İçeriğe geç

power of silence's story

Bölüm 1 · 3 dk okuma

power of silence's story

Bölüm 1

p1

prenses o güne, doğum günü olduğu bilinciyle uyandı. su krallığının her bir yanından hediye yağacak ve aralarından sadece iki tanesi onun için değerli olacaktı.

üstüne kremrengi, omuz dekoltesi olan kabarık bir elbise giyip, kahvaltıya indi.

en sevdiği, kızartılmış fümenin arasındaki mozarellanın sarıldığı pirinç kağıdını afiyetle yedi.

ardından kimseye rastlamamayı umarak yeniden odasına gitti ve ruh bağıyla alakalı düşüncelerinin arasına daldı. ayağa kalkıp bahçedeki büyük şelaleyi odasının penceresinden izledi.

arkasında hissettiği sıcak nefesle ateş prensi'nin geldiğini anlamıştı. prens koyu gri kadife takım elbisesi ve siyah uzun saçlarıyla yine etkileyici duruyordu.

prenses gidip prens'e sarıldı. prens uzun parmaklarını anna'nın açık kumral saçlarına doladı.

"prensesim."

"prensim."

"iyi ki doğdun."

"teşek-"

anna, dudaklarında prensin baş parmağını hissetti, yavaşça parmağını çeken prens, anna'nın şaşkın gözlerinde kayboldu. prenses ise onun ne demek istediğini anlamıştı.

prenses ince ellerini prensinkilere kenetledi ve gözlerini kapattı. açtığında, ormanda yandığı düşünülen bölgedeki evdelerdi. geniş bir yatak odasına girdiler. ortada küçük bir havuz, arkasında ateş ve suyun temas edişini temsil eden büyük bir tablo ve bembeyaz büyük bir yatak vardı. yatağın hemen yanında da bir şömine bulunuyordu.

prens parmağını uzatıp şömineyi yakarken, prenses taştan havuzun şelalesinde bir su kütle oluşturdu.

yatağın üstünde duran küçük hediye yığınına yaklaşan prens ve prenses, gözlerini minik yığınına çevirmişti.

prenses yatağa oturup, yığının üstünde duran pakete uzandı. açılırken içinden çıkan simli hava, yerini içindeki yüzüğe bıraktığında, tıpkı canlıymış gibi parlayan toz pembe çiçek üstünde göz alıyordu.

yatağa uzanmış prens, prensesi izlerken; prenses hediyeleri açıyordu. iki yüzük, iki kolye, bir asa ve ayna çıkmıştı. en büyük paketi açtığında ise hiçbir şey çıkmamıştı, açar açmaz paket de yok olmuştu.

prenses yavaşça prens'in büyülenmiş yüzüne baktı. prens gülümseyerek eline aldı ve oturdu ve prenses'e nasıl tutacağını gösterdi.

"bu asayı kendime ait olması için kutsuyorum, demen gerekiyor."

prenses söyledi ve asanın altında, önlerindeki taştan havuzun resmi kazınmıştı.

"sana daha sonra büyüleri öğretirim. şimdi aynayı deneyelim."

ceketini çıkarıp yatağa bıraktı ve komodinin üstündeki aynayı aldı.

“bu aynalar, iki farklı kişinin iletişimi için. sahibi olan kişinin elementiyle çalışır. konuşacağın zaman şu simgeye dokunup element enerjisi dolduruyorsun ve iletişim aynası açılıyor.”

prens dokunup içine turuncu, parlak bir sıvı doldurdu ve prenses ise buz mavisi bir sıvı.

yansımada birbirlerini gördüklerinde prenses çok heyecanlanmıştı.

“çok güzel! bunu kim icat etti?”

“ben yaptım.”

prenses gözlerini açtı, prens’inin çok yetenekli olduğunu farketti. her geçen gün ondan daha çok büyüleniyordu.

prens ayağa kalkıp giyinme odasında üstünü değiştirdi ve ardından tavan aydınlatmasını söndürdü.

kıyafetlerini asarken, prenses kolyeleri inceliyordu.

“kolyelerin arkasında bir sistem var. sen bana bir şey haber vermek veya söylemek istediğinde aklından geçiriyorsun ve bu sinir dalgalarını hissedip diğer kolyelere iletiyor. yalnız sorun şu ki ben kolye takamıyorum.”

“ben takayım.”

kolyelerin birinde güneş vardı, o alex’indi. ay motifi ise anna’ya aitti.

anna güneş motifli kolyeyi eline aldı ve ayağa kalkıp prensin beyaz boynuna nazikçe taktı. sonra kendisininkini de taktı ve iç cebinden çıkardığı küçük kutucuğu havada birkaç kez sallayıp büyük bir sandığa dönüşüşünü izledi. sandık üç bölmeden oluşuyordu, bir de kimsenin görmesini istemediği şeyleri koyduğu gizli bölmeden. biri pijamalar, biri elbiseler, diğeri de aksesuarlar içindi. üstünü değiştirdikten sonra giyinme odasından çıktığında prens, masum bir ifadeyle uykuya dalarken anna alex’in üstünü örttü ve diğer yatak odasına çıktı.

anna da uykuya dalmıştı, yastığı yumuşacıktı. aniden bir ses duydu, ardından ses anlaşılır hale geldi.

“su ateş olmadan, ateş de su olmadan varolamaz. ateş, suyla küllerinden yeniden doğacak.”

anna korkuyla uyandı. şömine sesi dışında hiçbir şey duyulmuyordu. elleri titriyordu, bir kabus gibi gelmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.