Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar büyülü bir diyarda harika bir aile yaşarmış. Bir kız çocukları olması için her gün hayaller kurarlarmış.
Günün birinde, kadın hamile olduğunu fark etmiş ve çok mutlu olmuşlar. Hamilelik döneminde kadın, yan bahçedeki ağaçtan bir meyve yemek istemiş. Ancak o marullar kötü bir cadıya aitmiş.
Kadının kocası, karısının dileğini yerine getirmek istemiş ve gizlice bahçeye girmiş ve bahçedeki marulları koparmış. Hmm… Hem de taze ve lezzetli marullar…
Ertesi gün tekrar marul koparmaya gittiğinde, karşısında cadıyı bulmuş. Çok korkmuş ve tam kaçmaya çalışırken cadı seslenmiş:Sen neden burada benim ağacımdan marul koparıyorsun? Üstelik benden izin bile almadan!”
Adam titreyerek cevap vermiş:
“Siz kötü bir cadısınız. Ben sizden izin istemeye çok korktum.”
Cadı bu cevap üzerine oldukça sinirlenmiş.
“Öyleyse sen artık cezalısın. Benden marul çalmanın bir bedeli var. Çocuğun doğar doğmaz bana teslim edeceksin.” demiş.Adam korkuyla kabul etmiş ve hızla uzaklaşmış. Her gün marullardan karısına götürmeye devam etmiş, çünkü anlaşmaya göre karısı marullardan istediği kadar yiyebilirmiş.
Gel zaman git zaman kadın doğum yapmış ve cadı gelip bebeği almış. Annesi gözyaşlarına boğulmuş.
Aradan yıllar geçmiş. Rapunzel isimli bu bebek büyüyüp 16 yaşına geldiğinde çok güzel bir kız olmuş. Cadı onu yüksek bir kulede hapsetmiş.
Hiç kimsenin onu bulmasını istemiyormuş. Burada yaşadığı süre boyunca, Rapunzel hiç saçlarını kesmemiş. Böylece upuzun altın sarısı saçları olmuş.
Bir gün camın önünde şarkı söylerken, ormanda avlanan Prens “Aman tanrım bu sesin sahibini görmeliyim.” diyerek sese doğru gitmiş.
Part 2 10 beğeni de❤️🔥