İçeriğe geç

Plüton (Minsung)

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Plüton (Minsung)

Bölüm 1

Okul kayıtı

Jisung, sabah erken kalkmıştı. Gece boyu gözüne uyku girmedi. Yatağından kalkarken bile çok mayışıktı. Aynaının karşısına geçti,saçlarını karıştırdı. Saçları önemliydi onun için, saçları olmasa kendini çirkin sanacaktı. Yüzündeki morluklar, yıpranmış gözlüğü herşeyi açıklıyor gibiydi ve sanki odasının dağınıklığı. O kadar çok eşya vardı ki yaşanacak gibi değildi.

Sadece biraz üzgündü, annesi babası çok kavga ediyordu. Artık kendini paralamaya başlamıştı.

Herşeye umudu tükeniyor, azalıyordu.Böyle giderse olacakları düşünmek istemiyordu.

Yeni okuluna yazılmaya gidecekti. Diğer okulunda Orbalıklardan dolayı almıştı ailesi. Yüzünün asık olmasının bir sebebi de buydu. Bu okulda da zorbaların olduğunu biliyordu, hatta bir kaç zorba da tanıyordu tabiki zorba olmayan bir okul yoktu. Hazırlandıktan sonra bir ses geldi, annesi çağırdı.

“Jisung, kimliğini al ve gel oğlum”

Jisung, kimliğini aldıktan sonra hızı adımlar ile annesinin yanına gitti.

Okul ne iyiydi neden kötüydü. Kayıt yaptırmaya gittiklerinde, müdür yardımcısı karşıladı.

Samimiydi ama öğrencilere karşı katı.

Selamlaşıp odaya geçtiler.

Annesi konuştu

“Jisung biraz içinekapanık bir çocuktu, diğer okulunda fazla zorbalık gördüğü için bu okulu tercih ettik”

Müdür yardımcısı yanıtladı;

“Burda da bazi çeteler bulunur ama onlara buluşmasa bir sorun çıkacağını zannetmiyorum.”

jisung biraz tedirgin bakmıştı. Bu adam onunla ta$$ak mı geçiyordu? Bulaşmazsa ne demekti?

Bunları aklımdan geçirirken, annesi ve müdür işlemleri yapmaya başlamıştı bile. Kayıt bittiğinde ise okulun giriş tabelasına bakarak bu okul hayatının güzel geçmesini ummuştu.

Günler ayları aylar ise günleri kovalamıştı. Okulun açılma zamanı geçmişti.

jisung yatağına uzuandığında: kolumdaki yaraları görürlerse ne yapacağını, acaba onlar da onu çirkin mi bulacaklardı düşünceleri beyninin içinde dönüyordu. böylelikle stresle uyuyakalmıştı.

Sabah kahvaltı yapmadan, hazırlandığı gibi çıktı jisung ufaklığı. Çekinerek attı minik ayakları, okulun kapısına.

Sınıfa girer girmez bir grup ona dik dik bakmıştı.tabi, jisung biraz ufak ve dolgun yanaklıydı.

Gruptaki bir kaç kişi onu işaret ederek yanaklarına söylenmişti.

“Olm, bu oğlan bir sincap mı yutmuş?”

“Zorlasam bu kadar yanaklı bir çocuk doğurmam imkansız”

Gibi şeyler duymuştu. Az da olsa içindeki çocuğun biraz sırıttığını hissetmişti.

Bunları duyduktan sonra cam arkada sıralarda okulun zorbaları ile karşılaşmıştı. Hemen nasıl grup olmuşlardı? Onlardan ise :

“Bu oğlan fazla mı yakışıklı lan?, sana ayarlamalık.”

“Hayır, oğlum o benim tipim değil”

“Hass!ktir” diyerek kahkaha atmışlardı.

Anlaşılan onlar bir örgütten olabileceğinden şüphelendiği için onlarla göz teması bile kurmamıştı.

Direk, bir sıra bulup oturdu. yanına hemen ona iltifat eden öğrenciler geldiler.

“Hangi bakım malzemesi kullanıyorsun?”

“Neden cildin bu kadar pürüzsüz?”

“Anasını satayım,seni burda çok avlarlar dikkat et”

İltifatlarını duyduktan sonra sadece donmuştu.ona hep yüz yapısı, yanakları burnu ile dalga geçerlerdi aslında bu onu multu etmişti ama çok sürmeyeceğinden habersizdi.

O gruptan felix ile arkadaş olmuştu, cidden samimiydi. Oda çok güzel uzun saçlı, sarı saçlı, açık kahve gözleri ile etkileyen bir oğlandı.

Ders başlamadan önce sırasının yanımda oturan çocuk ile tanışmıştı. Onun adı Seungmin’di ama onlar ona kısaca “seung” diyorlardı. Onun ise gülüşü muhteşemdi.

Onla da yakınlaştılar ilk günden.

Jisung’a okulun bir tarikatın lideri ile sevgili olduğundan bahsetti.

Jisung ise küçük,tombul ellerini azına getirerek kapattı. “Sonra başın belaya girmesin dikkat et” Diye cevapladı jisung.

“Emin ol, o varken başım belaya girmez küçük oğlan.” Dedi, seung.

ardından sınıfa hoca girdi, ders anlattı.

Ders bitip eve gideceğinde seung, felix’e el sallayıp ayrılmıştı.

Okulun duvarlarından geçerken: duvarın birinde Plüton resmi görmüştü. Dikkatını fazla çekmişti, sanki o gezegen ona bir şeyler hatırlatıyordu ama anlamdıramadı.

Evin yolunu tuttu.

Küçük bedenini zar zor getirdiği evde, gelir gelmez yatağına bırakmış ve günün yorgunluğu ile uyumuştu.

Taki rüyasında garip şeyler gördüğünde;

Jisung 4 ve 5 yaşlarındayken çimlerin üzerinde uzanırken görmüştü kendini. Ardından yanına siyah saçlı, koyu kahve gözlü, uzun boydu, yaşıt biri gelmişti.

Beraber çimler üzerinde uzanırken çocuk konuşmuştu:

“Jisung’im bence Plüton çok güzel bir gezegen değil mi?”

“Elbette, en sevdiğim gezegendir mesela”

“O zaman bence bizim sembolümüz Plüton olmalı”

Dedikten sonra çocuğu annesi çağırmış, ortadan kaybolmuştu.

Jisung uyanır uyanmaz beynini az da olsa kullanarak bir sonuca varmaya çalıştı.

Sanırım o gördüğü çocuk onun ilk aşkıydı. ama Plüton ne alakaydı? Bugün gördüğü bir çizimin alakası varmıydı? Kafası karışmıştı, acaba o resimi çizen o çocuk muydu ki?

Beyni ilk defa güzel bir şeye kafa yormuştu.

Götünde Kurt olduğu için jisung bokisiii bunu araştıracaktı çünkü o işleri yerine siki boku şeylere kafa yorup bunu yapacaktı.

Ertesi gün sanki diğer okulunda 29292883920. Kere dayak yememiş gibi özgüvenle yürüyordu.

Umarım beyenmişsinizdir. Çok uğraştım, tutmayacağını biliyorum ama şansımı dememek istiyorum. Emin olun komikik,drama,aşk hepsi var o kadar iyi düşündüm ki okuyun yani canılarım. Jisungiii yi kendimden örnek vererek yaptığım bir karakter.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.