İçeriğe geç

Queen of Mean

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Queen of Mean

Bölüm 3

Bölüm 2: "İyi geceler..."

♪Good night- Dreamcatcher♪

Mutfağa girdiğimde içeride kimse yoktu. Ocağın üstüne baktım. Çaydanlıkta çay vardı. Çaydanlığın kapağını açtığımda duman çıkıyordu yani yeniydi. Dolaptan bir fincan aldım ve ona doldurdum. Çayın içine ilaçı attım. Sonra tepsiye koydum ve yanına masanın üzerindeki kurabiyeden koydum.

Tepsiyi iki kulbundan tutup yola çıktım. Nerede olduğunu çok bilmiyordum ama bulabilirdim. Odaları tek tek gezmek yerine harika bir yöntem bulmuştum.

Boş bir odaya girdim ve arka cebimdeki aynaya benziyen küçük adını bilmediğim cihazı çıkartım. Onuda buradan çalmıştım. Cihazı açıp ona kimi bulmak istediğimi söyledim ve o da buldu. İşte o odadaydı. Kapatıp tekrara arka cebime koydum. Tepsiyi alıp yola koyuldum.

Vardığımda kapıyı tıkladım. "Gir." dedi o herif. İçeri girdim ve yanına doğru yürüdüm. Tepsiyi koyarken, "İstememiştim ama..." Devamını getirmedi. Neden mi? Hiç bir fikrim yok. Ama belki sorun güzelliğim olabilir. Evet egoist gibi gözükebilirim ama çoğu kişi inanılmaz bir güzelliğim olduğunu söylüyor.

Arkamı dönüp kapıya doğru yönelirken, "Adın ne? Yeni misin? Seni hiç görmedim." diyerek beni soru yağmuruna tuttu. "Adım Sohpie ve evet yeniyim." Hafiçe gülümsedim.

Kapıdan çıkmadan önce kapının içindeki kilidi sağ tarafa çevirdim.

Kaito

O kızın bana getirdiği çayı içerken bir anda başım dönmeye başladı. Gözlerim karardım ve daha sonra bayıldı.

Asterin

5 dakika sonra onu kontrol etmek için odaya doğru ilerledim. Odanın kilidini nasıl açıcağımı biliyordum. Kilidi kırıp içeri girdim ve bam bayılmış. Onu odasına taşımam gerekiyordu. Basit bir işti, beni zorlamazdı. Kimsenin olup olmadığını kontrol ettikten sonra onu sırtıma alıp, odasına götürmek için yola çıktım.

Odasına götürüp yatağa fırlattım. Sonra tekrar kaldırdım. Arkamdan bıçağı çıkardım. Ağzına birkaç tane bez parçası soktum. Kulağına doğru eğildim, "İyi geceler..." dedim. Biraz ayılmıştı. Bıçağı sırtıma soktup çıkardım. Ağzında bez olduğu için çığlığı boğuk bir şekilde çıkmıştı. Bıçağı tekrar sokup çıkardım. Onu yatağa attım. Örtünün neredeyse yarısı kan olmuştu.

Kıyafetlerim ve yüzüm kan olmamıştı çünkü üzerimde önlük gibi bir şey vardı. Yüzümde ise maske vardı. Onları çıkardım ve dışarıyı kontrol edip çıktım. Çamaşır odasına doğru yola çıktım. Önlüğü çamaşır yıkıyan kadınlara verip, maskeyi uzaktaki bir çöp kutusuna attım.

Kaito'nun odasına tekrar girdim ve girmemle çıkmam bir oldu. Koşarak karşıma çıkan ilk kişiye, "Kaito odasında öldürülmüş, her yer kan." dedim sahte bir korkuyla. O kadar iyi yalan söyleştimki Asterin kafamın içinde kahkaha atıyordu.

"Ne?" diye bağırdı korkuyla. "Gelin benimle." dedim. Gel der gibi yaptım elimi. Birlikte odaya girdik. Kaito'nun yanına diz çöküp nabzını kontrol etti. Bana bakıp başını sağa sola salladı. Elimle ağzımı kapatım. Oynadığım rola fazla girmiştim.

"Prenses Iliana'ya haber veriyim." dedim. "Hayır, ben veririm." dedi ayağı kalkarken. "Hayır, ben haber veririm." Kapıdan çıktım. Iliana'nın nerede olduğunu biliyordum. Sanat odasındaydı. Çamaşır odasınanın çaprazındaydı.

Odanın kapısı açıktı. "Prenses." diye seslendim. Başını bana çevirdi. "Efendim." dedi. "Sevgiliniz biri tarafından odasında öldürülmüş." O kişi sensin ya aptal.

"Ciddi misin?" gözleri büyüdü. "Evet." Koşarak çıktı. Peşinden bende gittim. Odadan içeri girdim. Iliana diz çökmüş Kaito'nun ölü bedenine sarılmış ağlıyordu. Az önceki kim olduğunu bilmediğim o kişi duvara yaslanmıştı. Iliana'nın yana diz çöktüm. Omzunu sıvazlıyordum. "O katili bulucam." Katil tam yanında. "Ama hiç iz yok." dedim. "Ne olursa olsun o katili bulucaktım."

Katili asla bulamayacaktı çünkü hiç iz bırakmamıştım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.