İçeriğe geç

QUERENCİA

Bölüm 17 · 5 dk okuma

QUERENCİA

Bölüm 17

17. Bölüm

Yatağın üstünde etrafında ki yastıklarla oturan Asaf'a öpücük attım ve tekrar dolaba döndüm. Bir gözüm sürekli Asaf'taydı olurda düşerse diye. Ortada hiçbir şey yokken bile olabilecek her ihtimal için endişeleniyordum. Asaf için nefes aldığım her an endişeleniyordum. Daha şimdiden geleceğini düşünüyordum ve sanırım annelik buydu.

Kahvaltıdan sonra Agah ve Melih baba işe gitmişti. Biz kadınlar ise sofrayı topladıktan sonra hazırlanmak için odalarımıza dağılmıştık. Şimdide kendime elbise seçiyordum. Sonunda karar verdiğim elbisemi çekip aldım ve üzerime giydim. Çantamdan makyaj malzemelerimi aldım ve aynaya yaklaşarak hafif bir makyaj yaptım. Son olarak kırmızı rujumu sürdüm. Ardından yataktaki Asaf'ı kucağıma aldım ve giydirmek için odasına geçtim. Üzerine civcivli bir kot tulum ve içine de ince uzun kollu bir penye giydirdim. Hırkasını elime aldım ve kucağımda ki Asaf'la odadan çıkıp aşağıya indim. Bizi gören Mine anne tebessüm ederek yanımıza adımladı ve Asaf'ın elini öptü.

"Oy benim paşam civciv mi olmuş? Kurban olsun babaannesi kuzusuna."

Asaf ellerini ve ayaklarını oynatarak kıkırdadı. Bir süre sonra Merve de aşağıya inince evden çıkmak için ayakkabılarımıza giymeye başladık. Ayakkabımı giyince kapıyı açtım ve Asaf'ı kapının yanındaki bebek arabasına koydum. Kapının yanında asılı olan önceden hazırladığım bebek çantasını, çantamı ve ceketimi aldım. Hepimiz hazır olunca evden çıktık.

Sokaktaki çocuklara tebessüm ederek bakarken bebek arabasıyla ilerliyordum. Merve ise koluma girmiş benimle ilerliyordu. O sırada beni gören Efe bağırarak yanıma geldi.

"Meyra abla! Meyra abla!"

Hızını alamayıp bacaklarıma çarpan Efe'yi düşmeden sıkıca tuttum. Tuttuğum kolların bu gibi olduğunu hissedince kaşlarımı çattım. Bebek arabasından ceketimi aldım ve Efe'ye giydirdim. Yere çöktüm onunla aynı boya gelmek için.

"Ne oldu canım?"

"Bugün bizimle oynayacak mısın?"

"Söz yarın sizinle oynayacağım."

Sevinçle zıpladı.

"Oley!"

Ardından koşturarak arkadaşlarının yanına döndü. Bende çömeldiğim yerden kalktım ve Mine anneye döndüm. Mine anneyle Merve'nin bana gülümseyerek baktığını görünce yanaklarım ısındı.

"Hadi anne gidelim."

"Gidelim kızım."

Bebek arabasını sürmeye başladığımda Merve yanıma gelerek koluma girdi.

"Seni görür görmez anlamıştım zaten gül gibi kız olduğunu."

Utanarak tebessüm ettim. İltifat almaya alışkın değildim. Sadece aşağılanmıştım bu zamana kadar.

"Zannettiğiniz kadar da kusursuz değilimki."

"Yok yok maşallahın var kız. İlk günden hepimizin kalbini kazandın. Tabi abime ne yaptıysan artık adam sırıta sırıta bir hal oldu."

İmalı sesiyle telaşla anneme baktım. Allahtan bizi duymuyordu. Kaşlarımı çatarak Merve'nin koluna vurdum hafifçe.

"Ya Merve sus. Annem duyacak şimdi. Hem ne yapabilirim ben senin abine?"

İmalı bir şekilde gülümseyince sorduğuma pişman oldum.

"Valla orasını bilemem yengeciğim. Artık abim tadınımı aldı ne olduysa..."

Utançla kolundan çıktım ve koluna vurdum.

"Sus Merve sus. Eve bir dönelim görürsün sen."

"Bana ne kızıyorsun kızım sanki ben yaptım."

Tekrar koluna vuracakken hızlı adımlarla Mine annenin yanına gitti.

"Ya anne ya al beni şu gelininin elinden."

"Yine ne yaptında kızdırdın benim kızımı?"

Merve gözlerini büyüttü ve yalancı bir hayal kırıklığıyla elini kalbine koydu.

"Yazıklar olsun. Demek öyle ha siz anne kız birleşip beni dışlayın tabi. Öyle olsun."

Dudaklarını büzerek birkaç adım ilerisinde ki bahçe kapısından girdi. Demek ki gelmiştik. Merve çoktan zili çalmışken bizde hemen arkasından bahçeye girdik ve yanına gittik. Bebek arabasını kapının yanına bırakarak Asaf'ı kucağıma aldım. Ardından bebek arabasına asılı olan bebek çantasını da omzuma astım. Asaf kucağıma gelir gelmez elimi yakama attı ve sıkıca tuttu. Diğer eli ise ensemdeki saçlarıma dolanmış oynuyordu. Kapıyı kırmızı yanaklı toplu bir kadın açtı.

"Ay ahiretliğim gelmiş!"

Sevinçle Mine anneyle birbirlerine sarıldılar. Ardından aynı sevinçle Merve'ye ve banada sarıldı. Bana sarılan kadına aynı şekilde tek kolumla karşılık verdim. Hep beraber içeri girdik. Omzumda ki bebek çantasını koltuğun kenarına koydum. Biz Merve'yle ikili koltuğa oturduk. Mine anne ve arkadaşıda karşımızda ki tekli koltuklara oturdu.

"Benim adım Sevda kızım. Maşallah nasılda güzelsin."

Yanaklarım iltifatın etkisiyle ısındı. Sevda teyzenin gözleri yüzümde dolaştı. Ardından sevgisi katlanarak kucağımda ki oğluma baktı.

"Memnun oldum Sevda teyze."

Sevda teyze gülümseyerek konuştu.

"Maşallah pek çabuk kaynaşmışsınız küçük sıpayla."

Gülümseyerek etrafa merakla bakan oğluma baktım. Merve söze atladı.

"Alıştı tabi ya. Gelin hanım artık gönlünü nasıl aldıysa paşamız yüzümüze bakmaz oldu."

Merve'nin lafıyla kahkaha attılar. Bende tebessüm ettim. Bir süre sohbet ettik. Sevda teyzeye hemencecik alışmış ve sevmiştim. Çok sıcak ve samimi bir kadındı. Merve'ye nasıl davranıyorsa banada öyle davranıyordu. Sende benim bir evladımsın demişti. Ailem bile beni umursamazken daha yeni tanıştığım insanların beni bu kadar sevip sahiplenmeleri gözlerimi sızlatmıştı.

"E hadi artık gelirler sofrayı kuralım kızlar."

Merve'yle ayaklandık. Kalkmak üzere olan Mine annenin kalkmasına fırsat vermeden Asaf'ı kucağına verdim.

"Anne sen kalkma hiç belin ağrımasın. Torununla ilgilen sen."

"Olur mu öyle kızım bir şeyin ucundanda ben tutayım."

"Olur anne olur. Senin kendini yormana gerek yok biz Merve'yle hallederiz. Hatta Sevda teyzede yanında otursun."

Merve'nin de desteğiyle hanımları ikna edip mutfağa geçtik.

&&&

Kucağımda ki Asaf'ın saçlarından öptüm ve çaylarını karıştırarak bana bakan teyzelerde göz gezdirdim. Yaklaşık 5 dakikadır yanımdaki sandalyelerde oturan kızlarda dahil hepsi bana bakıyordu. En sonunda bir teyze lafa girdi.

"Kaç yaşındasın kızım?"

"21'ime gireceğim."

"Wiiyy küçükmüşsün kız."

Başka bir teyze

"Anan baban sağ midur?"

"Abin bacın var midur?"

"Sen okuyormusun ki?"

Teyzelerin soruları birbirine karıştı ve ben onlara yetişmekte zorlanmaya başladım. Mine anne halime dayanamayarak duruma el attı.

"Hanımlar hanımlar! Bir soluklanın kızıma nefes aldırın azıcık."

Son soruyu soran teyzeye döndü.

"Ayrıca Nebahat kızım tabiki de okuyor. Senin kızın gibi kocaya kaçmadı."

Teyzler ellerini ağızlarına kapattı.

"Wiyyy"

Hep bir ağızdan wiyyleyen teyzelere tuhaf tuhaf baktım. Merve gülmemek için kendini zor tutarak kulağıma eğildi.

"Tanıştırayım Nebahat annemin azılı düşmanı. Aman Nebahat'a çok yanaşayım deme anam ikimizi de paralar."

Şaşkınca kafamı sallayarak onayladım söylediklerini.

"Ay Mine teyze sende yani. Anca kıyıda köşede bir bölüm okumaya da okumak mı denir canım."

Merve tekrar kulağıma eğilerek fısıldadı.

"Hah. Yengem bu kaşar markası da Gülendam. Küçüklüğünden beri abime yanık."

Bakışlarıma öfke yerleşti. Kaşlarımı çatarak Gülendam'a bakaya başladım. O ise bana alayla gülüyordu. Bu kız canına susamıştı demek..

Vee sonn...

Umarım bölümü beğenmişsinizdir.

Meyra?

Agah?

Asaf?

Mine?

Merve?

Gülendam?

Bölüm hakkında ki düşüncelerinizi yorumlara yazmayı ve yıldıza dokunmayı unutmayınıızz!

Sizleri seviyorum kendinize iyi bakınn >

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

18. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

2 yorum