İçeriğe geç

power of silence's story

Bölüm 4 · 2 dk okuma

power of silence's story

Bölüm 4

p4

yavaş yavaş insanlar toplanıyordu, ateş krallığından pek çok öğrenci yerlerini almıştı. çiftler halinde içeri giren öğrenciler, etraftaki eşyaları inceliyordu.

kral ve kraliçe birbirleriyle pek de samimi görünmeyen bir sohbete dalmıştı, krallıktaki yardımcılar koşuşturuyor ve periler masalara yemek taşımakla meşgul oluyordu. prens charlie ve fred, salona girmişti.

alex’i görür görmez yüzündeki gülümseme solan charlie, yanındaki anna’yı da görünce öfkelendi. charlie’nin babası loran martha, arkalarından salona girdiğinde aynı manzarayla o da karşılaştı ve aynı tepkiyi verdi.

anna durumundan gayet memnundu, alex ile karşılıklı oturmak, üstelik kendi krallığında ve dans edebilecek olmak anna için yeterince güzeldi.

birkaç çift birlikte sahneye yürüdüler, farklı bir müzik çaldı ve dans da başladıç kralın yüzündeki somurtkan ifade yerini muzipliğe bırakmıştı. prenses’e bir bakış attı, sonra ayağa kalktı ve kraliçeyi dansa kaldırdı.

kralın bu hareketinden cesaret alan diğer çiftler de ayağa kalktı. prens gülümseyerek onları izlerken, prens prenses’in yanında eğildi.

“bana bu dansı lütfeder misiniz, prensesim?”

“elbette.”

prenses ayağa kalktı ve elini prens’in elinin üstüne koydu. piste giderlerken prens charlie domates gibi bir yüzle onları izliyordu.

prenses, prens’in gri ve mavi karışımı gözlerine baakarken, prens ona hipnoz olmuş gibi odaklanmıştı. çalan birkaç müzikten sonra kutlamaya saray avlusunda devam edilmişti.

kokteyl masalarının etrafındaki insanlar dağılırken prens ve prenses koyu bir sohbet içindeydi.

“havuzdaki su ne kadar ateş söndürür sence?”

“sadece yanmaya devam eden bir ağacı.”

“yüzme havuzundan bahsediyorum.”

“evet, sadece bir ağaç.”

“hayır, bence beş ağacı söndürebilir. 4 ton su var.”

“sanmıyorum.”

“deneyelim mi?”

“bunun için ağaç mı yakacaksın?”

“hayır hayır, simülasyon.”

ikisinin de aklında beş ağaç görüntüsü oluştu, ardından üstlerine 4 ton su boşaltıldı, ama sadece iki tanesi tamamen söndü.

“sana söylemiştim, beş ağaç söndürmez.”

“ama bir de değil.”

prens gülerek simülasyonu durdurdu ve prenses’in gülümseyen yüzüne baktı.

“artık gitmemiz gerekiyor galiba.”

kral ve kraliçe birlikte saraydan çıkıyordu.

“of.”

prenses onun gitmesini istemiyordu ama kraliçe’nin dikkatini çekmemelilerdi.

kraliçe ve kralın görmeyeceği şekilde prenses prens’in elini tuttu ve ardından kraliçe ve prens saraydan çıkınca kendi krallıklarına ışınlandılar.

kral prenses’le birlikte avludan saraya geri döndü, ona sormak istediği ve cevabından fazlasıyla korktuğu sorular vardı.

“kızım.”

“efendim?”

“bugün alex’in seni dansa kaldırmasında başka bir sebep var mı?”

“ateş krallığı’nın davet edildiği bir baloda alt prensliklerle mi dans etseydim?”

“bunu demek istemedim. sadece-”

kral derin bir nefes verdi.

“birbirinizi sevemezsiniz.”

anna göz devirdi.

“elementler aynı değil diye mi? evren bile izin veriyorken sen mi önüme geçeceksin?”

“bu bu demek değil- yaşananların tekrarlanmasını istemiyorum.”

“ne yaşanmış? söyle ki neden tekrarlanacağını bileyim.”

“charlie’yi yabana atma.”

kral yavaş adımlarla prenses’i geride bıraktığında, prenses çoktan odasına girip rahatsız elbise korsesini çıkarmaya başlamıştı.

ertesi gün prens büyük bir kısmı siyah olan odasında, yeni takım elbisesi yerine aşağıya pijamalarıyla inmişti. kraliçe onu görür görmez gözlerini açtı ve azarlamak için ona yöneldi. ama prens yönünü değiştirip kahvaltısını aldı ve geri odasına çıktı. kraliçeyi ve onun nutuklarını şuan dinlemek istemiyordu.

odasının balkonuna çıktı. krallığın etrafı tamamen ormanla kaplıydı, ormanın ilerisindeki ova ve ortasında oyuk oluşturan eski bir göl vardı. ufuğun biraz üstünde de su krallığının şatosunun çatısı görünüyordu. balkonda sakince kahvaltısını yaptı ve odasına döndü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.