İçeriğe geç

Pick Me, Love Me, Choose Me.

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Pick Me, Love Me, Choose Me.

Bölüm 1

1~

"Okul mu?"

"Günlerden Cumartesi sanıyordum."

Yatağından kalktı ve tuvalete doğru yürüdü. Gözlerindeki çapağı eliyle temizledi. Yüzüne iki su çarptı ve odasına geri döndü.

"Anne, okul kıyafetlerimi ütüledin mi?"

Annesinden ses çıkmamıştı. Cassie, evin odalarını gezip annesine bakındı. Evde değildi, pek şaşırtıcı değildi. Eve sadece Cassie yaşıyor mu diye bi' uğrar, ayıp olmasın diye yiyecek bir şeyler getirirdi. Cassie salona geçip buruşuk kıyafetlerin olduğu sepette okul formasını aradı.

Bulduğu gibi ütü masasına yerleştirdi ve uyduruk bir şekilde ütüledi. Ütünün fişini çekip, mutfağa yürüdü. Dolabı açıp buzluktan dondurulmuş ekmeği ve üstünden yoğurt çıkardı. Ekmeği mikfodalgaya koydu ve buz çözdürmeye ayarladı.

Yaklaşık iki dakika sonra ekmek çözülmüştü. Ekmeği çıkardı ve üstüne yoğurt sürdü. Sonrada dolaptan toz şeker çıkartıp üstüne serpti. Buzdolabı poşetini açıp ekmeği içine koydu. Poşeti aldı ve odasına doğru yürüdü. Etrafta para aramaya başladı, bulacağından pek ümitli değildi çünkü annesi ona çok nadir para bırakırdı. Daha çok erkeklerle yerdi. Cassie'nin babası hasımıyla görüşmesinden sonra birden ortadan kaybolmuştu. Pek kafaya takmamışlardı çünkü ne de olsa iyi bir baba değildi. Hak ettiğini bulmuştu. Eve gelir, Kıyafetlerini ortaya atar, canı istediği zaman evdekileri darp eder ve çok sinirlendiğinde ise etrafa ateş ederdi. Evin köşe bucağında mermi parçaları bulmak mümkündü. Ne kadar karakola gitsede 2 güne serbest bırakılıyordu. Pek iyi yalan söylerdi.

Cassie çok sıkıştığında ise, Yunanistan'da okuyan ablasından isterdi. Abla kardeş ilişkileri olmadığı için biraz çekinirdi.

Tam para aradığı sırada, kapı açılma ve kapatma sesi gelmişti.

"Anne?"

Annesi elinde birkaç poşetle mutfağa yürütmüştü. Cassie'de peşinden gitti. Annesinden bir miktar para istemişti.

"Maaş günüme daha 14 gün var. Üstümde hiç param yok."

"Tamam anne."

Bunlar sadece bahaneydi. Cassie ısrar etmemişti çünkü ederse annesi ona diklenir ve kavga çıkardı. Bipoları vardı ve ilaç kullanıyordu. Nadiren doktora görünürdü. Salona gidip ütülediği kıyafetleri giydi. Ekmeği çantasına koydu ve evden çıktı. Okul ile ev arası 5 dakika bile değildi. Cassie yolda yürürken çoğu zaman bir müzik dinlerdi. Hergün Farklı bir müzik. dinlediği müzikler ruh halini yansitirdi. Bazen "Hard Times" Bazen ise "İf u seek Amy"

Okula geldiğinde sırasına oturdu, defter kalem çıkardı. Derslerle pek alakası yoktu açıkçası, dinlemek için dinlerdi. Notlari ortalamaydı, o kadar fena değildi. Biraz erken geldiği için sınıfta az kişi vardı.

Yaklaşık 10 dakika sonra sınıfa doluşmaya başlamışlardı. Fakat Cassie'nin dikkatini birisi çekti. 180 Boylarında, saçları simsiyah, ten rengi süt beyazı ve gözleri zümrüt yeşili bir erkek öğrenci girmişti. Gömleği, kravati çok özenliydi ve hoş görünüyordu. Ten rengi göz rengini aşırı güzellikte ortaya çıkarıyordu. Cassie, öğrenciden gözlerini alamamıştı. Nedenini o da anlamamıştı. O sırasına oturana kadar onu izledi. Anlık göz göze gelince Cassie mahçup bir şekilde önüne döndü.

Ders edebiyatti. Sınıfın çoğu bu dersi çok severdi, Cassie'de dahil. Öğretmen tahtanın önünde durdu;

"Kai, buraya gel bakalım."

Kai oturduğu sıradan kalktı ve tahtanın yanına yürüdü. Gözleriyle sınıfı süzüyordu.

"Eh, kendini tanıtmak ister misin?"

"İsmim Kai, Batı taraflarından geliyorum."

"Güzel, yeni arkadaşınıza iyi davranın lütfen. Disiplinlik olmak istemezsiniz. Kai, arka sağ köşeye geç bakalım. Gelmeyen öğrencilerimiz var. Bir tek orasi boş."

Bir saniye? Arka sağ köşe... Tam Cassie'nin yanıydı. Cassie tek oturmak için hocadan rica etmişti. Yanına kimseyi oturtmuyordu. Ama bu kez inkâr edemedi.

Kai, Cassie'nin yanına oturdu ve not defterine bir şeyler karaladı. Ve öğretmen derse girişti.

"Evet çocuklar. Okulumuzun uluslararası projesi için sizlerden bir şiir yazmanızı istiyorum. En az iki kıtadan oluşması gerekiyor. Sizlere üç tane konu vereceğim ve siz birisini seçip yazacaksınız. Öğle aranız ile bu dersi birleştiriyorum. Toplam 80 dakikanız var. Yazarken bir yandanda yemek yiyebilirsiniz."

Konular;

Aşk

Huzur

Buğu

"Hadi bakalım başlayın."

Cassie tahtaya 2 dakika baktı ve düşündü. Buğu ile ilgili yazmaya karar verdi. Çantasında A4 aramış ama bir türlü bulamamıştı.

"Bende fazladan var."

Kai elindeki kağıdı Cassie'ye uzattı.

Cassie çekine çekine elinden kağıdı aldı.

"Sağol."

Kağıdı önüne koydu ve şiir için düşünmeye başladı. Arada Kai ne yapıyor diye göz ucuyla bakıyordu. Cassie'nin şiir yazması genellikle çok kısa sürerdi çünkü aklına geleni yazardı. Ama bu sefer konsantre olamıyordu. Yazıp yazıp siliyordu. Dönüp Kai'ye baktı. Bitirmişti, anlık bir istekle "Okuyabilir miyim?" diye sordu.

Kai kağıdı Cassie'nin önüne sürükledi. Şiir şu sekildeydi:

Düşüncelerimi kendimden saklayamıyorum,

Ateş sesinin ve sıcaklığının verdiği hissi düşünmeden,

Yaz aylarında o cehennem ateşiymişcesine yakıp kavuran güneşin tenime verdiği iğneleme hissini düşünmeden..,

Bazen de düşünüyorum,

Yağmurlu günleri,

Sisli bir günde tek başına dışarıda yürüdüğümu,

Boş sokakları,

Ve kaybolan hatıralarımı bulmaya çalışırken ki verdiğim çabamı...

"Vay..." Diye geçirdi içinden Cassie. Büyük ihtimalle huzur ile buğu konusunu karıştırmıştı. Anlık geçirdiği şoktan sonra kendi kağıdına baktı. Üstünde birkaç silgi çöpü ve silinmiş yazılar vardı. Kalemi eline aldı ve yazmaya başladı:

Yeni uyanmış, gördüğüm rüyayı hatırlamaya çalışıyorum,

Benim için önemliydi ama önemi neydi hatırlayamıyorum, bilmiyorum.

Bir şeyler biliyorum ama sanki...

Üstüne sıcak nefeslerini vermişler ve buğulanmış.

Bütün günümü o buğuyu sökmek için harcasam da,

NE FAYD#₺#%®¥!!©€¥©©€??#₺₺#₺₺$®¢€®©$#₺#₺#?!!!??#?₺!2!₺#₺#₺

........

......

.......

.......

"Kağıdım yırtıldı."

Cassie kendini şiire kaptırmıştı, ani gelen bir duygu patlaması yüzünden kağıdı yırtmıştı. Çok şey hissedip düşünmüştü. Hissettiği şeyler, kağıda geçirmek için fazla ağırdı.

"Ehh? İyi misin?"

Cassie Kai'nin yüzüne bir süre bakıp sıranın üzerinden atladı ve tuvalete gitti. Yüzünü yıkarsa kendine geleceğini düşünmüştü.

Tuvalete girdi ve bir süre aynadan kendine...hayır, başkasına? Bir yabancıya bakarmış gibi baktı. Gözlerini, saçlarını, tenini, kıyafetlerini dikkatlice süzdü. Eline suyu aldı, fakat yüzüne sürmedi. Islak ellerini kollarinda, boynunda ve ensesinde gezdirdi. Derin nefesler alarak sınıfa geri girdi.

"Özür dilerim, nefes darlığı gecirdim."

"Önemli değil Cassie. Geç bakalım yerine."

Kai Cassie'nin oturması için sıradan kalktı. Cassie sıraya oturdu ve yırtık kağıdına baktı.

"Cassie sen istersen yazma, iyi görünmüyorsun."

Cassie yırtık kağıdını çantasına atıp kafasını sıraya koydu. Gözlerini kapattı. Uykuya dalmıştı.

Zil sesiyle uyandı ve sınıfa bir göz attı. Sadece kendisi vardı. Yanına baktı, Kai yoktu, kağıdı hala sırasındaydi. Cassie etrafına baktı ve kağıdı eline aldı. Şiiri okudu. Ve okudu.

tekrar ve tekrar okudu. Aslında o kadar profesyonelce yazılmış olağanüstü bir şiir değildi fakat, bu şiirde Cassie için bir şeyler vardı. Ona bir şey hissettiriyordu.

Kağıdı katlayarak çantasına koydu.

Bölüm sonu

3 yorum