Yorum yapınnn pleaseee 💖
Jungkook
Koca bir haftamızı Busan'da geçiriyorduk. Ve herşey çok güzeldi. Geziyorduk Hyun-soo babanın harika yemeklerinden yiyor sürekli de uyuyordum.
Sanırım bu bir haftada baya kilo almıştım. Çünkü yanaklarım şiş şiş görünüyordu.
Jimin ve Yongi de aramıza dün katıldılar sonunda. Hyun-soo babanın fikrinden sonra maalesef Jimin yanlış yemeği yemiş ve zaten gelmek üzere olan kızgınlığı başlamıştı.
Neyse ki otelde geçirmiş bize büyük travmalar yaşatmışlardı. Bu gün Taehyung'la birlikte biraz Busan sokaklarında gezmek istesem de maalesef olmadı.
Taehyung burdaki amcasını ziyarete gitmişti. Benimde onunla gitmemi istese de Jimin mini bir vlog çekelim dediği için gidemedim. Ama dönmeden önce mutlaka uğramam gerekiyordu.
Jimin elinde tuttuğu Kamera ile doğru açıyı ararken bende elime ki sandviçten yiyordum.
Doymak ne bilmiyordum gerçekten.
"Jungoo onu da yedikten sonra gel açıyı buldum."
"Jimin yüzüm iyice şişti kilo da aldım. Artık şu vlogları çekmesek mi?"
"Saçmalama istersen. Herkes bu halini görsün doğumdan sonra nasıl kilo verdin onu da çekeriz."
"Sen gerçekten aptalsın. Umarım hemen hamile kalır ve kilo alırsın!" Sürekli benimle dalga geçiyordu!!
"Hamile kalırım kilo da alırım sanane!"
"Aynen görürüz."
"Hadi elini yüzünü yıka gel."
"Offfff."
"Oflama abine bak alırım ayağımın altına."
"Hyun-soo baba!!! Jimin bana bağırıyor!!" Dedim gıcık bir sesle.
"Jimin karşıma çocuğa!!" Mutfaktan yükselen sesle dilimi çıkardım ve gidip çekim için hazırlık yaptım.
Saçlarımı düzeltip son kez süzdüm kendimi. Tanrım sen beni güzellik örneği olarak mı Yarattın inanamıyorum harika görünüyorum. (Bu her gün ayna karşısında ki ben. Sizde yapın!)
"Jungoo!!!!"
"Geldim."
Kameranın baktığı yöne gidip tam karşısında oturdum.
"Evett... Şimdi konu ne?"
"İnanamıyorum sana Jung, dün gece sana attığım mesajı okumadın mı?"
"Okudum."
"Ne kadarını?"
"Vlog için harika bir fikrim var. Dediğin yere kadar."
"Aptal sus!! Yıllar sonra gelip küçük bebeğine de Hyun-soo babanın yemeklerini tattırmak istedin ve aynı zamanda hamilelik hormonlarını anlat falan. Çok uzatma ama ben izlerken sıkılmak istemiyorum."
"Madem bu kadar kısaydı neden bana dün gece o kadar uzun bir metin yazdın?"
"Aralarında star parçalarım vardı."
"Ne gibi?"
"Jimin Hyung harika biri olduğu için sürekli yanımda. Bana yardımcı oluyor. Ben istedim diye benimle Busan'a kadar geldi gibi şeyler."
"Aman Jimin."
"Sus hadi başlıyorum."
"Tamam."
"Üç,iki,bir ÇEKİM!"
Neden bu kadar bağırdın kiii!!
"Herkese merhaba arkadaşlar!! Uzun zaman sonra sizinle mini bir vlog paylaşmak istedim. Umarım keyifle izlersiniz..."
§§§
Vlog çekmeye kısa bir ara verirken telefonumu çıkarıp Taehyung'u aradım.
Açmadı neden açmıyordu ki? Aşırı saçma! Belki doğurdum belki düştüm öldüm nerde bu adam nerde!!!!!!???
"Jung hadi ikinci partı çekelim."
"Off Jimin. Tae telefonlarımı açmıyor."
"Bırak giden gitmiştir gittiği gün bitmiştir sen gideni değil giden seni kaybetmiştir."
"Ne anlatıyorsun yaa? Kocam ortada yok telefonlarımı açmıyor diyorum." Kollarımı birbirine bağlayıp olduğum yere oturdum.
"Hah hanımefendi bir erkek için depresyona girmiş KALK AYAĞI!!!"
Bağırmasıyla yüzümü buruşturdum. Neden sürekli böyle davranıyordu kiii??
"Çekmiyorum vlog falan."
"Bak jungkook şimdi kalk şu vlog bitsin beraber ararız kocanı hadi!"
"Yongi nerde belki o biliyordur."
"Sen kendin dedin ya amcasını görmeye gitti diye."
"Tamam da neden telefonlarımı açmıyor?"
"Ne biliyim ben müneccim boku mu yedim?"
"Offf çok iyi bir dinleyicisin ya çok sağol."
"Rica ederim canım benim. Hadi kalk beni delirtme!"
Dudak büzerek kalkıp tekrar kamera karşısında oturdum. Böyle olunca sevdiğim işi istediğim gibi yapamıyordum işte.
"Üç, iki, bir ÇEKİM!"
"Harika lezzetleri tadarken sizinle de mini bir sohbet etmek istiyorum. Sizce yanaklarım çok şişti mi yaaa? Bence iyi." Gülerek konuşup öylece kameraya birşeyler anlatıyordum. Zaten Jimin Hyung bunu editlerdi.
Son çekimlerde bittikten sonra restoranın arka bölümüne geçip uzandım.
Kaç saat oldu ama Tae yok. Ne aramama döndü ne de buraya geldi.
Amcası nerde yaşıyor onu da bilmiyordum. Resmen kendimi kayıp gibi Hissediyordum.
Telefonumu çıkarıp tekrar aradım. Tam telefon kapanmak üzereyken açıldı.
"Sonunda nerdesin sen? Arıyorum neden açmıyorsun? Ya başıma kötü bir şey gelmiş olsaydı ya doğuruyor olsaydım? Bunların hepsini bebeğime anlatıcam pislik alfa seni!" Dedim içimdekileri dökerek.
"Afedersiniz?" Duyduğum kadın sesiyle kaşlarımı çattım.
"Sen kimsin? Ben Taehyung'u aradım. Onun telefonunun sende ne işi var?" Sert çıkan sesimi umursamadan yutkundum.
"Taehyung şu an uyuyor. İsterseniz adres veriyim gelin?"
"Sen kimsin de Taehyung yanında uyuyor? Hemen konum at."
"Sakin ol omega. Sen Taehyung'un nesi oluyorsun?"
"Eşiyim sen kimsin?"
"Ne eşi mi? Ne eşi bana bekar olduğunu söyledi?" Duyduklarımla elim ayağım titredi.
"Sana neden böyle söyledi ki?" Ben ben düşünemiyordum. Nasıl olurdu Tae burda bir omegayı nerden bulmuştu ki??
"Hemen gel ve odamda uyuyan kocanı al burdan omega."
"Konum at." Ve telefonu kapattım.
İğrenç alfa seni nasıl yaparsın bunu bana nasıl? Bensiz nefes alamadığını söylerken bir başkasıyla nasıl nasıl??
"Jimin!" Dedim bağırarak.
"Ne ne oldu?!" Jimin korkuyla yanıma koşarak geldi.
"Jimin Taehyung'u aradım ve telefonu bir kadın açtı. Odamda uyuyor bana bekar olduğunu söyledi falan dedi hemen oraya gitmemiz gerekiyor."
"Ne diyorsun Jung anlamıyorum sakin ol ve tane tane anlat."
"Ben ben Taehyung'u aradım ve telefonu bir kadın açtı. Uyuyor dedi, sen kimsin dedim odamda uyuyor bana bekar olduğunu söyledi gel al kocanı dedi bana."
"Kimsin demedin mi?"
"Sordum tek dediği şey kocanı gel odamdan al demek oldu."
"Adresi nerden bulucaz?"
"Konum attırdım."
"Harika yürü arabaya."
Jimin önden yürümeye başladı bende arkasından hızlı hızlı gittim. Karnıma derin sancılar bastırırken umursamadım. Gidip yüzüne iki tokat attıktan sonra boşayacaktım onu.
"Jung sakin ol. Çünkü ben Taehyung'un böyle bir şey yapacağına inanmıyorum."
"Bende inanmıyorum Jimin. Ama kadın dedi işte gidip görelim. Eğer öyleyse onu orda boğarım."
"Saçmalama! Sen hamilesin ben boğarım. Sen dışarda yeğenime iyi bak yeter."
"Alt tarafı üç aydır beraber olmuyoruz diye. Bu bu yapılır mı?"
"Üç aydır beraber olmuyoruz mu?"
"Evet hamileyim ya doktor dikkatli olun dedi."
"Ben üç ay Yongi'den uzak duramam. Napcaz?"
"Şu an tek sorun senin Yongiyle birlikte olamaman mı???? Beni delirtme hızlı sür şu arabayı!!!"
"Ne bağırıyorsun be! Tamam gidiyoruz işte."
"Baksana konum dağın başını gösteriyor."
"Kocan kadınları dağa kaldırıyor Jung." Jimin gülerek konuşunca ben titreyen elimle ağzına vurdum.
"Saçma sapan konuşma komik değilsin duydun mu?!"
"Özür dilerim sadece seni biraz rahatlatmak istedim."
Durumun ciddiyeti gittikçe içimi tırmalıyordu. Omegam konuşmuyordu sessizdi. Böyle durumlarda beni boğmak istercesine tırmalar aldığım nefesi zehir ederdi bana.
Şimdiyse köşesinde sinmişti. Sanki sanki hayal kırıklığıyla olduğu yere yapışmış gibiydi... Hayal kırıklığıyla.
Gözlerim dolup taşıyor ve ben buna engel olamıyordum. Ben bebeğimizi taşırken o bana nasıl ihanet ederdi.
Sonunda varacağımız yere vardık. Jimin arabadan indi ama ben ben inmeye cesaret edemiyordum...
Nasıl başa çıkardım o görüntülerle nasıl dayanabilirdim.
Jimin gelip kapımı açtı. Ayaklarım yere basıyordu ama ben hissetmiyordum. Ben şu an sadece korkuyordum.
Zaten dağın başı olduğu için tek tük evler vardı. Bende sakin bir şekilde yürüyüp konumun gösterdiği kapının önünde durdum.
Jimin beklemeden kapıyı çaldı. Kapıyı telefonda konuştuğum kadın açmıştı.
Bu bu nasıl bir omegaydı. Kocaman boyu ve baya da güzel bir vücudu vardı. Giydiği göbeğini açıkta bırakan gömleğinden anladığım kadarıyla karın kasları da vardı.
Kahküllü saçları aynı şekilde kısa ve küt kesilmişti. Sinsi gülüşü ile sertçe yutkundum. Gerçekten çok güzeldi ama bir omega gibi değildi...
"Nerde o?" Dedim sertçe.
"Çok güzel bir omegasın, kocan nasıl yaptı sana bunu?"
"Çok konuşma! Nerde o?"
"Sağda ki ikinci odada uyuyor."
Derin bir nefes aldım ve hızlı adımlarla bahsettiği odaya doğru gittim. Kapıyı sertçe açtım.
Yatakta iki metre yatan haline ağlamak istercesine baktım. Nasıl yaptın bana bunu serefsiz herif!
"Kalk!" Dedim son sesle bağırarak. Olduğu yerde sıçrayıp bana doğru döndü.
Beni gördüğünde şaşkındı ama basılmanın korkusu yoktu yüzünde. Pişkin herif!
"Birtanem, sen ne zaman geldin?"
Yanıma geldiği gibi yüzüne sert bir tokat attım. Şokla bana bakarken ben diğer elimi kaldırdım ama vuramadım.
Vuracak güç yoktu sanki ellerimde. Kalbim paramparça olmuş aldığım nefesi bana kütür kütür cam yediriyormuşçasına acı veriyordu.
"Bunu bunu nasıl yaptın Tae? O kadar mı düşünsün aletine hım?"
"Neyi yaptım? Ne aleti ne diyorsun Jungkook?"
"Kapıyı açan kadın herşeyi söyledi. Ona bekar olduğunu söylemişsin."
"Kapıyı açan kadın?"
"Tae! Yalan söylemenin bir anlamı yok. Bana kapıyı açarken ne dedi biliyor musun?"
"Ne?"
"Çok güzel bir omegasın kocan nasıl yaptı sana bunu? Dedi." Dedim ağlayarak.
"Güzelim ben ben hiçbir şey yapmadım lütfen bak neler oluyor anlat. Sakin ol yoksa bebeğimiz-"
"O artık sadece benim bebeğim."
"Helal sana yenge yürü be!"
Kapıyı açan kadın sırtını odanın kapısına yaslamış Jiminse alt dudağını ısırmış gülmemek için kendini zor tutuyordu.
"Ne yengesi be! Utanmıyor musun sen?"
"Yoo neden utanmayın naptım ki ben?"
"Lisa inanamıyorum sana! Ne anlattın söyle?" Tae kaşlarını çatmış kapıda duran kadına bakıyordu.
"Aradı sende uyuyordun. Omegam yazınca küçük bir şaka yapmak istedim."
"Ne şakası ne oluyor?"
"Hamile olduğunu söylemiştim! Ya o sinirle bebeğe zarar gelseydi?"
"Kapıyı açarken baya süzdü beni, omega olmadığımı anlaması gerekiyordu." Dedi hala alayla konuşurken.
"Omega değil mi?"
"Neden yaptın Lisa düştüğümüz duruma bak!"
"Sana odamda uyuma demiştim."
"Neler oluyor burda! Siz beni duymuyor musunuz?!"
"Gel güzelim biz oturma odasına geçelim sana herşeyi anlatırım."
Tae elimden tutarak yürümeye başladı. Oturma odasına geçtikten sonra Lisa denilen kadın karşımda yayvan bir şekilde oturmuş sırıtıyordu.
"Sırıtma sinirimi bozma." Tae fısıltıyla konuştu.
"Bozulsun sinirin ne yapacaksın?" Lisa göz kırpıp baktı. Tehlikeliydi sanki tam olarak çözemedim ama şimdi detaylı bakınca gerçekten de omega gibi değildi. Hatta baskın alfaya benziyordu.
"Bana tane tane anlat güzelim ne oldu?"
"Biz vlog çekmiştik ve ben sonra seni aradım. İlk başta açmadın sonra yine aradım ve O açtı." Parmağımla ufak bir çocuk gibi gösterdim.
"Sonra bana kim olduğumu sordu bende eşiyim sen kimsin dedim? Bana bekar olduğunu söyledi gel al kocanı dedi."
"Odamda uyuyor konum atıyorum dedi."
Ben masum masum anlatırken Tae de kaşlarını çatmış öylece Lisaya bakıyordu.
"Şimdi sen anlat kim bu? Neden burda uyudun? Amcamı görmeye gidicem demiştin?"
"Lisa benim Çin'de kung-fu eğitimi veren kuzenim. Hatırlıyor musun düğüne davet ettik ama gelemedi hatta ben sana staj yapıyor demiştim."
Sessizce başımı salladım.
"Amcamı görmeye geldim. Bir baktım o da bu gün gelmiş. Amcam yorgunluk için çay yapmıştı. Biraz fazla içtim ve üstüme bir yorgunluk çöktü. Odasında biraz uzandım. Uyuma odamda çık falan dedi de dinlemedim."
"Pişman ederim demiştim."
"İyi halt ettin gerizekalı."
"Bak düzgün konuş seni yatırım şuraya."
"Hadi kalk yatır."
"Lütfen durun! Ben ben özür dilerim Tae inanmadım ama kapıyı açtı ve bana kocan nasıl yaptı sana bunu diyince sende öylece yatakta uyuyunca.."
"Tahmin etmesi zor değil. Lisa bu her türlü şakayı yapar."
"Aynen kuzen cansın." Dedi Lisa öpücük artarak.
"Karın kasların ordan geliyor demek ki?" Jimin konudan alakasız Lisanın kaslarını överken Lisa da sırıttı.
"Öyle de senin bu güzelliğin nerden geliyor?"
Jimin kahkaha atarak omzuna vurdu. Karşısında bir Alfa değilde yıllardır beraber yaşadığı arkadaşı varmış gibi davranıyordu.
"Özür dilerim sevgilim. Yemin ederim kapıya varana kadar hala içimde olmaz yapmaz diyordum." Kimse bizi duymazken konuştum.
"Ben özür dilerim, haber vermeliydim." Boynuna sarıldım sıkıca.
'alfamız yapmazdı zaten.' omegam konuşunca bende gülümsedimm sonunda.
"Pist Jungkook bak buraya?"
Lisanın sesiyle bende önüme döndüm.
"Efendim?"
"Jimin Jennie diye bir doktordan bahsediyorda, ne zaman gidersin doktora?"
"O Seoul'e kaldı canım." Dedim gıcık bir şekilde.
"Ben zaten gelirim oralara. Hatta ne zaman gidiyorsunuz beni de götürün."
"Yok artık ne bu çapkınlık?"
"Alakası yok Jimin fotoğraflarını gösterdi. O kıza çapkın olmayıp napim?"
"İnanamıyorum Jimin!"
"Ben demiştim o kıza harika biri gerekiyor diye. Al işte Lisa da hem kung-fu eğitmeni hemde iyi görünen bir alfa."
"Bu gün yeterince macera yaşadık bence. Dönelim mi sevgilim?"
"Olur güzelim dönelim."
Ayağa kalkmışken kapı açıldı ve kapandı. Orta yaşlı adam elinde bir sürü poşetle içeri girdi.
"Oo Jungkook sende gelmişsin? Jimin Yongi nerde o neden gelmedi? Hem siz neden ayaktasınız?"
"Gideceklerdi baba."
"Ve sen buna izin mi veriyorsun Lisa. Hiç bir yere gidemezsiniz! Bu akşam hep beraber yemek yiyelim."
"Ama efendim böyle davetsiz misafir gi-"
"Sakın Jungkook bunları duymamış olayım. Oturun hep beraber yemek yiyelim. Hem özledim sizi."
"Bende seni çok özledim Kim amca! Hemen Yongi'mi arayıp geliyorum." Jimin gülerek konuştu ve oturma odasından çıktı.
"Ben size yardım edeyim?"
"Otur Jungkook Lisa ve Taehyung yardım eder sen hamilesin."
Bu kez sinsice gülme sırası bendeydi. Kalktığım yere tekrar oturdum.
Onlar mutfağa doğru giderken arkalarından bağırdım. "Lisa bana bir çay getirir misin? Tae sende ılık bir su lütfen!" Bu gün yaşadığım korkuyu üstümden atmam aylarımı alacaktı şimdi hemen onları affetmem söz konusu bile olamazdı.
SELAM AŞKKLAR!!!! NABERSİNİZZZ İYİ BENDE SAĞOLUN VAROLUN.
YORUMLARINIZI HEYECANLA BEKLİYORUM KEYİFLİ OKUMALAR
SİZİ KOCAMAN LOVEEEE 🥳 🧚🏼♀️ ✨
