İçeriğe geç

Prenses artık idol

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Prenses artık idol

Bölüm 2

İlk buluşma

Etrafta koşuşan insanlar... Nereye gitsen hâlâ değişmiyorlardı. Biraz durup kendilerine bakma ihtiyacı bile duymuyorlardı. İşlerinden kafalarını kaldırmıyorlardı.

Elektrikli bavulun üstüne otururken Menajer Kim her zamanki gibi her şeyin mükemmel olması için gerektiğinden fazla gayret gösteriyordu. Yüzünde terden küçük baloncuklar oluşmuştu. Etraftaki herkese görevler dağıtıyor, bir yandan da yanına gelen insanları fazla bekletmiş olacak ki eğilip özür dilemeyi bile unutmuyordu.

Menajer Kim’in gözleri benimle buluşunca, “Her şey hazır” dercesine bana umut dolu bakışlar attı.

Makyaj masasından kalkarken son defa yüzüme ve kıyafetime baktım. Yüzüm beyaz ve cansızdı; tenime mor tonlarında makyaj uygulamışlardı. Bu kararlar zaten benim değil, şirket personelinin kararıydı. Kıyafetim de öyle... Tamamen omuzları açık, beyaz bir strapless elbiseydi. Göğüs kısmı hafifçe drapeliydi ve zarif bir görünüşe sahipti.

Kendime biraz daha bakıp mor saçlarıma göz attım. Ellerim kendimden izinsiz bir şekilde saçlarımın tutamlarını çekerken acı hissediyordum ama durmadım. Biraz daha çektim.

Tam o sırada Menajer Kim yanıma hızla koşup geldi.

“Tia-ssi, sahne asansörüne binmemiz gerek! Zamanımız geldi!!!”

Gözlükleri maskesinin altından buharlanmıştı. Bana bir zamanlar en iyi arkadaşımı hatırlatıyordu...

Omuzlarımdan tutup, “Desteğin için teşekkür ederim,” dedim ve sahne asansörünün üstüne çıktım. Elime verilen gümüş mikrofonu ve kulaklıklarımı kontrol ettiler. Her şey çalışıyordu. Tek sorun, nedense bu aralar eski günlerin kafamı sürekli kurcalamasıydı. “Ya öyle yapmasaydım?” diye düşünmeden edemiyordum.

Asansör kendiliğinden yukarı çıkarken kendimi nerede olduğumu hatırladım. Yaklaşık 50.000 Deep Blue’nun önünde, kendi geçmişimi düşünerek içimdeki nefret duygusunu susturdum. *hayranlarına verdiği ad

Etrafta hafif bir uğultu vardı. Işıklar bir anda yanıp sönmeye başladı. Müziğin getirdiği enerjiyle dans etmeye başladım. Şarkılarımı söylerken Deep Blue’ya tatlılık yapmayı ihmal etmedim. Verdikleri para ve ilginin karşılığını sonuna kadar vermek zorundaydım. Bu, benim yazısız kuralımdı; kırmızı çizgim.

Dans sonunda nefes nefese kalmıştım. Vücudum yine aşırı ısınmıştı. Saçlarım hafif rüzgârın etkisiyle kabarmış gibiydi, buna yemin edebilirdim ama kanıtlayamazdım.

Diz çöktüğüm yerden kalkıp Deep Blue’ya ara verip random dance yapacağımızı söyleyeceğim sırada birini gördüm.

Ama... bu nasıl mümkün olabilirdi?

Onun ölmüş olması gerekiyordu. Hem de... onu ben öldürmüştüm.

Dizlerimin dibindeydi. Ağzından kanlar akarken sarı saçlarını siyaha boyamıştım. Hayran hayran baktığım pembe gözlerindeki pırıltıların hepsini ben almıştım. Ama şimdi... hâlâ canlı karşımda durabiliyordu.

Gözlerimdeki şaşkınlığı durduramıyordum. Bana gülümsüyordu. Hem de en içten kinle.

“Hâlâ değişmemişsin, Magelina. Hâlâ aynıydın... kardeşim.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.