Taksi yavaşça okulun kenarına yaklaştı.Taksiden indim ve okula baktım.Hafif ama hızlı adımlarla okula doğru yürüdüm.Okulun ismi "Özel Saraç Amerikan Lisesi"ydi.Altın harflerle ve kocaman bir şekilde giriş tavanına asılmıştı.Benimle beraber bir sürü öğrenci ve öğretmen okula giriş yapıyordu.Kendimden emin bir şekilde okulda yürüyordum.Bahçede beyaz renginde ve şık bir fıskiye vardı.Yapay ağaçlar fıskiyenin etrafını süslemişti.Siyah ve paslı sokak lambaları sıra hâlinde dizilmişti.Kademeleri ayırmak için eve benzeyen sarı ve turuncu kiremitli binalar sanki bir kasabadaymış hissi veriyordu.Okulun bir tarihçesi ve logosu vardı.Logosu "S" harfi şeklindeydi.Gri ve paslı duran vazoya benzeyen şeyler her köşede duruyordu.Yemekhane için de ayrı bir bina vardı.Tanımadığım bir öğretmen önümde beraber ilerliyorduk.Öncelikle ders programımı ve yıllık konu programımı almak için müdüre danışmam gerekiyordu.Bu yüzden bu tanımadığım öĝretmen beni müdürün 9dasına götürüyordu.Beyaz ve loş ışıklı lambalar binanın içini sarmıştı.Duvarlarda bir sürü tablo ve resim vardı.Okul olmasa burası bir müze olabilirdi.Tanımadığım öğretmen:
"İnsan kaynakları senin Türk olduğunu söylemeseydi muhtemelen seni yabancı zannederdim."
"Aslında yarı Türk yarı almanım."
"Anladım.Bütün gece İngilizce öğrenmek için çabaladım.O an keşke İngilizce öğretmeni olsaydım dedim."
Birden gözüm bir panoya takıldı.Panoda okulla ilgili her şey vardı.Ah kahretsin!Onun fotoğrafı da en ortaya konulmuştu.O kadar dalmışım ki tanımadığım öğretmenin bana ikinci defa seslendiğini duyunca duydum.
"Merve!"
"Efendim?"
"Benimle gel çabuk.Herkesle seni tanıştıracağım."
Anlaşılan müdüre gitme planı iptal.
"Tamam,tabii."
Nefes alarak merdivenlerden çıktım.Tanımadığım öğretmen beni öğretmenler odasına götürmüştü.
"Millet!Yeni öğretmenimiz.İşte Merve."
Öğretmenler odası bir önceki gittiğim okullara göre daha büyüktü.Her yerde bilgisiyarlar ve tabletler bulunuyordu.Büyük aynalar,dosyalar,fotokopi makinesi...Bir öğretmenin ihtiyaç duyduğu her şey buraya hali hazır konulmuştu.
"Merhaba!"
"Durun!Durun!Durun!Hepiniz aynı anda seslenmeyin."
Tanımadığım öğretmen beni herkesle tanıştırdıktan sonra bana dönerek:
"İşimize dönelim Merve."
"Tabii."
"Üç aylık deneme süresince seninle ilgilenmem bana düştü.Unutma üç aylık deneme süresi boyunca idareye para teslim etmek zorunda değilsin."
"Neden idareye para yatırıyoruz ki?"
"Çünkü bu okulda öğretmenlik yapmak sıradan bir öğretmenlik yapmak değil.Ayrıca çaktırma ama bizim sürekli tatilimiz var."
Bir kadın yanımıza geldi.İlk başta İngilizce konuştu ama tanımadığım öğretmen onu uyarınca Türkçe konuştu.Beni işe alan kişi oymuş.İsmi de Nagehanmış.Beni seçmesinin nedeni daha önce gittiğim okullarda iyi sonuçlar getirmişim.Bir süre sonra kadın yanımızdan ayrıldı.Tanımadığım öğretmen bana öğretmenler odasını gezdirmeye devam etti.
"Burası tamamen senin özel alanın gibi düşün.Çalışmalarını burada depolayabilirsin.Bazen sınıflarda projeksiyon cihazını açman gerekiyor.Böyle durumlarda eğer teknolojik bir aletin varsa onunla açıyorsun ya da buradaki cihazlardan faydalanıyorsun.Fotokopi makineleri sağda,yazıcılar ise solda.Bazen öğrenciler konularını pekiştirmek için test çözmeye ihtiyaç duyarlar.Böyle bir durumla karşılaşırsan fotokopi makinesinden test çıkartabilirsin.Bazenleri de okulda bir etkinlik yapıldığında bilgisayardan ve yazıcıdan bir şeyler çıkartabilirsin.Şimdiki geldiğimiz tarafta mini buzdolabı var.Mini buzdolabında yemeklerini veya içeceklerini koyabilirsin.Ama dikkat et,üzerine sana ait olduğunu yaz.Yoksa yemekhaneden veya evden bir şey almayanlar onları yiyebilirler."
"Şimdi ders programımı ve yıllık konu programımı alabilir miyim?"
"Şimdilik acele etme.Önce burada işler nasıl yürüyor onu öğren.Sana masanı göstereyim."
Her öğretmenin kendisine ait bir masası vardı.Masamı göremeden tanımadığım öğretmen bana daha çok yer göstermeye başladı.
"Her öğrencinin kendine ayırma saati olduğu gibi bizim de bir kendine ayırma saatimiz var.Bunu tam olarak burada yapıyoruz.Kendine ayırma yeri ile öğretmen yemekhanesi çok yakın olduğu için buradan hemen öğretmen yemekhanesine geçebilirsin.Kesinlikle gelmeni öneririm.Mükemmel çay ve kahveleri var.Burası da öğretmen yatakhanesi.Burada yatılı kalmıyoruz ama uykun geldiğinde burada yatabilirsin.
"Çalışanlar,öğretmenler ve öğrenciler çok mutlu.Sebebi Kanarya Saraç değil mi?"
Tanımadığım öğretmen boş gözlerle bana baktı.Hiçbir şey konuşmadan beni müdürün odasına getirdi.
"Burası müdürün odası."
Daha sonra çok korktuğu için beni oradan çıkardı.
"Öyle düşünüyor olabilirsin ama Kanarya Saraç o kadar iyi kalpli bir kadın değil.Güzel olabilir ama baya bir soğukkanlı.Bir vahşi hayvan gibi.Duyguları,özellikle de acıma duygusu yok.Yüzünde bir gülümseme görürsek işte o zaman bizim en kötü günümüz o zamandır.Gülümsemesi bile değişik.Sadece magazin programlarında sevimli bir şekilde gülümsüyor.Sahte bir karakteri var."
Birden bir kadın bağıra çağıra yanımıza geldi.
"Müdüre hanım geliyor!!!!"
Herkes çığlık atarak oradan uzaklaştı.Siyah Versace topuklu ayakkabılar tahta zeminde ses çıkartıyordu.Zarif ve kuğu gibi bir yürüyüştü.Başımı istemsizce öne eğdim.Kanarya bana doğru yürümeye başladı.Yanıma gelince durdu.Ağzını hafifçe oynatarak:
"Saat kaç?"
diye sordu.Çantamdan telefonumu çıkardım.Ama Kanarya beklemeden:
"Saat kaç dedim!"
dedi.Birden herkes ayağa kalkıp:
"9:15"
dedi.Kanarya tıpkı hayalimdeki gibi havalı bir şekilde gülümsedi.Gözlerini kırpıştırdı.
"Beş dakikanız var.Toplantı odasında olun.Önemli bir duyurum var."
dedi.Omuzlarını dikleştirip göğüslerini belli ederken bir an durdu.Gözlerini devirerek benim olduğum tarafa döndü.
"Vazgeçtim.2 dakikanız var.Toplantı odasında sizi bekliyorum."
dedi.Herkes masalarını düzelterek gerekli eşyalarını kontrol ediyordu.Koşa koşa toplantı odasına geldik.Bu toplantı odası da elbette farklıydı.Sanki bir konferans salonuna benziyordu.Tanımadığım öğretmenle birlikte sarı bir koltuğa oturduk.Sadece öğretmenler değil çalışanlar da bu toplantıya gelmişti.Herkes oturduktan sonra sahneye Kanarya geldi.Ellerini arkasında birleştirmiş bir şekilde yürüyordu.Bir müddet sonra bize doğru baktı.Bir yönetici gibi konuşmaya başladı.
"Hepiniz bu okulu birlikte daha iyi nesiller yetiştirebilelim diye ne kadar iyi yönettiğimi biliyorsunuz.Size bir sorum var.Sadece doğruları duymak istiyorum.Aile üyeleri birbirleriyle çıkmaz değil mi?"
Bunu der demez herkes birbirlerini suçlamaya başladı.Kanarya konuşmayı kesti.Sahne ortasında yürümeye başladı.Sonrasında kürsüde duran tabletle bir şeyler yapıp büyük projeksiyon cihazını açtı.Oradan indirdiği videolara ulaşarak videoyu açtı.Videoda bir kadın ve bir erkek birbirlerine sarılıyordu.Herkes "Taha" diye bağırmaya başladı.Adam,kadını aldı ve birbirlerini sevdiklerini söylediler.Kanarya öfkeyle:
"Aşk yaşamak istiyorsanız başka kapıya!Okul ilişkilerinin yasak olduğunu biliyorsunuz!"
dedi.Kadın kendini savundu ama Kanarya onu dinlemeyerek:
"İkiniz de yıllardır burada öğretmenlik yapıyorsunuz!Bu konuda ne kadar ciddi olduğumu da biliyorsunuz!Bu okul için önmeli bir mesele!Kural kuraldır!Yine de kuralı çiğnediniz!Bu da kurallarıma saygı duymuyorsunuz demektir!Eşyalarınızı toplayın ve gidin!İkiniz de!"
Daha sonra elinde tuttuğu iki kağıdı onlara göstererek:
"Bunlar da istifa kağıtlarınız!"
Kağıtları suratlarına atarak yürüdü.Adam ve kadın da yollarına gittiler.Bu kuralı duyar duymaz yüzümdeki tebessüm yerine bir üzüntü geldi.

