"Dünyaya köle olmak için gelmişim" dedim mızmızlanarak keki çırpmaya devam ettim.
"Aşçılık okudun ama senin bir yemek, tatlı yaptığını göremedik kızım" diyerek cevabı yetiştiren anneme baktım. Yapıyordum işte daha ne olsun.
Kapı çaldığında kaçar gibi mutfaktan fırladım. Koşar adım kapıya ilerlerken babam "Yavaş koş, kapı kaçmıyor" dedi. Ben kapıyı açtığımda kenara çekildim girmeleri için. İsmet abi, Dicle ve Elif teyze selam vererek eve girdiler.
Dicle hemen yanımdayken gözleri kıyafetlerimde kaldı kısa süre. Fazla takılmadan salona girdiğimizde annemlerde selamlaşma faslına girdiler.

Yan yana üçlü koltuğa oturduğumuzda Dicle kenara ben ise yanına oturdum. Diğer yanım boştu.
"Ee ne yaptın?" dedi Dicle "Annemin beni mutfakta işkence yapması dışında mı?" dedim hoşnutsuz bir tavırla "Hayır, Ulaş'tan bahsediyorum" dediğinde kendi aramızda fısır fısır konuşuyorduk.
İsmet abi babamla sohbete dalmışken, annem ve Meryem teyzede sohbetlerini ediyordu. Dicle' ye baktım "Pek bir şey olmadı, yazıcağım ama" dedim.
Kapı çaldığında kim dercesine anneme baktım "Dicle gitte kapıya bak, ben yorgunum" diyerek onu yolladım. O kadar yakındık ki öyle misafir filan sayılmazdı.
Salona Kutay ile geri girdiğinde yine bir selamlaşma faslı oldu. Dicle yerine geçerken Kutay diğer tarafıma oturmuştu. Ben ortada kalırken öylece bizimkileri izledik. Salonda göz gezdirdim annem perdeleri ne zaman değiştirdi ya? Şu koltuk hep bizde miydi? Salonu inclelemeyi annemin sesiyle kestim.
"Kızım hadi kalkın çaylerı getirin" dedi. Dicle'yle ayağa kalktığımızda Dicle Kutay'ın koluna yapışıp onuda mutfağa sürdü.
"Ben niye geliyorum ya?" isyan eden Kutay'a cevabı Dicle verdi "Bize yardım ediceksin hadi" dedi Kutay istemesede kabul etti.
Çayı bardaklara koyarken ikiside tabaklamayı yapıyordu "Kutay kurabiyeleri araklama" dedi Dicle kızarak.
Kapı çalıdığında "Kutay kapı" dedim. O mutfaktan çıkarken Dicle'ye döndüm "Kim geldi?" dediğimde bir kaşı havaya kalktı "Ben nereden bileyim kim geldi? Senin evin" ters tavrına takılmadan önüme döndüm.
"Bir tabak ve bir bardak daha ekleyin kızlar yeni misafir var" diyerek giren Kutay'ın ardından fazladan bir bardak daha ekledim "Kim geldi?" dedim bir yandanda.
"Nereden bileyim bir kadın" kurabiyeleri araklamaya devam ederken Dicle bir tane geçirdi ensesine. Tepsiyi alıp salona geçerken "Tabakları getirin" dedim bunlar kavga etmekten getirmeyi unuturlardı.
Tek tek bardakları verirken gözüm yeni gelen otuzlarının ortasında ki kadına kaydı. Ben yerime tekrar geçerken Kutay ve Dicle tabakları dağıtıp yanıma geçtiler.
"Şuradan kurtulsak mı artık?" diye mırıldandım "Benide alın" diyerek Kutay kafamı dibime soktu kimse duymasın diye.
"Artı bir" dedi Dicle.
Ben ayağa kalkmak için yelteniceğim sırada bunu farkeden annem hızla lafa girdi "Sizi Nesrin hanım ile tanıştırayım kendisi bir restoran işletiyor" dediğinde kadına gülümsedim.
"Kaç yaşınıza geldiniz ne okul var nede iş" dedi İsmet abi.
"Bizde size iş bulduk" diyerek babam devreye girdi.
"Artık Nesrin'in restoranında çalışacaksınız" dedi Elif teyze.
Hepsi bize karşı örgüt olmuştular.
"Konuşma hakkı istiyorum" dedim işaret parmağımı havaya kaldırarak.
"İsteğin reddedildi" dedi annem acımasızca.
"Dicle sen bulaşıkcı olucaksın" diyen İsmet abinin ardından Dicle'nin gözleri irileşti "Ne! Hayır!" dedi ama nafileydi.
"Olca sen aşçının yanında çalışacaksın" dedi bana dönerek. Aşçılık olduğum için bulaşıktan kurtulmuştum.
Kutay ağzına tıktığı kurabiyelerin arasında hırıltılı bir şekilde kahkaha attı ikimize bakarak.
"Sana gelirsek Kutay" diyen İsmet abinin sözüyle Kutay'ın gözleri önce donuklaştı "Sen de garson olarak çalışacaksın" Kutay ağzındakilerle beraber Öksürmeye başladığında boğazında kaldığı anlaşılmıştı.
Öksürüklerinin arasında yüzü kızarmaya başladı.
"Geber" dedi Dicle.
Beline iki üç kere vurduğumda Öksürmeye devam etti "Ölüyor bu" dedim tedirgin bir sesle. "Ona hiçbir şey olmaz" dedi İsmet abi Dicle'ninkini aratmayan bir sakinlikle.
Dicle beni öne eğerken Kutay'ın sırtına iki kere sertçe vurdu. Kutay aldığı darbeyle yere düşerken "Ne yapıyorsun be" dedi Kutay çirkefleşerek.
"Hayatını kurtardım işte" dedi. Gerçektende Kutay şuan daha iyiyi "Yaşıyorum ama artık sırtım yok sağol" dedi yerine geçerken.
Nesrin bize güldü "Sizin gibi çalışanlarım olucağı için çok şanslıyım, çok güzel olucak her şey" diyen kadına cevap vermedim.
Ayağa kalktım "Odama gitmek istiyorum" dedim "Kabul edildi" diyen annemin ardından arkama Kutay ve Dicle'yi alıp odama ilerledik.
Odaya girdiğimde kendimi yatağa attım. Dicle hemen ayak ucuma otururken Kutay yamultuğu yüzüyle odaya bakarak kenarda duran pufa oturdu. Elinde tuttuğu tabaktaki kekleri yemeye devam etti, kurabiyeleri bitirmiş olmalıydı.
"Odanın haline bak sanki harp çıktı" dedi Kutay. Dicle odama bağışıklık gösterdiği için dağınıklığa pek takılmadı.
"Miyav" Karamel'imin kuyruğunu sallayarak yatağa çıkışını izledim bir süre.
Yatakta bağdaş kurarak onlara baktım "Ben çalışmak istemiyorum, sabahın köründe kalkmak istemiyorum, ben yatmak istiyorum" dedim mızmızlanarak.
"Off bende bulaşık yıkamak istemiyorum siz yine iyisiniz" dedi Dicle.
"Ben ne güzel babamın dükkanında yan gelip yatıyordum niye böyle oldu?" Kutay'a cevap Dicle'den geldi "Yan gelip yattığın için zaten seni çalışmaya zorluyorlar" dedi.
Telefonumu şarjdan çekip bildirimlere baktım.
"Bir insanın attığı yalan bu kadar çabuk gerçek olamaz" dedim üzüntülü bir tonlamayla.
Kutay yerinde doğruldu "Ne yalanı? Kime?" Dicle'yle göz göze geldim. Bir süre gözlerimizi birbirinden ayırmadık. Kutay aramızda ki bu sessiz konuşmanın sonuçlanmasını bekledi.
"Ulaş'a ben restoranda çalışıyorum dedim ve şimdide mecburiyetten çalışmak durumundayım" dedim.
"Sen Ulaş ile konuşuyor musun?" dedi Kutay şaşırarak. Kutay benim aşık olduğumu anlayan kişiler arasındaydı ama benim platonik olduğumu bildiği için üzerime gelip bu konu hakkında konuşmazdı.
"Kendimi ifşa etmeden" dedim. Dicle kısa bir özet geçti Kutay'a "Olca pijamalı kız adıyla açtığı hesaptan Ulaş'la konuşuyordu daha sonra instagramda açtığı bir başka pijamalı kız hesabıyla Ulaş ile konuşuyor. Ama şöyle bir sorumuz var Olca Ulaş'ı biliyor ama Ulaş Olca'yı bilmiyor" geçtiği özet için "Teşekkür" ederken Kutay bir süre sessiz kaldı.
"Aşık mı oldu sana?" dediğinde umutsuzca başımı iki yana salladım "Daha yeni yeni konuşuyoruz sanmıyorum" dedim ama o güldü "Seninle instagram da konuşmayı o mu teklif etti yoksa senmi ?" dedi.
"O etti" dediğimde gülüşü büyüdü "Aşık olmasada hoşlanıyor olabilir. Yoksa Ulaş öyle İnternetten biriyle konuşacak biri değil. Baksana seninle konuşmaya devam etmiş. Bir kere bizim yanımızdayken ona yazan bir kızı engellemişti. Yani Ulaş eğer konuşuyorsa demekki sende bir şeyler bulmuş olmalı" gözlerimi kırpıştırdım. Hiç böyle düşünmemiştim.
Derin bir nefes verdim "Benim kim olduğumu öğrenirse her şey biter" dedim umutsuzca "Onu da o zaman düşünürsün boşver" Kutay'ın rahatlığına güldüm.
"Eğer ki bu konuyu bir başkasına söylersen..." Dicle'nin delici bakışları Kutay'da kalırken elini kendi boğazına götürüp kesiyor gibi yaptı. "Tamam be psikopat kız, aramızda" dedi Kutay.
Yine birbirine laf atıp didişmeye başladıklarında öfledim.
Elimi iki yana açıp kafamı tavana kaldırdım "Ya Rab sen beni dostlarımdan koru ben düşmanlarımın hakkından gelirim" dediğimde Dicle koluyla dürttü beni "Ne öyle kamyon arkası yazılar filan" dedi benimle uğraşarak.
Misafirler gittiğinde Dicle bizde kalmıştı. Film izlemek istediğimiz için bilgisayarı dizlerimin üzerine koymuştum.
Dicle hemen yanımdayken yatağın üzerinde uzanıyorduk. Sırtımızı yatak başlığına dayalıydı. Film başlarken izlemeye devam ediyordum. Filmde bir kamyon yazısı söylendiğinde kendimi tutmayıp Ulaş'a yazdım.
Bir yandanda filmi izlemeye devam ettim.
Pijamalı kız: ölüme gidelim dedin de mazot mu yok dedik.
Ulaş: böyle bir teklif sunmadım.
Pijamalı kız: ben seni İstanbul boğazında değil Ankara'nın ayazında sevdim.
Yazdığım şeyle yutkunamadım. Kamyon arkası sözlere ara vermeliydim. Mesajı hemen geri aldım.
Ulaş: tanışıyor muyuz? Nereden beni tanıyorsun?
Pijamalı kız: tanıyorum seni?
Ulaş: ben seni tanıyor muyum?
Pijamalı kız: beni hiç görmedin.
Gerçektende beni hiç görmemişti. Aşkımı ona olan duygularımdan habersizdi hep.
Ulaş: bunu neden daha önce söylemedin?
Pijamalı kız: saplantılı bir kız olarak beni düşünürsün diye.
Ulaş: şuan düşünmüyor muyum?
Pijamalı kız: düşünüyor musun?
Ulaş: hayır, garip bir şekilde sana inananasım geliyor.
Pijamalı kız: o zaman ben devam ediyorum.
Ulaş: neye?
Pijamalı kız: kamyon arkası sözlere.
Ulaş: gönder gelsin.
Pijamalı kız: kalp dediğin atıyor zaten. Marifet ritmi değiştirmekte.
Ulaş: bakalım ritmini değiştirebilecek miyim?
Pijamalı kız: nasıl yani?
Bir anda ekrana düşen fotoğrafla dudaklarım iki yana açıldı. Fotoğrafa bastığımda onun fotoğrafına baktım. Anlık fotoğraf atmıştı bana.
Telefon tutan elim titrerken nefesim hızlanmıştı, kalbimde hissettiğim sıcaklığın yanında kelebek diye bahsettikleri şeyi karnımda hissedebiliyordum.
"Dicle ben iyi değilim" dedim filmi izlemeye devam eden yanımda ki kıza.
"Ne var portakalım" dediğinde telefonu kendimden uzaklaştırdım "Ben bayılacağım galiba" dediğimde yüz üstü Dicle'nin kucağına bayıldım.
"Kız gerçekten bayıldı" dedi Dicle şaşkınlıkla.
Ben kucağında kafamı gömmüşken elimde ki telefonu aldı "Kız seni görse eli ayağa titriyor birde sen ona böyle fotoğraf gönderiyorsun" dedi.
Ulaş: fotoğraf*
¬görüldü
💃

