İçeriğe geç

Piyano Ve Ölüm

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Piyano Ve Ölüm

Bölüm 2

Her Şeyin Başlangıcı

.1 HAFTA ÖNCE-

Sıradan bir cumartesi günüydü. Ailem çalışıyorlardı. Bu yüzden evde çok sıkılmış telefona bakıyordum. Saatlerdir telefona bakıyordum ve bu bile artık sıkıcı gelmeye başlamıştı. Telefonu kapadım ve mutfağa doğru yöneldim. Dolaptan kek malzemeleri çıkardım ve en hızlı ve pratik şekilde kek yapmaya koyuldum. Acele ediyordum çünkü yan komşum olan Zehra teyzeye hemen gitmek istiyordum. Tek başına yaşayan yaşlı kadının yıllardır tek ziyaret eden bendim. Beni torunu gibi görüyordu. Bundan rahatsız değildim çünkü onu çok seviyordum. Keki fırına attıktan sonra hemen giyinmeye gittim. Kekin pişmesini beklerken size kendimi tanıtayım. Ben Defne. 17 yaşındayım. Aslında hiç bir farkım yoktu. Düz ve sıradan bir insandım. Ama kendimi bu şekilde seviyorum. Sıradan olsam bile...

Kek şükürler olsun ki pişmişti. Hemen bir tabağa koydum ve kapıya doğru yöneldim. Kapıyı açtım ve kapımı bile kilitlemeden Zehra teyzenin ziline bastım. İki dakika sonra kapı açıldı.

Defne: Zehra teyze müsait misin?

Zehra teyze: Tabiki müsaitim kızım. Hoşgeldin. İçeri geç bakalım.

Elimdeki tabağı Zehra teyzeye verip önce kendi evimin kapısını kilitledim. Daha sonra Zehra teyzenin evine girdim ve kapıyı kapadım.

Defne: Ne oldu Zehra teyze moralin bir şeye mi bozuldu?

Zehra Teyze: Bana bu hafta geleceklerine söz vermişlerdi. Şimdi Baray aradı ve bir hafta sonra geleceklerini söylediler. Ama artık ölmeye çok yakınım kızım. Baray'ı görmeden ölüceğim.

Defne: O nasıl laf Zehra Teyze. Ölmek falan yok. Allah'ın izniyle daha çok yaşayacaksın.

Zehra Teyze: Bence bu konuyu kapatalım kızım. Sevdiğin kurabiyeleri yaptım koş bir tabağa koy gel.

Genelde sürekli aynı konulardan konuşurduk. Meşhur torunu Baray, kurabiye ve ölüm. Bu üç konu birbirinden çok bağımsızdı ama saatlerce aynı konudan konuşup zaman çok hızlı geçerdi. Kurabiyeleri tabağa doldururken aklımda kim olduğunu bile bilmediğim Baray vardı. Onu çok merak ediyordum. Onu çok araştırmıştım ama asla bulamadım. Kurabiyeleri tabağa koyduktan sonra Zehra Teyze'nin yanına oturdum. Saatlerce muhabbet ettikten sonra ödevimin olduğunu söyleyerek evime geri döndüm. Zaten yarın yine onu ziyarete gelecektim. İlk başlar sadece hürmet olsun diye gelirdim. Şimdi ise bu bir rutin haline gelmişti. Onsuz bir hayat nasıl olurdu düşünmek bile istemiyordum...

Şimdiki zaman-

Okuldan eve dönerken yorgunluktan bayılmama çok az kalmıştı. Arkadaşlarım ile birlikte eve giderken sadece onları dinliyordum.

Yağız: Yapma Ceylin böyle üzülüyorum ama :(

Ceylin: Arkadaşlar biri bu salağı benden uzaklaştırabilir mi?

Buse: Yağız karımdan uzak dur.

Yavuz: Ne karısından bahsediyorsun Buse? Aşkım iyi misin?

Ceylin: Beni de kıskanmazsın be!

Yavuz: Buse benim tamam mı? Aramızdan çekil Ceylin!

Ceylin: Allah sana sabır versin Buse.

Yağız: Bak Yavuz, benim güzelim yine çok haklı

Ceylin: Of

Yavuz ve Buse uzun zamandır sevgililerdi. Yağız ise Ceylin'e çok aşıktı. Bunu Ceylin hatta tüm okul bile biliyordu. Ceylin bu durumdan çok memnundu ama asla sevgili olmayı kabul etmiyordu. Sebebini sorsak bizden kaçar ve bu konuyu konuşmak istemediğini söylerdi.

Defne: Lan yol boyunca bir susmadınız. Rahat rahat evime gidemeyecek miyim ben!

Hep beraber gülüşürken evimin önününe geldiğimde apartman önü çok kalabalıktı. Adım atacak yer yoktu. Arkadaşlarımla ayrılıp zorda olsa eve girebilmiştim. Merdivenleri yavaş yavaş çıkarken Zehra Teyze'nin kapısının önü ayakkabılarla dolu olduğunu görünce çok şaşırmıştım. Normalde kimsenin olmadığı evde birinin olması çok şaşırtmıştı. Hayat süprizlerle doluydu. Eve geldiğim gibi odama çıktım. Üstümü değiştirdim ve yatağa uzandım. Uykum vardı. Uyandığımda Zehra Teyze'ye giderim diye düşündüm ve uykuya daldım...

SAAT 20:15

Gözlerimi çok zor açıyordum. Kalkmak istemiyordum. Yatmak beni daha da yormuştu. Belimin ağrısını umursamamaya çalışırken yataktan kalktım. Saatin 20:15 olduğunu görünce hemen Zehra Teyze'ye gitmek için kapıya yöneldim. Mükemmel rahat pijamalarım ve at kuyruğumla kapıyı çaldım. Hala kapının önü ayakkabı doluydu. Umursamadan kapıyı çaldım. Sanki biri kapıda beni bekliyormuş gibi kapıyı hızlıca açtı. Karşımdaki elemanı görünce adeta dona kalmıştım. Onu fazla ruhsuz gösteren ten rengi, siyah dağınık saçları, griye çalan gözleri, adeta deve gibi olan uzun boylu siyah giyinimli bir çocuk kapıyı açtı.

Çocuk: Cenaze evine böyle gelmeniz hiç hoş değil.

Cenaze evi mi? Bu ultra yakışıklı çocuk ne saçmalıyordu? Acaba uyku sersemi yanlış mı gelmiştim? Etrafıma bakındım. Hayır, hiçte yanlış gelmişe benzemiyordum.

Defne: Şey pardon siz kimsiniz?

Çocuk: Bu soruyu benim sormam gerekiyordu. Ben Baray. Burada eskiden oturan kadın benim anneannem olur.

Defne: Sen Zehra Teyze'nin torunusun da neden eskiden burada yaşayan dedin? Anlamadım.

Baray: Öldü çünkü.

Beynime kan sıçramıştı. Gözlerimden yaşlar süzülmeye başlamıştı. Ne saçmaladığının farkında mıydı?

Baray: Hey iyi misin?

Cevap veremedim.

Baray: Anne acil su getir! Galiba kız fenalaştı!

Sakince beni içeri aldı. Burası çok kalabalıktı nefes dahi alamıyordum. Baray bunu anlamıştı. Beni balkona çıkardı. İçeriden hiç tanımadığım bir kadın bana su bardağını uzattı. Ellerim titriyordu. Zorla olsa da suyu içip sakinlemeye çalıştım. Kısa bir süre sonra kadının bana soru sormasıyla kendime gelebilmiştim.

Kadın: Zehra Açar senin neyin oluyor kızım?

Defne: Yan komşum...

İçeriden bir kadının kahkahasını işittim.

Kadın: Serra Hanım cenaze evindeyiz. Böyle gülmek yakışır mı?

Serra: Kes sesini. Hey sen kızım. Ben kendi öz annem için bu kadar ağlamadım. Sen komşusu olarak mı bu kadar fenalaştın? Gerçekten çok komik. O mirastan sana bir gram bile yer yok boşuna ağlama sen.

Serra denilen bu cadaloz hanımefendi sinirlenmeme sinir olmuştu.

Defne: Sen ne mirasından bahsediyorsun! Miras falan benim umurumda değil! Siz yıllardır bu kadını aramıyorken yanında ben vardım! Bu kadını sizden daha iyi tanıyorum! O her gün senin için ağlarken sen miras kalsın diye uğraşıyorsun! Yazık gerçekten çok yazık! Emin ol Zehra Teyze bunu görse kahrolurdu! Gerçekten siz insanlar berbatsınız!

Fazla bağırmıştım. Cenaze evindeyken bunun yapmamalıydım. Zehra Teyze'ye bu saygısızlığı yapmamalıydım. Serra denilen kadın beni hiç umursamamıştı. Sinirle oturduğum yerden kalktım ve kapıya doğru yöneldim.

Baray: Hey, beklesene.

Yavaşça arkamı döndüm.

Defne: Ne var? Kadın ölmüş hala miras diyorsunuz. Burada daha fazla kalamam. Ben üzüntümü kendi evimde de yaşayabilirim. İyi geceler ve bağırdığım için özür dilerim.

Baray: Sakin olur musun? Yarın öğlen toprağa verilecek haberin olsun... İyi geceler

Ona cevap vermeden hemen evime geçtim. Ağlamam daha da şiddetlenmeye başlamıştı. İnsanların bu kadar iğrenç olmasına mı yoksa Zehra Teyze'nin ölmesine mi? Kafam dağılır diye telefona bakma kararı aldım. Daha da moralim bozulmuştu. Kendime bir gün dinlenme süresi verdim. Telefondan bizim gruba yazdım.

-Otizimliler-

Ben: Yarın okula gelmiyorum. Aramayın ve yazmayın çünkü telefona da bakmicam.

CEYLOŞUM:LAN KIZIM NASIL YARIN GELMİYORSUN? NEDEN GELMİYORSUN? NE DEMEK GELMİYORSUN?

BUSEY: Ne oldu kızım? Yine depresyon perileri mi geldi sana?

Yavuz: Gelmicem demiş abi salın kızı.

Yağız: Ceylincim mesajıma bakar mısın?

Konunun başka yerlere sapmasıyla telefonumu kapadım. Tam yatağa yatmış uyuyacakken kapı çalmıştı. Gelen %100 annem ve babamdı. İşten geç saatlerde çıkar ve çok çalışırlardı. İşlerini sevdiklerinden bu kadar çalışma onları yormazdı. Oflayarak kapıyı açmaya gittim. Kapıyı yavaşça açtım.

Defne: Hoşgeldiniz. Ben yatıyorum iyi geceler.

Annem: Kızım dur daha konuşmadık bile.

Defne: Yorgunum iyi geceler...

Koşar adımlarla kafamı yastığa gömdüm. Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum...

Sabah feci bir baş ağrısıyla uyandım. Yataktan kalktım, elimi yüzümü yıkayıp kahvaltı ettim. Daha sonra ağrı kesici alıp hazırlanmaya başladım. Yaklaşık yarım saate hazırdım. Evden çıkmış mezarlığa gelmiştik. Dualar edilmişti. Ben dayanamadım ve mezarlıktan uzaklaştım. Uzakta Baray sigara içiyordu. Onun yanına gittim.

Defne: Garip bir soru olacak ama su var mı?

Baray: İki dakika bekle arabadan alıp geliyorum.

O giderken yere oturdum ve şakaklarımı ovmaya başladım. İki dakika sonra Baray bana elindeki suyu uzattı. Evden çıkmadan önce cebime sıkıştırdığım ilacı aldım. İçtikten sonra Baray'a teşekkür ettim. Ben boş boş otururken Baray 3.sigarasını yakıyordu.

Defne: Hep bu kadar fazla içer misin?

Baray: Bu seni çokta ilgilendirmez. Bu arada adın neydi senin?

Defne: Adım Defne.

Baray: Anneannemin meşhur anlattığı kız sensin demekki. Tanıştığıma sevindim.

Baray üçüncü sigarasını bitirdikten sonra yere atıp sigarayı ayağıyla ezdi.

Baray: Gidiyorum. Seni bırakabilirim.

Çok yorgundum. Hayır diyecek halim yoktu. Kafamı evet anlamında salladım. O önden ben ise arkasından yavaş adımlarla ilerliyordum. Motorun yanına geldiğimizde biraz tırstım. Motorlardan hep çok korkmuşumdur. Baray bana elindeki kaskı uzattı. Kaskı elinden aldim ve hizlica kafama taktım. Baray ben kaskı takarken çoktan oturmuş ve binmemi bekliyordu. Onu daha fazla bekletmemek için oturdum. Ellerimi napsam diye düşünüyordum. Sonuçta onu tutamazdim. Daha tanimiyordum bile.

Baray: Bana sarıl. Yoksa düşersin. Sıkı tutun.

Dediklerini itiraz etmeden yaptim. Kısa bir süre sonra eve vardık. Yol boyunca çığlık atmamak için çok zor durmuştum. Yavaşça apartmana girdik. Cebimden anahtarimi çıkardım kapımı açmadan önce Baray'a teşekkür etmek için ona döndüm.

Baray: Rica ederim. Bu seninle ilk ve son karşılaşmamızdı. Sonsuza kadar uzak olman dilegiyle hoşçakal minik kız.

Minik kız? Gözlerimi devirdim ve eve kendimi attım ve gerçekten uzun bir süre tekrar Baray'ı görmedim...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.