İçeriğe geç

RAYİHA | B×NONBİNARY

Bölüm 1 · 4 dk okuma

RAYİHA | B×NONBİNARY

Bölüm 1

Okul gezisinde ne yapma(ma)lıyız

"Dora, hadisene oğlum seni mi bekleyeceğiz ya!"

Dora valizinin fermuarını kapatırken kapıda bekleyen arkadaşlarının anırmasıyla gözlerini devirdi.

Okulun düzenlediği bir geziye gidiyorlardı. Gitmeyi hiç istemiyordu, arkadaşlarının zorlamasıyla katılmıştı şimdi de gecikmek için oyalanıyordu ama kapıda biraz daha bağırırlarsa muhtemelen mahalleyi başlarına toplayacak olan arkadaşları sağolsun bu imkansızdı!

Küçük bir çocuk gibi mızmızlanarak ayaklarını yere vura vura dışarı çıktığında arkadaşlarının keyifli kahkahalarını duymasıyla birkaç küfür mırıldandı.

Gerçekten gitmek istemiyordu! İçinde çok kötü bir his vardı, bunu arkadaşlarına söylediğinde tabii ki dalga geçmişlerdi ama o hissediyordu, bir şeyler olacaktı işte!

Kapıyı kilitleyerek yürümeye başlarken omzuna atılan kol ile bakışlarını arkadaşı Berkay'a çevirdi. "Oğlum korkma lan! En fazla ne olabilir ayı saldıracak değil ya!"

Sonda dediği şeyle birkaç kıkırtı yükselirken göz devirerek omzundaki kolu itekledi ve -aramızda kalsın- grupta en sevdiği kişi olan Tuna'nın yanına ilerledi.

"Naber Tuna? Nasılsın?" diyerek yanında yürümeye başlamıştı.

Tuna utangaç bir gülümsemeyle kafasını salladı. "İyiyim Dora, sen nasılsın?" şeklinde giden muhabbetleriyle 10 dakikalık okul yolu çabucak geçmişti.

Okula giriş yaptıklarında bahçede gördüğü araçlarla tekrardan gözlerini devirdi Dora. Bugün ne çok göz devirmişti böyle!

Alnına yediği fiskeyle irkilirken gülerek kendisine bakan çocuğa baktı. "Devirme gözlerini, şaşı olursun bak sonra!"

O da gülerek kafasını iki yana salladı, o sırada farkeden müdürün koşturarak kendilerine doğru gelmesini izledi.

"Heh Dora oğlum sonunda geldiniz, hadi binin araçlara yola çıkmamız lazım artık."

Dora müdürü şöyle bir süzerken giydiği turkuaz eşofman altı ve pembe tişörtü gördüğünde gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı saygısızlık olmaması için, ardından kafasını sallayarak minibüse ilerledi.

...

Geldikleri kamp alanına bakarken müdürün yönlendirmesiyle çadırlarını çıkarmış kurmaya çalışan arkadaşlarına yardım etmek için ilerledi Dora.

Uzun çubuklardan birini alırken minnetle kendisine bakan Ekim'e gülümsedi.

Çadır kurma işi yaklaşık yarım saatlerini almıştı, ardından ateş yakmak için odun toplamış ve ateşi yakarak etrafında toplanıp yemek yemişlerdi.

Bu süre zarfı boyunca Dora kendisini sürekli tedirgin hissetmişti. Ona neler oluyordu bilmiyordu, normalde bu kadar çekingen ya da korkak bir insan değildi ama şu an hiç de öyle hissetmiyordu!

Etrafı tekrar tedirgin bir şekilde süzerken ilerideki çalıların arasında farkettiği karaltıyla duraksadı. Gözlerini hızlı hızlı kırpıştırırken karaltının yok olmasıyla kaşları havalanmıştı.

Tüyleri diken diken olurken omzunda hissettiği baskıyla korkuyla sıçrayarak ona şaşkınca bakan Berkay'a çevirdi yeşil gözlerini.

"İyi misin Dora? Ağlayacak gibi duruyorsun." diye mırıldandı Berkay. Acaba çocuğu gelmesi için zorlamakla hata mı yapmışlardı?

Dora yutkunurken toparlanmak istercesine oturduğu yerde dikleşti. "Yok be oğlum. Yoruldum sadece biraz dinlensem iyi olur." Ayağa kalkıp üzerini düzeltirken konuşmuştu.

Berkay'ın konuşmasına fırsat vermeden kaçarcasına çadıra girdi. Derin bir nefes alarak getirdiği uyku tulumunun içine girdi ve gözlerini kapattı.

Her ne kadar uyumaya çalışsa da uyuyamıyordu, dışarıdan bağrışma sesleri gelirken çadırın giriş kısmının açılmasıyla kısık gözlerini Tuna'ya çevirdi.

"Oh, uyanmışsın. Bende seni uyandırmaya gelmiştim. Voleybol oynuyoruz, sen de gelsene." diyerek çekingen bir şekilde kendisine bakan çocuğu kafasını sallayarak onayladı ardından uyuşuk hareketlerle yerinden kalktı.

...

"Topu atan alır! Hadi Dora git al topu." Ağzını yaya yaya konuşan kıza göz devirdikten sonra çalıların arkasına kaçmış topun peşinden ilerledi.

"Nerede bu siktiğimin topu?" Söylene söylene topu ararken gözüne çarpan beyaz şeyle "İşte buradasın.." diye mırıldandı.

Çalıyı çekerek elini uzatmışken hissettiği yumuşaklık ile kaşlarını çatmıştı ki beyaz şeyin top olmadığını anlaması uzun sürmemişti.

Elini hızla çekerken toprağa yapışmış haldeki tavşana, daha doğrusu ölü tavşana daha dikkatlı baktı Dora.

Tavşan öleli uzun zaman olmuş gibi duruyordu, o zaman kötü kokması gerekmez miydi? Ama etrafta çok güzel bir çiçek kokusu hakimdi, tavşandan uzaklaşarak etrafına bakarken ileride gördüğü küçük kuşla adımlarını oraya çevirdi.

Ayağıyla kuşu hafifçe ittirdiğinde onun da ölü olduğunu farketmesiyle kalbi korkuyla çarpmaya başladı.

Etrafta yırtıcı bir hayvan mı vardı? Tekrar arkasındaki tavşana baktığında hiç kan lekesi olmadığını gördü. E o zaman bu hayvanlar nasıl ölmüştü yahu!?

Korkuyla geriye doğru birkaç adım attığında sırtının sert bir yüzeye çarpmasıyla irkilerek hızla arkasına döndüğünde ağaca çarptığını farkederek rahatlamış bir nefes aldı.

İleride gördüğü solmuş çiçekler ve bitkilerle merakına yenik düşerek oraya ilerlerken güzel kokunun artmasıyla iyice meraklanmıştı.

Soluk çiçekleri takip ederek ilerlerken duyduğu hıçkırık sesiyle durdu ve bir ağacın arkasına saklandı.

Kafasını kenardan çıkarıp gözlerini kısarken, gördüğü sırtı ona dönük olan siyah tüylü kocaman yaratıkla korkudan kalbinin durduğunu sandı zavallı çocuk.

"Hassiktir, o ne lan!?"

─── ⋆⋅☆⋅⋆ ──

KESTİK!!!!

Oha cok heyecanladim yuh

durust olmak gerekirse istedigim gibi olmadi bolum ama konusu bence guzel ilerleyen bolumlerde gorecegiz zatennn

Kitaba bolumler cok sık gelmeyebilir cunku dusuncelerimi yaziya dokmek cok zor benim icin

Kitabi burada tamamlayip wattpad acilirsa orada da yayinlayacagim

Yorumlarinizi bekliyorum 🫂

SIZLERI SEVİYORUMM

Bölüm sonu

11 yorum