>.<
Saatler 6.35'i gösterirken uçak yere İndi.
Felix yıllardır gelmediği bu ülkeye daha doğrusu havasına alışık değildi.
Uçaktan indi ve bavullarını almak için ilerledi. Birkaç adım arkasından ilerleyen Jake ve kız kardeşi Erica bir konu hakkında konuşuyorlardı.
Anlaşamamış olmalılar ki Felix'in yanına geldiler.
Jake söylenmeye başladı.
"Felix sence de ben haklı değil miyim?"
Hala üzerinde ki depresyonu atamayan Felix Soğukça cevap verdi.
"Kavga etmeyi kesin çocuklar, ikinizde haklı değilsiniz."
Üçü de sustu ve taksiye binene kadar kimse konuşmadı.
Felix taksinin camından unuttuğu sokaklara baktı.
Jake ön koltuktan kafasını çevirip arkada ki ikiliye baktı.
"Eee, ev işini ne yapacağız?"
Erica abisine baktı ve konuştu.
"Abi aramızda onsekiz yaşında olan bir tek sen varsın, bu yüzden evi sen alacaksın."
9.'da sınıfta kaldığı için Felix le birlikte 11. Sınıfı okuyordu.
Jake yanaklarını şişirerek ofladı.
"Neden ben? Biliyorsunuz ki ev işlerinden nefret ediyorum. Hem param yok Hem de tatilimizin bitmesine bir ay kalmışken ben neden bu işlerle uğraşıyorum?"
Felix oflayarak ona döndü.
"Tüm paramızı tek bir hesapta birleştirdik Jake hesap senin yanında, üstelik onsekiz yaşındasın herşeyi senin yapman gerek."
Jake ellerini göğsünde birleştirip önüne döndü.
Taksi bir otelin önünde durduğunda üçü de indi ve bavullarıyla birlikte otele girdiler.
>.<
Jake zor bela bulduğu evi inceliyordu.
Kore de ki konut yetersizliği yüzünden karşısında ki eve baya büyük bir miktarda para ödemişti.
Ev iki katlı ve oldukça tatlıydı.
Ancak fiyatı nedeniyle uzun zamandır boş olan bu ev bir hayli kirliydi.
Önce temizlik yapması sonra okul bulması ve daha sonrada bir işe girmesi gerekiyordu.
Hesaplarında ki parayla sonsuza kadar yaşayamazlardı.
Yangından dolayı bir sürü sağlık sorunu oluşmuştu bu yüzden hastaneye yüksek miktarda para ödemişti.
Paraları onları hiç çalışmadan ancak onbirinci sınıfın sonun kadar idare edebilirdi.
Oda ancak bir dokuz ay kadardı.
Jake her ne kadar dalgasını geçse de omuzuna birden yüklenen sorumlulukların altında eziliyordu.
Düşüncelerinden arınmak için kafasını birkaç kez sağa sola salladı.
Saat geç olmuştu ve biran önce otele dönmeliydi.
Çünkü telefonu çalmaya başlamıştı.
Tuttuğu eve uzaktan baktı ve arkasını dönecekken evin hemen yanında ki eve baktı.
Işıkları açık, içeriden gülüşmeler geliyordu, bahçede pirinç ışıklar ile tatlı bir aile evi gibiydi.
Jake'in içi umutla doldu, eğer başarırsa oda böyle güzel bir aile kurabilirdi.
Belki o bilmiyordu ancak çoktan bir ailesi olmuştu bile.
>.<
Jake yorgunlukla kendini tek kişilik yatağa attı.
Felix onun yanına oturdu ve konuşmaya başladı.
"Bir ev bulduğunu söylemiştin Jake."
Jake bedenini zar zor doğrulttu.
"Evet, yarın ben okulu halletmek için gideceğim sizde evi temizlemeye gidersiniz."
Felix kafasını salladı ve ayağa kalkarak banyoya doğru gitti.
Erica çoktan uyumuştu.
Hepsi fazlası ile yorgundu, her açıdan.
Felix banyonun kapısını kapattı ve çantasından kremini çıkardı.
Bacağının en üst tarafında sırtında ve kolunun bir kaç yerinde yanık izleri vardı.
İyileşmişlerdi ancak hala tam olarak iyi değillerdi.
Jake bir tür zehirlenme yaşadığı için nefes darlığı çekiyordu ve kolunda bir iz vardı.
Erica ise kalça kemiğinin biraz aşağısında büyük bir yarası vardı.
Felix yanan yerlerine krem sürdükten sonra biraz bekledi ve giyinip yatağına uzandı.
Derin düşünceler ile uykuya daldı.
>.<
"FELİX SU BİTTİ."
Felix banyoda ki aynayı silmeyi bıraktı ve önünde ki musluğu açtı.
Sular yoktu.
Felix mutfakta tezgahı silen erica'nın yanına geldi ve mutfak musluğunu da kontrol etti.
Sular kesilmişti.
Telefonunu alıp Jake yazacakken üstteki mesaja baktı.
Jake hyung
Suları açtırmayı unuttum 100 metre ilerde bir market var oradan su alın:)
"O gülücük senin kıçına girsin. Köpek bugün pazar ne marketi?"
Erica onun yanına geldi.
"Ne olmuş Felix?"
Felix elinde ki telefonu sinirle koltuğa fırlattı ve kalçasını tezgaha yasladı.
"Suları açtırmayı unutmuş pezevenk."
"Hayda ne yapacağız şimdi? Bugün pazar market de yoktur şimdi."
Felix eline telefonu aldı ve Jake i aradı.
Birkaç çalıştan sonra açıldı.
Felix jake'in konuşmasına izin vermeden konuştu.
"Ulan pezevenk bu gün pazar biz ne Halt yiyeceğiz?"
"Sakin ol be gülüm ne bileyim ben bugün pazar olduğunu okula geldim bende çok şükür ki açıkmış. Müdürü bekliyorum şimdi."
"Lan gününü anlat diye mi aradım seni? KONUŞSANA!"
"Tamam tamam bahçede ufak bir kulübe gibi bir yer var oradan açın suyu."
"Nasıl?"
"Ne cahilsin Felix ya hallet bir şekilde müdür geldi görüşürüz."
Felix yüzüne kapatılan telefona baktı ağzı açık şekilde.
"Tamam gidip suyu açacağım."
Felix bahçeye çıktı ve kulübe değilde daha çok ufak bir dolap gibi olan metal yere baktı.
Kapısını açtı ancak bu mekanizmayı hayatı boyunca hiç görmemişti.
Her yerde bir vana vardı ve nerden tutarsa elinde kalacağını biliyordu.
"HALA GELMEDİ FELİX."
Ev kapısından bağıran Erica ile Felix gözlerini kapattı ve nefes alıp vermeye başladı.
"Sakinim sakinim. GERİ ZEKALI DAHA DOKUNMADIM BİLE BEN SANA SÖYLEYİNCE AÇ SUYU."
Felix bir yanlış yapma korkusu ile Jake'i arayacakken müdürün yanında olduğu geldi aklına ve telefonu cebine koydu.
Karşıda ki ev gözüne çarptı ve yavaş adımlarla evin önüne geldi.
Kapıyı çaldı ve beklemeye başladı.
Kapıyı onun yaşlarında bir erkek açtı.
"Evet?"
Felix kendisine göre mükemmel başkalarına göre garip olan korecesi ile konuşmaya başladı.
"Şey sular kesildi de ben nasıl açacağımı bilmiyorum rica etsem bana yardımcı olur musunuz?"
Karşısında ki adam onun garip telaffuza güldü ve konuşmaya b
aşladı.
"Ben bu işlerden anlamam ama arkadaşım size yardımcı olabilir."
Ardından kapıdan biraz çekildi ve içeriye doğru seslendi.
"HYUNJİN BURAYA GELİR MİSİN?"