İçeriğe geç

REFRESH • Taekook

Bölüm 16 · 5 dk okuma

REFRESH • Taekook

Bölüm 16

16.Bölüm

-

Taehyung

Telefonumu yavaşça komodinime bırakmış, uyanacağını belli eden mırıltılar çıkaran Jungkook'un yanına gitmiştim. Onu uyandırmamak adına, dikkatle yatağa oturdum.

Okulun başlamasına az kalmıştı ama Jungkook hasta olduğundan, içim götürmeye el vermiyordu. Gerçi götürsem bile orada ona iyi bakardım. Yinede evde dinlenmesi daha faydalıydı.

Onu uyandırıp sormak için sessizce "Jungkook" diye seslendim. Sesimle yüzü hafifçe buruşmuştu, bu göründü içimdeki şefkati tetikliyordu. Tekrar seslendiğimde yüzünde minik bir tebessüm belirmişti. Onun tebessümüne karşılık bende kendimi tutamamış, tebessüm etmiştim. O gerçekten çok tatlıydı.

Elimi yüzüne götürüp yavaşça okşadım, pürüzsüz ve güzel yüzünü. Dokunuşumla gözlerini çok hafif açmaya başlamıştı. Uykulu haline küçük bir kıkırtı bıraktım. Yavaş yavaş ayılmaya başlamıştı. Yatakta zorlukla doğruldu, gözlerini zar zor açıyordu. Bunu geçirmek adına gözlerini ovuşturmuş ve bana bakmıştı. Bakmasıyla yüzüne güzeller güzeli bir gülüş yerleşti. Anlayamıyordum, nasıl onu kırabiliyorlardı?

Daha fazla uykusunu bölmemek adına "Okul saati geldi, ne yapalım?" diye sordum. Dudaklarını büzmüş "Bilmiyorum.." demişti. Aslında hiç götürmek istemiyordum ama onu sonrasında koruyamazsam diyede çok korkuyordum. Daha yeni atlattığı şeyin tekrarını ne ben ne o kaldırabilirdi.

"Annene sorsan o izin verir mi?" diye ümitle sordum. "İzin verir ama ya babam öğrenirse?" dedi. Belki sonrasında onlarda kalabilirdim, bu şekilde en azından sinirleri geçene kadar korumuş olurdum. Tam bunu dile getirecekken aklıma başka bir fikir daha geldi. "Hastaneden çıkmadığını söylesek." demiştim. Sonuçta ailesi hastaneye bile gelmemiş, ilgilenmezler diye düşündüm.

Jungkook'un gözleri büyümüş, bana bakmış ama sonrasında az önceki gibi dudaklarını büzmüştü. "Hastane, çoktan faturaları yollamıştır. Yanii haberleri vardır, bence okula gitmeliyiz. Hem şu an daha iyiyim, sıkıntı olmaz." dedi. Çözüm bulamamak beni sinirlendiriyordu fakat elimden bir şey gelmiyordu. "Peki o zaman ama kötü olursan söyle, eve geri geleceğiz." dedim. Jungkook kafasını olumlu anlamda sallamış ve beklemediğim bir şekilde bana sarılmıştı. Sarılmasına karşılık bende sarılmıştım.

Okula gideceğimiz için daha fazla oyalanmamalıydık. Bu yüzden sarılmayı çok uzun tutmamış, geri çekilmiştim. Geri çekilmemle göz göze gelmiş, gözlerinde kaybolmama izin vermişti. Kendimi toparlayıp "Hadi bakalım, geç kalmayalım o zaman. Ben sana kıyafet getireyim." dedim ve yataktan kalkıp kıyafet vermek için dolaba yöneldim. Yedek formamı dolaptan çıkarmış, üstünede bir hırkamı seçip almıştım.

Arkamı döndüğümde Jungkook ayağa kalkmış, yatağı düzeltmeye çalışıyordu. Onun bu haline gülümsemiştim. Ardından üstündeki kıyafetlere takıldı gözüm. Büyük gelmişlerdi, içinde minicik duruyordu. Bunun tatlılığı karşısında boğazım düğümlendi resmen. Ne kadar içimden onu sıkıca sarıp öpmek gelsede, bunu yapmayacaktım.

Ben hâlâ ona donup kalmış şekilde bakarken arkasını dönmüş, bana "Bir şey mi oldu Taehyung?" demişti. Sorusuyla kendime geldim ve "Hayır hayır, bir şey olmadı." dedim. Sonra elimde olan kıyafetler aklıma gelmiş, yavaşça yanına adımladım. "Al bakalım. Sen rahatça giyin, ben aşağıda seni bekleyeceğim." diyip ona kıyafetleri uzattım. Çıkmak için arkamı döndüğümde elimi tutmuş, bana korku dolu gözlerle bakmıştı. Ne olduğunu anlayamazken "Burada beklesen, beraber insek olmaz mı?" diyip nedeni belli etmişti.

O korkuyorken tek bırakamazdım, ayrıca benden ricada bulunmuştu. Bekleyecektim. "Tamam, sen giyin bekliyorum ben." dedim ve rahatsız olmaması adına arkamı döndüm.

Hemen giyinmiş, giyindiğini belli etmek adına "Giydim." demişti. Arkamı döndüğümde aşırı bol gelen kıyafetlerle, yüzümde kocaman bir gülümseme oldu. Çok tatlı gözüküyordu. Alnına küçük bir öpücük kondurmuş "Hadi gidelim o zaman." demiştim.

Elinden tutup çantamı sırtıma aldım ve evden çıkmak için harekete geçtim. Acele etmezsek geç kalacaktık, bu yüzden biraz aceleci şekilde odadan çıktık. Cebimden telefonu almış, şoförü aramıştım. Neyse ki yakınlardaymış, bu sayede hemen okul yolunu tuttuk.

-

Şoförün durması ile okula ulaştığımızı anlamış, omuzuma kafasını koymuş Jungkook'a söylemiştim. Jungkook uyarımla kalkıp bana bakmış, okula geldiğimizi görünce beraber arabadan inmiştik.

Jungkook'un hâlâ kötü hissettiğini yüzünden anlayabiliyordum fakat evdeki kadar kötü olmadığından bir şey demiyordum.

Sınıfın kapısındayken Jungkook duraksamıştı. Neden olduğunu anlayamamış, yüzüne bakmıştım. Jungkook ise biraz daha ilerleyip sınıfın kapı köşesinden içeriyi süzmüştü. Kime veya neye baktığını çözemiyordum bu yüzden bende arkasından sınıfa doğru baktım. Jungkook'un derin bir nefes almasıyla beraber sorunun Bogum olduğunu anlamıştım.

Bugün gelmek zorunda mıydı gerçekten? Jungkook'un sakin olması adına omuzlarından tuttum ve kendime çevirdim. Göz göze gelmemizle beraber yine nefesim kesildi. Kendimi toparlayarak "Sorun yok, biliyorum şu an onun laflarını veya bakışlarını kaldıracak gücün yok. O yüzden stres oluyorsun ama ben buradayım sana bir şey diyemez." dedim. Dediklerimle Jungkook'un o güzel gözleri kocaman olmuş, gözlerini gözlerime kenetlemişti resmen.

Zilin çalmasıyla daha fazla oyalanmayarak sınıfa girdik ve sıralarımıza geçtik. Bogum ve Eunwoo bize kısa bir bakış atmış fakat bir şey dememişti. Zaten kısa bir süre sonrada hoca derse girmişti.

Derste sürekli Jungkook'u kontrol ediyordum, yine ateşi çıkmış mı veya bitkin gözüküyor mu diye. Her baktığımda kafası biraz daha sıraya kayıyordu, uykusu vardı muhtemelen.

Sonunda dersin bitmesiyle hoca defterini alıp sınıftan çıkmış, bende elimi Jungkook'un alnına koymuş, ateşine bakmıştım. Jungkook da buna tebessüm etmiş, güler bir biçimde "İyiyim, sıkıntı yok." demişti.

Tam konuşmak için ağzımı aralamıştım ki Bogumun sesiyle sinirli bir iç çektim. "Bakıyorum birilerinin duyguları varmış" diyip ardından kelimelerin hecelerini bastırır şekilde "Sulu göz olmak dışında." dedi ve kahkaha attı.

Jungkook'un anında gülüşü solmuştu, bu gülüşünün solması bile benim için Bogumu öldürme nedeniydi. Sıramdan gür bir sandalye ittirme sesiyle kalkıp Bogumun tam önünde durdum ve "Her şeye bir şey demek zorunda mısın sen? Ağzını kapatamıyor musun?" dedim.

Bogumun o piç gülüşü hafifçe solmuş ve yerini sinirli bir yüz ifadesi almıştı. Belli ki cevap almaya alışık değildi. "Seni ne ilgilendiriyor, arkadaşımla şakalaşıyoruz sadece değil mi Jungkook?" diyip Jungkook'a iğrenircesine bir bakış attı. Sinirlerim kat ve kat artıyordu.

Jungkook, Boguma cevap vermemiş, kafasını eğmişti. Bu tepkisine Bogum sırıtmış " Benim yokluğumda kendine arkadaş mı tuttun, parayla?" diyerek Jungkook'a doğru adımlamaya başlamıştı. Jungkook çok hafif geriye gitmeye çalışıyordu ama yer olmadığından gidemiyordu. Bogumda bunu fırsat bilerek daha çok üstüne gidiyordu. "Sonuçta seninle kimse para harici arkadaş olamaz, unuttun mu? Söyleyeyimde baban sana hatırlatsın." demesiyle benim için son noktaydı.

Formasının ensesinden tuttuğum gibi geriye, sıraların üstüne doğru fırlatıp yüzüne sert bir yumruk yerleştirdim.

-

Bölüm sonu

1 yorum