Koza:
Çarşamba günlerini seven insanlar var mı, merak ediyorum. Çarşamba günlerinin uğursuzluk getirdiğine inanıyorum. Batıl inançlarım çok fazla olmasa da, tek tük bizim de inandığımız şeyler var, yani. Saat sabahın 5:30’unda da hasta olmama rağmen, küçük evimin küçük balkonunda, üstümde tişört yokken, sadece eşofmanla da bunları düşünmem ayrı bir garip. İnsan yalnız kalınca, kınadığı kişilere dönüşebiliyor. Soğuktan akan burnumu çekerek, sigaramı kül tablasında söndürüp odama girdim.
Odamdaki boy aynasından kendime baktım.
Esmer tenimde, yılların getirdiği emektarlığımın ve sağlıklı yaşamımın getirdiği kaslarıma baktım ilk önce. Yarım ağız gülümseyip yüzüme baktım. Buzz cut saçlarım, keskin yüz hatlarıma ve küçük burnumla uyumuna bayılıyorum. Kulağımın arkasından aşağı, boynuma doğru inen dövmemde yüzüme sert bir ifade kattığını düşünüyorum. Odamdan çıkıp, kendime kahvaltı için soğuk kahve yaptım. Sıcağı sevmem, hastalıktan ölsem bile yine sıcak kahve içmem.
Kahvaltım sadece bir kahveden ibaret zaten. Saat 9:15’te dövmeci dükkanımı açarım. Akşamları canım sıkılınca ya da paraya ihtiyaç duyarsam da bar da barmenlik yaparım. Kahvemi içerken, aynı zamanda telefonumdan haberleri okuyordum. Kahvem bitince yatacağım. Bu arada sigara içiyorum, dediğime bakmayın, astım hastasıyım ama hastalığım çok ileri derece olmadığından, sigaramı ağır tütünlü içmediğim sürece bana sıkıntı yaratmıyor. Neyse, ben yatmaya giderim, sabaha uyanırsak ne mutlu bize(!)
Kara Ailesi
Sabah 11:35
"Baba, sen ciddi misin?" Evin en büyük kardeş bireylerinden Karan, öğrendiği şeyler sonucunda bir anlık sinirle bağırır. Evin babası Halit Bey, oğluna: "Oğlum, annen sen gelmeden konuşmak istemedi," der.
Evet, durum özetleyecek olursak; kardeşi Kerem'in bir hafta önce üvey olduğu ortaya çıkmıştı. Hastane kayıtlarından gerçek kardeşlerinin ailesine ulaşılmış, ama gerçek kardeşlerinin ailesi, kardeşleriyle konuşmayı kestikleri için numarası varmış ve bir hafta boyunca evdeki kimse, kardeşlerini aramak istememiş. Evin annesi Dilek Hanım da, en büyük oğlu olmadan konuşmak istememiş. Şimdi de, Karan’ın kardeşlerini araması için tüm ev halkı, Karan’a bakıyordur. Karan ise kafası karışmış, anlam veremeyerek olan biteni anlamaya çalışıyor.
En sonunda ortak kararla aramasını istemişler. Karan numarayı girip telefonu hoparlöre almıştır. Üçüncü çalıktan sonra telefonda boğuk, uykulu bir ses duyarlar.
Koza:
– Ne var sabahın köründe amına koyim!
Karan:
– Sabahın körü mü? Saat 12 oldu neredeyse, farkında mısın? Ve Koza’yla mı görüşüyorum acaba?
Koza:
– Hassiktir, geç kaldım, amına koyduğumun alarmı niye çalmadı?
Koza, kendi kendine söylenip telefonu, Karan’ın yüzüne kapatınca, evde Balım’dan bir kahkaha yükselir.
Balım:
– Abime telefonda posta koyup mosmor etti resmen.
Aile üyeleri ise girdiği şoktan çıkamamış şekilde, Karan’ın elindeki telefona bakıyordur.
Alp:
– Ee, şimdi ne olacak?
AİLE ÜYELERİ:
-koza(baş karakterimiz)
-En büyük abi Karan
-İkinci abi Azad
-Üçüncü abi Bora
-Koza'nın ikizi Balım
-En küçük kardeş Alp
-Baba Halit
-Anne Dilek
Birinci bölüm tanıtım gibi olsun istediğim için kısa ve karmaşık gelmiş olabilir..