15 GÜN SONRA....
Jungkook
Bu gün Celine çekimleri olacaktı ve bu kez manken bendim. Zaten Kore'de çok sevilen bir Fenomendim haliyle teklif gelmesine şaşırmadım.
Gerçi bu konuda Tae'nin katkısı çok büyüktü. Namjoon hyungumun da yoğun isteği üzerine kabul etmiştim. Heyecanlıydım uzun zamandır profesyonel bir şekilde çekim yapmıyordum.
Sadece bir kaç kez Calvin Klein çekimlerine katıldım ama o da bir iki dergi kapağı içindi. Bu Celine markasının tüm dev ekranlarında olacaktı. Heyecanlıydım.
Koltukta oturmuşken makyajım yapılıyordu. Kamera karşısında çok parlamamam gerekiyordu. Taehyungda etrafta geziyor eksikleri bulup tamamlıyordu. Tek bir günde bitsin istiyordu.
Kızgınlığı yaklaşmıştı ve sürekli etrafımda gezen alfalar gözüne fazla batıyordu.
J hope gelip elindeki üç ayrı kıyafeti gösterdi.
"Jungkook bunları sırayla giyeceksin ilk önce hangisini giymek istersin?"
"Hımm, sanırım siyah olanı."
"Peki hadi bakalım. Giyinde son dokunuşları yapalım."
"Peki." Ve giyinmek için kalktım. Bana ayrılan odaya geçtim tam kapıyı kapatacakken biri tarafından açılmaya zorlandı. Kaşlarımı çattım ve geri çekilip gelene baktım. Taehyung.
"Sevgilim sorun mu var?" Burnuma dolan kokusuyla kızgınlığa girmiş olduğunu anladım.
"Jungkook, yanıyorum." Nefes nefese konuşuyordu.
"Hemen eve geç o zaman. Ben işimi en kısa zamanda bitirip yanına gelirim."
"Olmaz benimle gel."
"Bu kadar hazırlığı bırakıp gelemem. Ama merak etme en kısa sürede yanında olurum."
"Jungkook fotoğraf çeken kişi alfa ve ben seni böyle bırakıp gidemem."
"Tae sevgilim, lütfen abartma zaten hepsi senin kadron. Bir yanlış olmaz. Hem J hope Burda."
İyice terlerken kokusu daha da baskınlaşıyordu. Pes etmek üzereydim. Kokusu nefesimi kesiyordu.
Boynuma sarıldı ve mührüme bastırdı dudaklarını. Bende ensesinde ki saçları yavaş yavaş oksarken dilini bastırdı bu kez.
"Tae lütfen izin ver. İnsanlar beni bekliyor."
"Tamam o zaman seni burda beklicem."
"Peki." Ve arkamı dönüp giyinmeye başladım.
Üstüme yapışan kıyafetlerle aynadan süzdüm kendimi. Bence çok iyi görünüyordum.
Birazdan Jimin de burda olacaktı çünkü burdaki çekimleri vlog halinde kanalımda paylaşacaktım ve o da çekmeme yardım edecekti.
"Ben çıkıyorum." Kan ter içinde kalmıştı. Ayağa kalkıp teri bir peçete yardımıyla sildi.
"Hadi." Ve benden önce çıktı odadan. Umarım bu kokusu benim gibi pek çok omegayı etkilemezdi.
Çıkıp J hope buldum. Beni süzdü ve başını salladı.
"Harika görünüyorsun. Hadi başlayalım." Beni yönelttiği yere gittim. Arkam beyaz bir perde zemin ise siyahtı. Poz vermem için bir kaç kişi yardımcı olurken heyecandan kafam karışıyordu.
Taehyung tamda kameranın arka kısmına geçip beni ordan izliyordu.
O kadar arzu doluydu ki bakışları zorla da olsa yutkunup önüme döndüm.
"Harika jungkook şimdi biraz daha yukarı bak." Jisoo'nun sesiyle kameradaki gözlerimi yukarı doğru kaldırdım.
"Yetiştim Jungoo!" Jimin'in bağırmasıyla tüm gözler ona dönmüştü. Nasıl olurda her ortamda kendini bu kadar belli ediyordu anlamakta zorlanıyordum.
"Neye yetiştin Jimin?" Dedi Jisoo gülümseyerek.
Jisoo bize çekim yapmayı öğretmişti. Uzun zamandır profesyonel fotoğrafçıydı ve Jimin'in güzelliğini fark ederek fotoğraf çekmek istediğini söyleyip bizimle tanışmıştı.
O yüzden eski bir dosttan daha fazlaydı bizim için.
"Jungkook için kamera arkası vlogu çekecektik."
"Harika bir fikir. Hadi o zaman siz ön konuşmanızı çekmeye başlayın." Dedi ve ayağa kalkıp elindeki kahve bardağından bir yudum daha aldı.
"Keşke ilk geldiğinde olsaydım giriş anından çekerdim."
"Sorun yok üstümü değiştirdiğimde sanki yeni gelmişim gibi bir bölüm çekeriz."
"Harika fikir."
Kamera hazırdı. Derin bir nefes aldım ama gayette rahattım çünkü karşımdaki Jimindi.
Gülümseyerek bir kaç cümle kurduktan sonra çekim alanını çekmesi için Jimin'i yanlız bıraktım.
Taehyung hala aynı sandalyede otururken yanına gittim. Konuşacak hali yoktu sanki.
"Sevgilim, iyi misin?"
"Hım hım."
"Emin misin peki?"
"Hım hım."
"İstersen eve geç."
"Hayır burda iyim."
Sesi sanki kilometrelerce koşmuş gibi geliyordu. Zoraki de olsa gülümsedim ve eğilip yanağına bastırdım dudağımı. Geri çekildiğimde gözlerime bakıp gülümsedi.
"Hadi jungkook devam edelim."
Jisoo'nun sesini duyunca tekrar kamera karşısında ki yerimi aldım.
"Üç,iki,bir Jungkook gülümse!"
"Harika görünüyorsun!!!" Jimin çığlık atarcasına konuşunca utandığımı hissettim.
"Sende öyle Jimin. Bir sonraki dergi çekimleri için mutlaka seni isticem." Jisoo gülerek konuşunca Jimin kahkaha attı.
"Utandırma beni Jisoo."
Bence Jisoo da çok güzel bir omegaydı ve kameranın arkasında durmak yerine karşısına geçseydi eminim çok ünlenirdi.
"Bu kıyafetlerin çekimi bitti."
J hope yanıma geldi ve elinde kalan iki takımı gösterdi.
Beyaz olanı seçip giyinmeye gittim. Çok geçmeden hemen geri döndüm.
Heryer kamera doluydu ışıklar içinde jimin ve jisoo durduyordu. Sanırım Jimin ondan benim hakkımda küçük bir kaç cümle söylemesi gerektiğini söylemişti.
"Ve evet geldi! Jungoo Bayan Jisoo sana hayran kalmış." Profesyonel sesiyle gülümsedim.
"Teşekkür ederim."
"Bir sonraki çekimlerde seni görmeyi çok isterim Jimin."
"Hadi ama beni sürekli utandırmayın. Hadi o zaman çekimlere dönelim."
Ve herkes yerini aldı. Işıklar tam benim üstümde dururken derin bir nefes alıp odaklandım.
"Jungkook bir kez kendi etrafında dön." Çok kasılmadan hafifçe döndüm.
"Şimdi gülümse."
Yapmam gereken her hareketi dikkatle dinlerken duyduğum bir başka cümle kanımı çekti resmen.
"Çok güzel kokmuyor mu?"
"Islak toprak kokusuyla boğazım düğümlendi resmen."
"Gerçekten Jungkook çok şanslı düşünsene böyle biriyle kızgınlık geçirdiğini?"
İki omeha kendi arasında benim Taehyung'umdan bahsederken delirmemek için zor duruyordum.
Kaşlarım çatılırken ellerimi yumruk haline getirip sıktım. Şu iki omegayı tam da şu an burda parçalayabilirdim hatta işten bile kovdurabilirdim. Vicdanım ikincisine izin vermese de birincisini yapmamak için kendime hakim olmaya çalıyordum.
"Jungkook sorun mu var?"
Jisoo'nun dediğiyle kendime geldim. Bir saniye neden ben Taehyung'u kovmuyorum ki??????
"Bir dakika lütfen."
Tae ayağa kalkmış kaşları çatık şekilde bana bakıyordu.
"Bebeğim sorun ne?"
"Sorun sensin."
"Ne? Ne oldu?"
"Hemen eve gidiyorsun hemde hemen!"
"Jungkook ne oluyor dedim?"
"Kokun Tae tüm stüdyoyu doldurdu."
"Eee?"
"Eee derken delirdin mi sen? Hemen eve git diyorum!"
"Jungkook abartma güzelim."
"Tüm omegaların gözü sende. Burdan birini parçalamadan git."
"Ama benim gözüm tek bir omegada."
Sözde tatlılık yapıyordu ama ben yemem. Çünkü sinir damarımda gezerken onun bu hallerini görmüyordum.
"Biraz daha burda kalırsan o omeha herkesin ortasında bir sonraki takımı giyer."
"Jungkook-"
"Ben diyeceğimi dedim. Sen bilirsin!'
Ve arkamı dönüp tekrar kamera karşısında yerimi aldım.
"Ben çıkıyorum." Kulağıma dolan sesiyle gülümsedim. Deli ediyordu bu adam beni!
"Kalacağını söylemiştin?" Dedim haberim yokmuş gibi.
"Biraz rahatsızım birtanem."
"Hımm?" Dedim ve yanına gidip sıkıca sarıldım. Elleri anında belimi bulurken daha sıkı sarıldım.
"Jungkook lütfen hızlı bitir işini hemen gel."
"Söz veriyorum alfam."
"Görüşmek üzere!" Dedi geri çekilip ellerini selamlaşmak adına kaldırarak.
Herkes karşılık verirken ben tekrar yerime geçtim.
Onu bu halde bir başına bırakmak içime sinmese de mecburdum bu yüzden hemen bitirip gitmek istiyordum.
"İstersen yarına erteleyelim?" Dedi Jisoo.
"Yarın hiç gelemem. Bu gün bitsin yeter."
"Peki o zaman hızlıca bitirelim bu işi!!" Jisoo tüm enerjisiyle konuşup kadroyu tekrar topladı.
§§§
En son ki takımlada çekimler bitmişti ama ben bir türlü eve varamadım. Çünkü Jimin en baştaki giriş için video çekmemiz gerektiğini söyleyip duruyordu.
Tae eve gideli iki saatten fazla olmuştu. Kim bilir ne haldeydi şimdi. Ben ondan uzakta üç gün geçirdim ve hayatımın en zor kızgınlığıydı. Bu yüzden onu çok iyi anlıyorum.
Şu an bana kokuma ihtiyacı vardı.
"Jimin hadi ama."
"Tamam son bir fotoğraf." Ve bir fotoğraf daha çektik.
"Bitti. Ama sana ihtiyacım var bu gün?" Dediğinde kaşlarımı çattım.
"Ne gibi?"
"Bu gün Yongi'nin doğum günü."
"Eeee?"
"Hediye secmeme yardımcı olur musun?"
"Neden son güne bıraktın?"
"Çünkü öyle gerekti işte. Aşırı hızlı olurum söz veriyorum."
"Jimin Taehyung kızgınlıkta onun yanında olmam gerekiyor."
"Sadece iki saat lütfen."
"Peki jimin gidelim. Ama lütfen hızlı ol."
"Tamam tamam." Heyecanla konuşup önden yürümeye başladı.
Arabanın kapısını açıp bindi bende hemen yanına bindim. Eminim yine saat alacaktı ama bize iki saat boyunca her mağazada örnek gösterecekti.
Büyük bir alışveriş merkezinin önünde durdukm. Beklemeden indim. Hemen bitirip gitmek istiyordum.
"Bu kez ne alacağımı biliyorum." Dediğinde şaşırdım.
"Ne alacaksın?"
"Kol düğmesi."
"Harika."
"Evet o yüzden işimiz erken biter merak etme."
Ezbere bildiğimiz yolu hızlı hızlı geçerek istediğimiz mağazaya girdik.
Çeşit çeşit saatler kol düğmeleri kemerler kıravat ve dahalarıyla doluydu.
Jimin aynı kol düğmesinden iki tane aldı.
"Neden iki?"
"Kendime de aldım. Beraber takarız."
Aslında mantıklı bende mi alsam acaba? Dudak büzerek etrafta gezdirdim gözlerimi. Gözüme takılan bir çift yüzüğe yaklaştım.
Harika görünüyorlardı. Bir tanesini alıp parmağıma denedim. Çok güzel görünüyordu. Uzun zamandır Taehyung için bir hediye almıyorum bu harika olur.
Yüzüğü kutuya koymalarını istedim. Eminim buna bayılırdı.
Telefona gelen bildirim sesiyle cebimden çıkarıp baktım.
ALFAM/ Jungkook nerdesin bilmiyorum ama hemen eve gel!"
Okuduğum mesajla alt dudağımı ısırdım. Sanırım sabrı kalmamıştı.
"Jimin hadi artık."
"Tamam ödeyip gidelim."
Başımı salladım ve Taehyung'a da eve varmak üzere olduğumu anlatan kısa bir mesaj attım.
Çok geçmeden arabaya döndük.
Jimin'in gözleri mutlulukla ışıldarken bende mutluydum. Sonuçta ikimiz için yeni yüzükler almıştım.
Her ne kadar evde delirmek üzere bekleyen bir alfa olsa da benim eşimdi ve yüzüklere bayılırdı.
Sonunda evin kapısına vardık.
"Kendine dikkat et Jungoo!" Dedi göz kırparken. Jimin'in bu kadar utanmaz olmasına alışmak mümkün değildi.
"Jimin utan biraz."
"Hım tabiii olurrrr." Beklemeden indim arabadan. Son kez el sallayıp evin kapısını çaldım.
Evden beraber çıktık ve beraber döneriz diye ben yanıma anahtar almamıştım.
Kapı açılmayınca bir kez daha çaldım.
Sonunda bir kaç ses ve kapı açıldı.
Karşımda yarı çıplak terli Taehyung'u görmeyi beklemiyordum.
Zorla da olsa yutkunup içeri girdim.
"Neden bu kadar geciktin?"
"Jimin Yongi'nin doğum günüsü için hediye alacaktı ona eşlik etmemi istedi."
"Ve sende beni böyle bırakıp gittin öyle mi?"
"Özür dilerim sevgilim. Çok ısrar etti kıramadım. Hem bizim için de ufak bir şey aldım." Dedim heyecanla.
"Ne?" Sakin kalmaya çalışıyordu farkındaydım.
Cebimden yüzük kutusunu çıkarıp açtım. Gülümsedim ve uzatıp gösterdim.
O da benim gibi gülümseyip baktı.
"Beğendin mi?"
"Bayıldım sevgilim. Bütün sinirim uçtu."
Yaklaştım ve boynuna sarıldım.
"Seni bekletmek istemezdim."
"Şu an sadece sana sıkıca sarılıp uyumak istiyorum bebeğim."
"Gerçekten mi?"
"Evet. Neden şaşırdın?"
"Fazla sakinsin?"
"Şimdilik kokunla dinlenmek istiyorum. Sonuçta önümüzde uzun bir hafta var."
Arzu dolu sesiyle konuşunca başımı salladım. Umarım sağ çıkacağım bir hafta olur...
BEBEKLERRRR NABERSİNİZZZ????
İYİM BEN SAĞOLUN VAROLUN. UMARIM AKIŞTAN SIKILMIYORSUNUZDUR? BANA NORMAL GELİYOR.
ZATEN İLK BAŞLARDA SÖYLEDİĞİM GİBİ KISA BİR FİC OLACAK EKSTRA DRAM NE BİLİYİM ENTRİKA FALAN BEKLEMEYİN 🫡🫡
SADECE EĞLENİNNN🥳🥳🥳
SİZİ KOCAMAN LOVEEEE 🥳 🧚🏼♀️ ✨
