İçeriğe geç

Paşanın Kızı

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Paşanın Kızı

Bölüm 2

ZANNEDİLENİN AKSİNE

Sert kış mevsimi yerini taze baharına bırakmıştı. Bugün İstanbul bir başka güzeldi. Sokakları bir başka kalabalık, insanları bir başka güzel. Bahar geldiğinde insanın iç merhametle, sevgiyle dolup taşıyordu. Güneşin canlı ışıkları altında öylece boğazın serin sularını izleyen Burhan Paşa, yanına çağırttığı kızı Atiye'nin geldiğini gördüğünde köşesine yerleşti. Davranmakta zorlansa da kızına biraz sert olmalıydı. Dedikodular başını alıp gitmişti. Kızının mutlu bir aile kuramamasından, duyduğu dedikodular karşısında üzüleceğinden endişe ediyordu.

"Bazı söylentiler duydum," dediğinde genç kız yaramaz tebessümünü saklamaya gizlemeye yeltendi.

"Nasıl söylentiler babacığım?"

"Seninle alakalı," dedi ve kısa bir duraksamanın ardından devam etti, "Bu akşam bir davet varmış; zannedersem Nükhet hanımlarda. Senin de teşrif etmen münasip gelir kızım," dediğinde Atiye'nin başından kaynar sular döküldü. Ne demek davete katılmak gerekir. Bu zamana kadar bu söylentileri çıkarmaya o kadar uğraşmış ve amacına uğraşmaya o kadar yaklaşmışken hem de. Şimdi o istemediği adamla evlenmek zorunda kalacaktı. Biraz daha bekleseydi belki. Kaçmasına fırsat verebilseydi, evlilik bahsi kapanacaktı.

Fakat babasına verebildiği tek cevap, "Peki babacığım," oldu.

Bütün akşam işkence gibi geçeceğini düşündüğü için öncesinde kendisini ufak çaplı bir eğlendirmek istedi. Yardımcısı Münevver'i alarak erkek kılığında sokaklara düştü. İlk kez yapmıyorlardı bunu. Erkek kılığına girdiğinde daha güvende hissediyordu kendini. Zaten Münevver de onun her deliliğine katlanabilecek tek kişi idi.

Beraber yan yana İstanbul sokaklarında gezerlerken Atiye bir anda durdu. Galata kulesine doğru kaldırdı başını. Gökyüzüne ulaşabilir miydi buradan? O zaman özgürlüğün meşalesiyle aydınlatabilir miydi gecelerini? O sırada bir kargaşa ortalığı ayağa kaldırdı. Az yukarıda caddede birileri birbirine girdiğini duydu. Münevver genç hanımın elinden tutarak, "Uzaklaşmalıyız," dedi. Fakat Atiye oralı değildi. Münevver'in telaşını da kalabalıklaşıp yükselen kavga seslerini de duymuyordu. Münevver kolundan tuttuğu gibi koşmaya başladılar. Ara sokağın birine girip hızla ilerlediler. Fakat sokak direk kavga eden grubun ortasına çıkmıştı. Ellerinde sopalarla, bıçaklarla birbirine giren ağzı yüzü kan olmuş insanlar vardı. Ne için olabilir ki bu kıyasıya mücadele?

"Biz yıllardır yan yana çalışmadık mı? Yeri geldiğinde ekmeğimizi bölüşmedik mi?"

Bağıran adama doğru döndü. Gözlerinden yaşlar akıyordu elindeki devasa tahtayı tutarken. Titriyordu. Kendini tutmaya çabalar gibiydi. "Sen bize ihanet ettin Eric! Sen ihanet ettin... Siz de ediyorsunuz, Yüzyıllarca birlikte yaşamışken dostça, şimdi kin ve nefret işlemiş kanınıza!" diyerek devam etti. Eric'in kim olduğunu çıkaramadı Atiye, cevap vermiyordu. Fakat bağıran adamın bir zamanlar epey sevdiği biri olduğu aşikardı. Ağlayarak isyan ediyordu bu kavgaya. İnsan sevdikleriyle savaşmak zorunda da kalabilir demek. Atiye düşünürken böyle nereden geldiği bilinmeyen bir taş başına isabet edince aldığı darbeyle bilincini kaybederek yere yığıldı. Erkek kılığında olduğunu unutan Münevver bir feryad çığlığı ile kafaları karıştırarak Atiye'nin başına oturmuş ağlamaya başlamıştı. Hareketlerini garip bulan kavgalı adamlardan biri araba getirerek Atiye'yi kaldırıp darüşşifaya götürdüler.

Gözlerini açtığında bulanık görüntüyü netleşmesini beklerken, "Neredeyim ben yahu?" diyerek kendi kendine anlamlandırmaya çalışıyordu. Sonunda her şey netleştiğinde başında dikilen bir zatla göz göze geldi. "Neresi burası?" diyerek panikledi. Onu baştan sona süzen hekim bıyık altından gülümseyerek, "Korkmayınız, başınıza taş geldiğinden kısa süre baygın kaldınız," diyerek bir açıklama yaptı. Saçı başı dağılmış Atiye, "Peki, teşekkürler "diyerek ayaklandı. Tam odadan çıkacaktı ki hekim, "Adınız nedir acaba?" diye sorduğunda "Muzaffer..." diye hiç düşünmeden ortaya atıverdi Atiye. Hekim bu sefer hafifçe güldü fakat gizlemedi. "Peki Muzaffer bey, sanırım fesinizi unuttunuz," diyerek masada duran fesi gösterdiğinde Atiye masumane bir bakışla fesini alarak hızla Darüşşifadan çıktı.

Eve vardığında kimselere görünmeden odasına çıkıp hızlıca hazırlandı. Artık İstanbul'un efsaneleşmiş çirkini Atiye hafızalardan silinecekti. Zira Atiye'nin nefes kesici bir güzelliği vardı. Biçimli vücuduna yakışan esvabı, güneşte parıldayan ela gözleri ve ceviz rengi saçları vardı. Pürüzsüz yüzünde, dolgun kiraz dudakları hemen göze çarpardı. Uzun kıvrık kirpikleri vardı. Her şeyden öte zeki idi. Özgürlüğün tadına bakmadan evlenmek, üstelik istemediği biri ile sırf bir kadın görevi icabı evlenmek istemiyordu. Olağanüstü bir hayat hikayesi bırakmak istiyordu ardında. Unutamayacağı bir anı. Babasının zenginliği, güçlü kökleri ve güzelliğiyle bu mümkün değildi. Bir kadından daha fazlasıydı Atiye. Buna inanıyordu.

Nükhet hanım kapıda Burhan Paşa'nın arabasını gördüğünde koşarak kapıda karşıladı genç kızı. Tülünü kaldırdığında karşılaştığı manzara ile kendinden geçti. İstanbul'un çirkin yaratığı meğer eşsiz bir inciymiş.

"Atiye hanım?" diye sordu fakat kendine kanıt aramak istercesine sakince sormuştu. Atiye yalnızca gülümsedi. bu bakışın anlamını biliyordu. Bir gün karşılaşacağını biliyordu. içeriye geçti. Kalabalık denilebilirdi. Bir kadın köşede piyano çalıyor, bir grup yemek masasının başında bir grup kahkahalarla konuşuyor bir grup... Düşüncelerini yanına gelen beyefendi bozdu.

"Bonjour madam, adınız nedir?" diyerek elini uzattığında Atiye bu adamın kim olduğunu biliyordu. Küstah bir tebessümle elini nazikçe tutarak, "Atiye," diye cevap verdi. Eli elinde kalakalan Yiğit, günlerdir kendisini perişan eden kadınla karşı karşıya gelmişti. Fakat onu böyle beklemiyordu. Bir şaheser olduğundan habersizdi.

"Beni görmeye gelmekte geç kaldınız, bir hanımefendiyi ayağına kadar getirmek hoş bir üslup değil, messieurs," dedi ve elini adamın parmaklarının arasından çekti. Tekrar salona döndü. Arkasında ne bıraktığının farkındaydı. Kendisinden korkan bu adamın daha çekeceği çilesi vardı. Evlilikten vazgeçene kadar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.