Bir sabah odamdan çıkarken o anda Cyrus benim kapımın önünden geçiyordu.Ve bi anda ben kapıyı açınca Cyrus'un üzerine düştüm.Tabii Cyrus beni tuttu.Ama tutmasaydı...
Kaitlyn bizi bu şekilde gördüğü an kıskançlıktan patlıyacakmış gibi görünüyordu.Ve hemen koşup Cyrus'un koluna yapıştı.
"Prens Cyrus!İyi misiniz!?"dedi endişeli bir şekilde.
"Teşekkürler iyiyim."
"Emin misiniz?"
"Evet,sadece ufak bir kaza abartılacak bir şey yok."
Kaitlyn orada biraz utanmıştı.
Ama Cyrus onun kendinden hoşlandığını
hissediyordu.
Salak.
Öğleye doğru dışarıda yürüyüş yaparken Cyrus ile karşılaştım.
Hep de bunun ile karşılaşıyoruz.
"Merhaba prens Cyrus."dedim ağacın yaprağına dokunurken.
"Merhaba!"
"Nasılsınız?"
"İyiyim ya siz?"
"Bende iyiyim."
Bu tür klasik konuşmalar yapıyorduk sürekli.Bir an sessizlik oldu ve tekrar başladım:
"Şey..Sizin ile pek fazla konuşamıyoruz.Yani 'Merhaba nasılsın' gibi."dedim utanarak.
"Evet çok haklısınız.Buyurun ayakta kalmayın."dedi bankı işaret ederek.İkimiz yan yana banka oturduk.
"Mesela...Hiç birbirimiz hakkında iyice konuşamıyoruz.Beni o şekilde anlamayın.Arkadaş anlamında gibi.Sarayınız buraya inşaat edilene kadar sonuçta buradasınız."
"Evet."
O gün camdan Kaitlyn'i gördüm.Ama görmezlikten gelmeye çalıştım.
•°•°•°•°•°•°•°•°
Birkaç hafta sonra kral Chester ve ailesi hep birlikte saraydan ayrılmak zorunda kaldılar.Kısa bir süre.Kraliçe Annabel'in bir uzak akrabası vefat etmişti.Herkesle vedalaşıp yola koyuldular.
"Kraliçe Annabel'e çok üzüldüm.Çok acıklı ağlıyordu."dedi kraliçe.
"Bende üzüldüm tatlım."dedi kral.
°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°
Kaitlyn o gün benim onu bilerek görmezden geldiğimi biliyordu.Gözlerini görmüştüm.Odama geçmeyi bekliyordum.Hizmetçime emir verdim ve odadan çıktım.Odaya girdikten sonra kapıyı kilitledim.
"Prenses Kaitlyn bir şeye mi ihtiyacınız vardı?"
"Hayır."dedi ve benim üzerime koştu.
Beni elindeki bıçak ile yaralamaya çalışıyordu.Ve sağ koluma çok derin bir kesik açtı.Kocaman bir kahkaha patlattı.O acıyla üstünde oturan Kaitlyn'in altında kıvrılıyordum.Gözlerimden de yaşlar akıyordu.Onu oracıkta öldürmek istiyordum.Birde koluna koskocaman bir kesik yapmamış gibi beni boğmaya çalışıyordu.Sol kolumla Kaitlyn'in kolunu boğazımdan çekmeye çalışıyordum.Her yer kan götürüyordu.
Nefes almaya çalışıyordum.Suratım kıpkırmızı olmuştu hissediyordum.Dayanamayıp hem o acıyla,hem de o nefretle avazım çıkana kadar bağırmaya başladım.Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Ve eğilip kulağıma şunu fısıldadı:"Eğer bundan tek bir kişiye bahsedersen...Bunun bin katını yaşarsın.Dikkat et."deyip bıçağı yere fırlattı ve kolumdaki yaraya bastırdı.
Bu bana daha fazla acı veriyordu,daha çok çığlık atıyordum.Koşarak kendi odasına gitti Kaitlyn.
Ben ise acıdan bayılmıştım.Valencia beni ziyarete geliyordu. Onun sesini duymuştum...
Çünkü ben onu sık sık ziyaret ediyordum.Prenses Sahra ise başka bir ülkeye yolculuğa çıkmıştı.Kısa bir süre içinde gelecekti.Prens Jeremy ise daha dokuz yaşındaydı.O genellikle sadece odasında kalırdı.Edwin ise işlerden aile olaylarına katılmıyordu.Ama kral ve kraliçe onun yaşının geçtiğini ve evlenmesi gerektiğini düşünüyorlardı.Büyük ihtimalle kısa sürede o da evlenecekti.Valencia kapıyı tıklattı ancak ses veremedim bayılıyordum. En sonunda ona bir şey olma korkusundan kapıyı açarak içeri girdi.Gözleri faltaşı gibi açılmaya başladı.Bağırarak ve ağlayarak hekimi çağırdı.Koluma dikiş attılar ve hekim benim odamdan çıkmamamı,dinlenmemi söylemişti.Ben de bu olaydan kimseye bahsetmedim. Bahsetmeme sebebi ondan korkmam değildi. Ama büyük ihtimalle kolumda iz kalacaktı.İşte bu kötüydü...





