Aurora
Kavga edenlerden biri kuzenim Bradley den başkası değildi.
-Brad!?
Sevgili kuzenim bu okula daha yeni transfer olmuştu ve şimdiden tam bi arızaydı.
Erkekler....
Aptal Brad adını duyunca bir anlığına odağı kaydı ve diğer aptaldan yumruk yedi.
Off bu acıtmış olmalıydı.
Zaten yüzü kan içindeydi. Son yumruk iyileşmeyi daha da zorlaştıracaktı.
+Onu tanıyor musun? Sarışını.
-Evet o benim kuzenim... Bradley.
+Kuzeninin burada olduğunu bilmiyordum Ary. Fena dayak yiyor gibi gözüküyor.
Küçük bir sessizlik oldu.
Göz ucuyla Janet'i kontrol ettim. Normalde her şeye bir yorumu olurdu ama sessizdi.
Kollarını göğsünde kavuşturmuş full odak kavgaya bakıyordu.
İlginç...
+Kavgalara ilgi duyduğunu bilmiyordum Janet.
*Ha? Duymuyorum... Sadece dalmışım.
Bir anda kavga benim de ilgimi çekti.
Brad boku fena yemişti. Karşısındaki çocuk ona seri darbeler vurmuştu.
Sadece sırtı görünüyordu. Her nasılsa bu siyah tişörtünün içindeki kasları görmemi engelleyememişti.
Kimdi ki bu?
Bir serseriydi tamam ama...
Brad'e eğilmiş kafasınıyukarı kaldırdı. Sonra ise o tanıdık yüzle tekrar karşılaştım.
Restorandaki çocuk. Joshua.
Gözlerimi dikmiş hipnoz olmuşcasına çocuğun suratına bakıyordum.
Her tarafı yaralı Brad'in aksine ona pek de birşey olmamıştı. vb
Koyu gözlerini bana dikti.
Başını beni hatırlamaya çalışıyormuş gibi hafifçe yana eğdi.
Bu bakışma beklediğimden kısa sürdü.Joshua Brad'i yerde öylece bırakıp dönüp uzaklaşmaya başladı.
O an kafama dank etti.
Joshua koruma değil miydi amk?
Üstelik bir serseriydi yani namussuz olmalıydı. Ama beni kurtarmıştı yani namusluydu... Yani sanırım. Son maddeye de uyuyordu.O sırt neydi öyle... Siktir Paxton takım kaptanı ama onda böyle sırt yok. OF neyse.
Ben bu çocuğu okulda nasıl hiç görmemiştim. Yüzünün tanıdık gelmesine şaşmamalı.
Ona teklif etmeliydim! Evet bu mükemmel bir fikirdi.
Kalabalığı yararak Joshua'yı takip etmeye çalıştım. Kalabalık hala ıslık falan çalıyordu.
-Çekilinn! İzin verin geçeyim!
Off lanet olsun ona yetişemiyorum.
-Hey Joshua!
Bağırmamla kalabalık sessizleşti.Joshua ise bana boş boş baktı.
-Dur! Bekle beni.
Tanımadığım birkaç serseri çocuk bana ve Joshua'ya yargılayı ı bakışlar attı.
-Off siktir beklesene ya.
Sonunda önüne ulaşmıştım.
O zaman ne kadar uzun olduğunu fark ettim. Mest olmuştum. Birazcık.
-Oha...
Tek kaşını yukarı kaldırdı.
~Ne istiyorsun?
-Hah. Kabaymışsın.
Bu benim duygularımdan kaçma şeklimdi.
~Sen de şeymissin...
Beni yukarıdan aşağı süzdü.
~Pembe.
Evet pembe en sevdiğim renkti. Ama ne demeye çalışmıştı ki?
Yan tarafımızdaki çocuklar güldü. Tanrım benimle alay ediyordu.
Normal şartlarda asla altta kalmazdım ama bu durumda çenemi kapalı tutmam gerekecekti.
Ona yapmacık bir gülümseme gönderdim.
-Sana bir teklifim var.
Dördüncü bölüm sonu🎀🎀🛍🛍🩷