İçeriğe geç

Pembe Uzaylı Prenses

Bölüm 10 · 7 dk okuma

Pembe Uzaylı Prenses

Bölüm 10

Aşık

Prenses uyandı. İlk defa okula gitmeyecekti. Ama bu yolda yürürken yanında arkadaşları olamazdı. O bir uzaylıydı. Yıllardır istediği şey oldu. Prenses bunları düşünürken odasından çıktı.

" Anne günaydın. "

" Günaydın. " dedi soğuk bir şekilde.

" Annem sen bana kızgın mısın? "

" Hayır çünkü haklısın. Sen bir uzaylısın. Zaten 3 ay sonra gideceksin. İstersen de gitmeden hafızamızı silersin. "

" Anne lütfen böyle yapma bana. "

" Niye? "

" Bak biliyorum ama biraz beni de anla. "

" Kızım ben seni istesem de anlamam. "

" Peki, öyle olsun anne. " dedi ve gitti prenses.

...

" Girebilir miyim? " diye sordu prenses ve kapı açıldı.

Prenses etrafa baktı ve prens yatağında otuyordu. Prenses prense sinsi bir şekilde gülümsedi.

" N'oldu? "

" Sen kapıya gelmeye üşendin mi? "

" Yani o da var. "

" Başka ne var? "

" Senin bir efsane olman ile ilgili düşünüyordum. "

" Lütfen şöyle söyleme. "

" Neden? "

" Ben daha yeni bir uzaylı olduğumu öğrendim. Şimdi bana bir efsane olduğumu söylüyorsun. "

" Tamam anlıyorum. "

Prenses üzgün bir şekilde prense sarıldı. Prens önce biraz şaşırsa da karşılık verdi. Prenses sessizce ağlamaya başladı. Gözyaşları prensin omzuna düşüyordu.

" Rahatlayacaksan ağla. " dedi ve prensesin ağlaması şiddetlendi.

" Neden ben Lord? Bir tarafım mutlu ama bir tarafım çok üzgün. Keşke geçmişe dönebilsek. "

" Üzgünüm geçmişi değiştiremeyiz. Bunu yapamayız. Ama gelecek senin elinde her zaman da öyle olacak. "

" Biliyorum ama keşke o savaş hiç olmasaydı. "

" Keşke. "

Prenses sarılmayı bıraktı ve göz yaşlarını silip " Sen benimle ilgili ailenle konuştun mu? Yani efsane olup olmama ihtimalim ile ilgili. " dedi

" Hayır, beraber konuşalım istedim. Hem bu seninle ilgili. "

" Tamam, teşekkür ederim. "

" Hadi gel otur. "

" Tamam. " dedi prenses ve ikisi de oturdu.

" Ben annem ve babamı arıyorum. "

" O da ne? "

" Bu bir simülasyon cihazı. " dedi prens ve ailesini aradı.

" Özüme dönsem iyi olacak. "

" İyi ki hatırlattın."

Prensesin kolyesi ve prensin yüzüğü parıltı yaydı.

" Oğlum nasılsın? " diye sordu Kral Mussel.

" İyiyim baba. "

" N'oldu bir sorun mu var? "

" Hayır baba ama sana efsanelerle ilgili bir şey soracağım. "

" Tabii ki de oğlum. "

" Öncelikle baba biliyorsun bu Queen. "

" Merhaba. " dedi prenses

" Merhaba Queen. "

" Baba bu konu aslında Queen ile ilgili. "

" Evet efendim. "

" Nasıl yani çocuklar anlamadım. "

" Şöyle baba... Biz geçen gün efsanelere bakıyorduk. Daha sonra ben kahinin gördüğü efsaneyi anlattım ve efsane doğruysa o kız Queen olabilir. "

" Ne? Peki emin misin? "

" Evet baba istersen efsaneyi sen söyle. "

" Bundan yüzyıllar önce bir kahin varmış. Bu kahin o kadar güçlüymüş ki, söylediğine göre çok büyük bir savaş görmüş. Bir de bebek görmüş. Bebek savaştan kurtulmuş. O bebeğin büyüdüğünü görmüş. Güzeller güzeli bir genç kız olmuş. Gezegenini kurtarmaya gitmiş ve savaş bitmiş. "

" Şimdi ne diyorsun baba? "

" Bu inanılmaz, sen haklısın oğlum. "

" Biliyorum. "

" Queen peki sen nasılsın? Şu anda eminim ki duyguların karmakarışık değil mi? "

" Evet efendim. Aslında ben hiç böyle olmadım. Yani her şey üst üste geldi. Gerçek kimliğimi öğrendim ama çok vakit geçmeden efsane olabileceğimi öğrendim. "

" Düzeltiyorum. Sen gerçek bir efsanesin. "

" Lord haklı Queen. "

Prenses gözleri dolarak " Ama ben efsane olmak istemiyorum. Ben sadece Pilaxy prensesi Queen olmak istiyorum. " dedi

" Bak Queen zaten kendi gezegenini o savaştan kurtarmak senin kaderindi. Sadece buna odaklan. Tamam mı? "

" Tamam efendim. "

" Bu arada eğitim nasıl gidiyor? "

" Beklediğimden daha iyi babacığım. "

" Peki oğlum, görüşürüz. "

" Görüşürüz. "

" Görüşürüz efendim. " dedi prenses ve kapandı.

" Neyse, haydi başlayalım. "

" Tamam. "

" Işınlanma gücünü öğreneceksin. "

" Bu harika. "

" Biliyorum. "

...

" Harikaydın Queen. "

" Teşekkür ederim herhalde gerçek kimliğime alışınca güçlerimde bana alıştı. "

" Mümkün olabilir. Çünkü babam bana güçlerimizin içimizde olduğunu söylemişti. Kolye ve yüzük ortaya çıkarıyormuş. "

" Anladım... Canım çok çilek istedi. "

" Enerjin gitti ya ondandır. "

" Neyse ben çilek yemeye gidiyorum. "

" Tamam. "

" Bir şey sorabilir miyim? "

" Tabii ki de. "

" Çilekleri alıp buraya gelebilir miyim? "

" Neden? "

" Nedenini bilmiyorum ama senin yanında olmak bana iyi geliyor. "

" Peki gel. "

" Teşekkür ederim Lord. İyi ki varsın. " dedi ve sarıldı prenses.

" Önemli değil. "

" Özür dilerim. " diyip sarılmayı bıraktı. " Ben biraz fazla abarttım. "

" Yok ya hem içinden geleni yaptın. "

" Teşekkür ederim. Ben iki dakikaya geliyorum. "

" Tamam. "

...

" Tabakta kaç tane çilek var. "

" 25. "

" Yok artık! "

" Abartma. "

" Biliyor musun? Şuan annem burada olsaydı ' annesinin kızı ' derdi. "

" Öyle mi? "

" Evet öyle. "

" Neden peki? "

" Annen kadar hızlı yiyorsun. "

" Sen nerden biliyorsun? "

" Annem annenden bahsetmeyi sever. "

" Anladım. "

" Bak onları kurtaracağız. Sana söz veriyorum. "

" Lord sence yaşadığımı biliyorlar mı? "

" Sana bir şey söyleyeyim mi? "

" Tabii ki de. "

" Bu kolye takanları birbirlerine bağlar. Yani senin her doğum gününde annenin içinde bir sihir oluyor. "

" Dur bir dakika peki aynı şey bana da olur mu? "

" Aslında evet çünkü babamın doğum günlerinde bana oluyor. "

" Bu benim için ne kadar önemli biliyor musun? "

" Tahmin edebiliyorum. Ayrıca merak etme ailene doya doya sarılacaksın. "

" Her zaman yanımda ol. Tamam mı Lord? "

" Tabii ki de olurum. "

" Teşekkür ederim. "

" Neyse bu kadar duygusallık yeter. "

" Doğru haklısın. "

" Ben her zaman haklıyım. "

" Bak sen... " dedi prenses ve yatağın üstünde ki yastığı prensin kafasına attı.

" Ne yapıyorsun? "

" Ne? Bizim orada yastık savaşı yok mu? "

" Bizim orada yastık savaşını sadece küçük kızlar yapar. "

" Yaa... Öyle mi? "

" Evet öyle... Ama bazen bir istisna olabilir. " dedi prens ve aynı yastıkla prensese vurdu.

" Çok kötüsün. "

" Abartma ya alt tarafı yastıkla vurdum. "

" Biliyorum. "

" Bize bence bu kadar yastık savaşı yeter. "

" Bence de öyle. "

" Bu arada efsane hanım nerdeyse 2 dakikada tabaktaki çilekler bitmiş. "

" Efsane hanım ne ya?! Saçmalama lütfen Lord. "

" Peki sen nasıl istersen. "

" Teşekkür ederim. "

" Bak ben buraya geldiğimden beri en çok hangi kelimeyi duyuyorum. Biliyor musun? "

" Hangi? "

" Teşekkür ederim. "

" Şey... Kusura bakma. "

" Yok önemli değil ama zaten ben yapmam gerekeni yapıyorum. Senin yanında oluyorum ve her zaman da olacağım. "

" İyi ki varsın. İyi ki yanımdasın. Lord biliyor musun? Sanki seni hayatım boyunca bekledim. " dedi prenses ve prensin elini tuttu.

" Öyle mi? "

" Evet kesinlikle ayrıca sen olmasaydın ben bu efsane olayını asla unutmazdım. Yani en azından senin sayende bir kaç saat unutuyorum. "

" Gerçekten mi? "

Prenses kafasını olumlu anlamda salladı. Yüzü hafif kızarıktı. Sonra kendine geldi ve " Neyse, ben gidiyorum. " dedi

" Peki görüşürüz. "

" Görüşürüz. "

...

" Az önce bana ne oldu ya!? Yoksa ben... Hayır hayır, öyle bir şey yok. Asla da olmayacak. Bu düşünceyi kilitlemeliyim. Çünkü yarın Lord zihnimi okursa ben yerin dibine girerim. " de

di prenses ve kendi kafasına 3 kere vurdu. " Umarım şimdiden zihnimi okumamıştır. "

...

" Dur bir dakika o az önce benim yanımda olmanın kendisine iyi geldiğini söyledi. Bu ne demek oluyor? Yoksa o da bana... Yok ya o bana aşık olmaz. Ama yok öyleyse. " dedi prens kararsız bir şekilde otururken.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.