Barın Yollan soylu,zengin ve ünlü bir ailenin evlatlık çocuğuydu.Evlat edinilme sebebi çoğu çocuktan farklıydı.Bütün arkadaşları sevilmek ve özlem gidermek amacıyla evlat edinilip mutlu bir hayat yaşamıştı.Fakat Barın öyle değildi.Gerçi en azından evlat edinilip kan grubu uyuşmamıştı.Hayır sevgi olarak kan bağı değil.Tam olarak kan uyuşmazlığı olmuştu.
Barın’ı evlat edilen ailenin onun dışında 2 tane çocuğu daha vardı.İlk çocuk sağlıklıydı ve kan grubu A Rh negatifti.Fakat ikinci çocukta böbrek yetmezliği vardı.Aynı zamanda kan grubu 0 Rh negatifti ve bu kan grubu insanlar içinde çok zor bulunuyordu.Doğumundan 2 ila 3 yıl sonra anlaşılmıştı.Çocukta sadece böbrek değil kan kanserinde ortaya çıktı.
Ailesi yetimhaneye giderek gördükleri ilk çocuğu aldılar.Ve o çocuk Barın’dı.Çocuğu alırken unuttukları bir şey vardı.Kan grubuna bakmak.Neden mi Barın’ı aldılar.Kafalarındaki plan şuydu;çocuğu al,hastaneye götür,böbrekleri değiştir,kanser hücresini yok et,ve son olarak çocuğunu okutup mutlu bir hayat yaşa.
Çok güzel ve işe yarar bir plan değil mi?Ah şu zenginler….onların çocukları için soysuz sopsuz bir çocuk ölecek veya hayatı dara girecekti.Tabi efendim.Plan işe yarasada kör olmayanlara yarardı.Bir de Barın’ın öz ailesi var tabii.Onlar yenilerden daha beterdi.Babası annesini aldatıp katletmişti.Zaten onunda üzüldüğü söylenemezdi,öz annesi ona çok kötü davranıyordu.Yani ona gelirse kimseyi sevmiyordu.Aşk meşk zaten işlerinde ona göre değildi.
Artık 19 yaşında doktorluk okumak için onu yetim olarak alan ailesinin yanından ayrılıp dünyanın öbür ucuna gitmişti.Hem de beş kuruşsuz,parasızdı.Evlatlık ailesi onu okutmuş ve ona orada bir ev almıştı.Fakat para işi olarak ailesinin dediği şey “Sana o kadar şey aldık ve seni okuttuk.Sen ona dua edeceğine gelmiş bizden para istiyorsun!Biz nereden bilelim haram iş yapmayacağını?Biz bu aileyi çalışarak(aynen,aynen bende domates) buralara getirdik.Sen bir Yollan olacaksan çalışmalısın.Hem şirketlerimiz batıyor.” gibi saçma kelimelerdi.Barın bu konuyu araştırdığında şirketlerinin biri dışında hepsi yeterince kâr getirmişti.Fakat onların minik prensesi olsa o şirketlerin hepsini satarlardı.Zaten Barın’da pek takmamıştı.
Onun asıl dert yandığı şey ailenin en büyük çocuğu yani öz olmayan abisine ondan Farklı davranılmamadıydı . Tabii ki bir çocuk hastalanınca ona ayrıcalık kalınır fakat bir insan öbür çocuğuna bir günaydın bile mi demez?Bir keresinde abisi kendi gözleri önünde,son nefesini veriyormuş gibi ağlamıştı.Ailem beni sevmiyor,diye.Fakat zaten abisi,Bora, evlenmişti ve artık onunla bile iletişime geçmiyordu.Barın onu ne zaman aramaya çalışsa ya meşgule atıyor yada telefonu kapalı oluyordu.Bu nedenle ailesindeki kimseyi sevmiyor dedim.
Asıl olaya gelirsek dediğim gibi beş parasız kalmıştı.Eline telefonunu alıp hemen araştırmaya başladı.Zaten çoğu şirket ailesinindi.Pek bir problem olmazdı,sadece daha az para verirlerdi.
Ama Barın’ın istemediği şey de oydu.Kendi gelirini elde edecekse tam para kazanacaktı,onun istediği buydu.En sonunda bir postahane ilanı gördü.Postahanenin aldı “ZigZag”tı.Logosunda bir kartal vardı,fakat fotoğrafta pek belli değildi.Gerçekteki görünümü kesinlikle havalıydı.Yani en azından o an öyle ummuştu.
Barın bir duraksadı,bu şirket yıllar önce batmıştı.Tabii sahibi buranın batmasını önlemek için çalışmıştı fakat bunlar bir işe yaramamıştı.Barın pek takmadı.Kendi geçimini sağlasa ona yeterdi.Birkaç ay çalışır sonra zaten stajyer olurdu.Maaşıda ona yetecek kadardı.Barın ilandaki numarayı aradı.Dönen olmadı.
Fakat bir süre sonra,ne kadar zaman geçti bilinmez çünkü Barın zaman algısınıyitirmiş hayatını sorguluyordu, ona geri dönüş yaptılar.Telefonda adam kendi açını söylememişti.Aynı zamanda korsan gibi sesler çıkarıp Barın’ın tırsmasına neden oldu.Adam garip sesler ile yarın boş bir zamanında postahaneye gelmesini söyledi.Barın’da ne diyecek?Tabii ki evet dedi.Ne yapacaktı ki başka?Soysuzdu,sopsuzdu,parasızdı.Ve kimsenin umurunda değildi.Kendisi için şuanda sadece ve sadece kendisi vardı.Ağlasa kimsecikler yanında olmayacaktı.
Yatağa kendini büyük bir hücum ile attı.Sert ve paslanmıştı.Aynı yetimhanedeki gibiydi,biraz özlemişti.Garip bir şekilde.Tavana bakarken hayatını sorguladı,hayatını sorgularkende uyuyakaldı.Zaten neden doğmuştu ki?
Aslına uyumamıştı,postahaneyi ve eski günleri düşünüp durmuştu.Kalktığı gibi üstünü giyinip kendini dışarı attı.Otubüsünü beklerken etrafına bakındı.Her şey normaldi,bir an ona sanki o gün onun son normal günüymüş gibi geldi.Yani buna inanmak içinden gelmese bile öyle olacakmış gibisine geliyordu.O bunları düşünürken otobüsü geldi,otobüste garip bir şekilde kimsecikler yoktu aynı duraktaki gibi.Herkes nerdeydi böyle?Neyse ki okul doluydu,ama bu daha da garipti.İnanılmaz herkes bir anda çalışkan olmuştu.Gerçi okulda şıp diye bitti.Gün ne kadarda hızlı geçmişti.Geriye yapacak tek bir şey kaldı.O garip postahaneye gitmek.Ürperiyordu,korkuyordu ama elden ne gelir değil mi?