Ertesi gün ikisi de bilerek normal hayatlarına döndüler.
Prova yaptılar. Güldüler. Aileleriyle yemek yediler.
Ama her an, her bakışta birbirlerini aradılar.
Akşam yine aynı bankta oturdular.
Arda Efe’nin saçını okşadı.
“Ne olursa olsun… seninleyim.”
Efe gözlerini kapadı.
“Ben de. Ve bu sefer… kaçmayacağız.”
Uzaktan şehir ışıkları yanıp sönüyordu.
Tehdit hâlâ oradaydı.
Aile baskısı hâlâ vardı.
Grup hâlâ bakıyordu.
Ama ikisi artık yalnız değildi.
Ve bu, her şeyden daha güçlüydü.