Prenses uyandı. İlk defa okula gitmeyecekti. Ama bu yolda yürürken yanında arkadaşları olamazdı. O bir uzaylıydı. Yıllardır istediği şey oldu. Prenses bunları düşünürken odasından çıktı.
" Anne günaydın. "
" Günaydın. " dedi soğuk bir şekilde.
" Annem sen bana kızgın mısın? "
" Hayır çünkü haklısın. Sen bir uzaylısın. Zaten 3 ay sonra gideceksin. İstersen de gitmeden hafızamızı silersin. "
" Anne lütfen böyle yapma bana. "
" Niye? "
" Bak biliyorum ama biraz beni de anla. "
" Kızım ben seni istesem de anlamam. "
" Peki, öyle olsun anne. " dedi ve gitti prenses.
...
" Girebilir miyim? " diye sordu prenses ve kapı açıldı.
Prenses etrafa baktı ve prens yatağında otuyordu. Prenses prense sinsi bir şekilde gülümsedi.
" N'oldu? "
" Sen kapıya gelmeye üşendin mi? "
" Yani o da var. "
" Başka ne var? "
" Senin bir efsane olman ile ilgili düşünüyordum. "
" Lütfen şöyle söyleme. "
" Neden? "
" Ben daha yeni bir uzaylı olduğumu öğrendim. Şimdi bana bir efsane olduğumu söylüyorsun. "
" Tamam anlıyorum. "
Prenses üzgün bir şekilde prense sarıldı. Prens önce biraz şaşırsa da karşılık verdi. Prenses sessizce ağlamaya başladı. Gözyaşları prensin omzuna düşüyordu.
" Rahatlayacaksan ağla. " dedi ve prensesin ağlaması şiddetlendi.
" Neden ben Lord? Bir tarafım mutlu ama bir tarafım çok üzgün. Keşke geçmişe dönebilsek. "
" Üzgünüm geçmişi değiştiremeyiz. Bunu yapamayız. Ama gelecek senin elinde her zaman da öyle olacak. "
" Biliyorum ama keşke o savaş hiç olmasaydı. "
" Keşke. "
Prenses sarılmayı bıraktı ve göz yaşlarını silip " Sen benimle ilgili ailenle konuştun mu? Yani efsane olup olmama ihtimalim ile ilgili. " dedi
" Hayır, beraber konuşalım istedim. Hem bu seninle ilgili. "
" Tamam, teşekkür ederim. "
" Hadi gel otur. "
" Tamam. " dedi prenses ve ikisi de oturdu.
" Ben annem ve babamı arıyorum. "
" O da ne? "
" Bu bir simülasyon cihazı. " dedi prens ve ailesini aradı.
" Özüme dönsem iyi olacak. "
" İyi ki hatırlattın."
Prensesin kolyesi ve prensin yüzüğü parıltı yaydı.
" Oğlum nasılsın? " diye sordu Kral Mussel.
" İyiyim baba. "
" N'oldu bir sorun mu var? "
" Hayır baba ama sana efsanelerle ilgili bir şey soracağım. "
" Tabii ki de oğlum. "
" Öncelikle baba biliyorsun bu Queen. "
" Merhaba. " dedi prenses
" Merhaba Queen. "
" Baba bu konu aslında Queen ile ilgili. "
" Evet efendim. "
" Nasıl yani çocuklar anlamadım. "
" Şöyle baba... Biz geçen gün efsanelere bakıyorduk. Daha sonra ben kahinin gördüğü efsaneyi anlattım ve efsane doğruysa o kız Queen olabilir. "
" Ne? Peki emin misin? "
" Evet baba istersen efsaneyi sen söyle. "
" Bundan yüzyıllar önce bir kahin varmış. Bu kahin o kadar güçlüymüş ki, söylediğine göre çok büyük bir savaş görmüş. Bir de bebek görmüş. Bebek savaştan kurtulmuş. O bebeğin büyüdüğünü görmüş. Güzeller güzeli bir genç kız olmuş. Gezegenini kurtarmaya gitmiş ve savaş bitmiş. "
" Şimdi ne diyorsun baba? "
" Bu inanılmaz, sen haklısın oğlum. "
" Biliyorum. "
" Queen peki sen nasılsın? Şu anda eminim ki duyguların karmakarışık değil mi? "
" Evet efendim. Aslında ben hiç böyle olmadım. Yani her şey üst üste geldi. Gerçek kimliğimi öğrendim ama çok vakit geçmeden efsane olabileceğimi öğrendim. "
" Düzeltiyorum. Sen gerçek bir efsanesin. "
" Lord haklı Queen. "
Prenses gözleri dolarak " Ama ben efsane olmak istemiyorum. Ben sadece Pilaxy prensesi Queen olmak istiyorum. " dedi
" Bak Queen zaten kendi gezegenini o savaştan kurtarmak senin kaderindi. Sadece buna odaklan. Tamam mı? "
" Tamam efendim. "
" Bu arada eğitim nasıl gidiyor? "
" Beklediğimden daha iyi babacığım. "
" Peki oğlum, görüşürüz. "
" Görüşürüz. "
" Görüşürüz efendim. " dedi prenses ve kapandı.
" Neyse, haydi başlayalım. "
" Tamam. "
" Işınlanma gücünü öğreneceksin. "
" Bu harika. "
" Biliyorum. "
...
" Harikaydın Queen. "
" Teşekkür ederim herhalde gerçek kimliğime alışınca güçlerimde bana alıştı. "
" Mümkün olabilir. Çünkü babam bana güçlerimizin içimizde olduğunu söylemişti. Kolye ve yüzük ortaya çıkarıyormuş. "
" Anladım... Canım çok çilek istedi. "
" Enerjin gitti ya ondandır. "
" Neyse ben çilek yemeye gidiyorum. "
" Tamam. "
" Bir şey sorabilir miyim? "
" Tabii ki de. "
" Çilekleri alıp buraya gelebilir miyim? "
" Neden? "
" Nedenini bilmiyorum ama senin yanında olmak bana iyi geliyor. "
" Peki gel. "
" Teşekkür ederim Lord. İyi ki varsın. " dedi ve sarıldı prenses.
" Önemli değil. "
" Özür dilerim. " diyip sarılmayı bıraktı. " Ben biraz fazla abarttım. "
" Yok ya hem içinden geleni yaptın. "
" Teşekkür ederim. Ben iki dakikaya geliyorum. "
" Tamam. "
...
" Tabakta kaç tane çilek var. "
" 25. "
" Yok artık! "
" Abartma. "
" Biliyor musun? Şuan annem burada olsaydı ' annesinin kızı ' derdi. "
" Öyle mi? "
" Evet öyle. "
" Neden peki? "
" Annen kadar hızlı yiyorsun. "
" Sen nerden biliyorsun? "
" Annem annenden bahsetmeyi sever. "
" Anladım. "
" Bak onları kurtaracağız. Sana söz veriyorum. "
" Lord sence yaşadığımı biliyorlar mı? "
" Sana bir şey söyleyeyim mi? "
" Tabii ki de. "
" Bu kolye takanları birbirlerine bağlar. Yani senin her doğum gününde annenin içinde bir sihir oluyor. "
" Dur bir dakika peki aynı şey bana da olur mu? "
" Aslında evet çünkü babamın doğum günlerinde bana oluyor. "
" Bu benim için ne kadar önemli biliyor musun? "
" Tahmin edebiliyorum. Ayrıca merak etme ailene doya doya sarılacaksın. "
" Her zaman yanımda ol. Tamam mı Lord? "
" Tabii ki de olurum. "
" Teşekkür ederim. "
" Neyse bu kadar duygusallık yeter. "
" Doğru haklısın. "
" Ben her zaman haklıyım. "
" Bak sen... " dedi prenses ve yatağın üstünde ki yastığı prensin kafasına attı.
" Ne yapıyorsun? "
" Ne? Bizim orada yastık savaşı yok mu? "
" Bizim orada yastık savaşını sadece küçük kızlar yapar. "
" Yaa... Öyle mi? "
" Evet öyle... Ama bazen bir istisna olabilir. " dedi prens ve aynı yastıkla prensese vurdu.
" Çok kötüsün. "
" Abartma ya alt tarafı yastıkla vurdum. "
" Biliyorum. "
" Bize bence bu kadar yastık savaşı yeter. "
" Bence de öyle. "
" Bu arada efsane hanım nerdeyse 2 dakikada tabaktaki çilekler bitmiş. "
" Efsane hanım ne ya?! Saçmalama lütfen Lord. "
" Peki sen nasıl istersen. "
" Teşekkür ederim. "
" Bak ben buraya geldiğimden beri en çok hangi kelimeyi duyuyorum. Biliyor musun? "
" Hangi? "
" Teşekkür ederim. "
" Şey... Kusura bakma. "
" Yok önemli değil ama zaten ben yapmam gerekeni yapıyorum. Senin yanında oluyorum ve her zaman da olacağım. "
" İyi ki varsın. İyi ki yanımdasın. Lord biliyor musun? Sanki seni hayatım boyunca bekledim. " dedi prenses ve prensin elini tuttu.
" Öyle mi? "
" Evet kesinlikle ayrıca sen olmasaydın ben bu efsane olayını asla unutmazdım. Yani en azından senin sayende bir kaç saat unutuyorum. "
" Gerçekten mi? "
Prenses kafasını olumlu anlamda salladı. Yüzü hafif kızarıktı. Sonra kendine geldi ve " Neyse, ben gidiyorum. " dedi
" Peki görüşürüz. "
" Görüşürüz. "
...
" Az önce bana ne oldu ya!? Yoksa ben... Hayır hayır, öyle bir şey yok. Asla da olmayacak. Bu düşünceyi kilitlemeliyim. Çünkü yarın Lord zihnimi okursa ben yerin dibine girerim. " de
di prenses ve kendi kafasına 3 kere vurdu. " Umarım şimdiden zihnimi okumamıştır. "
...
" Dur bir dakika o az önce benim yanımda olmanın kendisine iyi geldiğini söyledi. Bu ne demek oluyor? Yoksa o da bana... Yok ya o bana aşık olmaz. Ama yok öyleyse. " dedi prens kararsız bir şekilde otururken.