüdük.
Sınıfa girdim sınıfta sadece üç kişiydik ben, Julian ve adının Kevin ARTHUR olduğunu hatırladığım çocuk. Biraz sonra Kevin yanıma oturdu ve sohbet etmeye başladık onun rengi turuncuydu. Aniden bana döndü ve" sırrını biliyorum " dedi korkarak "n-ne sırrı " dedim , kafama hafifçe vurdu "benim rengim turuncu ve turuncu zihin okuma " zaten çok geç düşmüştü artık öleceğimi biliyordum. Tekrar "ne sırrından bahsediyorsun diye" sordum.
Bana doğru biraz daha yaklaşıp
" kimseye söylemeyeceğim " dediğini duyduğumda birazda olsa rahatlamıştım tekrar konuşmaya başladı sakindi
" Benim bir ikizim vardı 4 yaşına girdiği halde bir renk alamamıştı onu öldürdüler seni bu yüzden koruyacağım sen artık benim kız kardeşimsin" bunları duyduktan sonra biraz daha rahatlamıştım ama onu tembih leyip duruyordum kimseye söylememesi için ön sıramızda uyuyan Julian uyanmış Jessica gelmişti Kevın'ı yakasından tutuğu gibi yere fırlattı " burası benim yetim " bu bağrıştan sonra bütün sınıf bize baktı . Tam o anda sınıfa giren öğretmeni gören herkes yerine geçti ve Kevın da Julian'nın yanına oturdu
(Bir hafta sonra )
Cesaretimi toplayıp Julian'ın yanına oturdum uyuyor gibi duruyordu. Onu hafifçe sarstım kafasını kaldırdı ve net bir şekilde
"Ne var!? " hemen terslemek zorundamıydı
" Şey senin rengin siyah değilmi"
Bana garip bir bakış attı ve kafasını sırya geri koydu , onu tekrardan sarsıp aynı soruyu sordum
Bu sefer cevap küçümseyici ydi
"Oradan bakınca kırmızı gibi mi duruyor"
Tabi ben böyle bir cevap alacağım ve menemen duracak
"En azından her gün alkol içmiş de ondan sonra uyumadan okula gelmiş bir çocuk var biliyormusun rengi siyahmış galiba ama bence yeşil kendini koruyamayan kadar güçsüz olduğu için uyuyup duruyor" hay benim akılsız kafam. Bu çocuk beni parçalara ayıracak. (...)
Devam edecek...