İçeriğe geç

Psikolog

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Psikolog

Bölüm 1

Giriş

karanlık yerini aydınlığa bırakmış, güneş tüm muhteşemliğiyle gökyüzünde yerini almıştı. sokak bir süreliğine insanların uğultusundan arınmış olsa da yeni günün

başlamasıyla insanlar tekrar sokaklara dökkülmüştü. Kuş cıvıltılarının, rüzgardan hışırdayan yaprakların sesini araba kornaları,koşuşturan insanların arkalarında bıraktığı adım sesleri almıştı.

Balkondan izlediğim manzarayı bırakıp içeri doğru yöneldim. ılık bir duştan sonra yeni günümün ve yeni hayatımın verdiği hafif huzursuzlukla evden çıktım.

bundan birkaç hafta önce dedemin avukatından gelen telefonla yurt dışından türkiyeye dönmüştüm. avuktla olan kısacık konuşmada dedemin durumunun ne kadar ağır olduğundan ve doktorların durumu hakkında iç açıcı şeyler söylemediğinden bahsetmişti. Eğer görmek istiyorsam bir an önce ,her şey için geç olmadan, gelmem gerektiğini de eklemişti

neye uğradığımı şaşırmış ve apar topar izmire gelmiştim. Geldikten kısa süre sonra dedemi,çocukluğumdan beri en yakın arkadaımı, kaybetmiştik. yorucu uzun 2 haftanın ardından dün gece avukat bugün için bir görüşme ayarlamak istediğini söylemişti ve işte avukatın bürosunun önündeydim.

adımlarım aklımdaki soru işaretleri gibi bir o yana bir bu yana sallanırken sonunda sekreterin yanında durmuştu. " merhaba ben cüneyt bey için gelmiştim" sesim

uzun zamandır konuşmamanın verdiği çatlaklık çıkarken sekreter güler yüzüyle çoktan bişeyler zırvalamş ve beni merdivenlerden bi odanın önüne kadar yönlendirmişti.

Kapıyı çalıp içeri girdiğimde beni karşılayan yaşlı avukat güler yüzüyle oturmamı işaret etti " hoş geldin elif, bende seni bekliyordum." dedi. dudaklarımı ıslatıp yerimde kıpırdanırken neden hala burada olduğumu merak ediyordum. "hoşbuldum cüneyt bey, hala neden burada olduğumu anlayabilmiş değilim" merakım cümlelerime yansımış

olacakki cüneyt bey hiç uzatmadan konuya girdi.

..

bürodan çıktığımda hala avukatın söylediklerini düşünüyordum, içimdeki hafif üzüntü ve avukatın çağırdığı konu yüzünden içime dolan kinle sahile doğru yürüdüm.

dedem türkiyenin en prestijli psikiyatri kliniklerinden birinin ortağıydı. Küçüklüğümden beri beni psikolog olmam konusunda desteklemişti ve okulum bittikten sonra

beraber çalışma hayaliyle büyütmüştü. Okulum bittikten sonra hemen dedemin yanına gelip çaylak bir psikolog olmaktansa ona ve bu zamana kadar kurduğu emekleriyle getirdiği

kliniğe layık biri olabilmek için üniversiteden sonra yurt dışında yüksek lisans yapmış ve lisansımı yaparken londra bölgesinde adını duyurmuş bir klinikte calışmıştım

ama bunca zamandır dedemden ayrı kalmama değmemişti beraber kurduğumuz onca hayal benim aptal gururum yüzünden heba olmuştu. Şimdi de ,aslında avukatın arama sebebi de

buydu, dedemin bunca yıldır emek vererek kurduğu kliniğin diğer ortağı dedem öldükten sonra onun yerine hemen kendi oğlunu geçirme planlarına başlamıştı. Avukatta dedemin bana miras bıraktığı bu hisseyi kabul etmezsem dedemin emeklerinin çöpe gideceğinden bahsetmişti. Benim yurt dışına geri gideceğimi duyunca hemen beni aramış ve

acil bir toplantı ayarlamıştı. Hisseden haberim vardı elbette ama hiç bu konu üstüne düşünmemiştim. Bu kadar prestijli bir klinikte calışmanın vereceği ağırlığı kaldırabileceğimi düşünmemiştim. Tabiki bu dedemin emeklerinin üstüne konmaya calışan o vasıfsız insanları öğrenmeden önceydi.

...

Sabaha muhteşem güneş ışıklarıyla başlamak yerine şimşekler ve gök gürültüsüyle başlamıştım. Günün huzursuzluğu havaya yansımış kasvetli hava insanı daha da depreştiriyordu . Aslında kapalı ve yağmurlu havaları diğer insanların aksine seviyordum. İlham verici ve tüm gün kahve ve kitap eşliğinde yağmurun o narin damla seslerini dinlemek huzur verici oluyordu ama bugün o günlerden değildi. Gökyüzü bugün bana ağlıyordu...

Adımlarım yavaş ve temkinli ilerlerken yıllardır gitmediğim sade ama göz korkutucu büyüklükteki kliniğin önünde durdu. Gözlerim klinikte ve çocukken dedemle olan anılarımda

dolanırken içeri girdim. Kapıdan içeri girdiğimde gördüğüm değişiklikler kalbimde derin yaralar açarken gözlerim etrafta gezindi buraya seneler önce gelmiştim sadelik,

ve huzur verici kliniğin yerini ihtişamlı ve her yere serpiştirilmiş pahalı aksesurlar fazla parlak ve sadece pahalı kokan ruhsuz bir ortam karşılamıştı.

Adımlarım büyük kapının ilerisindeki resepsiyona benzer bir alana ilerledi burası bile değişmişti . Yeni yüzler beni karşılarken oturan genç bir kadının bakışları onların yanına ulaşana denk beni takip etti. Kadının bakışlarındaki küçümseyici ve küstah ifade yerimde rahatsızca kımıldamama sebep olurken yanlarına ulaşmıştım. Kadın daha ben ağazımı açmadan lafları ağzıma tıktı. "randevunuz var mıydı" dedi kadın her kelimesinde üstümdeki rahat kıyafeteri küçümseyici bakışlarıyla süzüyordu . Kendimi toparlayıp daha emin bakışlarla

kadına baktım bu nasıl bir karşılamaydı her gelene bu ses tonu ve bu bakışla karşılıyorlarsa daha insanlar kapıdan girmeden kaçarlardı. "hayır." sesim kendimden bi o kadar

emin cıkarken yine de kadının bakışlarının aksine güler yüzle ve samimi tavırla karşısında dikiliyordum. "o zaman üzgünüm yardımcı olamayacağım" kadının tavırlarında

hala bir değişim olmadığı gibi birde eliyle kapıyı işaret ediyordu. Tekrar rahatsız olduğumu belirterek dudaklarımı ıslattım. "randevu almak için gelmedim tanışmadık

sanırım ben elif koray " sevecen bir sesle elimi uzatırken tek kaşımı kaldırmıştım. Kadın adımı duyar duymmaz yerinde dikleşirken yanındaki sekretere bakıp tekrar bana döndü "ah ben çok özür dilerim elif hanım geleceğinizden haberimiz yoktu ben merve hoşgeldiniz" kadının üslubu ve bakışları anında değişirken kadının bu aniden değişen halleri midemi bulandırmıştı. Kadına bir cevap vermeden arkamı dönüp dedemin en üst kattaki , yani eskiden ordaydı umarım hala aynı yerdedir, odasına doğru ilerledim.

Ben ilerlerken çoktan herkes kim olduğumu öğrenmiş olacakki herkesin yüzünde saygı dolu ifadeler ve saklayamadıkları şaşkınlıkları vardı. Kimseyi geri çevirmeyip merdivenlerde

ve asansörde birçok kişiyle konuşup dedemin odasının önüne vardım. Odaya yaklaştıkça gelen seslerle yüzümde bir merak ifadesi oluşurken odanın aralık kapısından içeri girdim . Odada olan iki genç çalışan dedemin eşyalarını bir koliye topluyor arada gülüp şakalaşıyordu. Dedemin eşyalarını sanki birer çöp gibi savurup attıklarını görünce sinirle odaya daldım "hemen bırakın elinizdeki eşyaları" sesim sinirden sert ve oldukça yüksek çıkarken genç çalışanlar neye uğradığını anlamamış ifadeyle bana bakıyorlardı.

Aralarından biri anlamaz ifadelerle yüzüme bakarken küstah bir ses tonuyla "ne saçmalıyorsun sen" dedi. Kızın elindeki dedemin eşyalarına bakıp sinirle ona yaklaştım,elindeki eşyaları pek de nazik olmayan bi tutumla cektim. "çıkın dışarı hemen ." kızalar hala anlamsız bakışlarıını üzerimde gezdirirken dediğimi daha sert tekraraldım "hemen dışarı çıkın"

kızlar apar topar odadan dışarı kaçıştılar. Kapıyı arkalarından çarpıp kilitledim. Arkamı dönüp odaya tekrar göz attığımda hala seneler önceki odanın aynısını görüyordum,

aynı aksesuarlar hala aynı yerlerinde duruyordu hala tozlanmamışlardı dedemin parfüm kokusu hala odada asılı kalmış onun varlığını yaşatıyordu. Kızların kolilere doldurdukları eşyaları yavaşça yerlerinden çıkartıp parmaklarımı üzerlerinde gezdirdim , elimde tuttuğum her eşyann çocukluğumdan bir anısı vardı ,bu oda sadece dedemin değil benim de cocukluğumu yaşatıyordu. İçime dolan geçmişin ağırlığı gözlerimden damla olarak eşyalarrın üstüne damladı. Her göz yaşım geçmişin bir hatırasını yaşatıyordu, her göz yaşım canlı anılar için akıyordu. Ben geçmişe dair anıların arasında kaybolup onlarla geçmişe gitmişken kapı açılmaya zorlandı ve tüm geçmişten bir anda beni çıkartıp kendime getirdi.

Kapı hala açılmak için zorlanıyordu. Sersem adımlarla ve buğulu gözlerle kapıya ilerleyip kapının kilidini açtım kapı ben kilidi açtığım gibi sonuna kadar açıldı. İçeri telaşlı ve ne olduğunu anlamayan iki adam girdi biri genç ve biri ondan oldukca yaşlıydı arkalarından da az önce odadan çıkarttığım kızlar. Tanrı aşkına buraya geldiğimden beri neden

herkes üzerimdekileri süzüp anlamsız bakışlarıyla bana bakıyorlardı. Bende onlara anlamsız bakışlarımı gönderip üstlerini süzerken kızlardaki gösterişli pahalı mini elbiseler ayaklarına giydikleri yüksek topuklular ve erkeklerin üzreinde olan şık gömlekler ya da takım elbiselerden sonra kendi üzerime baktım. Kot şort ve basit bol bi tişört..

Buranın ortamına uygun değildim burdaki insanlardan farklıydım. Ben buraya bu ortama ait değildim ki. Beni derin düşüncelerden çıkartan az önceki kızlardan birinin

"işte bu kız efendim bir anda odaya girip bağırıp bizi dışarı çıkarttı" yaşca daha büyük adamın bakışları bişeyleri anlamaya çalışırcasına üzerimde gezinirken bende ona

aynı bakışları attım sanki,sanki birine benziyordu. Kafama dank eden farkındalıkla kendime geldim bu adam bartu amcaya ne kadar da benziyordu böyle ,sanki genç haliydi.

Şimdi anlıyordum, bartu amca öldükten sonra yerine oğlu geçmişti ortak tabiki oydu , dedemin yerine konmaya calışan o ortak.. Bu adamı kücüklüğümden beri hiç sevmemiştim zaten adam sonunda boğazını temizleyip konuşmaya başladı "ah elif sen miydin, bizi korkuttun burada ne arıyorsun ? seni yurt dışında sanıyordum" adamın söyleyeceklerimden korktuğunu

anlıyordum insanların yüz ifadelerini okumak bu bölümün bana kazandırdığı belki de en mükkemmel şeydi. Kendimden emin durmaya ve sesimin otoriter cıkmasına özen göstererek sorusuna bir cevap verdim. "evet yurt dışındaydım dedemin ölümü üzerine tahmin edersiniz ki buradayım geri dönecektim aslında ama dedemin hisselerinin üzerine konmaya calışan, haddini bilmez insanlar hakkında aldığım duyumlardan sonra burda kalmaya ve hisselerimin başında kalarak kendi mesleğimi kendi kliniğimde yapmaya karar verdim." sesim beklediğimden çıkmış ve herkesin yüzünde bi şaşkınlık oluşturmuştu, genç adam yanındaki daha yaşlı adama bakarken kızlarda şaşkınlıkla bana bakıyorlardı. Yalnız cem amca bana kin dolu ve ne yaptığmı anlayan bakışlarla bakıyordu. Bakışlarında bir rekabet ve nefret vardı. Beklediği gibi gitmemişti benim yerime burda oğlunu görmek istiyordu . Tüm kliniğin üzerine konmak istiyordu ve bu sansı ondan almıştım. "gelmene çok sevindim tatlım tabiki hakkın olan yerde seni görmek güzel " cem amca hakkın olan yerini bastırarak ve küçümseyici bakışları altında söylerken kafamı sallayıp elimle kapıyı işaret ettim. "müsadenizle yapacak çok işim var yalnız kalmamda sakınca yoksaa.." adam bakışlarımdan anlammış olacakki yanındaki insanların bakışına aldırmadan arkasını dönüp odadan çıktı yanındaki genç adam da hızla onu takip ederken kızlar hala öylece bana bakıyorlardı . Bakışlarımla onları tekrar odadan kovduktan sonra tekrar kendimi odaya kapattım. Az önceki konuşmalar kafamda dönüp dururken hala hakkın olan yeri söylerkenki ses tonunu düşünüyordum. Hakkım olmadığını düşünüyordu buraya layık olmadığımı düşünüyordu. Beni burda istemiyordu ve bu beni daha da hırslandırıp ona karşı meydan okuma dürtümü

kamçılıyordu…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.