İçeriğe geç

Prenses olmak istemiyorum!

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Prenses olmak istemiyorum!

Bölüm 1

Bölüm 1: Hayatımın Mahvolduğu Gece

Fair; MERHABALARR nasilsiniz ben iyiyim çok iyiyim teşekkürler, bu hikayeyi yazarken beni çok güldürdü hem dram hem komiklik hemde aşkın olacağı bir hikaye umarim seversiniz.🫶🏼🫶🏼

.

.

.

.

.

Hayatımın mahvolduğu gece aslında oldukça sıradan başlamıştı.

Yani...

Tamam, biraz abartmış olabilirim.

Ama sonuçta o gece evime yabancılar girmeseydi, bana "majesteleri" diye hitap edilmeseydi ve hayatımın bir yalan olduğu ortaya çıkmasaydı, şu an muhtemelen yatağımda uzanmış sosyal medyada gezinip saçma videolar izliyor olurdum.

Ama hayır.

Kaderin benim için başka planları varmış.

Ve kader gerçekten çok sinir bozucu bir şey.

O gece yatağımda uzanmıştım.

Elimde bir kitap vardı ama dürüst olmak gerekirse okumuyordum.

Aynı sayfaya yaklaşık on dakikadır bakıyordum.

Çünkü aklım başka yerdeydi.

Yarın okulda yapılacak sunum.

Rubi'nin yeni sevgilisi.

Dolabımın içindeki ve ne giyeceğime karar veremediğim kıyafetler.

Hayatın çok önemli problemleri işte.

Tam telefonuma uzanmıştım ki odamın ışıkları birden söndü.

Kapkaranlık.

"Şaka mı bu?"

Yataktan doğruldum.

Elektrikler gitmiş olmalıydı.

Ama dışarıdaki sokak lambaları yanıyordu.

Yani sorun sadece benim odamdaydı.

Harika.

Kesin evdeki hayalet sonunda çalışmaya karar verdi.

"Anne?"

Seslendim.

Cevap yok.

"Babaaa?"

Yine sessizlik.

Tam yatağımdan inecekken pencereden içeriye gümüş renkli bir ışık vurdu.

Başımı kaldırdım.

Ve donup kaldım.

Gökyüzünde iki tane ay vardı.

İki.

Tane.

Ay.

Bir dakika boyunca gözlerimi kırptım.

Sonra tekrar baktım.

Sonra tekrar.

Çünkü beynim gördüğüm şeyi kabul etmeyi reddediyordu.

"Tamam."

Derin nefes aldım.

"Ya deliriyorum ya da fizik kuralları istifa etti."

İkinci ay tamamen siyahtı.

Kapkaranlık.

Etrafındaki yıldızlar bile ondan kaçıyormuş gibi görünüyordu.

Ona baktıkça içimde tuhaf bir his büyümeye başladı.

Sanki onu daha önce görmüştüm.

Ama bu imkânsızdı.

Kalbim hızlanıyordu.

Nedensizce.

Sebepsizce.

Tam o sırada odamın kapısı kendi kendine açıldı.

Gıcırdayarak.

Yavaşça.

Film sahnesi gibi.

Ve dürüst olmak gerekirse o an aklımdan geçen ilk şey şuydu:

"Tamam. Ölüyorum."

Kapıya baktım.

Kimse yoktu.

Sonra arkamdan bir ses geldi.

"Prenses."

Üzerinde, siyah takım elbise olan adam gülümseyerek bana bakıyordu.

Çığlığı bastım.

Gerçekten bastım.

Ama çok başarısız oldum.

"AAAAAA!"

Yatağın diğer tarafına atladım.

Neredeyse yere kapaklanıyordum.

Odamın ortasında bir adam duruyordu.

Nereden geldiğini bilmiyordum.

Kapıdan girmemişti.

Pencereden girmemişti.

Duvarın içinden çıkmış gibiydi.

Uzun boyluydu.

Ve bana garip bir sempatik gülüşle bakıyordu.

Ben ise panik atağın eşiğindeydim.

"Bana prenses mi dedin?"

Adam başını eğdi.

"Evet, majesteleri."

dehşete düşerek.

"Hayır."

Adam şaşırarak. "Efendim?"

Kendimi toparlamaya çalıştım.

"Hayır yani ben prenses değilim."

Adam inatla. "Öylesiniz."

Ne saçmalıyordu bu adam? "Bak, bu çok garip bir konuşma olmaya başladı."

Adam donmuş gibi göründü.

Sonra birden diz çöktü.

Ve söyledikleri bütün dünyamı altüst etti.

"Krallığın son varisi olarak sizi almaya geldim."

Birkaç saniye boyunca ona baktım.

Sonra kendi kendime başımı salladım.

"Evet."

Adam sessizce bekledi.

"Kesin rüya görüyorum."

Tam yatağa geri uzanacaktım ki odamın penceresi büyük bir gürültüyle parçalandı.

Camlar etrafa saçıldı.

Buz gibi rüzgâr içeri doldu.

Ve Birisi evin çatısına bir eliyle tutunmuş ve pencerenin önünde durmuştu.

Ay ışığı arkasından vuruyordu.

Siyah gümüş yansımalı saçları rüzgârda savruluyordu.

Üzerinde koyu lacivert bir üniforma vardı.

Bir prens gibi görünüyordu.

Hayır.

Prens değil.

Prenslerin patronu gibi. (kral demek istiyor.)

Ama yüzündeki ifade...

Beni gördüğüne sevinmiş gibi değildi.

Sanki başına gelen en büyük sorun benmişim gibi bakıyordu.

Ve söylediği ilk şey şuydu:

"Onu hemen buradan çıkarın."

Kaşlarımı çattım.

Affedersiniz?

Ben burada duruyorum.

Duyabiliyorum.

Ne kadar kaba biri.

Ama sonra gözleri benimkilerle buluştu.

Ve o an...

Garip bir şey oldu.

Kalbim bir anlığına durdu.

Sanki onu tanıyordum.

Sanki bu gözleri daha önce görmüştüm.

Bir yerde.

Bir zamanda.

Belki bir rüyada.

Belki başka bir hayatta.

Ama emindim.

Bu yabancıyı ilk kez görüyor olmama rağmen...

Onu unutmaya çalışmış gibi hissediyordum.

lütfen beğenerek bana destek olunn, yorumlarda buluşalımm, ÖPÜLDÜNÜZ MUUAH🫶🏼🥸☃️

Bölüm sonu

1 yorum