Gözlerimi açtığımda hava henüz aydınlanmamıştı.
Kulübemde üstümde battaniye olmadan yattığımdan dolayı tir tir titriyordum. Kapıyı açtığımda dondurucu soğuk çilek kırmızısı saçlarımdan başlayıp parmak uçlarıma kadar işledi. Ağaçların ardından görünmeyen güneş bile güne başlamamışken ben ayaktaydım. Çünkü tam tamına 4 gündür mideme girmeyen yemeklerin hasretiyle yanıp tutuşuyordum.
Gün hafif aydınlanırken ancak kendime gelebilmiştim. Midem açlıktan bulanıyor, beynim ise bir an önce kendime gelip avlanmamı söylüyordu. Kulübeden okumu aldım. sızlara sızlana ormana çıktım. İşte tam o sırada gördüğüm kuş sürüsü mükemmel bir öğündü benim için. okumu ince uzun parmaklarıma yerleştirdim ve hiç beklemeden fırlattım. Okuma gelen 3 kuş ile ağzım kulağıma varmak üzereydi. Aynı anda 3 kuş yakalamak göründüğü kadar kolay değildir, kuşlar genellikle üçgen şeklinde uçarlar. Bu nedenle bu iş bayağı bir zordur.
Yemeğimi yemiş, karnımı doyurmuştum. Koca bir 4 günün ardından ne kadar iyi geldi bir bilseniz...
Akşam olmuştu kulübede otururken aniden sıkıldım ve dışarı çıktım. Kurtların uluma sesi dışında birşey daha vardı. Emindim fakat neydi bu? yanımda okum yoktu, bu nedenle yumruklarımı sıkarak yürüdüm.
Olamaz! Bunlar, Monia Sebish ile Morvan Sebish! Prens ve prenses. Ülkenin zorbaları. Onlara görünmemeliydim. Aksi takdirde aklımdan bile geçemeyecek şeyler yapabilirlerdi.
Peki bunları ormanın göbeğinde yaşayan ben nerden biliyorum?
Elbette tüm cinayetleri burada işlediklerinden. O kadar acı verici şeyler yapıyorlardı ki bazen tüm gece çığlık sesleri kesilmiyordu. aylarca onlardan kaçtım, şimdi yakalanamazdım.
İki seçenek vardı 1. Ölmek, 2. Öldürmek. Bu kadar basit.
Onları öldürmek bir kişi hariç herkesi üzerdi; Kral Aremon Sebish.
Kralin öz çocuklari değilllerdi, fakat yıllar önce kaybettiği kızına çok benzeyen Monia'yı görünce evlat edindi. Bir kardeşi olduğunu öğrendiğinde (Morvan) vakit kaybetmeden onu da evlat edindi.
Yıllar boyunca kendi çocuklarıymış gibi baktığı ikizlerin ölümüne nasıl üzülmezdi ki?
Öz evladını kaybeden Kral Aremon Sebish iki yıl sonra sevgili eşi Uria Sebish'i de kaybettiğinde tüm neşesi kesilen Kral Aremon Sebish ölmek için dua ederken karşısına ikizler çıktı.
Ülkenin masum vatandaşlarını acımadan öldüren bu iki katil Kral Aremon Sebish'in yaşam kaynağıydı.
Saklandığım ağacın arkasından yavaşça çıkarken bastığım kuru dal ile panikledim.
sıçtın, Lili. Dedim içimden.
Morvan'ın bal sarısı gözleri beni bulduğunda ayaklarım resmen yere çivilenmişti. Asla hareket edemiyordum.
Bir yere gitmeden, canıma susamışçasına onun sarılarına bakmam dudaklarının iki yana kıvrılmasına yetti.
"Sen de kimsin, burada ne işin var? buralar pek güvenli değil küçük kız. Evine dön-"
Morvan cümlesini bitirmeden bir kadın sesi doldurdu soğuktan kızaran kulaklarımı.
"Ne zamandan beri avlarımızı geri çeviriyoruz canım kardeşim?"
Gözlerimi devirdiğimde ikisinin de anlamsız bakışları altında ezilerek cevap verdim
"1.'si Sevgili prensim, küçük bir kız değilim. 2.'si, bir evim olması için fazla başıboşum. 3.'sü ise sizin için bir av değilim, size göre fazlayım."
Bu sefer göz deviren Monia'ydı.
"Çok konuşuyorsun küçük."
Ardından bir ok çıkardı arkasından. Geri doğru bir adım atmıştım ki bir silah sesi doldurdu kulağımı fakat vücudumdatic ağrı yoktu. Gözlerimi açtığımda yere serilen bir Monia, ve şaşkın bir Morvan gördüm.
Morvan, "Bunu nasıl yaptın?" derken çoktan koşmaya başlamıştım.
yaklaşık 10 dakika sonra durdum. Eğildim. Nefes nefese kalmıştım. Başımı kaldırdığım sırada bir hançerle burun buruna geldim. Mavi gözlerinden bıkkınlık ve yorgunluk taşan kızın saçları da gözleriyle uyumluydu. Fakat daha soluktu.
"Kimsin sen?" dedi dişlerinin arasından.
"Asıl sen kimsin? Seni hiç görmedim."
Beni baştan aşağı süzdü.
"Neyse zaten üsse gittiğimizde tanıyacağız. Şimdi kalk ayağa, benimle birlikte geliyorsun."
Alaycı gözlerle ona bakarken hafif dalga geçer gibi konuştum.
"Hadi ya? Başka isteğiniz var mı acaba hanımefendi?"
"Çok konuşma şaka yapmıyorum ben."
Bunun üzerine bende ciddileşip ayağa kalktım. Hala aynı yerde, bana hançer doğrultuyordu.
"Niye geliyormuşum bakalım?"
Tam ağzını açmışken arkadaki çalılıktan uzun bir adam çıktı.
"Bilmem kaç saattir şu salak için mi uğraşıyorsun?"
Yumruk atmak için elini kaldırdığında karnına tekmeyi geçirdim. Dişlerinin arasından sinirle konuşurken gözlerinden gram korkmadım fakat onunla aynı yerden çıkan 5 kişi ile
bittim diye geçirdim içimden .