İçeriğe geç

QUERENCİA

Bölüm 26 · 5 dk okuma

QUERENCİA

Bölüm 26

26. Bölüm

Sabah duyduğum ağlama sesiyle yerimde sıçradım. Başımı Agah'ın göğsünden kaldırdım. Ardından çıplak vücuduma dolanan kolundan kurtulmaya çalıştım.

En sonunda Agah'ı uyandırmadan yataktan çıkabildiğimde bu çıplak halimle çocuğun yanına gidemeyeceğim kafama dank etti. Bavuldan hızlıca bir gecelik çıkarıp üzerime geçirdim ve hızlı adımlarla yan odaya geçtim.

Asaf elleriyle ayaklarını tutmuş mızırdanıyordu.

"Annecim"

Asaf'ın bakışları bana döndü. Kıkırdayarak ayaklarını bıraktı ve kollarını sallayarak ellerini bana uzattı. Gülerek yanına gittim. Ve kucağıma aldım. Eli hemen geceliğimi eş geçip çıplak gerdanımda dolaşmaya başladı.

"Baba oğul aynısınız gerçekten inanamıyorum yani pes"

Hayret dolu sesime karşılık arkamdan bir ses duyuldu.

"Ee babasına çekecek tabi oğlum. Hem sende bu kadar güzel olmasaydın."

Gülümseyerek arkamı döndüm ve Agah'a baktım.

"Sizde biraz kudurmuşsunuz ama kusura bakmayın da."

Agah yüzündeki sırıtmayla yanıma adımladı ve ellerini belime doladı.

"Seni görünce kudurduysak demek ki"

Boynuma ufak ufak öpücükler kondurdu. Elini kasıklarımın üzerine getirdi ve ovdu.

"Ağrın var mı güzelim?"

"Şimdilik yok gibi"

"Tamam güzelim."

Asaf'ı altında sadece boxerı olan Agah'a uzattım.

"Ben duşa gireceğim. Sen Asaf'a mamasını yedirebilir misin?"

"Benimde katılmamı ister misin?"

Kaşlarımı çattım.

"Su israfı olmasın diye demiştim canım"

"Yemedim"

&&&

Kıkırdayarak gözlerine gelen suyla gözlerini kırpıştıran Asaf'a baktım. Agah eninde sonunda beraber duşa girmeye ikna etmişti beni. Ancak sanırım hesaplarınds Asaf yoktu. Aramızdaki Asaf başta her ne kadar hoşuna gitmesede planları bozulduğu için şuanda ailecek keyifli anlar geçirmemizden memnun olduğunu biliyordum.

Asaf Agah'ın kucağındaydı. Agah Asaf'ın sırtını kendisine yaslamış bir elini poposunun altına koymuş bir elini de karnına sarmıştı.

Asaf'ın şampuanından az birşey avcuma döktüm ve Asaf'ın tek tük olan saçlarına sürmeye başladım. Kafasını yumuşak hareketlerle köpürttüm. Asaf kıkırdayarak ellerini hareket ettirdi. Suyu seviyordu minik bebeğim.

Ben Asaf'ı yıkarken Agah'ın gözleri çıplak bedenimde geziyordu.

"Agâh..."

Uyarır bir şekilde ismini söyledim.

"Merak etme güzelim internetten baktım. İlk birlikteliğin üzerinden 3 gün geçmeliymiş. Yani üç gün aç kalacağım ama bu benim sana bakmama ve seninle ilgilenmeme engel değil."

&&&

Uzun süren banyo keyfimizden sonra hazırlanmış kahvaltı için otelin restoranına inmiştik.

Asaf Agah'ın kucağında elim Agah'ın elindeydi.

(Yüzük takıyorlarmıydı hatırlamıyorum ama takıyorlardı sanırım. Takmıyorlarsa da öyle varsayalım)

Boş bir masaya oturduk. O sırada Agah'ın telefonu çaldı. Asaf'ı kucağıma verdi ve ayağa kalktı.

"Ben konuşup geliyorum sen sipariş verirsin."

Agah telefonu açarak uzaklaştı ve gözden kayboldu. Asaf'a döndüm.

"Aşkım. Mama yiyelim mi?"

Birden karşımdaki sandalye çekildi ve tanımadığım bir adam oturdu.

"Sizin gibi güzel bir hanımefendiye katılabilir miyim?"

"Sanırım bunu oturmadan önce sormalıydınız."

"Haklısınız neyse çoktan oturdum sonuçta."

Elini masanın üzerindeki elimin üzerine koydu.

"Bu güzel hanımefendinin adını öğrenebilir miyim?"

Kaşlarımı çatarak elimi çektim.

"Öğrenemezsiniz beyefendi"

"Nedenini öğrenebilir miyim acaba?"

O sırada sinirli bir ses yankılandı kulaklarımda.

"Gel ben sana göstereyim nedenini kardeş."

Birden masanın başında beliren Agâh adamı yakalarından tutarak ayağa kaldırdı ve kafa attı. Panikle ayağa kalktım. Asaf'ı iyice kendime yasladım ve yüzünü boynuma gömerek görmesini engelledim.

"Agâh! Asaf burada."

Agah kucağımdaki oğlumuza baktı. Ardından derin bir nefes alıp adamı savurarak bıraktı.

"Siktir git şimdi yavşak. Karımdan uzaklaş"

Bastıra bastıra söyledikleriyle adam güldü burnundan akan kanlarla.

"Yalnız parmağına yüzük takmadığın kadını sahiplenemezsin."

"Sahiplenmek ne lan! Köpek mi bu kadın!"

Bir yumruk geçirdi yüzüne adamın. Sinirle adama bakarken Agah'ın kolunu tuttum. Otel görevlileri de bu tarafa gelmeye başlamıştı.

"Gel gidelim biz kocam. Boşver bu şerefsizi."

Agah kafasıyla onayladı ve kolunu belime dolayarak ilerlemeye başladı. Otel görevlileri adamla ilgilenirken bizde otelden çıktık.

Otelden çıkınca Agâh bana döndü.

"Yüzüğün nerede senin Meyra?"

"Banyoya girerken çıkarmıştım. Sanırım banyoda unuttum."

Yüzünü sıvazladı ve ardından konuştu.

"Tamam zaten sana yeni yüzük almayı düşünüyordum. Yürü gidelim alalım."

"Gerek yok Agâh. Boş yere masraf yapmayalım."

"Ne boş yeresi Meyra? Seninle ilgili olan bir şey boş yere olabilir mi sence?"

Gülümseyerek elimi yanağına koydum. Parmak uçlarımda yükselerek dudağının köşesine bir öpücük kondurdum.

"Peki. Kocam ne derse o."

Elimi tuttu ve parmaklarımızı birbirine geçirdi. El ele yürümeye başladık. Arabayla gitmek istemedik ikimizde. Dolaşarak gitmek hoşumuza daha çok gitmişti. Bir süre yürüdükten sonra bir kuyumcuda durakladık.

İçeriye girdiğimizde genç bir çocuk karşıladı bizi.

"Hoş geldiniz efendim. Size nasıl yardımcı olabilirim."

Agah konuştu.

"Alyans ve tektaş bakacağız."

Agah döndüm şaşkınlıkla.

"Tektaşa gerek var mı?"

"Hiçbir şeyin eksik olmayacak tabiki gerek var"

Tebessüm ettim mutlulukla. Beni gerçekten önemsiyor ve mutlu ediyordu.

Tezgaha yaklaşarak yüzükleri incelemeye başladım. Agah bir adım arkamda dikkatlice beni izliyordu. Asaf'ı kucağımdan almıştı rahat rahat inceleyebilmem için. Bir kaç yüzük dikkatimi çekti.

Agah üç yüzüğüde almak için ısrar etti ve en sonunda kazandı. Yanında alyans ve birkaç takı daha aldık.

Sonunda kuyumcudan çıkabildiğimizde derin bir nefes alıp rahatladım. Agah'ı durdurmasam daha fazla şey alacaktı. Açıkçası ihtiyacım olduğundan fazlasını almak istemiyordum. Gerek yoktu.

Güzel bir kahvaltı alanına geldik. Boş bir masaya oturduk. Deniz manzarası oldukça hoş gözüküyordu. Garsonun getirdiği mama sandalyesine oturttum Asaf'ı. Yüzüklerimizi taktık Agah'la kahvaltı gelene kadar. Agah yüzüğümü parmağıma takarken öpücük kondurdu elime. Sevgiyle baktım ona.

Aşıktım bu centilmen adama. Siparişimiz geldiğinde zaman zaman sohbet ederek bazense birbirimize yedirerek yaptık kahvaltımızı. Bir yandan da Asaf'a yedirmiştik tabiki. Yavaş yavaş alışıyordu ek gıdayla beslenmeye. Bu yüzden daha rahat yediriyorduk artık.

Agah'la sohbet ederek kahve içtik kahvaltıdan sonra. Kahvelerimiz bittikten sonra kalktık ve otele döndük. Oteldeki mağazalardan kendimize ve Asaf'a mayo aldık. Odaya çıkıp hazırlanmaya başladık. Önce Asaf'ı giydirdim. Ardından banyoya giyip kendim giyindim. Çok güzel bir bikini almıştım kendime. Oldukça rahattı.

Çıkınca Agâh açlıkla gözlerini gezdirdi vücudumda.

"Çok yakışmış güzelim. Çok güzelsin"

Gülümseyerek yanına gittim ve dudaklarından öptüm. Nefesim dudaklarına vururken konuştum.

"Sende çok yakışıklısın kocacığım"

"Evlenelim Meyra."

Bir anda söylediğiyle şaşkınlıkla ona baktım.

"Biz zaten evliyiz ya Agâh."

"Yok yani öyle değil. Düğünümüz olsun. Bir daha evlenelim. Hiçbir şeyimiz eksik olmasın."

Gözlerim doldu.

"Gerçekten mi?"

"Gerçekten. Hiçbir şeyinin eksik olmasını istemiyorum. İleride dönüp baktığımızda hiçbir pişmanlığımız olmasın."

"Seni seviyorum kocacığım. Hemde çok."

"Bende seni seviyorum güzelim."

VE SONN ...

Eveett düğünümüz var!

Bir sonraki bölümde ufak bir zaman atlaması olacak direkt düğün hazırlıkları ve düğün olacak.

Bölümü beğenmişsinizdir umarım.

Yüzükler çok içime sinmedi. Pek güzel birşeyler bulamadım. İdareten bunları seçmek zorunda kaldım (:

Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi yorumlarda belirtmeyi ve yıldıza dokunmayı unutmayınız.

Meyra?

Agah?

Asaf?

Sizleri seviyorum kendinize iyi bakın >

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.