Çekim bittiğinde Ümit Bey tarafından izinli olarak eve gönderilmiştim. Ve tabii akşama hazır olmak kaydıyla.
İyi ki de eve erken gelmiştim. Çünkü üç saattir ne giyeceğime karar verememiştim. Bir yanım bugün çekimdeki gibi bir kıyafet seç derken diğer yanım da gündelik kıyafetten yanaydı. Sanırım böyle bir davete gündelik kıyafet haksızlık olurdu. Çekimdeki gibi yine bem beyaz vücudumu bir tutam ortaya çıkaran dekolteli ve dizime kadar gelen kırmızı askılı elbiseyi üzerime giyinirken dizlerime kadar uzanan hafif dantelli çorabı giyindim. Böyle bakınca çekimdekinden de abartılı bir giyinişe sahip olduğumu düşünerek nedense utandım ve üzerime de ince siyah bir ceket aldım. Şimdi daha iyi gibiydi. En azından daha sade...
Tam -"Şimdi tamam." Dediğim anda kapının zili heyecanla öttü. Aslında heyecan kalbimdeydi. Şu an da patronumla sıradan bir yemeğe değil de yakışıklı bir adamla bir randevuya çıkacak gibi hissediyordum. Bir türlü kendimi bu duygulardan alıkoyamıyordum.
-"Of Allahım!"
İçimden kendime sitemler ederek kapıya yöneldim ve kapı deliğinden baktım. Kimseler görünmüyordu. Şaşkınlıkla -"Kim o" diye karşılık verdiğimde kapının zili yeniden çalmaya başladı. Acaba çocuklar oyun mu oynuyor? Diye düşünürken -"Biz geldik. En güzel bahçelerden" diye bir ses duyuldu. Ümit Bey' in çocuksulaştırdığı sesiydi ve kapı deliğinden baktığımda bordo beyaz ağırlıklı bir çiçek demetini uzatmıştı.
Tebessüm ederek kapıyı açtığımda Ümit Bey tam da karşıma geçerek -"Buyrun ailemizin değerli mankeni" diye çiçek demetini bana uzattı. Ben çiçek demetindeki güzelliğe bakarken o gülümsüyordu. Ama bir yandan da vücudumda göz gezdirdiğini hissedebiliyordum.
-"Teşekkürler Ümit Bey." Diyerek gülümsedim.
Sonra ciddileşti. -"E hadi rezervasyona geç kalacağız" derken elimi tuttu ve çekiştirdi.
-"Durun Ümit Bey anahtarımı alayım"
Gülümseyerek çiçeği odama bıraktım ve son bir kez aynaya bakarak kendime çeki düzen verip anahtarımı aldıktan sonra kapıdan çıktım.
Yol boyunca Ümit Bey' in yarına yetiştirilmeye çalışılan reklamla ilgili düşüncelerini ve yine beni bu zamana kadar neden fark edemediği ile hayıflanmalarını- Bunlar hep bir iltifattı- dfinlesem de onun sıcak esprileri karşısında da istemsiz gülüyordum. Ümit Bey beni bir girdaba almıştı ve karşı koyamıyordum.
Ve restaurantta geldiğimizde -"Artık iş ortağı sayılırız. Bana sadece Ümit de. Bey i kaldırıyorum. En azından bugün için."
Şaşkın bir ifadeyle -"Tamam Ümit Bey..." Ümit Bey' in kızgın bakışlarından sonra dudaklarımı ısırarak -"Ümit" diye devam ettim. Sanırım Ümit Bey' in bu ısrarı ona karşı beni daha özgüvenli yapacaktı ve bunun iyi mi kötü mü olduğunu bilmiyordum.
Sandalyemi çekerek beni oturmaya davet ederken onunda aslında bu akşam için özel hazırlandığını fark ettim. Özenle taranmış saçlar, güzel bir takım ve sanırım bir de sakallarına bakım yaptırmıştı.
Sonra da kendisi karşıma oturdu. İlk defa bu restaurantta geliyorduk. Gözlerim bir an manzaraya gittiğinde İstanbul'un büyüleyici güzelliğini tepeden görüyordum. Fark etmiş olmalı ki -"Ee nasıl buldun" diye sordu.
-"Güzel, çok güzel" diye yanıtlarken garson geldiğinde siparişleri benim adıma da kendisi verdi.
-"Buranın en popüler yemeğini ve en güzel şarabını söyledim ama değiştirmek istersen " derken bana baktı.
-"Size uymak isterim Ümit Be... Ümit" dedim.
Gülümseyerek -" Tamamdır o zaman." Dedi ve sanki vücudumda göz gezdirdi.
Bu kaçamak bakışlar normalde beni tedirgin ederdi ama Ümit'in kiler -Bundan sonra sanırım Ümit diyeceğim- beni yumuşatıyordu.
-"Keşke Güliz Hanım'ı da çağırsaydınız?"Dedim tekrar manzaraya bakarken. Tabii ki bunu söylerken ciddi değildim. Sadece merak ediyordum. Güliz Hanım ile olan evliliğini hep yapay bir ilişki gibi bahsediyordu.
Derin bir iç çekişle onun da gözleri manzaraya gitti.
-" Evliliğimizin formalitesini biliyorsun" dedi yüzünü bana çevirerek. -"Normalde birbirimize saygı duyardık. Ama son bir kaç. Son bir aydır işler hiç iyi gitmiyor. Yani zaten zoraki bir evlilikte çocuk istemiyorum."
-"Ne!" Bir anlık yüksek sesli gafım sonrası sesimi yumuşatarak -"Çocuk mu? İlk defa bahsettiniz"
-"Güliz' in babası ve babam bir araya gelmişler torun istediklerini söylüyorlar. Aslında Güliz de istemiyor ama biliyorsun. Güliz için böyle formaliteler çok normal. Taşıyıcı anne isteği falan. Ben bu duygulara sahipken çocuk istemem. Ama ne bileyim"
Yine bir iç geçiriş. Bu defaki daha kuvvetli.
Yemekler gelirken sustu ve yemekler masaya koyulduğunda devam etti.
-"Benim bir çocuğum olacaksa gerçekten sevdiğim bir kadından olmalı.Formaliteden evliliğe karşı çıkmadım ama bu kadarı fazla"
Ümit'in içinde bulunduğu kaosa tam olarak empati yapamasam da onu anlayabiliyordum. Gerçekten zor bir durumdu.
-"Ne yapmayı düşünüyorsun?"
-"Hiç bir fikrim yok. Babam bu işi çok ciddiye alıyor ve şirketi elimden almakla tehdit ediyor."
Bir anlık dalgınlıktan sonra çözüm üretemeyeceğimi düşündüm. Çünkü Ümit' in şirketinin ana sermayesi babasından geliyordu. O bu şirketi ne kadar ileriye taşısa da babası her daim gücüyle onu frenleyebilirdi. Bunun tek çaresi vardı. Ama o da en zor olanıydı. Her şeyi karşısına almak. Çok uçuk bir ihtimal. Hele ki babası Selim Bey' i karşısına almak.
Ümit Bey sorunun çözümsüz olduğunu ve beni sıktığını düşünecek ki -"Beni boşver." Dedi. -"Sen nasılsın. Özel hayatın nasıl gidiyor. Var mı özel birisi?"
Ansızın gelen soru karşısında afallasam da kısa bir sessizliğe büründüm. -"Yok" dedim.
-"Senin gibi güzel bir kadın neden tek yaşamayı sever ki derken yine vücudumda göz gezdirdi."
-" Sanırım güven sorunu var ben de" dedikten sonra Ümit ile dertleşmeye başladığımı fark etttim.
Gece bu şekilde birbirimizin diplerde bulunan hislerimizi açığa çıkartarak geçerken bittiğinde gerçekten üzülmüştüm. Sanki yıllardır bu kadar derinlere kimseyi sokmamış gibiydim. Parçalı ailemden kalan sevgisizlik, genç yaşlarda girdiğim işlerin elime yüzüme bulaşması ve yalnızlıklar. Bunları unutmam zordu. Ve Ümit' e ilk defa bu kadar açılmıştım. İyi mi yoksa kötü bir şey miydi bilmesem de rahatladığımı hissediyordum.
Eve dönerken sanki iki arkadaş gibi olmuştuk. Ve sanki yaşadığımız kısa sessizliklerin ne anlama geldiğini anlıyor gibiydik. İlginç bir histi. Ama bir o kadar da güzel. Bu günden sonra Ümit ile aramızdaki ilişkinin eskisi gibi olmayacağını tahmin etsem de içimde bir yandan da yarınki reklam filmlerinin piyasaya sunulmasından sonra hayatımın nasıl değişeceği sorusu vardı. Kafamdaki sorular dalgınlığımı artırırken apartmana geldiğimizi anlamamıştım bile. Elime dokunan sıcak bir elle irkildim.
-"Ne daldın öyle yıldızım. Geldik eve"
Ben o esnada daha çok 'Yıldız' kelimesine takışmıştım.
-"Yıldız mı"
Ümit gülümseyerek -" Tabii ki. Şirketimin yeni reklam yıldızı sensin"
Rmin değildim. Reklamlar tutmayadabilirdi. Sonuçta tanınmıyordum.
-"Emin değilim" dedim gözlerimi önümdeki yola dikip boşluğa dalarak. -"Sizin çok umudunuz var ama olay sadece çekimle bitmiyor ki"
Şimdi elimi okşayarak daha çok bastırdı.
-"Yıllardır bu piyasadayım. Tecrübelerime dayanarak söylüyorumki her şey çok güzel olacak. Hem güzel olmasa ne olacak. En fazla normal satışlara devan ederiz. Şu iki aydır yaşadığım stres yüzünden inan artık her şeyi saldım. Ama şimdi içimde başka duygular belirmeye başladı sanki."
-"Ne gibi" derken elimi çekmeye tenezzül etmemiştim. Hoşuma gitmişti sanki"
Şimdi derinlere dalma zamanı ondaydı.
-"Boşver." Dedi. -"Zamanı gelince belki konuşabiliriz."
Meraklansamda üstüne gitmek istememiştim.
Arkamı dönerek -"Çantamı alayım" dedim ama o da aynı anda çantamı bana vermek için dönmüştü. Ve o anda neredeyse dudak dudağa gelmiştik. O da ben de aynı anda öylece dudaklarımız bir iki santim mesafedeyken göz göze kalakaldık. Gözleri gerçekten beni büyülüyordu.Yüzümün kızardığını hissederek tebessüm ettim ve -"Tamam sen ver" dedim. O sırada Ümit Bey' in telefonu çaldı . Arayan Güliz Hanım'dı.
-"Kusura bakma. Açmam lazım."
Ümit telefonu açar açmaz karşı tarafta tam bir curcuna hakimdi. Sadece son kısmını anlayabildim. -"Senin yüzünden rezil oldum piyasaya. Bugün eve gelme Ümit. İş yerinde yatta akıllan"
Konuşma yine geçen gün Ümit'in masaj yaptığı mankenlerle alakalıydı. Ve telefon yüzüne kapandığında Ümit sıkkın bir ifadeyle bana baktı. Durumlar hep böyle der gibi bakıyordu.
-"Şimdi ne yapacaksınız" diye sordum.
-"Gidecek bir evim yok mecburen ya bir otele ya da iş yerine geçeceğim"
Gerçekten o kadar malın mülkün arasında bu durumlara düşmek insanı yıpratıyor olmalıydı.
-"Bana gel." Dedim bir anda. Sözler ağzımdan istemsizce ve savurgan bir şekilde çıkmıştı. Böyle dediğim için utansam da sonra düzeltmeye çalıştım. -" Yani bu gece ben de kalabilirsiniz."
Gülümseyerek -"Rahatsızlık vermeyeyim" dedi.
Evin dağınıklığını düşündükten sonra -" Tabii ki vermezsiniz " dedim. Arabadan inerken Ümit üşümemem için ceketimi de omuzlarıma örtmüştü. Bu davranışıyla yine içimi ısıtsa da onunla aynı evde bir gece geçireceğim düşüncesi hem beni korkutuyor hem de istemsizce heyecanlandırıyordu. Vücudumdaki organlar karıncalaşmaya başlarken bu geceden sonra da Ümit ile olan ilişkimizin yarın aynı mesafeli olmayacağını daha iyi idrak etmiştim. Yakınlık mesafesini ise kavrayamıyordum. Tabii gecenin nasıl geçeceği de önemliydi. Sonuçta gece uzundu.