UYARI! LUTFEN OKUMADAN GEÇMEYİN!
!!!BU HİKAYEDE YAZILAN HİÇ BİR ŞEY GERÇEK DEĞİLDİR BAZI DİNLER VEYA MİTOLOJİ İLE HİÇ BİR ALAKASI YOKTUR TÜM OLAYLAR VE KARAKTERLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR!!!
!!!GERCEK HAYATLA BURDAKİ İSİMLERİN BENZERLİKLERİ VEYA AYNI OLMASI DURUMU TAMAMEN TESADÜFTÜR!!!
!!! HİÇ BİR DİNE VEYAHUT MİTİLOJİYE KARŞI BİR NEFRET SÖYLEMİ BULUNMAMAKTATDIR HER ŞEY HİKAYE İÇİN!!!
`Yazardan`
Alessi yine okula gitmek için kardeşini bekliyorken annesi bağırdı
"ALEXANDER NEDEN HALA İNMEDİN CABUK OL!!"
Alexander annesini kızdırdığını anlayınca hemen aşağıya indi. Alessi ile beraber yola koyuldular. İkiside Kilisede okuyorlardı. Büyüyünce mecburen rahibe ve rahip olmaları gerekiyordu -aileleri çok dindar bir aile olduğu ve tüm aile üyeleri kilisede çalıştığı için- Ama ikiside herkesden farklı bir yerde çalışmaları gerektiğini düşünüyordu. Kiliseye vardıklarında derse geç kaldıklarını fark ettiler ve hemen içeri girdiler. Herkesden geç kaldıkları için özür diledikten sonra -kilisede her zaman ya şükrederlerdi ya da özür dilerlerdi- yerlerine oturdular...
İlk üç ders bittikten sonra Alessi bir teklifte bulundu:
"Alex, bir dahaki iki ders boş değil mi? Neden geçen günkü yere gitmiyoruz."
Geçen günkü yer diye bahsettiği yer 2 gün önce akşam saatlerinde gittikleri ve kasabanın musallatlı bölgesi diye bilinen ve asla girmemeleri gereken bir kaç evin olduğu yerdi. En yakın arkadaşları Lucas ve Elle -kilisede değil normal bir okulda okuyorlar- ile beraber gitmişlerdi amaçları evlerden birine girmekti ama Eve tam girerken evden gelen çığlık sesleri duyunca vazgeçip koşa koşa evlerine gitmişlerdi. Dördü de bu tür olaylara meraklı olan kişilerdi o yüzden günlerdir bu olayı anlatılan efsanelerle birleştirip bir açıklama bulmaya çalışıyorlardı.
O gün olan diğer olaylardan biraz bahsedecek olursak ilk başlarda herşey normaldi ama zaman geçmeye başlayınca garip garip ancak yaratıklara ait olabilecek gölgeler, uluma sesleri -o bölgeye hiç bir hayvanın girmemesine rağmen- ama tam arkasında orman olduğu için oradan geliyor diye düşünmüşlerdi.
Bahsettiğim eve girerken ise evden sanki birine acı çektirecek şeyler yapılıyormuş ve o da acıdan kıvranıyor gibi bağırmalar duydular -oradaki evlerde yaşamak yasak-... Evlerine geri döndükten sonra hepsi beraber geceye kadar konuşmuşlardı. Duydukları şeyler, gördükleri gölgeler, yıllardır kasabada anlatılan artık yeni doğan bebeklere masal olacak kadar benimsenmiş hikayeler... Hepsi nedense birbirleriyle uyuşuyordu.
Efsanelerden de söz etmişken size anlatılan efsanelerden bahsedeyim:
"Milyar asırlar önce Ammon isimli iblis-ayrıca tüm iblislerin babası- bu kasabayı kendine ve soyuna yaşama yeri olarak kabuk etmiş. Tanrı insanları yarattıktan sonra Ammon ile konuşmuş o ve soyunun orada yaşayamayacağını, oranın Ademoğullarına kalacağını söylemiş. Ammon bunu kabul etmemiş, bu yüzden Cennetden kovulmuş. Tanrı o ve soyunu Cehenneme göndermiş ve orda yaşamaya mahkûm etmiş ancak Ammon hala o kasabanın onlara ait olduğunu savunuyormuş. Bir gün Ammon'un ilk kızı Raien babasına "Baba orası bizim hakkımız Ademoğullarının değil, sana söz veriyorum ne olursa olsun ben ve kardeşlerim orayı onların Cehennemi haline getireceğiz." der. Bu yüzden kasabanın ismi asırlardır Raien Kasabası. Herkes Raien ve kardeşlerinin burada yaşadığını ve buraya musallat olduğunu savunuyor."
Yasaklı bölgenin ise neden yasaklı olduğu başka bir efsanede anlatılıyor:
"Bu olaylardan yıllar yıllar sonra ama yine günümüze çok uzak bir tarihte orada yaşayanlar Ammon'un ilk seçtiği bölgeye böyle bir şey olduğunu bilmeyerek ev yaparlar. Ama tabikide İblis Raien ve kardeşleri onlara rahat vermez.. Ev yapma işine giriştiklerinden beri sürekli kâbuslar görmeye, karabasan olayları yaşamaya, gölgeler görmeye, sesler duymaya başlarlar.. O dönem yaşamış biri yaşanan olaylarla ilgili bir kitap yazmış ve şuan müzede saklanan başka bir kopyası olmayan bu kitaptaki çoğu olay hala dilden dile dolaşıyor. Yazılanlardan bir hikâyeyi yaşayanın ağzından anlatayım... 'Bir kaç hafta önce yaşadığım deneyim ise şöyleydi, kiliseden dönmüş evime gidiyordum yolumun üzerindeki bir evin bahçesinde asılı duran çamaşır iplerinin üzerinde değişik birşey fark ettim ama kıyafet olamayacak bir şey idi. Bir süre baktıktan sonra fark ettim ki bu bir insandı. Ya kendini asmıştı yada biri yapmıştı.. Daha korkumu atlatamamıştım ki bir anda ceset toz oldu ve tozlar ormana doğru ilerledi. Sonra birden bire önümde evin sahibi belirdi ve bana kaç dakikadır neden ona cevap vermediğimi ve nereye baktığımı sordu... Hiç birşey diyemeden gittim bu olayı kimseye anlatmadım ama olaylar dahada kötülemeye başladı.' Bunun gibi bir sürü başka olaylar var. Zaten bu olaylardan bir süre sonra o bölgedeki halk oradan çıkartıldı ve orası Papaz tarafından mühürlendi.."
Alexander bı an durdu ve düşündü. Ama sonrasında o da kafa salladı ve kimseye belli etmeden kiliseden kaçtılar. oraya gizlice girdiklerinde ise. YİEN ayni
Dersler bitince kiliseden çıktılar ve eve doğru giderken Alexander yüzünü kiliseye dönüp konuşmaya başladı:
"Keşke diğer okullara gidebilsek. Pff burası çok sıkıcı!!"
O sırada Alessi yakınlardaki kiliseye -yasaklı bölgenin girişinde olan kilise- bakmaya başladı bir şey fark edip korkuya kapıldı. Alexander ona anlamaz gözlerle baktı, ablasını kaç kere dürtsede işe yaramadı. Sanki o an Alessi için zaman durmuş gibiydi, hiç birşey düşünemiyor ve konuşamıyordu. Neredeyse 2 dakika geçtikten sonra gördüğü şeyi teyit etmek için kendini cimcikledi ve gözlerini ovdu hemen sonra Alessi sonunda konuşabildi:
"Kilisenin çatısındaki şeyi görüyor musun?.."
_______________________________________
İlk kez burada bir hikâye yazıyorum eğer yazım veya noktalama yanlışım olmuşsa kusuruma bakmayın, klavye yüzünden doğru yazsam bile yanlış çevirebiliyor. Ayrıca lütfen en baştaki uyarıyı dikkate alın. Yanlış anlaşılmak istemem