İçeriğe geç

Prenses Ve Annesi

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Prenses Ve Annesi

Bölüm 1

Bölüm Bir - Benim Annem?

Her zamanki gibi hizmetçimiz Nastasya'nın sesine uyandım.

"Venüs hanım, babanız kahvaltı için sizi bekliyor. "

"Tamam. Hemen geliyorum. "

Dolabımı açtım ve beyaz elbisemi dolaptan çıkartıp giyindim. Hazırlandıktan sonra odamdan çıktım. Yeni taşındığımız malikane çok büyüktü. Uzun koridorlarda yürürken ürküyordum, ama artık alışmıştım. Hiçbirşey demeden sandalyede oturdum. Babam:

"günaydın kızım. "

dedi. Ben ise tepki vermedim. Sanki babam birşey dememişti. Babam,

"Kızım, yeter artık. Dokuz yıldır bana neredeyse bir kelime etmedin."

Babama ters bir bakış attım. Birkaç saniye babama o şekilde bakıp yemeğimi yemeye devam ederek söyledim:

"Dokuz yıl önce annemi öldürdüğün için olabilir mi acaba? "

Babama baktım. Babam yüzüme bakamıyordu. Aniden babamın telefonuna bir bildirim geldi. Babam heyecanla, bu bildirimi bekliyormuşcasına telefonuna baktı. O kim dedim içimden.

"İşim var acil gitmem gerek sana afiyet olsun kızım. "

Babam hızla evden ayrıldı. Ondan şüpheliydim ve bu işin peşini bırakmayacaktım. Aklımda bir plan vardı. Plan şuydu: Babam gece uyurken onun telefonundaki whatsapp'ı kendi telefonuma kaydedecektim. Basit ve kısa bir plandı. babamı beklemeye başladım. O gelene kadar telefonla oyalandım. Telefona bakarken uyuyakalmışım. Kapı sesine uyandım. Sanırım babam gelmişti. Saate baktım saat 16:29'du. Kapıya doğru yöneldim. Koridorlar uzun olduğundan koşarak gittim. Nedeni yoktu fakat zaman kaybetmek istemedim. Babam beni gördü ve yüzüme bakmadan

"Kızım acıktın mı? Ben gittikten sonra birşey yedin mi? ben çok açım ve yorgunum gel birlikte yemek yiyelim sonra uyuyacağım. "

Tok olduğum hâlde yine kendimi durduramadan, ne yaptığımı anlamadan

"olur, yiyelim" dedim.

"Ne yemek istersin? "

"Farketmez."

"Yumurta yiyelim mi?"

"Vazgeçtim ben gevrek yemek istiyorum, baba."

"tamam hazırlayıp vereyim"

Bir birimize tek bir kelime dâhi etmeden yemeğimizi yedik.

"Ben yorgunum. Duşa girdikten sonra uyuyacağım. Sende geç yatma"

dedi. Babam duşa girdi ben babamın telefonunu aradım ama bulamadım. O duştan çıktı ve en sonunda uyudu. Odasının kapısını aralayıp babama baktım. Onun uyuduğundan emin oldum. Beni yakalarsa biterdim. Sonra babamın odasına gittim. O uygulamadan, bu uygulamadan derken yaptım. Artık babamın WhatsApp'ı benim telefonumdaydı. Dikkatli ve sessiz adımlarla odama gittim. Telefonumu açıcaktım ki şarjı bitti ve kapandı. Şarj aletimi bulamadım. Sanırım babam geç uyumayayım diye saklamıştı. Evet, öyle yapmıştı. Her zamanki gibi huyundan vazgeçmedi. Zar zor da olsa uyudum. Sabah Nastasya beni uyandırdı.

"Venüs hanım, babanız sizi bekliyor. Uzun süredir sizi uyandırmaya çalışıyorum ama uyanmıyorsunuz. Geç uyumayın, zara-" sözünü kestim.

"Şarj aletimin yerini biliyor musun? Biliyorsan telefonumu şarj'a tak ben babamın yanına gideceğim."

"Tamamdır"

babamın yanına gittim ve o benden hesap soruyormuş gibi sordu:

"Neredesin sen? geç uyuma demiştim."

"Pardon? sana hesap vermek zorunda mıyım?"

Yine yüzüme bakmadı ve ses çıkarmadı.

"Ben kahvaltı etmeyeceğim afiyet olsun sana"

"Kızım, aç aç nereye gidyiyorsun?"

"Yorgunum, odamda uzanacağım."

"Peki, öyle olsun."

Odama gittim ve telefonuma baktım. Şarj olmuştu. Telefonu elime aldım ve o uygulamaya girdim. Nasıl? Babamın WhatsApp'ı tertemizdi ve silinen mesaj yoktu. Zaten olsaydı görünüyor olurdu. Tam o anda anladım ki o mesajlar başka bir uygulamadan. Ya Instagram, yada Messenger. İlk aklıma Instagram geldi. İlk fırsatta babamın telefonunu aldım ama babamın telefonunda Instagram yoktu. Belkide ben göremiyorumdur diye düşünerek dikkatlice aramaya başladım. Ve o anda Messenger'den bir bildirim geldi.. hızlıca düşünmeden messenger'a girdim. Mesajı okuyacakken babam geldi. Hemen telefon'u yerine koydum ve kaçtım. O mesajı yine okuyamamıştım. Bu sefer yapacaktım.

Yine akşam olmuştu. Babam uyuyordu. Onun telefonunu aldım ve messenger'a girdim. Mesajda şöyle yazıyordu:

"Efendim, Rabia hanımın adresini bugün buldum. Dediğiniz gibi fazla araştırma yaptım ve sonunda buldum. Adresi atayım mı? "

Babam ise:

"Aferin, tolga. Evet adresi at. Birazdan onunla bizzat ilgileneceğim. "

Şoktaydım, çünkü annem ölmemişti. Hâlâ inanamıyordum, peki babam neden bana Anneni ben öldürmedim. demedi? adres gelmişti. Adresi kopyalayıp kendime attım. Babam anlamasın diye telefonundan mesajı sildim ve telefonu babamın başucuna koydum. Gecenin yarısıydı. Şimdi gidemezdim, eğer gidersem anlaşılırdı. Tüm gece uyuyamadım. İçimde derin derin düşünürken fazla odaklanmışım. Alarm çaldığında yerimden sıçradım. Hazırlanıp o konuma taksi çağırdım gizlice. Oraya gittiğimde kapının önünde güvenlikler vardı. Güvenlikler başlarını bana doğru çevirdiler. Korkuyla bir arabanın arkasına saklandım. Etrafı kontrol edicekken beyaz bir araba evin yakınlığında durdu. Babam geldi sandım ama bu onun arabası değildi. Saklanmaya devam ettim. Arabanın içerisinden babam çıktı. Ne? dedim kendi kendime. Babamın başka bir arabasıda mı vardı? Kafam çok karışmıştı. Olduğum yerde kalarak izlemeye devam ettim. Babam evin kapısına doğru gitti ve malikaneye girecekken gğvenlikler babamı farketti. Babam:

"Çekilin önümden Rabia'yla bir şey konuşmam lâzım"

dedi. Güvenlikler ise

"Beyefendi, sizi tanımıyoruz. İlk önce Rabia hanıma soralım. İsminiz neydi? "

"Emre."

dedi babam sakin kalmaya çalışırken. Güvenliklerden biri malikaneye girdi. Geri döndüğünde

"Rabia hanım müsait değil. Lütfen gidin"

Babam güvenliğin dediklerini duymazdan geldi ve içeri girmeye çalıştı. Güvenlik babamı itti. Babam ise güvenliğe yumruk attı. Birden istemsizce gözlerimi ve kulaklarımı kapadım. Sonra aklıma mesajlar geldi. Ayağa kalktığımda güvenlikler ve babam yoktu. Ama babamın arabası oradaydı. Malikanenin ön kapısından girmek tehlikeli olur diye düşündüm. Malikanenin arkasından dolaşıp arka kapıyı aradım. Ve buldum da. Bismillahirrahmanirrahim diyerek içeri girdim. Birden bir güvenlik çıktı ve bana vurmaya kalktı. Ben ise hiç zorlanmadan adamı yere serdim. Adama bakarken bir kaç güvenlik aynı anda üzerime geldiler. Masada bir cam vazo vardı. Vazo'yu götürüp birisinin kafasında patlattım, ama sonra kitlendim. Hiç bir şey yapamadım. Sonunda beni saçımdan tutup sürükleyerek kapı dışarı ettiler. Az sürükledin, ölene kadar sürükleseydin?! Of bu iç sesim hiç bir zaman ciddi olamayacak... Babamın arabası ortalıkta yoktu. Beş dakikada nereye gitti bu adam? Sanki yer yarıldı da içine girdi. Yapacak başka bir şey olmadığından eve doğru yola koyuldum. Yoldan geçen taksiye elimle durmasını işaret ettim. Yarım saatlik yolun sonunda, evin yakınlarında taksiden indim. Off, bu yorgunluk ve şokun üzerine ders yapmalıyım. Yarın okul var çünkü. İçeri girdiğimde babam yoktu. İki arabasından biri bile yoktu kapıda. Onu hiç sevmesem d- bir dakika, annem ölmedi ya, niye sevmiyorum ki? Ben bu salaklıkla nasıl yaşayacağım?!

*4 saat sonra*

Derslerimin hepsini bitirdikten sonra acıkmıştım. Mutfağa gittiğimde dolabı açtım. En sevdiğim yemeği yani gevreği kâseye döktüm. Yedim ve babamın odasına gittim. Kapıyı çaldım ama kimse aç

madı. Bir kaç denemeden sonra içeriye girmeye karar verdim. Gördüğüm manzarayla şok oldum...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.