Sıcak bir temmuz günüydü. Bir haftalık Litvanya gezisinde olan Cyrus, Lenora, Pierce ve Keene isimli arkadaşlar -özellikleri önceki bölümde- Vilnyus şehrini gezdikten sonra Kaunas şehrine doğru yola çıkmışlardı. Litvanya'nın doğusundan batısına gezmek için kiraladıkları külüstür araç göl kenarında bir köyden geçerken birden arıza yaptı. Böyle konularda bilgili olan Pierce arabayı kontrol etse de sorunun nerede olduğunu bulamadı. Dört arkadaş yardım istemek için köy meydanına doğru yürüdüler. Birden arkadan yaşlı bir teyzenin sesi yükseldi:
—Hey siz! Daha önce sizi hiç görmedim. Turist misiniz?
Cyrus teyzeye dönerek:
—Evet teyzeciğim. Biz Amerika'dan geliyoruz. Arabamız birden arızalandı. Kasabanızda bu işlerden anlayan birileri var mı?
Teyze:
—Tabiki var! Ama bir şartla onun yerini size söylerim.
Lenora şaşıradak bir anda karşı çıktı:
—Anlayamadım teyzeciğim, ne şartı?
Teyze gülümseyerek Lenora'ya döndü:
—Hava karardı. Haberlerde gördüğüm kadarıyla az sonra şiddetli bir fırtına çıkacak. Bu gece bende kalın.
Lenora'nın yüzünde bir tebessüm oluştu:
—Sen benim kusuruma bakma teyzeciğim. Yanlış anladım bir anda.
Teyze:
—Ne kusuru kızım, tepkin gayet normaldi. Hem yıllardır kasabamıza gelen misafirler benim kızlarım, oğullarım gibidir.
Lenora:
—Hiç çocuğunuz var mı teyzeciğim? Bir de adınız ne?
Teyze:
—Uzun hikaye kızım. Evde anlatırım. Ayrıca ben İeva. Sizin isimleriniz nelerdi?
~~Herkes teker teker isimlerini söyler~~
İeva Teyze:
—Ne bekliyorsunuz çocuklar, haydi eve geçelim!
Herkes eve doğru hareketlenmişken Keene'nin bağırmasıyla herkes Keene'ye döndü:
—Vay be! Ben de sizi akıllı bilirdim çocuklar. Daha şimdi tanıştığınız ihtiyar bir bunağa mı güveneceksiniz? Ben gidiyorum. Bir taksi çağırıp Kaunas'a gideceğim. Size bu bunakla iyi şanslar.
Lenora:
—Keene, bu şekilde konuşm-
Lenora daha sözünü bitiremeden Keene işaret parmağını dudağına götürerek sus işareti yaptı. Ardından hızlı adımlarla oradan uzaklaşan Keene bu son yaptığı ile birlikte ciddi anlamda sabır bardağını taşırmıştı. Keene uzun zamandır bu şekildeydi. Ancak Lenora'nın hatrına onu hiçbir zaman uyarmamışlardı. Ve bir yandan da Lenora var tabi. Lenora, çocukluk arkadaşı olan Keene'nin bu tavırlarının sebebinin yaşadığı bir olay olduğunun farkındaydı. Ancak onunla bu konu üzre konuşmaya cesaret edememişti. Çünkü Keene'nin bir yarası olduğu belliydi ve Lenora çocukluk arkadaşının yarasını deşmek istemiyordu. Yine de Lenora Keene'nin gözleri önünde eriyip gitmesinden dolayı oldukça endişeliydi.
Lenora bir süre duraksadıktan sonra gözleri dolam İeva Teyzeye dönerek gülümsedi:
—Sil o güzel gözlerini teyzeciğim. Senin hiçbir sorunun yok; hatta sen fazlasıyla iyi birisin. Ancak o son zamanlarda öfkesini kontrol edemiyor. Haydi evine geçelim.
Lenora, Cyrus, Pierce ve İeva Teyze, İeva Teyze'nin evine geçerek şömine'nin karşısına oturdular ve sohbet etmeye başladılar.
Lenora: —Teyzeciğim, Kaunas nasıl bir yer?
İeva Teyze:
—Bana sorarsanız, Kaunas şehrini Kauno gölü ve Nemunas Nehri özetlemekte. Tıpkı Kalviai kasabamızı Kalviyez Gölü'nün özetlediği gibi. Yeşil alanları, müstakil tek veya çift katlı evleri, yeşil alanları... Kaunas Bana göre ideal bir şehri yansıtan en iyi şehirdir. Ve birde merkezi var. Sosyalleşmek için harika bir yer. Asosyal biri olsanız bile orada tanımadığımız insanlarla iletişim kurmanız mümkündür.
Cyrus:
—Anlattıklarınız kadarıyla Kaunas'a çokça gitmiş olmalısınız. Neden hala Kalviai kasabasında yaşıyorsunuz teyzeciğim?
İeva Teyze:
—Orada bir duracaksın evladım. Benim için Kalviai Kasabası gibi bir yer dünyada yoktur. Buradaki kardeşlik duygusunu hiçbir yerde bulamazsın. Ayrıca ben hayatım boyunca Kalviai'den çıkmadım. Çok istedim Kaunas'a yerleşmeyi gençken. Ama ailem beni dizginlemek için tanımadığım bir adamla evlendirdi. Ve biliyor musunuz çocuklar, ona zamanla aşık oldum. Ama 23 sene önce askerler evimizi basarak kocamı öldürdüler. Onun reaktöre çalıştığını söylediler. Saçmalığa bak! Benim kocam asla öyle birşey yapmaz. Neyse çocuklar. Madem buraya kadar geldik, size hikayemin devamını anlatayım. Kocamın ölümünden 1 sene sonra Kaunas'a göçen gençlik aşkım Gheorge Kalviai'ye dönmüştü. Birbirimize zamanla yeniden aşık olarak evlendik. Hatta evliliğimizin 2. senesinde bir kızımız oldu. Ama o... Kızımı da alıp Amerika'ya kaçtı. O olaydan sonra 3 sene boyunca kimseye konuşmadım. Seneler geçti. 15 sene sonra sizin gibi üç turist kasabaya geldiler. Düşündüm. Benim kızım şimdi burada olsaydı bu kızların yaşında olacaktı dedim kendi kendime. O gün bu gündür kasabaya gelen bütün turistlere kızımmış gibi bakarım. İşte benim hikayem bu çocuklar. Ve hatta biliyor musun Lenora, kızım aynı sana benziyordu. Saçların, gözlerin, yüzün... Neredeyse kızımın ikizi gibisin. İnsan insana benzer derler de bu kadar benzerlik oldukça hayret edici. Tanrı bilir o herif kızıma nasıl bakıyordur...
Lenora:
—Eminim kızınız oldukça iyi bir durumdadır teyzeciğim. Ayrıca istersen seni de Kaunas'a götürebiliriz teyzeciğim.
İeva teyze çocuk gibi sevinerek:
—Ah, aman tanrım! Gerçekten mi çocuklar?
Lenora:
—Gerçekten teyzeciğim! Senin bize yaptıklarının yanında bu ne ki?
İeva teyze:
—Çok teşekkür ederim çocuklar.
Cyrus:
—Teyzeciğim, kocanızın reaktöre çalıştığını söylediklerini söylediniz. Reaktör derken tam olarak neyi kastettiniz?
İeva Teyze:
—Yine o meşhur reaktör konusu. Çok gizli bir yerde çok gizli bir reaktör olduğundan bahsedilir, adı Mor Reaktör. O reaktörün bir yöneticisi vardır. Emrindeki reaktör askerlerini küçük köylere gönderir ve reaktör askerleri köylerdeki herkesi öldürerek reaktöre kurban eder. Reaktöre kurban edilen kişilerin ruhları reaktörün kontrolüne geçer. Şimdiye kadar hiç büyük yerlere saldırmadılar. Yalnızca bir tanesinin fotoğrafı çekildi. Gazetede görmüştüm işte şurada:
~Resimde normal bir insan vardı. Ancak ten rengi yeşildi ve dinozor kuyruğuna benzer bir kuyruğu vardı. Ayrıca göz bebekleri kırmızı olmuştu. Dudakları birbiriyle birleşik olduğu için ağzı yoktu~
Sohbet buradan sonra normal konulara gitti ve herkes uykuya daldı. Sabah olunca herkes hazırlandı ve çoktan tamir edilmiş olan arabaya bindi. İeva teyze'nin heyecanı ve Cyrus, Lenora ve Pierce'in reaktör konusuna merakıyla yolculuk onlar için epey uzun sürdü. Kaunas sokaklarına girdiler. İlerlediler, ilerlediler. Ancak sokaklar bomboştu. Bunun hayra alamet olmadığını anlayan Cyrus arabadan inerek sokakta ilerledi. Sokağın bitimine gelince bir binanın köşesinden göz ucuyla ileriyi gözledi. Bir topluluk gördü. Bunlar İeva Teyze'nin gösterdiği resimdeki gibi Reaktörün askerleriydi. Yerdeki insan cesetlerini toplayarak kamyonlara yüklüyorlardı. Bu ilk defa büyük bir şehre saldırıydı. Bu yüzden bütün Litvanya alarm verdi ve sirenler çalmaya başladı. Cyrus koşarak arabaya bindi ve bir anda arabayı tam tersi yöne sürmeye başladı.
Lenora:
—Neden dönüyoruz Cyrus!
Cyrus:
—Reaktör askerleri oradaydı! Onlar... onlar... insanları öldürmüşlerdi!
Herkes:
—Ney! Bu nasıl olabilir!
Biraz sonra Cyrus'un az önce gördüğü kamyonetlerden biri arkada belirdi arabayı takibe almışlardı. Cyrus birkaç ara sokağa girerek izini kaybettirmeye çalışsada kamyonet hala arkalarındaydı. Cyrus dar bir sokak farkederek oraya girdi. Ama o da ne, bu sokak çıkmaz sokaktı...