İçeriğe geç

Positano'da Renkler Ve Sırlar

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Positano'da Renkler Ve Sırlar

Bölüm 9

Güven ve Şüphe Arasında

Aradan iki gün geçmişti. Tan uzun süredir Marya’yı görmemişti. Dışarı çıkıp pizzacıya gitmişti birkaç kez ama Marya orada değildi. Birlikte gittikleri birçok yere gitti: o gün gittikleri kafeye, resim eşyaları satan yaşlı amcanın yanına ve daha pek çok yere. Ama Marya uzun zamandır ortalıkta yoktu. Babasının ona kötü bir şey yapmayacağını düşünüyordu, ama ya Marco’nun dedikleri gibi onlar da mafya ise ne yapabilirdi? Onlara karşı çıkamazdı. Tan karar verdi. Bugün gidip babasının yanına Marya’yı görecekti. Aklına bir anda gizli gittikleri sahil geldi. Marco’nun yanına gidip bir motor istedi. Marco, Tan’a pizza dükkanının teslim motorunu verdi. Tan motoru alır almaz bindi ve hızla sahile gitti ama sahilde kimse yoktu. Sanki sahilin eski güzelliği de gitmişti; bir şeyler eksik gibiydi. Marya olmayınca sahil ne kadar da boş gelmişti. O güzellikler Marya ile birlikte gitmiş gibiydi. Çok sinirliydi. Marya ondan pek çok şey saklamıştı. Neden hiçbir şey söylememişti? Acaba başına bir şey geleceğinden mi korkuyordu? Hiçbir fikri yoktu. Belki de ondan daha fazlasını saklıyordu. Belki de kafedeki adamı da tanıyordu. Artık ona güvenebilir miydi? Tan’ın kafası çok karışıktı. Hem buradan uzaklaşmak hem de farklı yerler görmek için en yakın şehir olan Arienzo’ya gitmeye karar verdi. Sabah erken saatlerde bir otobüs bileti aldı. Otobüs durağına gittiğinde yerde bir mektup gördü. Üzerinde Tan’a yazıyordu. Tan merakla mektubu aldı ve otobüse bindi. Yolda mektubu okumak istemedi ama bir cesaret edip açtı.

Tan,

Bu mektubu yazıp yazmamak konusunda çok karasız kaldım. Önce yapmaktan vazgeçtim ama gideceğini duyunca yazdım. Çok üzgünüm; sana pek çok şeyi söylemedim. Haksızım, biliyorum; umarım beni affedersin. Geri döndüğünde her şeyi anlatacağım, içinde şüphe kalmasın diye kısaca şöyle oldu: Babamın bir adamı biz dün sarhoşken yanlışlıkla öpüştüğümüz anı görmüş ve babama anlatmış. Babam da normal olarak beni korumak için adamlarıyla sana tehdit etmek istemiş. Ben her şeyi anlattım babama ve olayın sadece arkadaşça olduğunu, sarhoş olduğumuzu söyledim ama yine de görüşmemizi istemiyor. O yüzden sen dönene kadar unut. Merak etme, ben iyiyim ama sen merak etme. :)

Tan mektubu okuduktan sonra bir süre içi rahatladı. Aklında hala bir sürü soru vardı. Bunların cevabını almak için gezisinin bitmesi lazımdı. Tan her şeyi unutup önündeki üç gün için plan yaptı ve çok güzel üç gün geçirdi. Gezdi, yeni şeyler denedi, beğendiği yerleri çizdi, bazı yerlerin zaman yetmez diye fotoğraflarını çekti. Ve nihayet Positano’ya dönüş zamanı geldi. Tan otobüse bindi ve yolculuk başladı. İnme vakti geldiğinde onu yeni arkadaşları ve Marya karşıladı.

Tan: Burada ne işiniz var?

Marya: Seni karşılamak istediler. Ben de kırmadım, mecbur geldim.

Marco (gülerek): Yalan söylüyor, kendi fikriydi.

Marya, Marco’ya ters ters baktı. Tan gülmeye başladı. Marya sanki neye gülüyorsun der gibi dönüp Tan’a baktı. Birlikte dükkâna doğru gitmeye başladılar. Burası onların uğrak noktası olmuştu artık. Ne zaman buluşsalar buraya gitmeye başlamışlardı. Oturup biraz sohbet ettikten sonra Tan valizini yerleştirmek için eve doğru yola çıktı. Yolda Marya ona eşlik etmek istedi. Tan ret etse de Marya çok ısrarcıydı. Tabii ki de kazanan Marya oldu.

Marya (sessizliği bozarak): Tan, son zamanlarda ne düşünüyorsun? Çok düşünceli duruyorsun.

Tan: Pek bir şey değil. Son zamanlar biraz zorlu geçti. Sadece o kadar.

Marya birden Tan’a bakıp gülümsedi. Tan, Marya’nın daha önce hiç böyle gülümsediğini görmemişti. Bir yandan hoşuna gitse de belli etmemeye çalıştı. Sohbet ederek Tan’nın evine kadar gittiler. Eve vardıklarında Tan, bugünkü her şey için teşekkür etti. Sonra evine girdi. Tan aklındaki bütün sorulardan vazgeçti. Artık Marya’ya güveniyordu. Onun yalan söyleme gibi bir ihtimali yoktu. Ona güvenmediği için pişman hissediyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.