İçeriğe geç

Puşt

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Puşt

Bölüm 1

Sabahın erken saatleri miydi yoksa gecenin geç saatleri miydi bilinmez ama Han denen lavuk kendini becermekte oldukça iyiydi. Yalnız kaldığı evinde kokan tek şey en son çektiği kokain olmasına rağmen ev ölümün güzelliğinden çok hayatın neşesi gibi kokuyordu. Han elindeki seks mağazasından yüz liraya aldığı dildoyu bıraktı ve düşünmeye başladı. Ardından dildoyu geri alıp kendisini becermeye devam etti. Gerçi kendisini becermek derken fakirlikten ölürken bile parasını alkole harcamaktan bahsettiği aşikar. Ardından Han elindeki deftere bir şeyler karalamaya başladı.

"Doğruluğundan şüphe etmediğim her şey yanlış çıkarken onları sanki bir puştun götünü vermesi gibi izledim. Veya kendini köle yaptıran birisi gibiydim sanırım. Yoksa ibne mi oluyorum. Bugün sabahın köründe uyanmaktan farklı olarak mutlu uyandım. Vize haftası bitti ve doğrusu üniversiteyi hiç uzatmadan bitirebileceğimi düşünüyorum. Ama Türk Resim Tarihi hocası bana biraz taktı. Çok dikkatli olmam gerektiğini bilsem de bir kaltak gibi insanı boğazlıyor. Dün sanat psikolojisi dersinden çıkarken gördüklerim beni yine şoke etti. Tabii kampüste düzüş görmeye alışmıştım sonuç olarak herkes üniversiteye aynı amaçla gelmiyor. Sanırım güzel sanatlar fakültesi ve konservatuvardakiler farklı amaçla geliyor diye bize puşt diyorlar. Öyleyse puştluğu seviyorum. Günü üç bira ve bir soğuk sandviç ile de sonlandırıyorum." diye karaladı günlük niyetiyle kullandığı aptalca deftere. Ardından bir puşt gibi uyumaya çalışsa da içini kurcalayan, şu zamana kadar ona öğretilenleri düşünmeden edemiyordu.

Puştluğun meşrulaştığı dönemlerde yaşıyorduk ki puştluk aslında hep meşruydu. Zaten kim şu ana kadar kendini becertmemişti. Biri fiilen yaptıysa öteki zihinsel olarak fikirlerini becertti, belki de diğeri ekonomik olarak kendisini sürekli becertiyordu. Puştluk meşru ve hürdü, herkes de puşttu ama kimse bunu belli etmek istemezdi. Sonuç olarak herkes puşttu, diğerinin puşt olmasından bir puşt gibi zevk alacak ve dalga geçecekti. Sonraki gün Han kampüsten eve yürürken kampüsteki sayısaldan girip kendisini zeki sananlarla karşılaştı. Genelde kampüsteki özellikle mühendislik okuyan herhangi biri kendisini zeki, paha biçilemez veya bulunmaz Hint kumaşı zannediyor. Ne yazık ki kendi okuduğu bölümde Türkiye'de yaklaşık bir milyon kişi olduğunu unutuyor. Ayrıca güzelim üniversiteler de bu "özel" sayısal alan okuyanlar için en güzel fakülte binalarını ayırıyor.

Karşısında duran üç kişinin ona "ibne, puşt, göt veren" demeden içlerinden dediklerini duyabiliyordu Han. Gerçi bu sayısallara verilen fakülte binaları bir güzel sanatlar fakültesine veya konservatuvara verilse daha modern olunmaz mıydı? Bilim güzel şeydir fakat bilimin gelişmesini sağlayan sanat ve felsefe değil miydi? Çok önemli değildi sanırım artık çünkü Han üniversitede son yılında ve bu senenin sonunda resim bölümü mezunu olarak işsiz kalacağı kesin olarak görülüyordu karşıdan gelen mühendisler tarafından. Kendileri ise ülkedeki ve dünyadaki o kadar mühendis olduğu halde Anadolu'nun göbeğinde olan bir üniversiteden çıkma oldukları için kesinlikle direkt iş bulacaklardı. Yanlarından geçerken Han'a "ibne" dedikleri duyulabiliyordu. Han onlara bakınca ise alaycı bir şekilde gülerek puştluklarını gizlemeye çalıştılar. Ama Han içlerinden en az birinin kendini becerttiğini biliyordu.

Han eve gelmişti ki artık o kokainden kaynaklı evin mutluluk kokusu gitmiş geriye olması gerektiği gibi ölümün zafer kokusu kalmıştı. Vizeler de bittiğine göre Han artık kendisine vakit ayırabilirdi. İlk önce aklına artık tamamen rahatlayabileceği gelse de yapamayacağını düşündü. Çünkü aklı hala öğleden sonra karşılaştığı mühendislik öğrencilerindeydi. Han kendisine "Unutma, olanları unutma. Biliyorsun puştlar olanları unutmaz." dedi. Ardından Han günlük niyetinde kullandığı defteri çıkardı ve bir şeyler yazmaya başladı.

"Hayırsızın biri miymiş fikrince

Gerçekten ahlaklı miymiş iyice

Puştluğun meşrulaştığını sanırdım

Yanılmışım, bir ihanetle

Gerçekten tek ben miyim ibne

Yoksa kendini her türlü becerttiren sayılmaz mı ibne

Gerçi çok uğraşmamak lazım

Sonuçta işsiz kalacağım"

Şiir yazmayı severdi ama yazdıkça da puştluğuna dayanamaz ve gözyaşlarını boşalan bir penis gibi bırakırdı hayatın kimsesiz kollarına. Han gerçekten de kırılmamıştı. Zevkine yapılan kırgın taklitlerinden sonra instagramda gezerken gelen takip bildirimiyle kaşlarını kaldırdı. Bugün gördüğü mühendislik okuyanlardan biri istek atmıştı Han'a

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

2. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

4 yorum

  • Yemin ederim mükkemmel.yaziyorsun bunlar basilmali fazlasiyla güzel

    1Yanıt
  • "Sonuç olarak herkes puşttu." Puhahshhshshshgshsbsh cidden çok iyi

  • Tanıtım "aşk hikayesi değildir" Instagramdan istek alınca aşk hikayesidir diye düşünen ben;