Bazen bazı insanlar doğum gününü
sevmezler.
Hikayemin birinci bölümünden.
Merhabaaaaa umarım
beğenirsiniz!
Bu hikayeyi yazmak ve yazmamak hakkında çok düşündüm ve yazmaya karar verdim. Kısaca bir özet geçeyim Şimdi ana karakterimizi Kırmızı ALEV bu kadının geçmişte ve gelecekte yaşadıklarını anlatıyor. Güçlü kadın kurgusu yani.
Bu arada sadece eğlenmek için yazdım.
Hikaye kelimesi kelimesine kadar kurgudur!
Kırmızı ALEV
Benim son cümlelerim çok acıydı birinin dayanamayacağı cümlelerdi ama kendi öz annemin bana söylediği cümleler...
Aklımdan çıkmıyordu sevmiyorsan neden doğurdu anlayamıyordum küçüklüğümden beri bana minnacık bir sevgi göstermiyordu.
Belki benim yüzümdendir diye düşündüm ama nasıl benim yüzümden olabilir ki? Nasıl doğardoğmaz benden nefret edebilir? Neden bana her baktığında kin besliyor?
Aslında 20 yaşında bu soruları sormayı bıraktım çünkü nedeni yoktu soruların cevabı, çıkışı yoktu.
Her yıl doğum gününe tek başına girmek, her yıl eziyet çekmek, her yıl o boktan evde yaşamak nasıl bir his siz bilir misiniz? Ben bilirim ben yaşadım, ben gördüm, ben çektim her zaman herşeyi ben çektim lanet olsunki ben çektim!
Neden ben çektim peki? neden!
Keç kere ölmek istedim ben kaç kere intahara kalkıştım 10 yaşından beri ne kadar? 10? hayır 20? oda hayır aslında bende bilmiyorum.
Ama siz siz olun asla sevmediğiniz, istenmediğiniz veya acı çektiğiniz yerde asla kalmayın sonra sonunuz benim gibi olur.
Deniz Ateş AKIN
O mahalleden kardeşim öldüğünde annemle birlikte ayrıldık ve o an birdaha Kırmızı ile görüşmedik.
Kardeşimin ölümü annemi çok sarsmıştı ve en son kırmızıyla beraberdi o günden sonra annem kırmızıyı görmek istemedi adını da duymak istemedi ama ben ona "sana bir gün kırmızı dersem bil ki bir daha asla görüşmeyeceğiz" demiştim ve ben ona son gün "kırmızı" demiştim ve dediğimi yaptım onunla asla görüşmedim hemde asla onu çok düşündüm ama asla onu aramaya veya onunla görüşmeye yüzüm olmadı.
O günden sonra annemle yeni bir hayata başladık ve başlangıcım o dağ eviydi annemle 4 ay dağ evinde kaldık sonra annem nedeni bilinmeyen bir şekilde öldü ve ben babamın yanına Ruya'ya gittim. 15 yaşındaydım ve hem annem hemde kız kardeşim ölmüştü ne yapacaktım.
Sadece babam kalmıştı ben babamdan hep korkmuştum çünkü o çok acımasızdı en son adamları bir işi halledemediği için onların ailelerini öldürmüştü ama ben 7-10 yaşımdayken böyle değildi neşe doluydu sonra ne olduysa böyle birine dönüştü.
Babamın annemden daha çok güvendiği ve sevdiği bir arkadaşı vardı ama kim bilmiyordum o adam ya ona ihanet ettiği için böyleydi yada o öldüğü için çünkü ben o adamı 7 yaşımdan beri görmedim.
O günlerde her gün kendimden nefret ettim ve kendime yemin ettim kardeşimin katilini bulacaktım o intihar etmemişti o neşe dolu bir kızdı intihar edemezdi.
Bazılarımızın hayatı muhteşemdir ama bazılarımızın hayatı ise böyledir karma karışık.
Ben bir erkek olsamda bir yere tüm yaşadıklarımı yazmıştım
4 mart 2020 bu gün babam ben onun istemediği bir şeyi yaptım diye beni baçağımdan vurdu
1 ocak 2019 bu gün babam biriyle evlendi
27 mart 2018 bu gün kırmızı 19 yaşına girdi!
10 eylül 2018 bu gün kardeşim 19 yaşına girdi!
8 nisan 2017 bu hafta babam benim matematik şampionu olamadığım için ac bıraktı
Babam bana çok şey yaptı hemde çok şey...
Ve son 30 ekim babam annemin ve kardeşimin mezarına gelip gizli gizli ağladı
Ben buna bir şey diyemiyorum...
Babamın o gün değişeceğine inanmıştım ama o günden sonra daha acımasız oldu.
Bu gün 20 kasım 2022 ben de onun gibi acımasız oldum...
(20/10/2026)
(Kırmızı nın anlatımıyla)
"Kırmızı hanım bir misafiriniz var"
"Tamam Geliyorum" siyah elbisemi giyindim kabanımı aldım ve aynaya baktım aşağı indim, kimin geldiğini biliyordum Aydın gelmişti, Aydın her zamanki gibi boş şeyler için gelmiş olması gerekiyor merdivenlerden aşağı indim, ve evet Aydın gelmişti.
"Aydın bey geldi efendim" dedi Dua, Dua benim asistanım tabi asistan denilirse. Dua ya bana efendim dedi diye ona tip tip baktıktan sonra aydının yanına gittim
"Hoş geldin Aydın" dedim ona
"Hiç hoş bulmadım canım. Bizimkiler işi halledememiş" bir an Aydın a baktım iş evet hiç hoşlanmadığım bir düşmanıma baskının
"Ne? Aydın 15 kişi gittiler"
"Evet ama evde 26 kişi varmış ve onları yakalamışlar sonra polisler gelmiş almışlar ama kimse adını vermemiş zaten verseler bile herkes seni erkek olarak biliyor birşey olmaz, olmaz da bu iş artık sende kırmızı" dedi Aydın
"Tamam ben hallederim o işi sen git şimdi" Aydını gönderip direk işime koyulacaktım
"Bir yemek yokmu?" Ona ters ters baktığımda;
"Tamam gidiyorum cimri hanım" Aydın gittiği dakika hemen Dua ya seslendim
"Dua hazırlan gidiyoruz" Dua hemen yanıma geldi
"Nereye?"
"Sence? Bu arada bana efendim demen gözlerimi yaşarttı" Dedim ve ona baktım oda bana güldü ve yukarı çıktı
"Hemen geliyorum bekle" dedi Dua, 5 dakika sonra aşağı indi elinde bir çanta vardı
"Bu ne?" Dedim ona sorgulayıcı bir şekilde bakarak
"Hiç öyle boş ver" dedi ve bana bakmadan dışarı arabanın yanına gitti bende onun arkasından arabaya gittim.
Bu arada ben Kırmızı o herşeyi bir anda darma duman olan kadın. Ben kırmızı o 10 yıl içinde o adamla gittim büyük bir eve geldik aslında 10 yılda o adamı hiç tanımadım ben ona adını sorduğumda o hep bana "bana patron de" veya "sadece sana yardımcı olmak için gelmiş bir adam" gibi şeyler derdi hatta bir kere onun başına silah dayayarak bana kendini tanıt kimsin nesin gibi şeyler demiştim 4 yılda bir sürü dövüş sanatı öğrendim boks,karate, tekvando kendini koruma gibi gibi işte.
Patron bana babamın kim olduğunu söylediğimde çok şaşırdım o eskiden büyük bir italyan mafya babası gibi birşey miş ama sonra bir iş sırasında tuzağa düşürülmüş ve öldürülmüş pek detay vermedi Patron bana hiç detay vermezdi bana hep "bunu sen kendin öğreneceksin" derdi bu arada 10 yıl boyunca sadece 2 kere annemi gördüm birincisi üvey babamın cenazesinde ikincisi onun cenazesinde.
Dua ile arabaya bindiğimizde arabayı ben kullanıyordum bize ne şoför nede hizmetçi gerek ti en son bir hizmetçi aldığımızda o ajan çıkmıştı beni öldürmek için gelmişti ama sonradan kendi öldü. 1 saat sonra istediğimiz yere vardık
"İçeridemiler?" Dedim Dua ya oda
"Evet" dedi hemen içeri girdik
"Naber kraliçe" dedi ordan Bartu
"İş bize kaldı" dedi Dua
"Şimdi vakit kaybı yok kişi Doğu Aktaş evinde bir sürü koruma var" dedim ordan Gizem konuya atladı "ve bir sürü kamera" dedi "bizim o eve girmemiz için o kameraları etkisiz hale getirmemiz gerek" diye devam ettim
"Tamam o zaman o iş bende"
"Ooo hoş geldin Umut bey"
"Durun bu bizim bildiğimiz Doğu Aktaş mı hani şu milyarder olan hani şu 33'lük olan"
"Evet Umut 33'lük Doğu" dedi Dua. 33'lük dememizin sebebi 33 milyar dolar değerinde serveti var.
"Sessiz!" Dedim "Konuyu saptırmayın... Bakın bu iş diğerlerine benzemiyecek Bakın ciddi olun evde bir sürü kamera ve koruma var Umut kameraları ele geçirecek sonra iş ben ve Dua içeri gireçeğiz bizi içeri geçiren Bartu olacak o sahte koruma olacak o kapıda duracak kimse şüphelen mesin diye. Biz maskeli gireceğiz zaten bizi erkek diye biliyorlar iş biraz zor olacak şimdi umut git ve şu adamın ne zamanlar evinde olduğuna bak." Dedim umut hemen bilgisayara gecti ve bakmaya başladı
"Sadece bu gun ve yarın adam cuma Almanya'ya uçuyor" bakması neredeyse 15 saniye sürdü belki daha az
"Ama bu imkansız" dedi Dua
"Hiç Birşey imkansızdeğildir" dedim Dua ya o bana baktı
"Bak kraliçe dua haklı bu imkansız bizim oraya girmemiz adamları öldürmeniz kameraları bloke etmemiz neredeyse 5 saat sürer belki daha çok" dedi Bartu hemen ona baktım ciddi bir şekilde
"O zaman daha hızlı olun Bartu!" Dedim " bu işi bitireceğiz... Her zaman ki gibi" dedim ve garajdan çıktım Dua arkamdan geldi.
"Kırmızı bu iş böyle olmaz bizim bu adamın herşeyini görmemiz lazım bunun içinde..."
"Göz lazım biliyorum ama o sadece yetkiyle kullanabiliriz" dediğimde Dua lafa atladı
"Erişim istiyeceğiz" dedi "Aydın ister erişimi sıkıntı yok erişim vermezlerse gizliden kullanın" dedim ona ve saate baktım benim saatim gelmişti
"Ben tek başıma bir yere gideceğim" dedim Dua'yı durdurarak
"Nereye?" Dedi bir şey demeden arabaya bindim ve çalıştırdım sonra sürmeye başladım.
Baya bir araba sürdükten sonra ormanlık bir alana girip arabayı durdurdum bu ormanlık alanda bir ev vardı Patron bana bu evi özel gösterdi "canın sıkıldığında veya yanlız kalmak istediğinde gelirsin" derdi burasına babam da yanlız kalmak istediğinde buraya gelirmiş o yüzden bana burayı özel gösterdi şimdi sizde o Patron nerede? Diyorsunuzdur o gitti bana bir iş için gideceğim geleceğim dedi ama gelmedi sonra bana bir mesajla "artık herşey sende" dedi sonra onu bir daha görmedim hayatımdaki herkes tek tek gidiyordu ama anladım artık ne gidenle gidiliyor nede geri gelene güveniliyor ya seni tekrar terk ederse diye değil mi.
Eve girdim içerisi her zamanki gibi çam ağacı kokuyordu çok güzeldi hemen şömine nin yanındaki koltuğa oturdum bir az gözlerimi kapattım.
20 dakika uyudum, birden uyandım içeriden bir ses gelmişti kapı açılma sesi bu evi benden başka kimse bilmiyordu. Hemen ayağı kalktım belimden silahımı çıkardım ve yavaş yavaş kapının oraya yürümeye başladım o kadar sessiz di ki ne adam nede ben ses çıkarıyordum hemen kapının yanına geldim ama kapıda kimse yoktu, arkamdan birinin kafama silah dayadığını hissettim.
"Kıpırdama hırsız" dedi, dalga geçer gibi ellerimi kaldırdım ve arkamı döndüm gri gözlü zayıf ve takım elbiseli bir adam vardı karşımda
"Silahını bırak" sesi ve kelimeleri onun bir polis olduğunu gösteriyordu
"Silahını indir dedim sana" tekrar ettiğinde silahı indirdim ama adam bilmiyordu ki bende bir tane daha silahım var. Silahını yere bıraktım ve kalktım.
"Ne yapıyorsun burada!" Dedi Kızgın bir şekilde adamı ilk başta sakince dinliyecek tim
"Burası benim evim" dedim sakin bir şekilde önündeki adam kaşlarını çatarak bana;
"Burası benim evim ne oldu hırsız başka bahane bulamadın mı?" Dedi sırıtarak adama çatık kaşlarla baktım hemen sonra daha fazla dayanamayarak silahını döndürerek kendim aldım hani filmlerde olur ya onlar gibi. Çok özeniyor gibi.
"Sakin" dedi elini kaldırarak adamı vurmayacak tım tabii ki o bir polis ti ve polisler beni bulmadan bırakmazlardı. Silahın şarjörünü boşalttım ve silahı ona geri verdim hiç bir şey demedim ve kapıya ilerledim tam kapının oraya geldim çıkacaktım
"Dur!" Dedi ve oda belindeki silahı çıkardı bu adamda kaç tane silah var? ve ateş etti refleks olarak eğildim ve ayağımdaki silahımı çıkardım ve onun ayağına ateş ettim oda inleyerek yere yığıldı bende umursamadan dışarı çıktım kapıyı kapattım.
Arabaya binmeye geldiğimde ilerdeki arabaları gördüm buraya doğru geliyorlardı hemen arabamın içindeki maskeyi taktım ve arabaya bindim son hız sürmeye başladım adamlar beni gördüğünde "hey dur!" Gibi şeyler dese bile son hız devam ettim ama arkamdan bir aracın geldiğini gördüm sol atmadan adamın kim olduğuna bakmak için aynaya yaklaştığımda daha 15 dakika önce ayağından vurduğum adamı gördüm bir an bir şaşkınlık geçirsem de yoluma devam ettim.
Ama maskeyi takarken ayağından vurduğum polis beni görmüş ve çok şaşırmıştı.
Sol aynadan arkaya bakarken adamın gittikçe hızlandığını gördüm ve kırmızı topuklularımla gaza bastım.
Adam bana yaklaşmaya çalışıyordu arabada ne kadar ciddi durmaya çalışsa da acı çektiği çok belliydi. Adam daha çok yaklaşmaya başladığında arabadaki yedek gazı kullanmaya karar verdim ve vitesi son a cevirerek vitesin yanındaki düğmeye bastım o düğme arabanın alt tarafındaki 2 tane gaz tüpünü çalıştırıyor ve arabayı hızlandırıyor.
Araba hızlanınca adam bana yetişemedi ve hızlıca ormandan çıkıp şehire girdim adamın polis olduğunu biliyordum ama artık peşimden gelemezdi ama plakamı kesin almıştı.
Garajın oraya gittim arabayı park ettim ve arabadan çıktım garaja doğru ilerlemeye başladım garaja geldiğimde kapıyı açtım içeri girdim ama kimse yoktu ne Umut ne Bartu nede Dua kimse Gizem dahi kimse yoktu telefonumu çıkarıp Dua yı aradım ama meşgule attı bir daha aradım ama yine meşgule attı sonra Umut'u aradım oda çaldı çaldı açmadı bu işte bir gariplik vardı Bartu'yu aradım o açtı ben alo demeden hemen konuşmaya başladı
"Abla kimse telefonunu açmıyor Dua evinde değil Umut garajda değil Gizem de yok kafayı yiyeceğim bir şey mi oldu" dedi hepsini bir nefeste
"Dur sakin ol... Bende bilmiyorum garaja gel orada konuşalım" dedim
"Tamam" dedi ve kapattı.
Bir süre sonra Bartu geldi çok endişeli gözükmüyordu telefondaki gibi değildi ona garipser bir şekilde baktım aceleyle yanıma geldi
"Ne oldu geldiler mi?"
"Evet Bartu geldiler bak orda garaj koltuğunda oturuyorlar" dedim sabır diliyerek.
Bir süre konuşup oturduktan sonra telefonum çaldı koltuğun yanındaki küçük sehpa nın üzerinde olan çantamı aldım ve içinden telefonumu çıkardım Gizem arıyordu Bartu telefonumdaki yazıyı görünce şaşırıp bana baktı
"Gizem" dedi sessizce telefonu açıp hoparlöre aldım
"A-alo Kırmızı neredesiniz?"
"Neredesiniz derken birinin yanımda olduğunu nereden biliyorsun?" Dedim garipser miş gibi garipsemiştim zaten.
"Alo Gizem neredesin Umut ve Dua nerede" dedi
"Şimdi size bir konum atacam ve oraya gelin hemen" dedi ve biz konuşamadan telefonu kapattı Bartu ile bir birimize baktık ve telefondan bir mesaj geldi Gizem konumu atmıştı
"Yürü" dedim ve birlikte aceleyle arabaya bindik arabayı çalıştırdım ve sürmeye başladım.
Bir süre sonra yere vardığımızda güzel bir villa vardı karşımızda çok şaşırmıştım şaşırmıştık ben yavaşça eve yürüdüm
"Sen git ben arabadan telefonumu alacam" dedi
"Telefonun garajda kaldı Bartu" dedim bu işte bir iş vardı çok belliydi ben evin kapısına yürüdüm Bartu arkamdan yavaşça geliyordu evin kapısına geldiğimde belimden silahımı çıkardım kapıya bi el ateş ettim ve içeri girdik.
İçerisi kap karanlıktı dışarısı ne kadar güneşli olsa da içerisi kap karanlıktı Bartu içeri girip etrafa baktı ve bir anda yukarıdan bir ses geldi sanki bir şey düştü
"Gizem!" Diye bağırdı Bartu ona dönerek
"Kes sesini sessiz ol" Dedim sessiz bir şekilde Bartu da belinden silahını çıkarınca bana
"Üst kata bakıyorum" dedi ve benim konuşmama izin vermeden hızlıca yukarı çıktı ben etrafa bakıyordum ama herşey yolunda ters bir şey yok gibi gözüküyordu ve sessizdi işte sessizlik böyle bir sessizlik te içerde kesin biri vardır demektir.
Mutfağın oraya doğru yürüdüm ve duvarın biraz üstündeki ışık düğmesine bastım ve ışıkları açtım normalde böyle bir şey yapmak çok riskli dir ışıkları açtığımda merdivenden bir konfeti patlama sesi duydum.
"Gerizekalı merdivenin sonunda patlatacak tın" dedi oradan Bartu
"iyi ki doğdun Kızılım!" Dedi mutlu bir şekilde Dua onlara şaşkınlık içinde bakıyordum.
27 Mart tı bu gün en sevmediğim gündü.
"Sürpriz!" Dedi Dua
"Sürpriz" dedi ordan kısık bir sesle Gizem
"Sanırım hiç birşeyi anlamadı" dedi Umut ben onlara sadece baktım ne konuştum nede hareket ettim öylece kaldım
"Kız kırmızı bu gün senin doğum günün 27 Mart hani hatırladın" dedi Umut en son böyle bir doğum gününü 6 yaşında yaşadım o günlerde Babam vardı yanımda daha ölmemişti zaten ondan 4 saat sonra öldü garip değil mi 6 yaşında çok güzel bir doğum günü kutluyorsun ama 4 saat sonra baban ölüyor garip değil mi?
"Kız gitti valla" dedi Dua
"Ben" dedim sadece ve devam ettim " Ben... Benim bir işim vardı" dedim ve hızla kapıya yürüdüm kapıyı açtım ve çıktım hızla arabaya yürüdüm hızla arabaya bindim ve hızla arabayı sürdüm.
Nereye gittiğini bilmeden sürüyordum arabalar bana korna çalıyordu ama umursamadan sürüyordum arkamdan polisler geliyordu ama umursamadan sürüyordum 270 gidiyordum sürüyordum gidiyordum ama nereye gittiğini bilmiyordum aklıma dağ evi geldi ve U dönüşü yaparak Dağ evine gittim.
Dağ evine vardığımda sabahki olayı hatırladım ama hiç umursamadım eve girdim koltuğa oturdum ve düşündüm doğum günümü, babamı, hayatı herşeyi düşündüm düşündüm hep düşündüm ama çıkış yok soruların düşüncelerin çıkışı yok.
- - -
Uyuya kalmıştım o koltukta gözlerimi açtığımda yanımda bir kahve vardı hemen ayağı kalktım gözlerimi ovaladım ve mutfağın orada bir adam gördüm ayağında bir sargı vardı bu adam dün onu bacağından vurduğum adamdı hemen belimdeki silaha baktım ama yoktu sonra eğilip bacağındaki silaha baktım oda yoktu şaşkın bir şekilde mutfaktaki adama baktım.
"Oo uyanmış" dedi arkasını dönerek "iyi, silahların bende merak etme sadece tedbir bu sefer o kurşun kafama gelebilir" dedi sırıtarak. Adam elindeki tabak ile masaya yürüdü
"Menemen yermisin?" Dedi çok rahattı sanki hiç birşey olmamış gibi sanki onu bacağından vurmamışım gibi
"Rahatsın ya sen hiçbir şey olmamış gibi rahatsın" dedim adam bana baktı
"Neden rahat olmuyum yani sadece bacağımdan vurdun o kadar" dedi adam benimle dalgamı geçiyordu.
"Evet yani sadece bacağından vurdum seni yani o kurşun başka bir yerlerine de girebilirdi değil mi" dedim adama, adam çay dolduruyordu
"Kırmızı mı Sanki ismin bana çok tanıdık geliyor" dedi ona garip bir şekilde baktım "aa doğru ya ben seni hep haberlerde görüyorum"
"Pardon haberler derken?" Dedim adam koltuğa yaklaştı ve koltuğun yanındaki sehpadan televizyon kumandasını aldı ve televizyonu açtı
"Red yani kırmızı erkek ama kız belli olmayan şahıs dün gece Gündüz Akıncı yı öldürdü ünlü iş adamı Gündüz Akıncı karısı kızı ve kız kardeşini öldürmüş ve Almanya'ya kaçmaktaydı ancak Gündüz Akıncı ucağında 87 yerinden bıcaklanarak öldürüldü" bir televizyona bide adama baktım evet Red bendim ama bunu kanıtlıyamaz dı kanıtı yoktu ne adamın ne de haberdeki kişilerin "Ünlü iş adamı Gündüz Akıncı vergi kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı ve adam öldürme suçundan gündemde çok aranan suçlulardan biriydi hatta bir polis "en azından bizim yakalama zahmetimiz savcılık zahmetimiz kalmadı ona teşekkür ediyoruz ama bir dahakine karakola getirirse daha iyi olur" dedi."
Adama hafiften sırıtarak baktım "iyi yapmış" dedim "en azından polis bile memnun " dedim adam bana baktı ben ayağı kalktım televizyonun yanından çantamı aldım içine baktım ve kapıya doğru yürüdüm kapıyı açmaya çalıştım ama kilitliydi
"Ne oluyor? Sen ne yapmaya çalışıyorsun?" Dedim adama sinirim yavaş yavaş tepeme çıkıyordu, polis sınırını zorluyordu.
"Ben birşey yapmıyorum" dedi kendimi kontrol edemeden yandaki minik sehpayı aldım ve cama fırlattım.
"Hop hop hop ne yapıyorsun sen" dedi adam sinirimden güldüm
"Asıl sen napıyorsun beni buraya kilitliyor sun filan... Bak hırsız mısın polis misin bilinmeyen adam benim sinirimi tepeme çıkarma yemin ederim seni bu sehpayla gömerim!" Dedim ve kırdığım camdan dışarı çıkarak arabama bindim anahtar da arabanın içindeydi arabayı çalıştırdım ve sürdüm. Sabah olan şeyler akşam olan şeyler...
Garaja gitmeye karar verdim ama gidersem beni sorgulayacak'lardı aman neyse garaja gideceğim.
Garaja gidiyorken yolda bir çiftin kavga ettiklerini gördüm arabayı sağa çektim arabadan indim biraz arabaya yaslandım ve onları izledim yolun ortasında bağırıp çağırıyorlar dı onlara baktım sonra çantamın içindeki sigarayı çıkardım yaktım ve içtim sonra adam beni fark etti
"Hayırdır bacım kimsin sen?" Dedi
"Hiç kimse sadece film izliyordum o kadar" dedim adama dalga geçer gibi
"Siva bu kız kim" kız yabancıydı
"Ben nereden bileyim Baran belki senin aşklarından biridir" dedi kadın kızmadım değil ama adam benden daha çok kızdı
"Sen ne diyorsun lan! Asıl senin kimlerin karılarından biridir!" Diye bağırdı adam onları izlemeye devam ettim
"Bacım git sende belanı benden bulma" dedi sonra kadına döndü
"Sen tam pisliksin Baran beni nasıl aldatırsın sen" dedi kadın ve adam bir Tokat yapıştırdı
"Sen ne hakla bana vurursun O*ospu karı!" Dedi ve kadına elini kaldırdığı an adama hızlıca gelip elini tuttum
"hayırdır bacı kimsin sen!" Dedi adam bana, bacı mï?
"Sen kimsin de kadına vuruyorsun!" Dedim ve adama bir yumruk yapıştırdım adam yere düştü
"Abla ne yaptın sen" dedi kadın şaşırarak
"Adam sana vuruyordu ama ben vurdum" dedim sakince sonra adam ayağı kalktı ve üstüme yürüdü yanıma geldiğinde bana tam vurac