
"Hmm... o zaman benim sana bir isim bulmamı ister misin?" canavar gelen teklifle heyecanla başını aşağı yukarı salladı. Dora onun bu haline gülerken en başından beri aklında olan ismi söyledi.
"Amber."
_______
Amber beğeni dolu birkaç anlamsız mırıltı çıkardı ve olduğu yerde mutlulukla tepindi. Daha önce ona isim bulan olmamıştı!
Mutlu bir şekilde ellerini çırparak kıkırdadı ama çıkan uğultu sesiyle hızla elleriyle ağzını kapattı ve onu gülerek izleyen çocuğa baktı.
Dora'nın kaşları çatılırken uzanıp Amber'in elini çekmek istedi ama canavarın durumu aklına gelince bundan vazgeçti.
"Gülebilirsin.. çıkan o ses umurumda değil. Beni rahatsız etmiyor." Diyerek hafifçe tebessüm etti. Açıkçası Amber'in bu kadar mutlu olması ve gülünce çıkan uğultu sesi çok hoşuna gitmişti.
Amber utanarak kafasını salladı ve ellerini ağzından çekti. O sırada duydukları bağırma sesleriyle Dora kaşlarını çatarak etrafa baktı, ardından ne için buraya geldiğini hatırlayarak telaşla dizleri üzerinde doğruldu.
"Amanın! Ben buraya topu bulmak için gelmiştim. Amber, buralarda bir top gördün mü?" Gözlerini telaşla Amber'e çevirdiğinde canavarın 'ben anlamadım' dercesine kendisine baktığını gördüğünde dudaklarını birbirine bastırdı.
Anlaşılan önce bu şapşal canavara topun ne olduğunu anlatmalıydı!
...
"Anladın mı? Nolur anlamış ol Amber, 3. anlatışım bak." Dora bir elini beline koyarak işaret parmağını Amber'e doğru salladı.
Artık dönmesi gerekiyordu, arkadaşları endişelenmiş olmalıydı. Hatta duyduğu seslere bakacak olursak onu arıyorlardı, bu yüzden acele etmelilerdi. Onların Amber'i görmelerini hiç istemezdi doğrusu!
Şu an bir yandan topu ararken bir yandan da Amber'e ne aradıklarını anlatmaya çalışıyordu, ama Amber bir türlü anlamadığı için sadece yanında yürüyordu- daha doğrusu uçuyordu.
Normalde arkadaşlarına anlatıyor olsa anlamadıkları zaman siktir ederdi ama şimdi yanındaki minik bedene anlayana kadar açıklama yapıyordu. Gerçekten garipti!
"Bak Amb- işte orada, işte!" Topun ne olduğunu tekrar açıklamaya başlayacakken ileride üzeri çamurla kaplı topu gördüğünde bağırarak eliyle orayı göstermiş ve koşturarak topu almış ve zaferle Amber'e gösterip gülümsemişti.
Amber önce anlamayarak baktı Dora'nın elindeki beyaz şeye, biraz daha baktı, sonra biraz dah- hayır hayır o kadar uzun süre bakmadı, onun top denen şey olduğunu anladığında neşeyle Dora'nın yanına uçtu ve etrafında döndü.
Parmağını topa uzatıp Dora'ya baktı izin istercesine. Yeşil gözlü bedenin gülümseyerek kafasını sallamasıyla parmağını topa değdirdi.
Hiçbir şey olmadığını farkettiğinde şaşkınca birkaç mırıltı çıkarmış ve bu sefer elini 'şap' diye topa yapıştırmıştı.
Yine bir şey olmamasıyla iyice heyecanlanmış, topun çamurlu olmasını umursamadan Dora'nın elinden kaptığı gibi havaya kaldırıp incelemişti.
Farkında olmadan garip mırıltılar çıkarırken Dora onun bu tatli haliyle çığlık atmamak için kendini zor tutuyordu.
Tabi bu durum Amber topu yemeye çalışınca sona ermişti!
...
"Topu yiyemezsin Amber! Plastik bu, yiyecek değil!" Dora zorlukla topu Amber'in elinden almıştı, şimdi ise karşısında küçük bir çocuk varmış gibi işaret parmağını sallayarak azar çekiyordu karşısındaki bedene.
Amber kafasını eğmiş bir şekilde ellerine bakarken kafasını salladı. Çok utanmıştı!
Dora minik bedenin bu halini gördüğünde bütün siniri uçup gitmişti, ki zaten sinirlenmemişti de! Canavarların ne yediğini bilmiyordu, sadece bu şapşal canavarın midesini bozmasını istemiyordu. Midesi bozulur muydu onu da bilmiyordu ama olsundu canım! sonuçta Amber'i düşünüyordu.
"Tamam o zaman... gitmem gerekiyor artık." üzgünce mırıldandı Dora, gerçekten gitmesi lazımdı, hava da kararmaya başlamıştı.
Amber kafasını salladı usulca. Elini Dora'ya doğru uzattı ardından etrafını gösterdi.
Dora ilk başta ne demek istediğini anlamayarak gösterdiği yere baktı ama sonrasında aydınlanmışçasına kaşlarını kaldırdı ve hafifçe gülümsedi. "Tekrar geleceğim merak etme."
Anlaşılan iletişim kurmaları biraz zor olacaktı... ama halledeceklerdi!
...
"Tamam oğlum geldim işte. Lan uzaklaş biraz amına koyayım!" Dora resmen kendisine yapışmış haldeki Berkay'ı kafasından ittirerek kendisinden uzaklaştırmaya çalıştı.
Yaklaşık bir saat önce kamp alanına -Amber'in de yardımıyla- geri dönmüştü. Tahmin ettiği gibi endişeliydiler, onu aramaya da çıkmışlardı ama hava kararınca geri dönüp müdüre haber vermişlerdi. Tabi Dora geri dönünce sorun çözülmüştü ama fazla panik bir insan olan Berkay çok korkmuştu. Bunu Dora'ya tekrar kaybolacakmış gibi yapışmasından da anlayabiliyordunuz!
Dora 'topu bulamadım ve hava kararınca da yolumu kaybettim' tarzı klasik bir açıklama yapmış ve şans eseri paçayı kurtarmıştı.
Şimdi ise ateşin etrafında toplanmış kampların vazgeçilmezi olan korku hikayelerini anlatıyorlardı ama Berkay sağolsun Dora hiçbirini dinleyememişti.
"Berkay yeter! Kaçmıyorum oğlum aynı çadırda kalıyoruz zaten. Bunaldım gerçekten git şuradan ya." En sonunda Berkay'dan kurtulmayı başardığında söylene söylene üstünü düzeltti. Gerçekten bir an nefes alamamıştı!
Söylenmesi müdürün gelmesiyle birlikte bölünürken müdürün "sabah erken kalkacaksınız herkes çadırlarına!" diye bağırmasıyla göz devirerek ayağa kalktı.
Hiçbir şeye tahammülü olmayan Dora geri dönmüştü!
─── ⋆⋅☆⋅⋆ ──
Merhabalarr
Bölüm gecikti yine ozur dilerimm
Bolumu nasil buldunuz? Yorumlarinizi bekliyorumm
Ve bu bolumde ufacik bir detay var farkeden olacak mi acabaa
Amber cok sapsal yazarken cok egleniyorum djfdjf Arkadaslari ve kampla ilgili olan yerleri bilerek kisa kesiyorum cunku bizene onlardan amk bizim konumuz Amber ve Dora
Hemen ormadan kurtulmalari ve yakinlasmaya başlamaları gerekiyor artik fikri olan varmii
SIZLERI SEVİYORUMM GORUSUZZ



