İçeriğe geç

Rehin // FanFiction

Bölüm 13 · 2 dk okuma

Rehin // FanFiction

Bölüm 13

13🩸Kaçıyor Musun?

"Hwa Jin! Hadi,uyan artık. Nam Hwa Jin!"

Dürtülmekten rahatsızlık duyarak güçlükle gözlerimi açtım. Neredeydim ben?

Aklıma en son Lee Know'un kolları arasında uyuduğum gelince anında gözlerimi irileştirdim. Başımda o vardı.

Hemen onu kolundan tutarak endişeyle sorularımı dizdim.

"Ne kadar zamandır uyuyorum?! 1 saat oldu mu? Bi-birini öldürdüler mi? Hyun-Hyunjin! Hyunjin!"

"Sakin ol. Sakin ol Hwa Jin. Çok değil 1 saat kadar uyudun ama çok ihtiyacın vardı biliyorum. Günlerdir akademide çok hırpalandın. Neyse... Evet, birini de öldürdüler ama öldürdükleri yaşlı bir amcaymış. Jisung bütün malzemeleri aldı. Şu an sinema salonlarından 4.salonun içindeyiz. Sinema salonlarında kamera olmadığını fark ettik. Planlarımızı burada yapacağız. Jisung buraya kurulacak."

Çevreme bakındım.

Şu an sinema salonunun en arkasında, en yüksekteydik. Kırmızı koltukların arasında, yerdeydik.

Ayağa kalktım.

Jisung da bir arkamda aletleri kurmuştu. Arka tarafta kablolar içerisinde oturuyor, bilgisayara gömülü vaziyette duruyordu.

"Bangchan nerede?"

"Buradayım."

Önümden bir mırıltı duyunca ayağa kalkarak önümdeki dizili sıra koltuklara baktım.

Bangchan koltuklardan birine oturmuş, başını geriye atmış ve gözlerini kapatmıştı. Kolları birbirine bağlıydı. Ayaklarını üst üste atıp bir altında bulunan koltukların üstüne yerleştirmişti.

Bir kere daha mırıldandı.

"Gözlerimi dinlendiriyorum."

Sonra gözlerini açmadan bir kere daha mırıldanarak söze girdi.

"Jisung işini hâlledene kadar siz de yatıp dinlenin biraz. İşimiz daha da zorlaşacak gibi. Yorgun düşmeyin."

Ben sorumu sormadan Jisung normal ses tonuyla söze girip aklımdaki soruyu cevaplandırdı.

"Sinema salonlarına giriş yapılan büyük kapıya cihaz yerleştirdim. Biri yaklaşırsa ya da içeri girerse bizi uyaracak. Burada güvendeyiz. Şimdi kameraları, sistemi hacklemeye çalışıyorum."

Sustum ancak yan tarafımda bana baktığını hissettiğim Lee Know ile yeniden utandım. Ona bakamadım. Üzerinde olduğum anlar aklıma düşüp o anki hislerin benzerini tekrar hissedince yanında duramayacağımı anladım.

Ayağa kalktım.

Lee Know hızla beni bileğimden yakaladı. Beklemiyordum. Başımı arkaya çevirip ona odaklandım. Gülümseyen yüzüyle gözlerime bakıp sordu.

"Ne o? Kaçıyor musun? Seni etkilemiş olamam değil mi?"

Bileğimi elinden sertçe çekip kurtarmaya çalıştım.

"Ne saçmalıyorsun? Neden kaçacakmışım? Canım sıkıldı, Bangchan ile sohbet edeceğim. Hah, ayrıca senden etkilenmek mi? Komiksin!"

Lee Know daha çok eğlendi.

Boşta olan elini havaya kaldırdı. Kendi yüzünün önünde sallayıp, "Yüzün", dedi.

"Utançtan kıpkırmızı olmuş. Yalan söyleme."

"Utançtan değil, sinirdendir o!"

"Benim çok iyi bir yalancı olduğumu söylüyordun. Biliyor musun Hwa Jin, evet öyle. Çok iyi bir yalancıyım. Hatta bu konuda doktora bile yapabilirim. Bu yüzden..."

Bileğimdeki elini elime indirdi ve elimi tuttuktan sonra sözlerinin devamını getirdi.

"Yalan söyleyen bir kişinin yalan söylediğini anında anlayabilirim. Tıpkı şu an olduğu gibi."

Alt dudağımı dişleyip yutkundum. Gözleri bir ara dudaklarıma kaydı. O an kendimi toparlamam gerektiğini daha çok fark edip elimi kuvvetle elinden çektim.

Tuttuğu elim sanki alev alev yanıyordu.

Bu normal değildi. Hem de hiç değildi.

Hızla önüme döndüm.

Elastik bir şekilde dolanmadan, bir önümdeki koltuğa atladım.

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.