Öncelikle hepinize merhaba her seriye başlangıçta çok heyecanlı oluyorum, yine çok heyecanlıyımm bir bilgilendirme yapacağım. Bu kitapta aksiyondan aksiyona koşmayacağız, iki aşığın normal bir aşk hikayesini okuyacaksınız. Umarım hepinizin hoşuna gider. Keyifli okumalar >
-Ayaz Özgür Aydın-
Her gün onu görmekten hiçbir zaman bıkmayacağım. Omuzlarından biraz aşağıdaki saçlarını, açık kahverengi gözlerini asla gözlerini yakından görecek kadar yakın olamadım ona. Paylaştığı fotoğraflarından gördüğüm kadarıyla. Ona her baktığımda kalbim çarpıyor, duracak gibi oluyor. Sadece bir kere onunla göz göze gelsem ne olurdu? Ona aşık olduğumu hemen anlar mıydı? hiç sanmıyorum.
Kantinden arkadaşları ile birlikte yemek alıyor şuanda. Ben ise yemeğimi çoktan almış onların oturacağı masadan en uzak masada oturuyorum. Neden gidip açılamıyorum? Neden bu kadar özgüvensiz hissediyorum. Onunla tek bir kelime bile konuşmadık, konuşsak kalbim durur zaten. Ama onun sesini o güzel sesini her gün duyuyorum. Duymasam dayanamam.
Yemeklerini aldılar ve hep oturdukları masaya geçtiler. Çaktırmadan sadece ona bakıyorum. Yemeğimi bitirdim ama onun bitirmesini bekliyorum. İnsan nasıl olurda biri ona kör kütük aşıkken fark etmez? Gerçi nasıl fark etsin onunla tek kelime edecek cesaretim bile yokken.
Onlar da yemeklerini bitirdiklerinde dördü kol kola girdi ve okul bahçesine çıktı. Onların peşinden gideceğim. Sapık değilim, kör kütük aşığım...
Beni bilse acaba benden rahatsız olur muydu? belki o da beni severdi. Kafamı iki yana salladım. Hayal kurma Ayaz dedim içimden ve arkalarından onların beni fark edemeyeceği bir mesafeden onları takip ettim. Amacım sadece çok küçük bir an olsa bile onu görmekti.
Onu her gördüğüm zaman gözlerimin parladığına eminim.
Teneffüs bitti ve onlardan önce okula girdim. Kendi sınıfıma geçtim, evet aynı sınıfta değildik. Belki de bu iyi bir şey beni bulması daha da zor olur. Dersler birbirini kovalarken çıkış saati geldi. O servisler eve dönüyor, ben dolmuş ile. O servisine bindi camdan bakıp arkadaşlarına el salladı. Bende iç çekip ağır adımlarla durağa yürüdüm...
Bölümü yayınlayıp laptopumu kapattım. Yazmak bana iyi geliyordu okuyan sadece altı, yedi kişi olsa bile yayınlamak istiyordum. Acaba kitabım karşısına çıkar mı? umarım çıkmaz. Kitabımın yorumlar kısmında yazdığım karakterler hakkında yorumlar vardı. Onlar bile bu kitabın, başrollerinin ben ve o olduğunu bilmiyorlar.
Masamdan kalktım ve mutfağa ilerledim. Kendime mısır patlatıp kahve yapmaya karar verdim. Arkamdan birinin bana sarıldığını fark ettim. "Aşkım, bana da kahve yap da şöyle ana oğul kahve içelim, olur mu annem?" dedi annem. Gülümsedim ve anneme döndüm. Yüzünü ellerimin arasına aldım. "Sen istersin de yapmam mı annem." dedim ve alnına bir öpücük bıraktım.
Kahveleri yapmıştım oturma odasına götürdüm annemin yanına oturdum. "senin Sidelya'ya ne oldu? var mı bir gelişme?" dedi az önce gülen yüzüm düştü "Aynı, beni görmüyor, bilmiyor, görmeyecek, bilmeyecek" dedim annem hüzünlü bir gülümseme ile ellerini yanaklarıma koydu. "Ben seni görüyorum, biliyorum ve sonsuza kadar seveceğim ne yaparsan yap kim olursan ol." dedi.
Elini tutum öptüm "Bende seni sonsuza kadar seveceğim annem" dedim güldü ve bıkmış bir şekilde "Ne bu duygusallık böyle! Aç bir korku filmi de izleyelim" dedi hemen odama gidip Laptopumu aldım ve korku filmi açtım izlemeye başladık...
-Sidelya Sönmez-
Telefonuma bakarken annem odaya bir hışımla girdi "Sen hala oturuyor musun! yemekler yapılmadı temizlik yapılmadı! Ay bana geliyorlar baban aradı akşam misafirler gelecek diyor! Kalk artık şu yerinden!" diye bağırdı ve gitti. Yataktan doğruldum ve üstümdeki okul kıyafetlerinden kurtuldum.
Mutfağa annemin yanına geldim, "Ben yemekleri yapacağım hemen temizliğe başla." dedi kapı çalmaya başladı kapıyı açmaya gittim. Ablam ve küçük erkek kardeşim gelmişti. "hoş geldiniz." dedim ablam bana sarıldı ve "hoş bulduk" dedi neşeli bir tavırla ve annemin yanına geçti ben oturma odasını temizlemeye başlamıştım bile. Annemin bağırışları buraya kadar geliyordu.
"Oy benim ilk göz ağrım gelmiş" dedi ve öpücük sesleri. Ablamın neşeli gülücükleri. Kardeşim Arda yanıma gelip "Sen neden anneme sarılmıyorsun?" dedi saçımı okşayarak gülümsedim "Ben sizden önce sarıldım bile, şimdi de koş sen sarıl" dedim ve yanağına öpücük kondurdum. Arda da mutfağa koştu ve anneme sarılıp gününü anlatmaya başladı. Bende temizliğe devam ettim.
Akşam olmuştu misafirler gelmişti ben odamda oturuyordum. Ablam da misafirlerin yanındaydı annem geç kalmamış odama tekrar dalmıştı. "kız gelip şu misafirlere bir gözük, hadi kalk kalk!" dedi ve gitti. Oflayarak ayağa kalktım saçımı düzeltip odamdan çıktım. Küçük ve sahte olan bir tebessüm ile "hoş geldiniz" dedim ve boş olan koltuğa oturdum.
İki tane erkek çocukları vardı. Anneleri konuşmaya başladı "pek de güzelsin" dedi kaşlarımı çattım "Sağ olun" dedim beni baştan aşağıya inceledi "sevgilin falan var mı senin?" dedi, anneme baktım. Gözlerini kocaman açmış bildiğin 'Hayır' de diye bağırıyordu. Kadına döndüm "Neden sordunuz?" dedim kadın yapmacık bir gülümseme ile devam etti.
"Benim oğullarımın yok ta ondan dediydim." tekrar kaşlarımı çattım Bundan bana ne ki! "Anladım." dedim kadının çocuklarına baktım ikisi de bana iğrenç bir şekilde bakıyordu, nasıl desem? Arzular gibi. Dehşet içinde ayağa kalktım "Neden bana öyle bakıyorsunuz!" dedim bağırarak ikisi de gözlerini bir taraflarımdan çekip yüzüme baktılar.
Anneleri hemen araya girdi "E canım onlar erkek, güzel bir kadın görünce doğal olarak arzularlar" dedi gözlerimi kocaman açtım "Sizde pek güzelsiniz." dedim kadın deliye dönmüş gibi "Terbiyesizleşme, annen baban sana hiç mi terbiye vermedi!" dedi bağırarak. "Siz oğullarınıza vermemişsiniz daha, benim terbiyem ya da bana veriler terbiye sizi hiçbir şekilde ilgilendirmez."
Kadın bana öyle bir baktı ki beni bir kaşık suda boğmak istediğine emindim. Çaktırmadan anneme döndüm o da ayaklanmış sinirle bana bakıyordu. Beni büyük bir azar beklediği kesin. "Kalkın gidiyoruz!" dedi oğullarına ve ikisi de ayağa kalktı biri benim yanımdan geçerken kalçamı avuçlamıştı! Kolunu tuttum ve kendime çevirdim. Yüzüne tüm gücümle tokat attım sonra hırsımı alamayıp bir tane daha yapıştırdım, sonra bir tane daha. Annem ile ablam beni tutuyor kadın oğlunu benden kurtarmaya çalışıyordu.
"Seni öldüreceğim! Pislik tacizci!" diye bağırınca annem ile ablam olayı anlayıp beni bıraktılar ve ablam da benimle birlikte onu dövmeye başlayınca kadın polisi aradı. Birkaç dakika sonra siren sesleri duymaya başladım.
Sorguda her şeyi bir bir anlattım "Tamamdır Sidelya hanım siz gidebilirsiniz biz tacizci ile ilgileneceğiz" dedi yerimden kalktım ve kapıda bekleyen annem ile ablamı gördüm babam ise sonradan bir koşu yanıma geldi. Onlara polisin dediğini dedim ve evimize gitmek için arabamıza bindik. Ablam elimi tutmuş annem ise hala şoktaydı, bende öyle.
Odama geçtim yatakta boş gözlerle bir yere kilitlenmiş kalmıştım. Ben bugün taciz edilmiştim. Annemle ablam yanımda bana bir şeyler anlatıyordu, doktor olan babamın acil hastası olduğu için gitmişti. Arda ise hiçbir şey anlamamış ben ağlarken bana sarılarak uyuyakalmıştı.
"İstersen yarın okula gitme güzel kızım" dedi annem bana böyle davranması için gözünün önünde taciz mi edilmem gerekiyordu? "Gideceğim" dedim "Şimdi biraz uyumak istiyorum" dedim annemle ablam odadan çıktı. Ardaya sarıldım ve yatağımda sessizce ağlayarak uyuyakaldım.
-Sabah-
Alarm sesimle Arda da ben de yerimizden sıçradık okul saati gelmişti yataktan kalktım hazırlanmaya başladım. Üstümü giyindim çantamı da aldım aşağıya inip servisi beklemeye başladım. Yaklaşık beş dakika sonra servis geldi ve binip okula gittim.
Kızlar koluma girdi, ilk önce aralarında fısıldaştılar ve ve Nil konuşmaya başladı. "Sidelya? yüzünden düşen bin parça, ne oldu?" dedi üçü de beni izliyordu alıştıra alıştıra diyecek değildim birden söyledim. "Dün taciz edildim." üçü birden "Ne!" diye bağırdılar elimle şşt işareti yaptım.
Nil devam etti, "Nasıl oldu böyle bir şey? annenler biliyor öyle değil mi?" dedi kafamı ağır ağır salladım "Elbette biliyorlar" dedim sorusunu tekrarladı "Nasıl oldu böyle bir şey?" alt dudağımı ısırdım "Dün gelen misafirler, iki oğlu vardı kadınınzaten gözleri ile yediler beni bildiğin" dedim Esra sinirle "Pislikler!" dedi devam ettim "Sonra olan oldu, ablamla dövdük ilk önce sonra polisler girdi araya falan filan" dedim yere bakarak.
"Oy kuzum benim" dedi Nuray ve bana sarıldı Nil saçlarımı okşadı Esra elimi tuttu. "Bizim için de dövseydin şu serserileri" diyen Esra oldu, sessiz olmasını söyledikçe avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Derse geçmek için ayağa kalktık. Sınıfa doğru yürüdük.
Derste fazlasıyla dalgındım. Genelde dersleri dinleyip notlarımı yüksek tutan biriyimdir ama o gün çok dalgındım. Derslere katılmadım, dinlemedim. Dinliyor gibi izliyordum.
Ders bitti teneffüs zili çaldı. İstediğim tek şey şuan uzun teneffüs de uyumak olduğu için kızlar yanıma gelince "siz çıkın, biraz uyumak istiyorum." Dedim anlayışla karşıladılar ve beni tek başıma bırakıp gittiler. Kafamı sıraya koydum kapüşonumu kapattım, uyumaya çalıştım...
"Sidelya Sönmez! Hemen uyan." Diye bir sesle yerimden sıçradım. Alt dudağımı ısırdım, bu hoca dersinde uyuyanlara çok fena kızar. Müdüre yollamasa bari. "Ayağa kalk! Bu ne türden bir saygısızlık?" Dedi
Ayağa kalktım, "özür dilerim hocam, sadece bugün çok dalgınım. Bir daha olmayacak" dedim ve hoca gözlerini kıstı. "Bir daha olursa eğer, hepiniz ne yapacağımı biliyorsunuz, öyle değil mi?" Dedi kafamı salladım"oturabilirsin." Dedi ve yerime oturdum.
Uykulu gözlerle dinliyormuş gibi yapmaya devam ettim.
Eninde sonunda dersler bitti kızlar beni ortalarına aldı ve okulun bahçesine ilerledik. Onlar arabayla gidiyorlardı. Babam beni okuldan alamayacak kadar çok meşgul biriydi, servisle gitmek zorundaydım.
Yerime geçtim, kızlara el salladım ve kafamı cama yasladım. Araba çalıştı.
Dakikalara sonra sonunda evime gelmiştim. Kendimi hemen odama attım. Ardından telefonuma mesaj geldi.
-Nil'im-
"Canım benim, nasılsın eve yeni geçmiş olman gerekiyor. Her neyse bugünün ödevlerini atıyorum."
"Aynıyım moralim bozuk hâlâ,
Teşekkür ederim ödevleri attığın
İçin :)"
"Lafı bile olmaz"
*Üç fotoğraf gönderildi*
Fotoğrafları bile açmadan telefonumu kapattım masamın üzerine koydum. Kitaplığıma yürüdüm kitap okuyarak kafamı dağıtmak istiyordum. Ne okusam diye karar vermeye çalışırken Bilinmeyen bir kadının mektubu kitabını elime aldım ince olduğu için hemen bitirirdi.
Kitabı bitirdim kapağını kapattım ve yerine geri koydum, telefondan başka şeyler okumaya karar verdim. Karar vermeye çalışırken bir kitap buldum. Neredeyse hiç okunması yoktu birkaç bölüm vardı. Üstğne tıkladım okumaya başladım.
Birçok şey benimle aynıydı, bu olay şaşırmama sebep oluyordu okumaya devam ettim. Arkadaş ortamım iki üç gün önce yaşadığım şeylerin hepsi bu hesapta yazıyordu. Kaşlarım çatık bir şekilde okumaya devam ettim.
Kızlara mesaj atma kararı aldım ve grubumuza girdim.
Grup.
"Kızlar! Kitap okuduğum uygulama
Vardı ya o uygulmada bir kitap var
Hepiniz okuyacaksınız, sadece
Birkaç bölüm atıyorum kitabın ismini"
-Nil'im-
Ben okurum seviyorum zaten okumayı
Yolla gelsin.
-Nuraycığım-
Merak ettim şimdi.
-Esroşş-
Ben kitap okumayı sevmem ki siz okuyup yazın kısaca.
Esra bu kitap gerçekten değişik okumanız gerekiyor, lütfen
-Esroşş-
Madem öyle diyorsun, tamam.
*Kitap ismi*
-Yarım saat sonra-
-Nil'im-
Oha şaka mı? Herşeyi ile biziz bu onu bırak gizli bir platoniğin var Sidelya!
-Esroşş-
Şok oldum şuan!
-Nuraycığım-
Bence birisi şaka falan yapıyor.
Yani tesadüf de olabilir aslında.
-Esroşş-
Sidelya salak mısın? Her şeyi aynı, her şeyi bu kadar büyük bir tesadüf olamaz.
-Nil'im-
Bence de.
-Esroşş-
Bence sen bu çocuğa yaz, yazılıyor mu bu uygulamadan?
Evet.
-Esroşş-
Daha ne duruyorsun yaz çabuk! Bize de ekran görüntüsü atmayı unutma sakın.
Dudağımı dişledim. Okulda bana deliler gibi aşık birisi vardı ve ben onun kim olduğunu bilmiyordum. Ayrıca çocuğa ne yazacaktım ki? 'Hey selam ben aşık olduğun kız' falan mı diyeceğim?
Klavye açık ne yazcam diye düşünmeye başladım. Yazmadan gruba geri girdim.
Ne yazacağım?
-Esroşş-
Kimsin yaz.
-Nil'im-
Öyle yazılır mı Esra saçmalama. Ben Sidelya yaz devamı gelir.
Sence ne yazayım Nuray?
-Nuraycığım-
Bence de Nil haklı, Nil'in dediğini yaz.
Peki o zaman yazıyorum.
Nuray gruptaki en sessizimizdi normal hayatta da sessizdir, genelde okuyan ya da dinliyen olmayı seçer. Soru sorarak cevap verir ama çoğunlukla haklı da çıkar.
Derin bir nefes aldım ve klavyenin tuşlarına basmaya başladım.
Merhaba, ben Sidelya.
Yazdım ve uygulamadan hemen çıktım. Tanımadığım birine mesaj atarken neden bu kadar fazla heyecanlandım ben de bilmiyorum. Telefonumu yanıma koydum ve mesaj beklemeye başladım. Ve bir mesaj sesi, hemen telefonumu elime aldım.
-Esroşş-
Yazdın mı?
Yazdım cevap yazsın söylerim.
Telefonu tekrar yatağa bıraktım ve beklemeye başladım. Annem odaya girdi. "Kızım ablan Arda'yı okuldan almaya gitti, bende Nida teyzene gidiyorum. Ablanlara kapıyı açarsın. Kendine iyi bak." Dedi ve gülümsedi.
"Tamam anne." Dedim ve annem odadan çıktı. Beklemeye devam ettim. Sıkılarak uygulamaya girdim ve mesajımı gördüğünü fark ettim. Bana görüldü mü attı?
Telefonu tekrar bıraktım, birkaç dakika sonra bildirim sesi geldi. Heyecanla telefonu açtım. Uygulamadan gelmişti.
Merhaba, ben Sidelya.
-Kimseninbilmedigiyazar-
Rahatsız mı oldun?
Hayır hayır, ama kimsin sen?
-kimseninbilmedigiyazar-
Platonik bir aşığım.
Kim olduğunu bilmek isterdim?
-kimseninbilmedigiyazar-
Bende kim olduğumu bilmeni isterdim.
Kızların dediği gibi ekran görüntüsü aldım ve gruba attım.
-Esroşş-
Bu kadar mı?
Ne bekliyordun ki?
-Nil'im-
Bence romantik.
-Nuraycığım-
Bence biri dalga geçiyor.
Zil çaldı ve kapıya doğru hızla yürüdüm. Ablam ve Arda içeriye girdi. Ablam bana sarıldı, sonra da Arda. Odama geçtim Arda da geldi ve bana gününü anlatmaya başladı. Bende onu dinledim..
-Ayaz Özgür Aydın-
Umarım karşısına çıkmaz dediğim kitabım nasıl karşısına çıktı! Ve okudu bana mesaj attı! Çok ama çok heyecanlandım. Ona karşı ilk mesajım Rahatsız mı oldun? Olsa bile onunla konuştum. Sevinçten anneme çoktan anlattım.
Mesajı tekrar tekrar okumaktan, ezberledim ama bir yandan sevinmiş bir yandan stres olmuştum. Artık benim varlığımdan haberi vardı okulda daha dikkatli olacak gözleri aşığını arayacaktı, ve belki de bulacaktı.
Eğer kim olduğunu öğrenirse benden rahatsız olur muydu? Belki beni severdi. Belki de tiksinir benden nefret ederdi. Okula beni neler bekliyordu? Umarım benim kim olduğumu öğrenmez, öğrense bile beni sever.